İçeriğe geç

SARMAŞIK

Bölüm 6 · 3 dk okuma

SARMAŞIK

Bölüm 6

5 Bolum

Kuzeydoğudan esen bir rüzgar, bazen bir facia olur bazen sadece kuru bir esinti. Poyraz gecenin karanlığında ölümü her zerresinde besleyen bir doğa faciasıydı. Ne annesi secmişti onu, ne de babası. O Asenayı bulmamıştı, Asena ona gelmişti. Ruhumuza kazınan yaralar sarmaşık misali ele geçirir tüm benliğimizi.

Yetimhanenin soğuk duvarları, kızgın ateş ve acısını hale bedeninde hissettiği kemerler. Hepsinin bitmesine rağmen kabusları tazeydi. Asenayla sevginin, şefkatin, değerin ne olduğunu öğrenmişti. Küçücük bir bedenin ona iyi gelecegini nerden bile bilirdiki.

Arabada son hızla ilerlerken aklından geçen bütün anılar, küçük Asenanın ona muhtaçlığı öfkesini harlıyordu. Elleri titrerken o an hayatı boyunca bu şekilde korkmadığını anımsadı.

Sonunda araba ıssız, çamurlu, karanlık bir sokağa gelince durdu. İleride eski bir kulübe tarzı bir ev olduğunu seçti. İçerisi hafif bir şekilde aydınlıktı. Kendini arabadan atarak oraya doğru ilerledi. Ayaklarınında titrediğini yere bastığı an farketmişti. Sadece şuan için krizinin tutmamasını diledi. Astım ilacını almamıştı. Silahını çıkarmış, sessizce eve yakınlaşıyordu. Kapını hızla açtı ve silahını öne doğrulttu. Gözlerinin hizasındaki adamı gördüğünde silahı tam kafasına doğru kaldırdı. Adamda ilk dikkat ettiği şey boynunda, tam kulağının arkasından giysisinin içerisine doğru ilerleyen kırmızı bir lekeydi. Dudaklarındaki gülümsemeyi gördüğünde gözlerini hafifçe kısmıştı.

"Asena nerede? Eğer şuan soruma cevap vermezsen ya da Asenanın tek bir teline zarar verdiysen yeminim olsun şu anda o kelleni patlatırım." dedi çatallaşmış sesiyle. Karşısındaki adam ona doğru yaklaştığında silahı tam alnına doğru kaldırdı.

"Ama sakin ol sen böyle yaparsan hiç birimiz için iyi olmayacak bak. O çok iyi ama sen böyle devam edersen nasıl olur bilemem Poyraz." dedi adam soğukkanlılıkla. Poyraz adamı iterek odanın içine doğru girdiğinde hayatının bir parçasını sandalyeye bağlı, üzeri, saçları dağılmış bir halde gördü. Tam adımını öne attığı an belinde namlunun soğukluğunu hissetti. Ona doğru hamle yapmak istediğinde adam kollarından yakalamıştı. Aslında onunla savaşa bilirdi ama güçsüzdü. Nefesinin artık daraldığını, kalbinin sıkıştığını hissediyordu. "Sadece konuşalım. Onunda, seninde kılına zarar gelmeyecek efendi." dediğini duydu. İçten içe kim olduğunu biliyordu. Arkasına döndü ve koyu renk gözlere denk düştü.

Alkan her şeyi anlattı Poraza kim olduğunu neden onlara ihtiyacı olduğunu masayı ve o kişiyi. Baştan sona anlattı.

"Şimdi Poyraz Karahan size iki seçenek sunuyorum." diyerek Asenaya doğru ilerledi. Poyrazın elindeki silah çoktan alınmıştı. Titreyen gözleriyle karşısındaki adamı izledi. Alkan Asenanın arkasına geçerek elindeki silahın namlusuna tam kafasına doğrulttu ama Asena bunu hissetmedi. Bir an yüzüne vuran kokuyla birlikte sendeledi Alkan. Umursamamaya çalıştı. Poyraz ise çoktan teslim olmuştu. Zaten tehdit etmesine gerek bile yoktu. O bu teklifi kabul edecekti. İşine gelirdi.

"Tamam, tamam. Bunu yapmana gerek yok. Elindeki bilgiler işime gelir çocuk. Ama sakın onun teline zarar vermeyi bile aklının ucundan geçirme." dedi nefes nefese. Asena gözünden akan bir damla yaşa engel olamadı.

"Güzel." dedi Alkan silahı beline takarak. Poyraz koşar adımla Asenaya ilerlemiş ağzını açmış, bedenini çözmüştü.

Yüzünü avuçlarının arasına almıştı, sakinleşmek adına onun varlığını kendine kanıtlamak istiyordu. "Özür dilerim." dedi derin nefesler alırken.

"İyiyim ben bak hiç bir şeyim yok. Sakin ol. Buradayım." diyerek sarıldı.

Alkan sessizce karşısındaki görüntüyü izliyordu. Öğrendiği bilgilere göre Poyraz yetimhanede büyümüştü. Karşısındaki kadının hayatıyla ilgiliyse pek bir şey öğrenememişti. Sadece adı vardı. Aralarındaki bağ ise göz kamaştırıcıydı. "Yarın otele gel orada konuşacağız." dedi Asena gözlerini ona kilitleyerek. Daha sonra ikiside arkasını dönmüş ve arabaya doğru ilerlemişlerdi.

O kokuyu beyninden, aklından, benliğinden silmeye çalıştı Alkan. Yapamadı. Yağmur gibi kokuyordu saçları ama öylesine bir yağmur değildi bu. Sanki dünyanın en güzel çiçeklerinin olduğu bir bahçeye yağmıştı bu yağmur. Anneside hep güzel kokardı anımsadığı kadarıyla ama bu başkaydı. Neyse dedi Alkan. Yine yeni yeniden neyselerin, keşkelerin içinde boğuldu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.