İçeriğe geç

Sarı Kurdeleler

Bölüm 27 · 6 dk okuma

Sarı Kurdeleler

Bölüm 27

18: Geliş

1 hafta sonra

Boynumda hissettiğim sıcaklıkla gözlerimi araladım. Erdem kafasını boynuma gömmüş, kollarıyla bana sarılmış bir şekilde uyuyordu. Uyku sersemliği ile ona döndüm ve sağ elimi yüzüne koyup uzayan sakallarını okşadım. Bir anda Erdemin görevden yeni geldiğini idrak ederek yatakta hızlıca doğruldum. Erdem aniden kalkmamla gözlerini araladı ve anlamaz gözlerle bana baktı.

"Bebeğim bir şey mi oldu?"

"Gelmişsin."

Erdem bu dediğimle benim gibi yatakta oturur hale geldi ve elini yüzüme koyup parmaklarıyla elmacık kemiğimi okşamaya başladı.

"Geldim."

"Ne zaman geldin, beni niye uyandırmadın, bir yerine bir şey oldu mu?"

"Eda sakin olur musun canım. İyiyim ben, gece dört gibi geldim sende çok güzel uyuyordun kıyamadım uyandırmaya."

"Niye mesaj atmadın gelirken ya da aramadın."

"O kadar çok mesaj atmışsın ki telefon dondu açamadım bile."

"Sen şikayetçisin bu durumdan."

"Asla, bana mesaj yazman çok hoşuma gitti hem ben yokken ne yapmışsın her şeyi biliyorum şu an."

"Ne gibi her şey?"

"Benim için yaptığın yemekler, sardığın sarmalar, özlem dolu anlar."

"Eminsin yani sana yemek yaptığıma falan."

"Doğrusu, yemek konusuna pek inanamadım ama onun dışında her şeye inanıyorum."

"Diyorsun?"

"Dedim bile."

"İyi dolaptaki bir tencere yaprak sarmasını ben yerim o zaman."

"Şaka yapıyorsun, gerçekten sardın mı?'

"Sen bana yalancı mı diyorsun Erdem!"

"Öyle demek istemedim. Sadece şaşırdım. Mutfakla aran iyi değil senin."

"Öyleydi ama senin için öğrenmeye çalıştım bir şeyler."

"Sana kurban olurum, sen benim için yemek yapmayı mı öğrenmeye çalışıyorsun?"

"Evet, ve sen tadı kötü de olsa yemek zorundasın."

"Bebeğim tadı kötü bile olsa sen yaptığın için güzelleşir emin ol ama biraz uyusak saat daha yediye geliyor şu an sarma konuşmak için emin ol hiç doğru bir zaman değil."

"Tamam sen yat o zaman, ben işe gideceğim hazırlanmam lazım."

"Bugün izinli değil misin?"

"Öyleydi ama evde sıkılıyorum diye mesaiye kalıcaktım."

"Gitmesen beraber vakit geçirsen olmaz mı?"

"Maalesef olmaz. Sen yat ben işten çıkarken ararım beraber yemek yeriz."

"Hayatta olmaz ben sevgilimin yaptığı sarmaları yiyeceğim akşam o yüzden sen çıkarken arıyorsun ben seni almaya geliyorum."

"Tamam ben hazırlanayaım o zaman."

"Tamam bebeğim."

Erdeme sarılıp yanağına öpücük kondurdum ve hazırlanmak için dolaptan dün hazırladığım kıyafetleri alıp banyoya gittim. Şu an Erdem evde olduğu için içimde bir heyecan vardı ve onu bırakmak istemiyordum.

Üzerime fıstık yeşili diz üstü mini bir ceket elbise giydim. Beli bol olduğu için siyah bir kemer taktım. Kemer takınca elbise biraz daha kısaldı ama böyle daha güzel oluyordu. Bej rengi dizime kadar gelen çizmelerimide giyip saçıma geçtim. Saçlarım pırasa gibi düz olduğu için saçıma ne yaparsam yapayım tutmuyordu. Bu yüzden sadece fön çekip biraz daha düzgün olmasını sağladım. Makyaj olarak kirpiklerime rimel az allık ve ruj sürdüm. Abartı makyaj günlük hayatta kendime yakışırmıyordum.

Odaya çantamı almaya girdiğimde Erdemi mışıl mışıl uyurken buldum. İşe geç kalmasam akşama kadar izleyebilirdim. Ama iş ve ben biraz daha oyalanırsam geç kalacağım.

Hızlı bir şekilde çantamı ve kabanımı alıp odadan çıktım. Kapının önüne geldiğimde üzerime bej rengi uzun kabanımı giyip duvardaki boy aynasından kendime son defa baktım.

Otoparka geldiğimde arabama binip yola çıktım. Sabah trafiği olduğu için yola erken çıkmıştım ama yine de trafiğe takılı kaldım ve en az yarım saatlik yol bir saat olmuştu.

Işığın yeşil yanmasını beklerken telefonum çalmaya başladı. Arabanın ekranından annemin aradığını gördüm ve hemen cevapladım.

"Alo, kızım.'

"Efendim anne."

"Nasılsın?".

"İyiyim, sen nasılsın?"

"Bende iyiyim, ben senden bir şey isteyecektim onun için aradım."

"Tabi anne söyle."

"Kızım ben babanın timini yemeğe davet etmek istiyorum da sen bana yardıma gelir misin?"

"Tabi gelirim anne ne zaman çağıracaksın ona göre ayarlayayım işlerimi."

"Yarın çağıracağım baban haber verecek onlara. Sen sabahtan gel ben yemekleri Aras ve Demirle yapacağım sende Oğuzla Emirle temizlik yaparsın çabucak biter."

"Tamam anne ben sabahtan gelirim yanınıza o zaman."

"Tamam kızım. Birde sen ne zaman bizim yanımıza geliceksin? 1 haftadır burnumda tütüyorsun."

"Anne bende sizi özlüyorum. Hem ben sizi devamlı ziyarete geliyorum. "

"Söz ver artık daha fazla geliceksin."

"Söz anne söz. Hen sen yarın benim için yaprak sarma yapar mısın?"

"Yaparım tabi kızım."

"Tamam anne öpüyorum seni o zaman ben işe geldim de."

"Bende seni öpüyorum kızım kolay gelsin."

Çağrıyı sonlandırdığımda yüzümde güller açıyordu. Annem Erdemleri yemeğe davet edecekti. Benim için olduğunu düşünse'de aslında sarmayı Erdem için söylemiştim. Benim evdeki sarmaların tadı güzel olabilir belki biz ona az güzel diyelim ama şekil olarak tam bir fiyaskolar. İki tane yiyen doydum der o kadar büyükler o yüzden annemin kalem gibi sarmalarını beğeniceğini düşünüyordum.

Adalet sarayına geldiğimde arabamı otoparka park edip binaya girdim. Saate baktığımda mesaimin başlamasına 10 dakika daha olduğunu gördüm. Odama geldiğimde Su dan bir tane sade türk kahvesi istedim. Masama baktığımda çok fazla dosya olmadığını gördüm. Tabi Erdemin yokluğunda çok az izin yapıp bütün işleri bitirmiştim.

🎗️

İşten çıktığımda Erdem beş dakikaya geleceğine dair mesaj atmıştı. İçeride oturup sıkılmaktansa şu an kapının önünde Erdemi bekliyordum. Kapı açılma sesiyle kapıya baktım ve bana doğru gelen Âgâh beyi gördüm. Âgâh beyde benim gibi savcıydı geleli bir hafta olmuştu.

"Merhaba Eda hanım."

"Merhaba."

"Çıkıyor musunuz?"

"Evet."

"İsterseniz ben bırakabilirim sizi."

"Yok teşekkür ederim."

"Birini mi bekliyorsunuz?"

"Evet, başka bir şey var mı?"

"Yok ben sadece sizi burada görünce bir selam vereyim demiştim."

"İyi etmiş değil mi sevgilim?"Erdemin sesiyle yüzümü ona doğru çevirdim. Arkasında biri daha vardı ve buraya geliyorlardı.

"Sevgiliniz mi?" Âgâh beyin sorusuna kafamı evet dercesine sallamakla yetindim. Erdem yanıma gelip elimi sımsıkı tutunca bir kavga çıkmasın diye Erdemden önce lafa girdim.

"İyi akşamlar Âgâh bey biz gidelim."

"İyi akşamlar."

Âgâh beyin yanından uzaklaşırken Erdem hala öldürücü bakışlarını atıyordu. Beni kıskanması hoşuma gitsede bir kavga çıkma ihtimali beni o kadar korkutuyordu. Arabanın yanına geldiğimizde Erdemin arkadaşı gülerek Erdeme bakıyordu.

"Merhaba yenge ben Ahmet Erdemle aynı timindeyiz."

"Merhaba, bende Eda."

"Biliyorum yenge."

"Ahmet gülme devrem gülme."

"Ne gülmesi devrem ben sadece kıskançlıktan ne zaman kızarmayı bırakırsın onu düşünüyorum."

"Ahmet seni gebertmeyim."

"Tamam aşkım yani Ahmetin bir suçu yok oldukçada haklı adamla sadece konuşuyorduk yani."

"Eda sende mi?"

"Bende."

"Neyse Eda siz Ahmetle tanıştınız zaten beni bırakmaya gelmişti şimdide geri dönüyordu."

"Devrem araba senin ya."

"Ahmet benim arabam var biz Erdemle benim arabamla gideriz. Sende evine arabayla git taksiyle falan uğraşma."

"Devrem yenge senin aksine çok iyi biri bak beni arabayla gönderiyor." Ahmetin ağlamaklı sesiyle Erdem sabır çekerken ben gülmemek için yanağımı ısırıyordum.

"Devrem git yoksa elimden bir kaza çıkacak."

"Görüşürüz Ahmet."

"Görüşürüz yenge."

Ahmet yanımızdan giderken bende Erdemin elinden tuttum ve arabamın olduğu yere doğru getirdim. Çantamdan anahtarı çıkarttığımda Erdem seri bir şekilde anahtarı elimden aldı ve ben daha bir şey diyemeden arabaya bindi. Bende yanına bindiğimde Erdem arabayı çalıştırdı.

"Bir şey mi oldu sevgilim?"

"Hayır nerden çıktı o ?"

"Bi kızgın gibisin."

"Değilim."

"Emin misin?"

"Eminim."

"Peki sormak istediğin bir şey var mı?"

"Var."

"Ne."

"Yanında ki adam kimdi."

"Yeni gelen savcı Âgâh bey."

"Ne için geldi yanına?"

"Görünce selam vermek istemiş sadece."

"Anladım."

"Sen beni kıskandın mı?"

"Kıskanmadım Eda sadece..."

"Sadece?"

"Of Eda kıskandım deli gibi kıskandım oldu mu!"

"Çok tatlı görünüyorsun şu an."

"Tatlı mı sevgilim ben 27 yaşındayım."

"Olabilir, sen benim gözümde çok tatlı, çok karizmatik ve çok yakışıklı birisin."

"Öylemiymiş başka?"

"Başka bir şey yok. Sorgu sırası bende yanındaki kimdi?"

"Bebeğim tanıştın ya Ahmet timden arkadaşım."

"Neden geldi peki?"

"Bırakmadı ki tutturdu ben yengemle tanışıcam diye."

"Bugün onunla mıydın?"

"Timdekiler çağırdı sonra seninle yazıştığımı görünce herkese seni duyurdu bir gün tanışmak istiyorlar seninle."

"Bende tanışmak isterim, hatta yarın tanışırız."

"Yarın derken?"

"Ben sana söylemeyi unuttum. Annem timdekileri yemeğe çağırıyor yarın sabahtan beni yardı

ma çağırdı."

"Yine ayırıyorlar bizi yani."

"Sevgilim akşam görüşeceğiz zaten."

"Akşama kadar ayrı kalacağız ama."

"Bir şey olmaz hem sen timdemilere söyle babam sevgili olduğumuzu bilmiyor. Ağızlarından kaçırmasınlar."

"Söylerim bebeğim."

Bölüm sonu

1 yorum