"Benim kardeşim asker yolları mı beklermiş, benim kardeşim büyümüşte babasının timindeki askere aşık mı olmuş."
"Burak yeter artık çocuk değiliz."
"Çocuk değilsek asma yüzünü. Akşama kadar yediğini içtiğini haber veriyorsun. Bide tüm gün somurtuyorsun."
"Ne yapayım Burki sevgilim göreve gitti diye göbek mi atayım."
"Göbek at demiyorum zaten biraz kendine vakit ayır, biraz gül. Tamam özlüyorsun da kendine bu eziyeti yapma."
"Burki 2 haftadır haber yok ama."
"Dağın başındalar. Telefon çekmiyordur, yoksa cevap verirdi sen içini ferah tut."
"Offfffff"
"Oflanmaz abiye. Ben daha senin kınanda bindallı giyip göbek atıcam."
"Bindallı mı."
"Heeee banada kına yakar mıyız?"
"Başaka söyle kendi kınasında sana yaksın."
"Dalga geçme askere giderken serçe parmağıma yaktılar çok hoşuma gitti."
"Burki saçmalıyorsun."
"Niye erkekler kına yakamaz mı? Burası laik bir ülke istediğimi yaparım."
"Ayyy yak kına yak, bir yerlerine ben evleniyorum diye."
"İyi be sanada bir şey anlatmaya gelmiyor,hadi hazırsan çıkalım. Seni beklemekten aşağıda ağaç oldular."
"Ben lunaparka gelmesem ölürsünüz sanki."
"Evet ölürüz Eda hadi ya alt tarafı lunaparka gidiyoruz söylenme."
Çantamı alıp Burakla birlikte odadan çıkıp abimlerin yanına gittik. Bugün lunaparka gitmek için plan yapmışlar. Yapmışlar diyorum çünkü bana son dakika haber verdikleri için ne kadar da gitmek istemediğimi söylesem zorla gidiyordum.
Evden çıkınca beni ilk gören Demir abim olmuştu ."Şükür hazırlanabildin abicim." Diyip güldü.
"Ya Eda da gitmek istemiyor hadi evde oturalım bugün." Arasın lunaparktan korktuğu için beni öne atmaya çalışmasına hepimiz gülmüştük.
Bu ailede en korkak kesinlikle Aras abimdi. Bunu hiç bir şey değiştiremezdi.
"Hadi Aras söylenme de bin arabaya." Emir abim, Aras abimin koluna girerek onu arabaya bindirip kendide şoför koltuğuna geçti.
İki araba gidecektik. Emir abimin arabasında Aras ve Demir abim varken, Oğuz abimin arabasında da benle Burak gidiyorduk. Hepimiz arabalara binip yola çıktığımızda abimler ne kadar tehlikeli de olsa trafik kurallarına uyarak birbirlerini sollamaya çalışıyorlardı. Tabi bunun büyük bir etkiside bizim evin yolları boş olduğu ve araba çıkmadığı için fırsat kollamalarıydı.
🎗️
Yarım saat sonra lunaparka gelmiştik. Demir abim abim biletleri alırken Burakla Emir, Aras abim kaçmasın diye onu tutup binmemek için attığı bahaneleri dinliyorlardı. Bende kafamı Oğuz abimin omzuna yaslamış onları izliyordum.
Demir abim elinde biletlerle geldiğinde hepimiz ilk olarak balerine gittik. Sırayla hepimiz bir koltuğa binip önümüzdeki demirleri kapattık. Balerinin dönmeye başlamasıyla Aras abim direkt çığlık atarken bende balerin aşağı indiğinde dengemi kaybetmemek için demiri tutuyordum. Demir ve Burak abim Aras abimin haline gülerken ben ve Emir abim arka arkaya oturduğumuz için birbirimizle uğraşıyorduk. Daha doğrusu o benim tikimle oynuyor parmağını belime batırarak bağırmamı sağlamaya çalışıyordu.
Balerin durduğunda hepimiz gülerek inmiştik. Tabi Aras abim biraz sarsak adımlar atsada o da gülüyordu. Zaten hiçbir oyuncağa binmemek için ilk boş yere ağlar sonrasında da eğlenir, gülerdi.
İkinci olarak hız trenine binmiştik. Ben Demir abimle ben önde bizim arkamızda Burak ve Aras abim onların arkasında da Oğuz ve Emir abim vardı. Bizim dışımızda birilerinin de binmesini beklerken Aras abimle beraber bu sefer Burak da nazlanmaya başladı.
"Ya bence bu oyuncak en gereksizi hadi inelim." Burak abim sanki hiç korkmuyormuş gibi özgüvenli bir şekilde söylemişti.
"Abi korkaklık bulaşıcı olmuş baksana." Oğuz abim eğlenirken Aras ve Burak abim homurdanıyordu.
"Eee üzüm üzüme baka baka kardeşim." Demir abimde Oğuz abimle eğlenmeye başladığında Aras abim artık sessizliğini koruyamadı.
"Neymiş Aras korkakmış, neymiş Aras ürkekmiş. Birkaç saat önce ben korkmam diyen adam şimdi burada kedi oldu."
"Ben kediysem sende köpeksin. Tasman nereye çekilirse oraya gidiyorsun." Burak abim Arasla yan yana didişirken biz ve diğer koltuklarda oturanlar onların bu hallerine inanılmaz eğleniyorduk.
"Benim hiç değilse evde asil bir hayat sürme gibi bir imkanım var. Sen ise fakir bir sokak köpeğisin."
Abimler birbirini yerken hızlı tren ilerlemeye başlamıştı ama abimler kavga etmekten hala ilerlediğimizi anlamamıştılar. Trenin hızlanmaya başlamasıyla onların ilk olarak çığlıkları sonra ise inmek bağırmaları duyulmaya başladı.
Tren en tepeye gelip bir anda aşağı doğru inmesiyle trende herkes çığlık atarken Aras ve Burak abim dua etmeye başlamışlardı. Son hız ilerlerken artık sona gelip tren durmuştu. Oldum olası hızlı şeyleri severdim o yüzden lunapardaki hiçbir oyuncaktan korkmam aksine baya güler eğlenirdim. Tabi abimlerler geldiğimde asıl eğlence Aras abimin korkusu yüzünden kendini bir şekil rezil etmesi oluyordu.
Trenden indiğimizde Aras ve Burak abim kendilerini yere attılar. Elleri o kadar titriyordu ki zannederseniz içlerinde deprem oluyordu.
"Allah belamı verdi ben bir daha bir şeye bimem." Aras abim yerden kalkmaya çalışıp tekrardan düşmesiyle Demir abim onun elinden tutarak yerden kaldırdı.
"Bir daha sizin aklınıza uyarsam bilgisayarım bozulsun."
"Vay bee ne büyük yemin ama." Emir abimde dalga geçerek Burak abimi yerden kaldırdı.
"Size bugünlük bu kadar aksiyon yetti bence gidelim artık." Bende Oğuz abimi onaylayıp onun koluma girdim ve ikimiz önden gitmeye başladık. Hepimiz arabalara binip eve gittik.
🎗️
"Öncelikle 3 adet orta boy yumurtayla 1,5 su bardağı toz şekeri derin bir kapta beyazlaşıp köpük oluncaya kadar mikserle çırpın." Oğuz abim kek tarifinin ilk aşamasını okurken bende Emir abimle malzemeleri çıkarıyordum.
Eve gelince canımız kek çekmişti ve neden kek yarışması yapmıyoruz diye düşünüp iki gruba ayrılıp kek yarışması yapmaya başlamıştık. Ben, Oğuz ve Emir abim bir takımdayken Demir, Aras ve Burak abim diğer takımdaydı.
Biz normal bir kek yapmayı seçmişken onlar bulut kek yapıcaktı. Seçtikleri kek tarifi zordu ama onlar yapabileceklerini iddia ediyorlardı.
Emir abim mikseri ayarlamaya çalışırken ben bardağa şekeri dolduruyor, Oğuz abimde kaba yumurtaları kırıyordu. Yumurta ve şekeri kaba attıktan sonra Emir abim mikserle çırpmaya başlamıştı. Bizde diğer malzemeleri çıkarıyorduk.
" İyice beyazlaşan yumurta ve şekere bir su bardağı sıvıyağ ve bir su bardağı süt ilave ederek tekrardan çırpın."
Süt ve sıvıyağı çıkarıp masanın üzerine koydum. Emir abim mikseri durdurduktan sonra süt ve sıvıyağını da atıp tekrar çırpmaya başladı.
"Karışıma 2,5 su bardağı un, 1 paket kabartma tozu ve vanilya ilave edelim. Hamuru pürüzsüz bir kıvam alıncaya kadar karıştıralım."
Oğuz abim unu çıkarırken bende buzdolabından kabartma tozu ve vanilya çıkarttım. Sonra ise kek harcını koyucağımız kalıbı iyice yağladım. Fırınıda 180 dereceye ayarlayıp önceden ısınması sağlarken bizim işimiz neredeyse bitmişti.
Oğuz ve Emir abimde kekin malzemelerini iyice karıştırmış ve yağladığım kalıba harcın yarısını dökmüşlerdi. Kapta kalan harca ise kakao ekleyip tekrar çırpmış bu sefer kalıba bütün harcı dökmüşlerdi.
Alacalı bir kek yapıyorduk. Genelde annem bu keki yapardı hem kolay hem lezzetli olurdu. Genelde içine çikolata tanecikleri de atılıyordu ama ben sevmediğim için atmıyorduk.
Kek kalıbını fırına koyup zamanlayıcıdan 40 dakika ayarlayıp etrafı temizlemeye başladık. Emir abim bulaşıkları yıkarken ben tezgahı siliyordum Oğuz abim ise malzemeleri tekrardan yerine koyuyordu.
Madayı sildikten donra bize kahve yapmıştım. Biz oturup kahve içerken Demir Aras ve Burak abim hala kek yapamaya çalıdıyorlardı. Geniş bir mutfağa sahip olduğumuz için hepimiz rahatça çalışabiliyorduk.
Aras abim elinde mikserle kaba koyulanları çırpıyor Demir ve Burakta tarifi okuyup malzemeleri hazırlıyorlardı. Burak abim kaba unu koyup buzdolabından bir şey almaya dönmüştü ki Aras abim mikseri çalıştırmasıyla un uçuşmaya başlamışı. Demir abim Aras abimin elinden mikseri alıp hemen kapattı.
"Mal mısın Aras un hiç karıştırılmadan mikserle çırpılır mı?" Demir abimin Aras abimi azarlamasıyla Burak abimde yakınmaya başlamıştı.
"Ya mutfak hep un oldu. Kim temizliyecek şimdi burayı."
"Niye hep bana yükleniyorsunuz ya. İnsan der az karıştır sonra çırp diye. Sonra kim temizleyecek bu mutfağı diyorsunuz. Biz bu yola bir çıkmadık mı "
"Tamam Aras beraber temizleriz. Bir kek yapacaktık elimize yüzümüze bulaştı zaten." Demir abim elindeki mimseri tezgaha bıraktıktan sonra tarife geri döndü. Bu sırada bizim telefondan çalan alarmla bizim kekin piştiğini anladım.
Fırını açıp ilk önce kekin pişip pişmediğini anlamak için kürdan batırdım. Kürdanda kek parçası olmamasıyla fırını kapatıp keki fırından çıkarttım.
🎗️
"Anne şimdi hangi kekin daha güzel olduğunu tadıp söyleyeceksin." Demir abimin annemin önüne iki tabak kek koydu. Biri bizim mükemmel bir şekilde kabaran ve yumuşacık olan kekimizken diğeri abimlerin kabarmayan kekiydi.
Demir abimde yanımıza oturduktan sonra baş köşede oturan annemin kekleri tatmasını hepimiz pür dikkatle izlemeye başladık.
Annem çatalını ilk olarak abimlerin kabarmayan kekine batırdı ve yedi. Yüzünde hiçbir mimik oynatmadan yuttuktan sonra suyunu içip aynı şeyi bizim kekimize de yaptı. Annem çatalını bırakıp bize döndüğünde ona ümitle bakan bizleri gördüğünde yüzünde gülümseme oldu.
"Ellerinize sağlık çocuklar iki kekte çok güzel olmuş."
"Anne illa biri daha güzeldir. Hangisi?" Aras abimin hevesle anneme sormasıyla annem derin bir nefes verdi. Kimin kekinin daha güzel olduğunu hiç şüpesiz söylerdi ama bizim kırılmamızı istemediği için hep dikkat ederdi. Ama siz birde onu gerçek hayatta görseniz kadın özgüven için doğmuş diyebilirsiniz.
"Şimdi şöyle ki bu kek güzel kabarmış tadı da güzel seçecek olsam bu keki seçerdim ama diğer kekin tek kötü yanı kabarmamış olması ama kek kesinlikle kötü değil."
Annemin bizim yaptığımız keki seçmesiyle biz mutluluk nidaları atarken diğerleri üzgünce birbirlerine bakıyordu.
"Ben sizinle bundan sonra danaya bile girmem." Demir abim moral bozukluğuyla masadan kalkarken Aras abimde eline bizim yapt
ığımız kek tabağını alıp gitmişti.
"Lan beni niye tek bırakıyorsunuz." Burak abimde onların peşine koşup gitmesiyle mutfakta biz kalmışık.