İçeriğe geç

Sarı Kurdeleler

Bölüm 19 · 4 dk okuma

Sarı Kurdeleler

Bölüm 19

14: Gül ve Diken

Siz: Günaydın

ErdemAy: Günaydın

Siz: Ne yapıyorsun?

ErdemAy: Evdeyim

ErdemAy: Film izliyorum

ErdemAy: Sen ne yapıyorsun?

Siz: Boksa gidicektim de

Siz: Acaba bu ringe çıkma işini gerçekleştirsek mi?

ErdemAy: Hmmmm

ErdemAy: Gerçekleştirelim

ErdemAy: Kaybedersen mız mızlanmak yok ama

Siz: Sanki çok mız mızımda

ErdemAy: Doğru sen NARİNDİN

Siz: Ringde kim narin kim mız mız çıksın o zaman

ErdemAy: Çıksın güzelim

🎗️

"Hala beni yenebileceğini mi düşünüyorsun?" Erdem eline boks edivenini giyerken ben onu bekliyordum.

"Evet" Net bir şekilde kurduğum cümleyle kaşlarını alayvari bir şekilde kaldırıp indirdi ve ringe çıkıp karşımda durdu.

" O zaman şansını dene." Kollarını iki yana açıp gözlerini kapatarak beklediğinde, beni gerçekten hafife aldığını fark ettim.

Sağ bacağımı kaldırıp boynuna orta sertlikte vurmamla ağzından ufak bir inleme kaçtı.

"Ahhh kızım boks yapıyoruz tekvando değil!" Elini boynuna götürüp sızlanmasıyla ben daha da gülerken o acısını saklama derdindeydi.

"Pardon ya ben senin NARİN duğunu unutmuşum." Yaptığım imayla kendini toparlayıp dikleşti.

"Senin vurduğun yerden gül biter yavrum." Eliyle boynunu ima edip bana göz kırpıp savunma pozisyonuna geçti.

"Gülün dikenkeni batmasın sonra?" Cümlemin bitmesiyle Erdemin üzerine atılmamla o birkaç adım geriledi.

Sağ elimi yüzüne götürürken onun yüzünü savunmasıyla ben sol elimi karnına geçirdim. Karnındaki darbeyle o gerilerken açılan yüzünede bir yumruk atıp ondan uzaklaştım.

"Ve ben o dikenleri batırmaktan hiç çekinmem." Erdem kenarda soluklanırken birden üzerime hızlı bir atak yaptı. Ben ellerimle yüzümü savunurken bu sefer o beni şaşırtarak ellerini belime sarıp beni yere düşürdü. Kendide üstüme çıkıp ellerimi tutarlen yüzlerimiz birbirimize çok yakındı.

"Ben o diken elime batmasın diye o gülü her gün eldivenle sevecek kadar seviyorum seni." Dediği sözler beynime kurşun gibi saplanırken cümle kurma yetimi kaybetmiş gibiydim. Kelimeler birbirini tamamlamıyor cümleler hep eksik kalıyor gibiydi.

"Senin ellerine diken batmasın diye bütün dikenlerimi söküp atacak kadar seviyorum seni." Cümlemin bitmesiyle Erdemin dudaklarıma yapışması bir olurken bana öylece kal gelmişti.

Şoku üzerimden atıp onun gibi dudaklarını öperken kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu. Dudaklarımız ayrıldığında Erdemin resmen gözleri parlıyordu.

"Gül, güldükten sonra ister dikenli olsun ister dikensiz. Ben küçük prens gibi fanustaki gülü bile sevebilirim."

"Gül bensem sahibimde sensin. Ellerin dallarıma değsin diye dikenlerimi söküp atsan gıkım çıkmaz."

Erdem ellerimi bırakıp ayağa kalkınca bende onun peşine kalktım. Ayakta karşı karşıya, göz göze bakıyorduk. Onun gözünde ben bir güldüm. Dikenlerim vardı. Hemde en acıtandan. Ama bilmediği ise ben o dikenleri kendim söküp atacak kadar cok seviyordum onu.

🎗️

"İki sade türk kahvesi bide hanımefendiye vanilyalı sade pasta." Garsonun başını sallayarak yanımızdan ayrılmasıyla şaşkın bakışlarım Erdeme döndü.

"Sade pasta sevdiğimi nereden biliyorsun?"

"Burakla buluştuğun günde sipariş etmiştin. Pastayı yerken resmen aşk yaşıyordun."

"Sen o gün beni mi izledin?"

"Yooo sadece ortam sarmadı ve bende manzaramı izledim."

"Hmmmm güzel miydi manzara?"

"Güzeldi ama yanında manzayı bozan şeyler vardı."

"Burak mı?" Gülmemle Erdem gözlerini devirirken ben hala onun kıskançlığına gülüyordum.

"Abin olabilir ama o gün abin olduğunu bilmiyordum."

"Abim değil zaten. Yetimhaneden arkadaşım. Ama abim gibidir." Erdem hiç şaşırmamış gibi görünüyordu. Tabi beni araştırırken bunları zaten öğrenmişti.

"Biliyodum."

"Anladım zaten."

"Sen üzül diye saklamadım. Senin özelin beni ilgilendirmez sonuçta."

"Evet benim özelim seni ilgilendirmediği için beni bu kadar araştırdın."

"Sende beni araştırdın."

"Ben seni bu kadar araştırmadım. Belki bir özelin bir yaran vardır diye."

"Benim senden saklı bir özelim olamaz."

"Olmasında zaten."

"Bebek. Su hallerini yicem ya."

"Ben bir kere cok olgun bir kadınım bebek değilim. Ayrıca sana yeme diyen olmadı."

"Seviyorum seni."

"Bende seni." Masadaki elimi Erdem avucuna almasıyla ellerimiz birbirine kenetlenirken gözlerimizi birbirinden ayırmıyorduk.

Bu duruma gelmemiz erken miydi belki evet ama su an ben mutluydum. Karşımda oturan adam bana her baktığında mest oluyordum. Her konuştuğunda hiç susmasın hiç gitmsein istiyodum.

Elimi Erdemin yüzüne doğru uzattım ve yanağını sıktıp yanağını sevdim. Erdem elimi tutup dudaklarına götürüp ilk öptü sonrada ısırdı.

"Acıdııı" uzatarak söyleyip yüzümü asmamla elimi iki elinin arasına aldı ve öpmeye başladı.

"Benim gülümün canı mı acımış. Kıyamam ben onaaaa."

"Erdem tapma aşkım."

"Susarmısın benim sevgilimin canı yandı şu an."

"Askersin ve şu hallerine bir bak."

"Ben pamuk gönüllü bir askerim. Ama sen su gibi olduğun için senin içine düştümü eriyorum."

"Yaaaa iğrenç romantik bir cümleydi."

"Pamuk şeker iğrenç değil!"

"Yemedim bilmiom tadını."

"Nası hiç mi yemedin."

"Şekerli şeyler sevmiom bide o pamuk gibi ya yiyemem ben onu."

"Çikolata seviyor musun peki?"

"Sevmiyorum."

"İlk defa şeker ve çikolata sevmeyen bir kadın görüyorum.'

"He daha önceki sevgililerin şeker, çikolata falan çok seviodu."

"La yok ne önceki sevgilisi annem ve kardeşim yetiyo bana. İkiside çikolata diye kafayı yiyor. O çikolatalar ne kadar senin haberin var mı?"

"Ne kadar?"

"Bi dido olmuş 15 tl. Bir karam olmuş 17 tl browni ya browni 10 tl. Her gün yiyorlar. Bazen günde iki üç tane. Maaş dayanır mı."

"Resmen kadınların lokmalarını saymışsın."

"Yediklerinde değilim sonra gelip bana karnım ağrıyor diye ağlıyorlar."

"Bir şey olmaz

çikolatadan."

"Bende seni yiyip şeker komasına gireyim diyorum."

"Komaya girmediğin taktirde istediğin kadar."

"Sevgilim ne derse o."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.