Hafif bir soğukluk hissettiğim zaman uyandım. Üstüme hırkamı giydim. Askerler gelmeden gitmem gerektiğini fark ettim çok fazla bir yerde duramazdım. Hemen kendimi toparladım ve gitmeye hazırlandım. Karnım çok acıkmıştı. Sessizce hareket etmem gerekiyordu. Askerler beni duyabilirdi. Balık avlamam gerekiyordu. nehirin yakınındaki bir ağaçtan dal kopardım. Avlayabileceğim kadar avlamıştım. Çalı çırpı toplayıp ateş yakmıştım. Ve balıkları da üzerine koymuştum. Şimdi tek yapacağım pişmelerini beklemekti. Dumanı görmemeleri gerekiyordu. Bu yüzden hırkamı çıkarıp dumanı dağıtmaya çalıştım. Kısa süre içinde balıkları pişirip yedim ve yola koyuldum. Her zaman ki gibi nehir kenarında bir yer aradım.
Zaman çok çabuk geçiyordu ama ben hala bir yer bulamamıştım. Yakınlardaki bir ağaca çıktım ve küçük bir ateş yaktım. Ateşin sesi gece ile bütünleşmiş gibiydi. Bu gerçekten çok hoş hissettiriyordu. Dumanı bulmaları zordu çünkü küçük bir meşale gibiydi. Hemen meşaleyi söndürdüm. Yakınlarımda biri olduğunu anlamıştım. Altımdan geçerken tek kişi olduğunu fark edip üzerine atladım. O daha güçlü olduğu için beni aşağıya indirmesi çok kolaydı onun için. Öyle de yaptı. Gözlerimi sıkmıştım. Bana zarar vereceğini sanmıştım ama beni bırakmıştı. Siyah bir pelerini vardı ve beni bıraktığına çok şaşırmıştım. Yemek yiyip uyumaya karar verdim. Ve ağaçta uyudum.
~~ Bir zaman sonra ~~
Uyandığımda bir yatağın üzerindeydim. Nasıl yani her şey hayal miydi? Hiç kaçamamış mıydım? Gözlerim aralandığında annemi gördüm. Beni okul için kaldırıyordu. Gözlerimi açıp etrafa baktım. Kaç gündür bu haldeydim kim bilir? Kalkıp üzerimi değiştirdim. Annem bana;
- Hadi, geç kalıyorsun yeşim!
+ Tamam anne..
dedim ve kalkıp hazırlandım. Beyaz saçlarımın yerine kahverengi saçlarım vardı. Mavi gözlerimin yerine yeşil gözlerim vardı. Sanki önceden de ne yapacağımı biliyordum. Bu biraz garipti. Okul servisim vardı ve 10.sınıf öğrencisiydim. "C" sınıfında okuyordum. İşin en garip kısmı önceki hayatıma ne olmuş olmasıydı. Konuşmuyor suskun suskun duruyordum. Benimle konuşmaya çalışan biri vardı. Benimle evlendirilmeye çalışan çocuğa benziyordu ve neyim olduğunu sorup duruyordu. Ve sonra biri içeri girdi. Siyah saçları ve mavi gözlerinden onun Rüzgar olduğunu anlamıştım. Hemen yanına gidip oturdum. Bana boş gözlerle bakıyordu. Sanki yine yanlış bir şey yapmışım gibi hissediyordum.
Ve herkesin bana baktığını gördüm sanki büyük bir suç işlemişim gibi.. Benimle evlendirilmeye çalışan çocuk beni kaldırdı ve başka bir sıraya oturttu.
- Aklından ne geçiyordu ki? O okulun popüler çocuğu!
Susup kaldım.. Kimse benim yokluğumu fark etmedi yada yokluğum hiç yoktu.. Bir gün bile olsa yanımda olmasını isterdim. Artık unutmam gerekiyordu. Her gece uyumak yerine oraya giricektim dolapta. Böylece o gizemli kişinin kim olduğunu öğrenebilicektim.. Geceyi beklemeyi bekliyordum..
~~ Evde ~~
Eve gelene kadar mutluydum. Annemle kavga ettim ve bağırıp çağırdık.. Sinirden odamın kapısını kapatıp ağladım. Artık gerçekten bıktığımı fark etmiştim. Kitabı açmak aklıma geldi. Dolaba girip gizli bölmeden kitabı çıkardım.. Artık neyle karşılaşıcağımı bilmiyordum.. Uyandım ve derin bir nefes aldım. Gerçek hayatta geceyken burada sabahtı. Hemen yemek yiyip toparlandım. Ve yeni bir yer bulmam gerekiyordu yine.. Daha kaç gün kaçıcaktım kim bilir? Su stoğu ve balık ve ağaçtaki meyve stoğu yapmıştım ve ormanın iç kısımlarına girmiştim. Ormanın iç kısımları korkutucuydu.. Ama buraya askerin de gelmeyeceğini düşündüm. Burası hiç keşfedilmedilmemişti. Biraz burada kalmam iyi olucaktı. Fakat dikkatli olmalıydım çünkü buradaki canlıları bilmiyordum ve rahatsız etmekte istemem..