Taşınmıştık yine aynı şehirdeydik ama bu beni biraz etkilemişti. Değişimlerim hafiften başlamıştı. Erkek sözcüğünün veya toplumun bana verdiği görevleri sorgulamaya başladım. 9. sınıfın yaz tatiline kadar kimseden hoşlanmadım. Ama bu süreçte artık bu toplumsal kalıpları düzgün bir şekilde düşünmeye başladım. Düşündükçe doluyordum, doldukça sinirleniyor ve sinirlendikçe ise kuralları daha da esnetiyordum. Nerden bilebilirdim varlığı belirsiz depresif bir anarşist olacağımı. 7. ve 8. sınıftaydı cinsellikle tanışmam. O iğrenç ve keko dolu okulumuzun sounma odasında daha iki gram beyni olmayan azgın ergenlerle beraberdim. Rahatsız ediyordu beni bu çıplaklık ve sınırı olmayan cinsel konuşmalar fakat katlanmak zorundaydım çünkü giyinmem gerekiyordu. Uzun bir süre durgunlaşmam gerekti ve hala üstünde düşündüğüm cinsellik sorunsalını ortaya attım. Hala bir çözüm bulamadım bu soruya. 8. sınıfın sonuydu ve lgs denilen düzeni sağlamaya çalışan sınava girdim. Herkes panikti ve herkes çok çalışmıştı ben ise hiç kitaplara bile bakmamıştım. Bu iğrenç sınav beni dizginlemek yerine sahip olduğum öfke gedizini bir denize dönüştürmeye başladı.
Lisenin ilk yılıydı ve sınava çalışmayıp ezber yapmadığım için düzen ona uymadığım için beni aşçılık öğreten bir meslek lisesine uygun gördü. Ama düzen umursamazdı felsefi düşünen sapkın çocukları. Zorunlu olarak haftada bir gün okula gitmemiz ge4rekiyordu ve gittim. Sınavlara girdim ama ikincilere gireceğim deyip girmedim. Çünkü üşendim. Düzeni sağlayan devlet sayesinde 10. sınıfa geçmeye hak kazandım fakat hak etmediğimi düzen de biliyordu. Ama sapkın olmayanları geçirip beni bırakırsa nasıl bir tepkiyle karşılaşacağını o da bilirdi. O dönemler hala beynimde yıkamadığım kadın ve erkek kalıpları vardı. Hatta daha tap olarak lgbt ne bilmiyordum. Sadece bir erkekten hoşlandığımı biiyordum ve bu bana normal geliyordu. İnsan kendisini nasıl garipser ki. Ta ki 9. sınıf yazına kadar. Her şeyin ne olduğunu ve şu ana kadar ilişkiye yakın tek yaşadığım olayı yaşayacaktım.
