O loş, paslı fabrikanın duvarlarında Güneş’in korku dolu ağlayışları yankılanırken, o hain adamların kızını hoyratça kollarından tutup geriye çekmesi içindeki o inatçı, o gaddar anne ruhunu tamamen delirtti. Karşındaki eli silahlı, yüzü maskeli adamların namluları umrunda bile değildi. O an ne askeri kuralları düşündün ne de canının değerini.
Gözlerin öfkeden ve acıdan kan çanağına döndü. Elindeki o ağır para dolu çantayı yere fırlatmadan, tüm fabrikanın kolonlarını titretecek, dağları taşları yerinden oynatacak kadar daha kuvvetli, ses tellerin yırtılırcasına haykırdın:
Ayla (Ajan): "KIZIMI VERİN BANA!!! SİZE ÖNCE KIZIMI BIRAKACAKSINIZ DEDİM!"
Senin bu kükreyişin, bir istihbarat subayının değil, yavrusu tehlikede olan bir aslanın pençesi gibi havayı yardı. Karşındaki o tetikçiler bile senin bu gözü kara, bu dünyayı yakacak cinsten olan muazzam öfken karşısında bir anlık irkilip yarım adım geriye kaçtılar. Liderleri olan o sinsi adam, elindeki silahı sana doğru doğrultup tam "Sakin ol Ajan, yoksa—" diye lafa girecekti ki...
Senin o fabrikada yankılanan devasa haykırışın, aslında dışarıda pusuda bekleyen o şanlı timin için en büyük, en ölümcül saldırı parolasıydı!
Sen o kelimeyi bitirir bitirmez, fabrikanın tavanındaki o tozlu camlar büyük bir gürültüyle patladı! Esila (Gece) ve Kübra (Gölge), o muazzam polis refleksleriyle tavandan halatlarla içeri daldılar. Havada süzülürken bellerindeki susturuculu silahları ateşlediler; Güneş’in arkasında bekleyen o iki silahlı adam, kızımıza dokunamadan anında alınlarının ortasından vurularak beton zemine serildi!
Aynı saniyede, fabrikanın demir ana kapısı Ömer’in (Çelik) kullandığı zırhlı aracın darbesiyle menteşelerinden koparak içeri uçtu. Araçtan fırlayan Ömer ve gözü tamamen dönmüş olan Asaf Üsteğmen ellerinde tüfeklerle içeri daldılar. Asaf, senin o haykırışını duyduğu an zırhını koparmış bir dev gibiydi.
Asaf: (Fabrikayı yıkan bir sesle) "GÜNEŞŞŞ!!! AYLA!!!"
Ömer ve kızlar fabrikanın içindeki diğer adamları yaylım ateşine tutup tek tek yere sererken, Asaf mermilerin üzerine korkusuzca fırladı. Fabrikanın içi bir anda barut kokusuyla, silah sesleriyle ve şanlı timimizin intikam ateşiyle cehenneme döndü. Güneş o kargaşada masanın altına doğru sinerken, senin elindeki o para dolu çanta yere düştü ve sen belindeki silahı çekerek kızına yaklaşmaya çalışan son haini tek bir hamlede yere
serdi