selam bu bölümü festival konusunda 2 ayrı bölüme ayırmaya karar verdim. bunu part1 olarak düşünebilirsiniz. özellikle bol yorum istiyorum, es geçmeyin. ✵ ✵ • • • S&M (Sado-Mazoşizm) • • • ilâhi bakış açısı "Yeter artık, Jimin." Güzel omega çalışanları tarafından yapılan kahve tonlarındaki, gold simlerle de taçlandırılmış göz makyajını incelerken; aynadaki çehresinin düne göre daha iyi gözüktüğünü düşündü. Pek de solgun değildi, cildi parıldıyordu ve şekilli bukleleri her zamankinden de hacimliydi. İçindeki amansız heyecana da bakılırsa, kesinlikle iyidi. Belki de festivaldeki kavalyesinin, davetkar sözlerinin aklında dolanıp durmasındandı bu heyecan. "Festivale benimle gel, Herkes bizi bilsin." Bir adam nasıl bu kadar ateşli olabilirdi? Düşündükçe iç çekmesine ve bacaklarını birbirine bastırmasına engel olamıyordu. "Yetmez, Ggukie! Yetmez! Kaç gün oldu! Bir kere bile aramadı." Sözlerinin sonlarına doğru ağlaması şiddetlenen Jimin'e dudaklarını birbirine bastırarak baktı Jungkook. Umursamaz birisi değildi, hele ki arkadaşlarına asla. Lakin hadi ama, günlerdir sürekli siktiri boktan toksik ilişkisi için götü boklu bir alfanın boş boş triplerini anlatıp ağlayıp duran bir arkadaşa, ufaksa olsa tolerans göstermek istemiyordu. Yeterince nasihat vermiş ve destek olmuştu. "Mesaj da atmadı!" "Ahh Jimin!" Bağırışıyla irkilen çalışanlar omeganın makyaj koltuğuna arkasını dönmesiyle biraz kendilerinden uzaklaştığında, Jungkook sözlerle devam ediyordu. "Ezik misin sen? Ne diye ağlıyorsun bir alfa için?" "O benim ruh eşim!" "Başlatma ruh eşine! Bu kadar ruh eşiyseniz, günlerdir sesi soluğu çıkmayacağına gelip de affettirsin kendini." Sakin kalmaya çalışırken tekrardan döndü koltuğunda, aynadaki ifadesini izlerken dağılmasından endişelendiği buklelerini sıktı. "Kıçımın ruh eşi." "Seni duyabiliyorum aptal." "Kulakların olduğunu biliyorum gerizekalı." Jimin onun dedikleriyle her ne kadar haklı olduğunu bilse de, ağlamasını şiddetlendirmeden edemedi. Artık Hoseok bile ona destek olmayı bırakmıştı. Hem arkadaşlarını hem de çevresini bunaltıyordu. Bu kendisini ezik hissettiriyordu. Sessizce ağlamaya devam ederken kapının ardındaki kişisel yardımcısına seslendi. "Yuna!!!" Öyle bir bağırmıştı ki, Jungkook da dahil herkes irkilmişti. Omega kulağını okşadı işaret parmağıyla. Gözlerini yumdu. "Ne de çatlak bir ses..." Hemen kapıyı açıp içeriye giren ve ellerini önünde bağlayarak sarışının dibinde biten beta kadın gergin duruyordu. Sanırsa küçük efendinin depresyon günleri yine geliyordu, bu da diken üstünde olacağının bir işaretiydi. "Yuna..." diye ağlamaya başlayan sarışın omegaya anlamamış gibi baktı beta kadın, beklemiyordu tabi. "Dondurmamı getir!" Yine irkildiler, lakin Jungkook hemencecik alışmıştı. Biten makyajını izliyordu o sırada. Kesinlikle mükemmel gözüküyordu. Yardımcıların kıyafetlerini getirirken, her ne kadar kendisi de giyinme odasına gidip tercihte bulunmak istese de aniden telefon ekranına düşen bildirim ile duraksadı. Gördüğü isimle, dudaklarını birbirine bastırmasına ve güzel gamzelerinin ortaya serilmesine engel olamamıştı. • taehyung-jungkook whatsapp özel konuşması • taehyung jeon? taehyung hazır mısın güzelim? Tam yazmaya başlayacaktı ki, alfa ondan erken davranarak bir mesaj daha yolladı. taehyung ne zaman hazır olursun? görüldü jungkook hazır sayılırım sadece kıyafetlerimi giyineceğim taehyung güzel yazıyor... taehyung aşağıdayım haberin olsun görüldü Okuduğuyla gözleri kocaman açılan omega kendi kendine düşünürken, aklına gelen ilk fikirle odasının balkonuna çıktı ve köşkün bahçesinde gezindirdi koca bambi gözlerini. Lakin Bahçıvan Song Amca, güvenlikler, bir haç heykel ve süs havuzundan başka hiç bir şey yoktu. Oradayken elindeki telefona tekrardan sarıldı. jungkook yalancı yoksun bahçede görüldü taehyung bahçede demedim zaten jungkook bir daha oku istersen jungkook yazıyor... taehyung evet güzelim misafir salonundayım bayan kim ve bay kim ile kahve içiyoruz jungkook ne yazıyor... çevrimiçi. Omega şoka girmiş ifadesiyle gözlerini kırpıştırırken, içeriye giren çalışanlarının gülümsemesinin yerine anlamsız bir ifademin oluşacağı şekilde hızla ayaklandı ve odasından çıktı. Koşar adımlarla nefes nefese salona inerken, merdivenler bu kadar uzun olduğu için sinirlenecek gibiydi. Pembe tüylü, topuklu terlikleri için bile ayaklarını ağrıtmaktaydı. Salon kapısında belirmeden önce içeride olup olmadığına emin olmadığı kişi nedeniyle bir anlığına duraksadı ve kısaca yutkunarak, zarif parmaklarıyla buklelerini düzeltti. Güzeller güzeli yüzü ve makyajlarına rağmen, kendisine göre fazlasıyla özentisiz mini beyaz saten pijamalarıyla indiğinin farkına bile değildi. İçeriye girdiği anda kendisine dönen gözler arasında bir çifti daha görmek, nedensizce bir anlığına kalbini hızlandırdı. Dudaklarını birbirine bastırırken, gerginliğini belli etmemek adına her zamanki maskesini yerleştirdi yüzüne. Zarif olduğu kadar da dobra gülümsemesini takındı. Annesi ve babası yan yanayken onların tam da karşısında geniş koltukta bir kolunu koltuğun sırtına, bir ayağını ise diğer bacağının diz kapağına atmış bir şekilde oturan baskın alfa, feromonlarından hissettiği baskın omegaya doğru döndürdü yeşil harelerini yavaşça. Göz göze geldiklerinde omeganın burun kıvıran ifadesini görmüş ve bıyık altından kıkırdamadan edememişti. Ne de zor birisiydi ama.. Bayan Kim, Jungkook'un üzerindekileri görünce gözlerini büyütüp ona sinirli bakışlarını atarken, kaş göz işareti yaparak gitmesini söylemişti. Keza ince beyaz satenden gömleğinin ilk üç düğmesi açık ve bir yakası omzundan düşmüş ve şortu zaten fazlasıyla kısayken daha da yukarıya havalanmasıyla kalça bitimini belli etmişken bu manzarayı gören Bay Kim bile rahatsız bir bakış atmıştı. Oğulları gerçekten de çok başına buyruktu. Jungkook onlara samimiyetsiz bir gülümsemeyle selam verirken, şaşkın bakışlarını alfaya çevirerek kaş göz işaretiyle peşinden gelmesini söyledi ve tekrardan samimiyetsiz gülümsemesiyle ailesine veda etti. Ellerini kapıya yaslamış alfayı beklerken yavaşça gözden kayboldu ve koridorda gergin bir nefes verdi. Gözlerini yumdu. Çok geçmeden Taehyung Bay ve Bayan Kim'e veda ederek salondan çıkmış ve koridora varıp ellerini ceplerine koyarak omeganın dibinde bitmişti. Üzerindeki her zamanki deri ceketlerinden birisi ve motorcu kombiniyle dikiliyorken; omega bunun hakkında konuşmayı sonraya ertelemişti. Sırıtan alfanın dibinde bitti, fısıldadı. "Ne diye bu saatte gelmiş, babamlarla konuşuyorsun?" Bembeyaz cildi ne de güzel parıldıyordu. Kan kırmızısı dudakları da, her zamanki glosslarından mı olsa gerek, daha bir parlak ve iştah açıcı gözüküyordu. Alfa yüzündeki hayran gülümsemeyle ellerini ceplerinden çıkartarak omegaya doğru adımladı ve ellerini kısa pijama altından belli olan kalça yanaklarına götürüp bedenini kavradığı gibi duvara yasladı. Şok olmuş bir şekilde bakan omeganın dudak kenarına bastırdı dudaklarını. Gerçekten de beklenmediklerin insanıydı. "Sen ne yaptığını zannediyorsun?" "Sikeyim. O kadar güzelsin ki..." Burun ucunu yanağında gezindirdi. "...ölebilirim." Aniden aldığı iltifatı beklemeyen Jungkook, ciddi ifadesini bozmadan boğazını temizledi ve gözlerini devirdi. Lakin bu sırada dibine girmiş, kıvrak dilini çıkartıp usulca parlak dudak kenarındaki metalde gezindiren alfayla gözlerini kirpikleri adeta titreyen şekilde yumdu. Bir anlığına öyle kendinden geçti ki, kalçalarındaki ellerin hareketlenmesiyle zar zor kendine gelebildi. Zarif ellerini kalçalarındaki ellere götürdüğü gibi indirdi ve kolları arasından çekilerek odasına doğru adımlamaya başladı. Arkasında ise sırıtarak dudaklarındaki ıslaklığı elinin tersiyle silerek bakan ve yeşil gözleriyle şımarıkça kıvırdığı kalçalarını inceleyen alfayı bıraktı. • • • "Bana değil, önüne bak alfa. Kaza yaparsak kafanı uçururum." Gözleri üstü açık arabadan dışarıya doğru dönük olsa da, üst üste attığı bacaklarında ve yüzünde gezinen bakışların epey bir farkındaydı Jungkook. Bu sözleriyle alfanın kıkırdaması duyuldu arabada, gözlerini ona çevirdi. "Ne yapabilirim? Gözlerimi alamıyorum." Bu klişe iltifatla göz devirdi ve dağılmak üzere olduğuna yemin edebileceği ufak kahve ve sarı simlerle süslenmiş saçlarını düzeltti. "Daha iyisini yapabilirsin, bir daha dene." Alfa onun kendini beğenmişliğine göz devirdi bu sefer de. Dudaklarını ısırıyor, ifadelerini izliyordu nedensizce. Saat 20:13 olduğundan yavaştan kendini belli eden akşam üstü havasının pembe ve turuncu manzarası, omeganın pamuktan teninde gezinirken aklından kuzeni Namjoon'un söyledikleri geçiyordu bir türlü anlayamadığı şekilde. "Belki de bu evlilik size yarar, Diyeceğim o ki, belki de birbirinizden hoşlanmaya başlarsınız." Evlenecek olmaları saçmalardan seçmeler gibi olsa da, bunun düşüncesi nedensizce kurdunu rahatlatıyordu. Tek umduğu, kurdunun yalnız olmadığıydı. Festival olsa da yol düşündüklerinden daha sakindi. Yolun sakinliği gibi, aralarındaki sessizlik de bir süre böyle devam etti. Jungkook duyumsadığı feromonlarla rahatlarken gözlerini yumup dışarıyı izliyor, Taehyung ise feromonlarıyla onu rahatlatırken kendi manzarasını izliyordu. Yani, omegasını. Yirmi dakikanın ardından ikili festival alanına girdiler ve Jungkook'un "Neden festivale motorcu kombiniyle geliyorsun?" adlı sızlanışları üzerine Taehyung bulduğu ilk kabine girip, adamlarından istediği parçaları giyinmişti. Jungkook en başta hem kendisini bekletiyor oluşu hem de alakasız kombini nedeniyle mızmızlansa da, adam kabinden çıktığı anda hayret içinde kalmadan yapamadı. Keza tüm taşlar o anda yerine oturmuştu. Taehyung sırf kendi kombinini görüp; uygun giyinmek için sonraya bırakmıştı. Ve bir inceleyince... Kendi üzerindeki dantelsiz ama baştan çıkarıcılığı kuşanmış kombinle, karşısında dikilen alfanın görünümü oldukça uyumlu duruyordu. Kahverengi deri korsesiyle uyumlu yüksek belli mini şortu dolgun kalçalarını belli ederken, yanlardan sarkan püsküllerle hareket kazanmıştı. Üzerine oturan bu iki parça, o incecik belini ve uzun bacaklarını öne çıkarıyor; gözlerin her zamanki gibi üzerine çekilmesini katlıyordu adeta. Kovboy çizmeleri toprak tonlarında, klasik bir işçiliği yansıtırken; bileklerine kadar uzanan sarı aksesuarlar ve minik Cartier altın küpeleri, havalı bir asiliği zariflikle dengeliyordu. Çiçek işlemeli kovboy şapkası ve kahverengi tonlarında güneş gözlükleri, onu hem şirin hem de dikkat çekici bir hâle getirmişti. Omzuna taktığı benekli Dior çanta ise adeta tüm bu temanın son noktasıydı. Jeon Jungkook yine kırsal ve moda dergilerinden fırlamışçasına iddialıydı bu gece. Ve işte, Kim Taehyung tam da bu görüntüye göre seçmişti üstündekileri. Koyu kahve tonlarındaki kırpılmış biker ceketinin içi, krem rengi peluşla kaplıydı ve fermuarlarıyla birlikte, hem sert hem de baştan çıkarıcı bir enerji yayıyordu. Ceket çıplak teninin üzerine giymişti, karın kasları ve parlak esmer teni ortadaydı. Altına ise retro batı esintili, metal tokalı bir kemerle desteklenmiş, kalın kemer kayışları ve bol cepli pantolonuyla adeta modern bir outlaw havası taşımaktaydı. Siyah cowboy şapkasıyla karşısındaki güzelliğe bir selam çakıyor, ancak daha koyu tonlardaki parçalarıyla onun sıcaklık yaydığı noktada soğukkanlı bir çekicilik sunuyordu. İkili yan yana geldiğinde, biri kovboy rüyasıysa diğeri bu rüyanın karanlık düşü gibiydi. Farklılıkları, göz alıcı bir bütünlük yaratıyordu. Gözler üzerlerindeydi. Alfa omeganın dibinde bittiğinde; tahtadan çite yaslamış, kollarını birbirine bağlamış bir şekilde onu bekleyen güzelin, iki yanına avuçlarını yasladı ve çenesine öpücük kondurdu. "Ne diyorsun omega?" Boğuk sesi omeganın kulaklarını okşarken, sürtündü dudakları bembeyaz teninde. "Sana yakışabilmiş miyim?" Omega arsız kıkırdamasını sundu. Parlak, kahve ojeli uzun tırnaklarını adamın göğsünde ilerletirken. Hep yaptığı gibi ufak ve hafif tüylerini okşadı. "Bana yakışmak için daha çok uğraşman gerekli alfa." Adam hayranlıkla gezindirdi yeşillerini omeganın ay taşı gibi parıldayan yüzünde. Parlak bambi gözlerin içerisine kendi yansımasını aradı. "Daha ne kadar uğraşmalıyım omega? Ne yapmamı istiyorsun?" Sessizliğini korurken dudağının köşesindeki metali ağzının içine çekti Jungkook. Cilveyle doladı parmağına şekilli buklelerini. Yüzünü yana eğdi. "Neyi istiyorsan söyle. O olayım." Kıkırdadı omega duyduğu sözlerle. Alfanın iki yanındaki kollarından, omuzlarına; omuzlarından boynuna dek ilerletti ellerini. Boynuna sarmaladı yavaşça. "Bana yıldızları göster Taehyung. Biliyorsun," Gözleri adamın gözlerinden dudaklarına indi usulca. Ardından ise baygın gibi yükseldi yeşillerine. "Bu gece kanlı ay olacak." • • • Bölüm sonu Umarım bölümü beğenmişsinizdir, bir sonraki bölüm görüşmek üzere💖
Bölüm 15
15
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.