Ato, dizlerinin üzerine çöktü.
Önünde yatan iki beden, çocukluğunu da beraberinde toprağa gömmüştü.
Babasının ve amcasının bedenleri oradaydı…
Ama başları yoktu.
Elleri titredi.
Nefesi kesildi.
Yıllardır avlandığı dağlarda ilk kez kendini bu kadar çaresiz hissediyordu.
Annesi gözyaşları içinde fısıldadı.
"Onlar... onları götürdüler oğlum..."
Ato cevap veremedi.
Sadece yerdeki kan izlerine baktı.
Sonra ayağa kalktı.
Yüzündeki acı, yerini soğuk bir kararlılığa bırakmıştı.
Tam o sırada köyden yaşlı bir adam yaklaştı.
"Yapanlar senin dayıların..." dedi.
"Yanlarında beş adam daha vardı. Toplam yedi ya da sekiz kişilerdi."
Ato'nun gözleri dağlara çevrildi.
Kaçacakları yolu biliyordu.
O dağlarda doğmuştu.
Her patikayı, her dereyi, her kayanın gölgesini ezbere bilirdi.
Ali yanına geldi.
"Peşlerinden mi gideceğiz?"
Ato kısa ve sert konuştu.
"Evet."
Beşir de tüfeğini omzuna aldı.
"Ben de geliyorum."
Ato, kuzenine baktı.
"Bu yolun dönüşü olmayabilir."
Beşir'in cevabı gecikmedi.
"Seni yalnız bırakmam."
Üçü birlikte köydeki kullanılabilir bütün fişekleri topladı.
İki yedek tüfek...
Barut...
Mermi keseleri...
Ve birkaç parça kuru ekmek...
Başka hiçbir şeye ihtiyaçları yoktu.
Ato, katillerin takip edeceği ana yolu değil, yalnızca dağ insanlarının bildiği eski keçi patikalarını seçti.
Saatlerce durmadan yürüdüler.
Yüksek kayalıkların arasından geçtiler.
Dereleri aştılar.
Güneş batmaya yaklaşırken Ato elini kaldırdı.
"Buradan geçecekler."
Ali etrafına baktı.
"Nasıl bu kadar eminsin?"
Ato diz çöküp geçiti gösterdi.
"Bu geçit, vadiyi dolaşmadan ilerleyebilecekleri tek yol."
Bir süre sonra uzaktan konuşma sesleri duyuldu.
Sonra atların nal sesleri...
Ato fısıldadı.
"Kimse ateş etmeyecek... Ben söylemeden."
Silahlı grup dar geçide girdiğinde üçlü nefesini tuttu.
İlk tetiği Ato çekti.
Patlayan kurşun öndeki adamı yere serdi.
Aynı anda Ali ve Beşir de ateş etti.
Dar geçit bir anda barut dumanıyla kaplandı.
Saldırganlar ne olduğunu anlayamadan yedek tüfekler de ateşlendi
İkinci salvo daha ölümcüldü.
İki kişi daha yere düştü.
Hayatta kalanlar panikle kayalıkların arkasına kaçmaya çalıştı.
Ato, hareket eden gölgeye nişan aldı.
Tüfeğin sesi dağlarda yankılandı.
Kaçanlardan biri dizinin üzerine yığıldı.
Diğeri ise karanlıktan faydalanarak gözden kayboldu.
Sessizlik çöktüğünde yalnızca yaralıların iniltileri duyuluyordu.
Ato ağır adımlarla cesetlere yaklaştı.
İlk yüzü çevirdi.
Dayısı...
İkinci ceset...
Diğer dayısı...
Geriye kalan üç kişi ise onların adamlarıydı.
Bir kenarda duran kanlı çuvalı gördüğünde yüreği sıkıştı.
Elleri titreyerek çözdü çuvalı
İçinde, babasının ve amcasının kesilmiş başları vardı.
Ato gözlerini kapattı.
Derin bir nefes aldı.
Sonra çuvalı dikkatlice bağladı.
Dönüş yolunda kimse konuşmadı.
Köye vardıklarında annesi kapının önünde bekliyordu.
Ato sessizce iki çuvalı annesinin önüne bıraktı.
"Anne..."
"Babamla amcamı huzur içinde defnedebiliriz."
Bir süre sustu.
Sonra ilk kez gözyaşlarını tutamadı.
Diğer çuvalı da annesine uzattı.
"Bunu da onların intikamı."
Annesi çuvalı açtığında, yıllardır kardeş dediği iki adamın cansız yüzleriyle karşılaştı.
İntikam alınmıştı.
Ama Ato'nun içinde başlayan savaş, daha yeni başlıyordu.