Önceki bölümün devamı değil bu bölüm ama umarım seversinizz♡♡ ayrıca bir önceki bölümde neler konuşuldu onu daha sonra flashback şeklinde yazacağım ufak ufak✨️
İyi okumalarr✨️
Gece Güneş Gökyıldız.
"Kafayı yemek üzereyim ay parçası." Leyal'e herkes böyle sesleniyordu. Benden alışan Aypar bile dilinden düşürmüyordu bu hitabı.
"Ya kızım güzelce anlat bari de birlikte yiyelim kafayı." Leyal'e baktım uzun uzun. Anlatmamış mıydım ben ona az önce? Bu demek oluyordu ki beni dinlememişti.
Sinirle ona döndüm. Bana gülümseyip göz kırptı, 'ne oldu' manasına yordum.
"Sana kaç defa anlattı-" Cümlelerimi ağzıma geri takıp o konuşmaya başladı.
"Evet güzelim. Kaç defa anlattın ama ben senin dediğin hiçbir şeyi anlamadım." Koca bir of çekip başımı masanın üzerinde olan ellerimin üzerine bıraktım. Hızını ayarlayamamış olacaktım ki küt diye ses çıkmıştı.
"Gece, harbiden manyaksın be kızım." Yavaşça başımı kaldırdım ve sol elimi alnıma götürdüm. Acıyordu.
"Ağlamadan anlat az önceki olayı, ki sonra sana buz getireyim." Hemen gözümden akacak yaşı sildim ve hızlıca anlatmaya başladım. Benim ruh halimin değişimi işte bu kadardı.
Anlattıkça onu, konu konuyu açmaya başladı. Çocuğu ilk defa nereden gördüğümden başlayıp, ona karşı beslediğim hislerin nasıl açığa çıktığını anlattım tane tane. Beni dinledi. Sözümü hiç kesmedi.
Konuşmam sonunda bittiğinde ise Leyal'in gözleri dolmuş öyle bakıyordu bana. "Kızım sen ne yaşamışsın be. Hadi tamam üniversite arkadaşlarıyız biz ama bana daha önce niye anlatmadın."
"Ne bileyim," diye mırıldandım ilk, bir süre bekledim. "Korktum sanırım, yani onun kulağına gider diye korktum galiba..." Leyal bana gülümsedi. Elini koluma koyup sıvazladı.
"Bundan sonra korkmak yok, yapacağımız her şeyi bilinçli yapacağız." Bana göz kırpıp önüne döneceği sırada bakışları arkama takıldı. İlk kaşları çatıldı. Sonra da gözlerini büyültüp bana baktı.
"Ne oldu?" Önüme bir anda çiçek bırakıldı.
"Ne oldusu mu var? Aşk oldu." Başımı aniden soluma çevirdim.
"Barin?" Sonra arkasındaki korumalara baktım. Hiçbiri yerinde değildi. Belli olmuştu şimdi nasıl yanıma geldiği.
"Selam Gece. Sana da merhaba," Sustu ve bekledi.
"Leyal ben." Leyal ona elini uzatmıştı. Barin de hiç düşünmeden onun elini sıktı.
"Beni sana anlatmıştır büyük ihtimalle, adımı biliyor olmalısın." O Leyal'e gülümseyip yanımdaki sandalyeye oturdu. Daha sonra bana dönüp, yüzüme doğru yaklaştı.
"Ben gidip bir sipariş daha vereyim. Gelirim birazdan." Leyal apar topar masadan kalktı. İtiraz etmeme bile izin vermedi.
Gözlerimi tekrar Barin'e çevirdim. Gülümseyerek bana bakıyordu serseri.
"Telefon numaramı vermeyi unutmuşum salı günü, yanına geldiğimde," sustu ve o da kaşlarını çatıp baktı bana. Çünkü benim kaşlarımda çatıktı onu izlerken...
"Neden kaşlarını çatıyorsun ya," Avucunu başıma yasladı ve baş parmağıyla alnımın ortasındaki kırışıklığı gidermek için okşadı. "Modelsin sen alnın kırışırsa olmaz şimdi."
Babam bile beni bu kadar düşünmemişti teşekkür ederim serseri.
Ona gözlerimi devirip, çayımı aldım elime. Üstüne bir yudum aldım. "Allah'ım ne kadar da güzel bir lise arkadaşım varmış benim." Barin kendi kendine konuşurken ona hiç pas vermedim. Korumalarım gelsinde onu yanımdan alsınlar istiyordum.
"Telefonunu versene." Ona baktım.
"Hayır."
"İnatçı biri olmaya mı karar verdin?" Tek kaşımı kaldırıp, ona baktım.
"Ben zaten inatçı biriyim. Tanımadığın için bilemezsin gerçi."
"Karadeniz çocuğu asi ve inatçı olur zaten, ne bekliyorum ki ben," diye söylenmeye başladı anında. Karadenizli olduğumu nereden biliyordu bu?
"Defol git yanımdan!" İşaret parmağımı ona doğrultarak söylediklerim o'nda hiçbir etkiye sebep olmadı. Aksine işaret parmağımda dudaklarının baskısını hissettim. Öpmüştü.
Ben ise şaşkınlığımı üzerimden attığım ilk an işaret parmağımı yumruğumun içine gömdüm. Manyaktı be bu.
"Ben geldim." Başımı sandalyenin çekilmesi ile karşıma çevirdim. Aypar'dı. Sevgilim olsa da, bir erkekle konuşuyor olsamda umursamıyordu. Kıskançtı ama sadece sevgilisine karşı.
"Abi şu adamı yanımdan yollar mısın!?"
"Liseden arkadaşın olduğunu söyledi Leyal?" Soru sorar gibi çıkan sesine ben yanıt veremeden, Barin vermişti. Gerçekten sinir bozucu serserinin tekiydi.
"Evet, liseden arkadaşız."
Yan sandalyede duran çantamı elime alıp içinden telefonumu çıkardım. Daha sonra ekran kilidini açıp sert bir şekilde onun önüne bıraktım. Bakışları anında abimden oraya kaymıştı.
"Kafama atsaydın?"
"Birazdan onu da yapacağım, az kaldı sabrımın taşmasına!" Dudakları iki yana kıvrıldı anında.
"Seni karadenizli diye kaydedeceğim. Böylelikle kim olduğunu unutmam." Sabır çekerek önüme döndüm. "Kendimi nasıl kaydetsem acaba?" Kendi kendine konuşmaya tekrar başladığında bu sefer ben yanıt verdim.
"Serseri diye kaydet. Sokak kavgalarında lazım olursa çağırırım hemen."
"Nerem serseri benim?" Bu sefer onu yanıtsız bıraktım. Kendi kendine cevap verdi anında. "He sen lisede saçlarımı üçe vurduğum ve sürekli kavgaya karıştığım için öyle dedin!"
Büyük aydınlanma canım. Aferin sana!
"Kaydettiysen defol git."
"Daha değil güzelim, bir bekle." Telefonumun ekranına baktım. İnstagramdan kendine istek yollamıştı. Diğer elinde olan kendi telefonundan da hemen onaylamış, geri takip yapmıştı.
Hem onun instagramı neden bu kadar az takipçiliydi ki? Zamanında yüz bini geçkin takipçisi vardı ve takip ettikleri de o kadar fazla değildi. En fazla sekiz kişi takip ettiğini hatırlıyordum.
Şimdi ise yüz altmış takipçisi, on beş takip ettiği vardı. Benimle birlikte on altı olmuştu.
"Bitti." Diyip elindeki telefonumu bana uzattı ama benim gözüm hala onun telefonunun ekranındaydı. "Ne bakıyorsun?"
"Eski hesabından eser yok."
"Yok ya bu yeni hesabım. Sadece sevdiğim insanlar içeriye girebilir. Aynı kalbim gibi..."
