Gece Güneş Gökyıldız
Geceleri sevmezdim. Çünkü kaybettiklerimi hatırlatıyordu.
Yaralı insanları sevmezdim. Çünkü fiziksel yaram hiç olmasa da manevi bir yaram vardı.
Hastaneleri sevmezdim, özellikle morgun olduğu yerleri. Çünkü ölümü hatırlatıyordu.
Şimdi ise bir gece yarısı, yaralı sevgilimin yanında; hastanedeydim. Kardeşinin yoğun bakımda olması gerekirken normal bir odada tedavi gördüğünü görmüştüm kendi gözlerimle. Çünkü yoğun bakımlar doluydu ve orada yatanlar bitkisel hayatta olanlardı. Doktorlar ve hastane sahipleri onların fişini çekmek istediklerinde buna izin vermeyen aileleri vardı. Fişini çekmemeleri için para bile teklif edeni görmüştüm.
Kimse ailesinden birini kaybetmeyi kabullenmezdi zaten ama bunu da yapmaya hakları yoktu.
Şimdi ise kafetaryadaydık. O başını omzuma yaslamış öylece parmak uçlarımla avucuna çizdiğim desenleri izliyordu. Arada onunla konuşmak için ona bir şeyler soruyordum. Kısa kısa cevaplar verse de benimle konuşması güzeldi.
(...)
Saatler geçmişti. Yeni bir güne başlamıştık. Uyumak yerine hep ayaktaydık. Doktorlar yanımıza gelip gidiyordu. Barin'in kardeşinin durumunu iletiyorlardı.
İyiydi. Yani doktorlara göre şimdilik iyi durumdaydı. Sabaha karşı uyandıracaklardı. Uyandırdıktan sonra bir süre bekleyecek, uyutulması gerekiyorsa tekrar uyutacaklardı ama her şeye rağmen uyutulmamasını çok iyi olmasını istiyordum.
(...)
Saat sabahın 6'sıydı. Barin omzumdan dünden beri bir saniye bile kalkmamış, yerinden kımıldamamıştı.
Ben ise bir anlığına başımı onun başına yaslayıp uyuklamış, bir saat uyuyabildikten sonra da uyanmıştım. Şu an ise etrafa bakınıyordum. İleriden bize doğru gelen doktoru gördüğümde ise Barin'e doğru konuştum.
"Doktor geliyor." O da başını hafifçe oynatıp doktorun olduğu tarafa baktı. Başını omzumdan kaldırıp doktorun tamamen yanımıza gelmesini bekledi.
"Günaydın."
"Günaydın Elçin Hanım. Bir sorun mu var?"
"Hayır. Hayır yok." Gülümsedi ve Barin'e baktı. "Kız kardeşini uyandırdık Barin."
"Tekrar uyutacak mısınız?"
"Hayır, uyutmayacağız. Onu uyandırdığımızda gayet iyi bir tepki verdi. Kendine çeki düzen verip onu görebilirsin."
"Gerçekten mi?"
"Gerçekten." Dudaklarıma bir gülümseme kondu. Gözlerim Barin'e döndü. Onun gözleri dolu doluydu.
"Barin." Bir elimle elini tutup bir elimle yanağına dokundum. Bana döndü.
"Gece." Ona sarıldım. Bir kolunu belime sarıp başını omzuma yasladı.
"O iyileşecek dedim değil mi?"
"Dedin..."
"Birlikte daha da iyileştireceğiz."
"Evet." Omzumda ağlıyordu. Mutluydu ve biraz hüzünlü. Çünkü kaybedeceğini sanmıştı. İçindeki korku dünden bu yana hiç olduğu yerden ayrılmamıştı. Ve şimdi... O korkuyu yıkmıştı. Yıkmıştık.