Gece Güneş Gökyıldız
Gözlerimi kapatıp kendimi kaybetmek istedim.
Gözlerimi kapatıp nasıl bir dünyaya düştüğümü düşünmek istedim.
Gözlerimi kapatıp Barin'i düşünmek istedim.
Gözlerimi kapatıp Barin'in kız kardeşini...
Düşünmek istedim. O güzel gülüşünün nasıl solabileceği an bean gözlerimin önüne geldi. Sıçrayarak açtım gözlerimi.
Barin bana nerede olduğunu yazdığı an çıkmıştım evden. Vasil Hastanesi evime uzak kaldığından da 1 saattir yoldaydım.
Birkaç kez telefonla konuşmuştuk Barin'le ama hiç iyi değildi sesi. Nasıl hissettiğini sanki içimde hissediyormuşum gibi benimde modum aniden düşmüş, yüzüm bin parçaya bölünmüştü.
"Gece Hanım, geldik." Şoförün sesini duyduğumda bakışlarım ilk ona kaydı. Sonra yavaşça nerede olduğumuzu taradım. Hastanenin önündeydik.
"Teşekkür ederim Kemal abi." Bana tebessüm etti. Yanımdaki kapıyı açıp buz gibi soğuğa çıktım ben de aniden. Bir titreme sardı bedenimi. Soğuk içime işlemeye cesaret etmeye çalıştı, izin vermedim.
Hastaneyi oldum olası sevmezdim. Biliyordum, Barin de sevmezdi. Çünkü burada o kardeşim dediği insanı, ben de kuzenimi kaybetmiştim. Çok geride kalmıştı ama geçmemiş bir yaraydı bu.
Hastanenin önündeki merdivenleri çıkıp, dönen kapıdan içeriye girdim. Dönen kapının yanında bir de sedye girişleri için otomatik açılan düz kapı vardı ama genellikle dönen kapı kullanılıyordu. Bu şehir de sedye ile hastaneye getirilen çok az sayıda insan vardı.
Danışmaya ilerledim. Sıra olduğundan dolayı derin bir nefes alarak beklemeye koyuldum. Beklemekten de bekletilmekten de hiç hoşlanmıyordum.
Kaç dakika geçti bilmiyordum ama Barin'in sesi kulaklarıma doldu. Acil tarafından geliyordu. Danışmayı es geçerek koşar adımlarla oraya doğru ilerledim.
"Nolursunuz bakın, nolursunuz annem babam bana emanet etti onu. Onunla konuşmama izin verin!"
"Barin." Yerde oturuyordu. Ona seslenmemle bakışları bana döndü. Bir kolu alçıdaydı. Yoğun bakımlar dolu olduğundan kız kardeşini de normal bir odaya almışlardı anlaşılan. Ama neden Barin'in de kolu sargılıydı?
"Gece," derin bir nefes alarak kollarını tutan eller ondan uzaklaştı. Barin'in kolu da yere düştüğünde acıyıp acımadığına dair bir belirti vermedi. Ağlamaya başladığında başını önüne eğmişti.
Ona doğru adımladım. Yanına ulaştığımda yere yanına oturdum. Elimi elinin içine kaydırdım.
"Barin." Diye fısıldadım. "Noldu sana böyle?" Omuzları titremeye başladığında diğer elimle saçlarını okşadım. Arkasında bulunan erkek hemşirelere kısa bir bakış atıp tekrar Barin'e baktım.
"Gece," ağlarken konuşamıyordu. Dudaklarından çıkan adımı bile zar zor anlamıştım.
"Sevgilim." Başını göğsüme yasladı. Orası ona aitti. Kollarımı boynuna sarıp bir elimle omzuna baskı yaptım. Diğer elimle saçlarıyla oynuyordum. Saçlarına bir öpücük kondurup fısıldadım.
"Barin, kardeşin çok iyi olacak. Onu birlikte iyileştireceğiz."


