İçeriğe geç

SANA ÇIKAN YOLLAR

Bölüm 3 · 3 dk okuma

SANA ÇIKAN YOLLAR

Bölüm 3

Geçmişe yolculuk-1

Alp’i ilk gördüğümde lise üçüncü sınıftaydım. Her nedense sayısaldan asla anlamayan bu çocuk, garip bir şekilde sayısal bölümü seçmişti. Daha da kötüsü, yakın arkadaş grubu da onun peşinden gelmişti. Tek düşüncem, dersi kaynatıp benim başarımı engellemelerinden korkmamdı.

O zamanlar lisenin en havalı ve en yakışıklı çocuğuydu. Yaşıtlarına göre bir hayli uzun boylu ve kalıplıydı; adeta okulun "ağır abisi" gibi takılıyordu. Genelde en yakın arkadaşları olan Ahmet, Cemal, Murat, Kerem ve Hüseyin ile gezerdi. Aralarında kendisine en yakın gördüğü kişi ise Hüseyin’di.

Okulun ilk günü öğretmenimiz, sınıf başkanlığına aday olmamız için birkaçımızı ayağa kaldırdı. Bu adaylardan biri de bendim. Oylama ilk olarak Aleyna ile başladı. Sınıfta yaklaşık otuz kişi vardı ve neredeyse hepsi oyunu Aleyna’dan yana kullandı. Moralim altüst olmuştu, kazanma şansım yok gibiydi. Fakat sıra bana geldiğinde hiç beklemediğim bir şey yaşandı: Alp bana oy verdi.

Alp benim için elini kaldırır kaldırmaz, çetesi de anında ellerini havaya dikti. Normalde bana oy vermeye hiç niyeti olmayan diğer öğrenciler bile Alp ve arkadaşlarının hamlesini görünce benden yana oy kullandılar. Tam yirmi oy almıştım! Benden sonra Mısra için oylama yapılacaktı ama çoğunluk bana geçtiği için oylama devam etmedi ve sınıf başkanı seçildim. Alp’in ekibi beni adeta alkış yağmuruna tutarken, utançtan kızararak sırama doğru ilerledim. Sıram elbette öğretmenin hemen önündeydi; tam bir "inek öğrenci"ye yakışır noktadaydım.

Sınıfta bir türlü yıldızımın barışmadığı üç kişi vardı: Aleyna, Yaren ve Yunus. Aleyna tam bir öğretmen yalakasıydı. Yaren, herkese artistlik taslayan zorbanın tekiydi. Yunus ise Yaren’den hoşlanıyor, sırf onun gözüne girebilmek için şekilden şekile giriyordu.

O yıl, bu üç "yılan" yüzünden sürekli zorbalığa uğradım. Beni en çok zorlayan olay ise ilk dönemde yaşandı. O gün reglimin ilk günüydü ve ağrıdan kıvranıyordum. Sıramda kimseye hissettirmeden acımı çekmeye çalışırken Yunus sınıfa girdi ve başımı yasladığım sıramı aniden, sertçe geriye çekti. Dengemi kaybedip büyük bir gürültüyle yere kapaklandım. Düşerken başımı öğretmenler masasına çarpmıştım. Karnımın ağrısı yetmezmiş gibi bir de başımın zonklaması başladı. Kendimi daha fazla tutamayarak ağlamaya başladım; her şey üst üste gelmişti.

Tam o sırada Alp ve arkadaşları sınıfa girdi. Alp önce yerde ağlayan bana, ardından başımda dikilip pişkince gülen Yunus’a baktı.

Sınıfı çınlatan bir hiddetle bağırdı:

“Ne oluyor lan burada?!”

Sesi o kadar güçlü çıkmıştı ki yan sınıfların bile duyduğuna emindim. Büyük bir öfkeyle Yunus’un yakasına yapışıp onu yere fırlattı. Deli gibi üzerine çullanıp yumruklamaya başladığında, sınıf başkanı olduğum için olayın benim başımı yakacağı fikriyle irkildim. Kendimi zorlayarak ayağa kalktım ve aralarına girmeye çalıştım. Alp gözü dönmüşçesine saldırıyor, kimseyi duymuyordu. Omzundan tuttum ve gözyaşları içinde yalvardım:

“Lütfen dur artık! Yoksa benim başım belaya girecek...”

Havaya kalkan son yumruğu, beni görünce havada asılı kaldı ve yavaşça indi. O an halim o kadar perişan görünüyor olmalıydı ki gözlerinde samimi bir acıma hissettim. Ayağa kalktı ve yerdeki Yunus’a bakıp, “Kaldırın şunu şuradan,” dedi.

Ardından hiç beklemediğim bir şey yaptı: Beni nazikçe kucağına alıp sırama oturttu. O anki şaşkınlıkla yaşadıklarımın bir rüya olup olmadığını anlamak için kendimi cimcikledim; canım acımıştı. Her şey gerçekti... Utançtan ne yapacağımı bilemez halde sıramda büzülmüşken bana doğru eğildi. Parmağını burnumun ucuna dokundurup sırıtarak konuştu:

“Yine domates oldun galiba?”

Şaşkınlıktan ve utançtan dilim tutulmuştu. Sadece bir şeyler geveleyebildim. Bu halimi görünce hafifçe güldü ve sanki az önce o kavgayı eden kendisi değilmiş gibi sakince sırasına geçti. Murat’ı yanına çağırıp kulağına bir şeyler fısıldadı. Murat hızla sınıftan çıktı ve çok geçmeden elinde bir poşet dolusu abur cubur ile bir bardak sıcak sütle geri döndü. Getirdiklerini sıramın üzerine bıraktı.

“Buyur, Alp bunları senin için aldı,” dedi.

“Ben bunları kabul edemem, asla olmaz,” diye kestirip attım.

Bunun üzerine Murat arkasına dönüp Alp’e imalı bir bakış fırlattı. Alp de aynı imayla karşılık verdi. Aralarındaki bu gizemli bakışmanın ardından Murat tekrar bana döndü:

“Eğer kabul etmezsen Alp, Yunus’u bir posta daha dövecekmiş.”

Korkuyla hemen paketleri önüme çekip teşekkür ettim. Gözümün ucuyla Alp’e baktığımda, kafasını sıraya koymuş çoktan uyku moduna geçmişti bile.

Bölüm sonu

1 yorum