Jungkook, birinin onu sarsması ile kendine geldi. Kişiyi görmek için yüzüne
baktı ama güneş yüzünden seslenen kişiyi göremedi. Adam biraz daha eğildi ve Jungkook'un görüş alanına girdi.
Adam
Hey, sen iyi misin? Su ister misin?
Jungkook sonunda adamı gördü. Yeni 30'una basmış genç görünümlü biriydi. Üstünde sanki 1900'lardan kalma bir kıyafet vardı. Adam suyu uzattı.
Genç Adam
Al bunu iç. Hava gerçekten de çok sıcak.
Jungkook
Ahh teşekkür ederim.
Genç adam elini uzattı ve Jungkooyku yerden kaldırdı. Jungkook ayağa kalktı ve sudan bir yudum içti. Tadı çok güzeldi.
Jungkook
Tanrım daha önce hiç böyle bir su içmemiştim.
Genç Adam
Suyun kaynağı nehirden geliyor. Çok lezzetlidir. Az önce doldurdum.
Genç adam, Jungkook'a elini uzattı.
Genç adam
Bu arada ben Dylan. Senin adın ne?
Jungkook
Jungkook
Dylan
Tanıştığımıza sevindim Jungkook. Sen yabancısın galiba. Kıyafetlerin hiç buranınkilere benzemiyor.
Jungkook etrafına bakındı ve kendi hariç herkesin üstünde eski döneme ait kıyafetler olduğunu gördü. Etrafta arabalar yerine atlı arabalar vardı. Binaların yerine araziler ve küçük yer evleri vardı.
Jungkook
Bir dakika. Ben nerdeyim?
Dylan
Kafanı falan çarptın sanırım. Nerden geldiğini hatırlamıyor musun?
Jungkook
Biz hangi yıldayız?
Dylan
1922, de... neden sordun?
Jungkook olanları idrak etmeye çalışıyordu. Dylan'da Jungkook'un hareketlerine anlam veremiyordu.
Dylan
Bence sen kötü bir şekilde kafanı çarpmışsın. Gel, ben seni eve götüreyim.
Jungkook istemsizce Dylan'ın dediğini onayladı ve birlikte eve doğru gittiler. Dylan Jungkook'a güzel bir sofra kurdu ve giyecek kıyafetler verdi. Jungkook yemeklerden biraz yedi. Olanları hala anlamaya çalışıyordu. Yemeğini yedikten sonrada üstünü değiştirdi.
Dylan
Vayy sana baya yakıştılar.
Jungkook
Bana neden yardım ediyorsun?
Dylan
Çünkü biz misafirperver kişileriz. Neden yardım etmiyim ki? Artık burası seninde evin sayılır. Kafana göre takılabilirsin.
Jungkook onaylar şekilde kafasını salladı. Dylan onu evin odalarından birine götürdü. Jungkook, eşyalarını yerleştirirken yere bir şey düştü. Jungkook düşen şeyi aldı. Bu boynuna taktığı kolyeydi ama yere düşmenin etkisi ile kırılmıştı. Jungkook sonunda Profesör Z'nin söylediği bir kaç cümleyi hatırladı.
Jungkook
Lanet olsun. Ben geçmişe geldim. Bu elimdeki kolye değil. Bir zaman makinesi.
Jungkook olanları algılarken kapı çaldı.
Gelen Dylan'dı.
Dylan
Affedersin seni rahatsız etmek istemedim.
Jungkook
Sorun değil. İstersen içeri gel.
Dylan
Yok sadece şey diyecektim. Bugün güzelce dinlen yarın seni bir gezintiye çıkartıyım. Burayı seviceksin.
Jungkook
Peki tamam.
Dylan el sallayıp odanın kapısını kapattı. Jungkook yatağa oturdu ve derin düşüncelere daldı. Bir süre sonra da uyuyakaldı.
Ertesi sabah Jungkook, kapısının çalması ile uyandı.
Dylan
Jungkook, hadi kalk. Sofrayı hatırladım.
Jungkook yatağa oturdu ve kendine gelmek için gözlerini ovaladı. Tekrar etrafına bakındı ama her şey aynıydı.
Jungkook
Off gerçekmiş. Bir an her şeyi rüya sanmıştım.
Jungkook üstüne bir şeyler giydi ve odadan çıktı. Dylan sofrayı kurmuş oturuyordu. Jungkook'u görünce gülümsedi.
Dylan
Hadi gel otur. Sıcakken ye.
Jungkook sofraya oturdu. Her şey çok
güzel görünüyordu ve çok tazelerdi. Eline bir ekmek aldı ve ısırdı.
Jungkook
Tanrım! Dün fark etmemiştim ama bunun tadı çok güzel.
Dylan
Değil mi? Fırın her gün erkenden kalkıp taze buğdaydan yapıyor. Sütte aynı şekilde. İnekten sağıldığı gibi geliyor.
Jungkook her şeyden teker teker tattı.
Jungkook
Hepsinin tadı çok güzel ve doğal.
Dylan, Jungkook'un hareketlerine hala anlam veremiyordu. Ama yinede ona komik gelmişti. Kendini tutamadı ve istemsizce gülümsedi. Jungkook, Dylan'ın gülümsediğini görünce şaşırdı.
Jungkook
Bir şey mi oldu? Yoksa yüzümde bir şey mi var?
Jungkook eliyle yanaklarını temizlemeye başladı. Dylan, Jungkook'un hareketlerine dayanamadı ve gülmeye başladı.
Dylan
Hayır. Sadece bana çok komik geldin. Bu kadar komik olacağını düşünmemiştim.
Jungkook şaşkın bir şekilde Dylan'ın yüzüne baktı bir süre. Sonra oda gülümsedi ve yemeklerini yediler. Yemekler bittikten sonra Jungkook, Dylan'a yardım etti ve sofrayı topladılar. Daha sonra da hazırlanıp evden çıktılar.
Dylan, Jungkook'a geçtikleri her yeri anlatmıştı. Fırından kasaba, terziden giyim dükkanına kadar her şeyi. Ve şehirdeki çoğu kişi birbirini tanıyordu. Biraz daha yürüdükten sonra büyük bir eve vardılar. Şehirdeki en büyük ev orasıydı.
Jungkook
Burası neresi?
Dylan
Orası mı? Orası Kim Seokjin'in evi. Kendisi şehrin en zenginlerinden biridir. Ev çok büyük olmasına rağmen küçük bir ailesi var. Ama evde aileden çok hizmetçiler olduğu için bütün ev kalabalık görünür.
Dylan evden bahsederken bir pencere açıldı. Açılan pencereden yakışıklı bir genç adam göründu. Jungkook, genç adama bakakaldı. Çok yakışıklı ve çok güzeldi, keskin bakışları vardı ama gözleri kocamandı, pürüzsüz bir teni ve kusursuz dudakları vardı. Jungkook'un karnında birden kelebekler uçuştu. Eliyle işaret etti.
Jungkook
Peki o kim?
Dylan, Jungkook'un işaret ettiği yere baktı ve gülümsedi.
Dylan
Ahh o mu? Şuradaki yakışıklı çocuğu mu diyorsun?
Jungkook olumlu bir şekilde kafasını salladı.
Dylan
O Kim Taehyung. Kim Seokjin'in tek oğlu.
Gerçekten çok yakışıklı, onunla evlenecek olan kız gerçekten çok şanslı.
Jungkook evleneceğini duyunca cok şaşırdı.
Jungkook
Bir dakika? Evlenecek mi dedin?
Dylan
Evet öyle. Yakın bir zamanda düğünleri olucak. Ama Taehyung hiç istemiyor. Babasının zoruyla evleniyor. Evlenmek, nasıl desem onluk bir şey değil.
Jungkook
Belki daha doğru kişiyi bulamamıştır yada başkasını seviyordur.
Dylan
Aslında Taehyung benim yakın bir arkadaşım. İstersen onunla görüşebiliriz.
Dylan büyük demir kapının önüne doğru yürüdü. Jungkook'a gelmesi için işaret etti. Kapıyı açıp iceri girdiler. Evin kapısının önüne varınca Dylan sanki müzik çalarmış gibi kapıyı tıkladı. Kısa bir süre sonra kapı açıldı.
Hoseok
Dylan bey. Hoşgeldiniz.
Dylan
Hoşbulduk Hoseok.
Hoseok
Taehyung bey'e geldiğinizi haber ediyim.
Dylan
Gerek yok. Gelmemiz onu mutlu edecektir. Sen işine devam et ben yolu biliyorum.
Hoseok kenarı çekildi. Dylan ile Jungkook
içeri girdiler. Jungkook, Hoseok'a selam verdi. Hoseok "ne kadar nazik biri" diye düşündü ve gülümsedi. Uzun bir yürüyüşün ardından sonunda bir odaya vardılar. Dylan yine aynı şekilde kapıyı çaldı. Bir süre sonra da kapı açıldı. Ama kapıyı açan kişi gözükmüyordu. Dylan ile Jungkook içeri girdiler. Kapı arkalarından kapandı ve biri Dylan'a sarıldı.