Akşama doğru bütün davetliler yavaş yavaş gelmeye başladı.
Satonun kocaman odası bir çok kral ve kraliçeler, aynı zamanda prens ve prenseslerle dolmuştu. Ama kimse kimseyi tanımıyordu. Kral seokjin dışında kimse. Kral seokjin bütün davetlilerle görüşürken hepsine oğlu prens Taehyung u tanıtmıştı. Davette tanıştırmadıgı tek kişi Kral Namjoon du. Çünkü kral Namjoon un sadece bir oğlu vardı. Hiç kızı olmamıştı. Bu yüzden kral namjoon prens Taehyung u tanımıyordu. Oğlu da öyle.
Balonun ilerleyen saatlerinde yavaş müzikler eşliğinde maskeli herkes salonun ortasında dans ediyordu. Yemek masasının yanında duran Taehyung arada sırada dans etmek isteyen prensesleri reddediyor ve sadece masadakiler ile ilgileniyordu. Yavaşca birisi yanına geldi.
Genç adam
Çok mu açsınız yoksa vaktin geçmişini mi bekliyorsunuz?
Prens Taehyung aniden gelen soru ile irkildi ve konuşan kişiye baktı. Maskeden tanınmıyordu ama kocaman gözleri vardı. Ve tavşan gibi de dişleri vardı. Sorduğu soru kendince komik olduğu için tavsan dişleri ile kocaman gülümsüyordu.
Prens Taehyung
Ahh ben sanırım... Şey... Aslında ne yaptigimi tam bilmiyorum.
Gelen kişi kafasını hafifçe yana yatırdı. Karşısındaki kişi mutsuzdu ve bu çok belliydi.
Genç adam
Burdan çıkıp gitmeyi teklif etsem ne yapardın?
Prens Taehyung biraz düşündükten sonra cevap verdi.
Prens Taehyung
Tabikide bunu kabul ederdim. Ama neden sordun ki?
Gelen kişi birden prens Taehyung un bileğini tuttu ve sanki birinin onları görmesini istemiyormuşçasına etrafına bakarak yavaşça şatodan çıkardı. Birlikte bir süre şatonun koridorlarında koştuktan sonra sonunda şatodan çıktılar. Süs havuzunun yanına gelince durdular. İkiside nefes nefese kalmıştı. İkiside bulduğu ilk yere oturdu. Prens Taehyung un yanına gelen kişi birden gülmeye başladı. Prens Taehyung da neden güldüğünu anlamasa da oda eşlik etti ve bir süre güldüler. Daha sonra gelen kişi ayağa kalktı ve elini prens Taehyung a uzattı. Prens Taehyung elini tuttu ve oturduğu yerden kalktı. Gelen kişi nazik bir şekilde selam vererek konuştu.
Genç adam
Benim adım Jungkook. Sizin adınız nedir meleğim?
Prens Taehyung duyduğu bu kelime ile şaşırmıştı. Daha önce Jimin dişinda hiçbir erkekten iltifat duymamıştı. Prens Taehyung da kıyafetinin eteklerini tutarak selam verdi.
Prens Taehyung
Bende pre... Taehyung. Adım Taehyung.
Jungkook
Demek Taehyung. Ne güzel bir isim. Acaba yüzünüz de adınız kadar güzel mi?
Jungkook bunu söyledikten sonra elini prens Taehyung un maskesine yönlendirdi. Maskeyi tam çıkarıcagı esnada prens Taehyung geri adım attı.
Prens Taehyung
Malesef o kadar güzel değil.
Jungkook
Her insan kendince çirkindir zaten. Ama karşısındaki kişi farklı düşünebilir.
Prens Taehyung
Ama ben sizin yüzünüzü görmedim. Ya beni gördüğünüz gibi kaçarsanız.
Jungkook
Bunun olucagını pek sanmam ama siz nasıl isterseniz.
Jungkook yüzündeki maskeyi çıkarttı ve prens Taehyung a kocaman gözleri ile tekrar baktı. Prens Taehyung bu kişi karşısında sanki büyülenmiş gibiydi. Gözlerini alamadı.
Jungkook
Hadi sıra sende. Artık bir ödülü hak ettim bence ne dersin?
Taehyung da maskesini çıkartmak için elini götürdü fakat bunu yapamadı. Birden hızlıca arkasını döndü. Jungkook yavaşça prens Taehyung a yaklaştı. O kadar yakındı ki prens Taehyunga değiyordu bile. Prens Taehyung Jungkook un kalp atış seslerini duyabiliyordu. Jungkook yavaşca prens Taehyung un maskesini çıkardı ve yüzüne bakmak için eğildi. Prens Taehyung da yüzünü çevirdi ve göz göze geldiler. Yüzleri birbirlerine o kadar yakındı ki burunları bile birbirlerine değiyordu. Jungkook Taehyung un yuzunu görünce gözleri parladı ve kalbi daha hızlı atmaya başladı. Taehyung bunu duydu ve hemen ileri bir adım attı. Prens Taehyung un hala arkası dönüktü. Birden kaçmaya çalıştı fakat Jungkook tekrar prens Taehyung un bileğini tuttu.
Jungkook
Nereye gidiyorsun?
Prens Taehyung
Ben... Şey... Bunu bilmiyorum. Sanırım bir anlığına kaçmak istedim.
Jungkook
Ama neden? Yoksa güzelliğinden büyüleneceğimi falan mı düşündün?
Prens Taehyung
Sanırım aynı şeyi kendim için düşünmüş olabilirim.
Jungkook
Gerçekten çok güzelsin. Adın gibi. Ama neden bana bakmıyorsun?
Prens Taehyung
Gitmem gerek
Prens Taehyung eğik kafası ile hızlıca Jungkook un elinden maskesini aldı ve hızlıca ordan uzaklaştı. Tam gittiği sırada da Jungkook un babası kral Namjoon geldi.
Kral Namjoon
Oğlum, burda nabıyorsun? Her yerde seni aradım.
Jungkook
Biraz hava alıyordum hepsi bu.
Kral Namjoon
Hadi maskeni tak. Baloya geri dönmeliyiz.
Balo biraz daha devam etti. Ardından davetliler yavaş yavaş gitmeye başladılar. Kral, kraliçe ve prens Taehyung davetlileri uğurlarlamak için büyük kapının oraya gittiler. Teker teker herkesle görüştükleri esnada sıra kral Namjoon'a gelmişti. Kral seokjin, kral namjoonu görmemiş gibi davrandı. Kral namjoon da aynı şekilde hızlı hızlı ilerlerken oğlu prens Jungkook bir anda durdu. Kraliçe nin nazikçe elini öptü. Kral ile tokalaştı. Sıra prens Taehyung a gelince donakaldı. Prens Taehyung da şaşkın bir şekilde ona baktı ve aynı anda konuştular.
Prens Taehyung ve Prens Jungkook
Sen prens misin?!
Prens Jungkook elini uzatmadı. Prens Taehyung da aynısını yaptı. Kral namjoon oğlunun kolunu tuttu ve hızlıca şatoyu terk ettiler.


