Aradan bir kaç hafta geçti. Jimin bir haftadır Jungkook'dan haber almıyordu ve onun için endişeleniyordu. En sonunda evine gitmeye karar verdi.
Jimin kapının ziline uzun süre basıyordu ama kapıyı kimse açmıyordu. Jimin sonunda ev sahibine gidip yedek anahtarları aldı. Evin içine girdiğinde karşılaştığı manzara çok kötüydü. Her yer darmadağınıdı ve Jungkook kanlar içinde yerde yatıyordu. Jimin ağlayarak hemen ambulansı aradı. Ambulans gelene kadar da olduğu yere oturup ağladı. Ambulans hemen Jungkook'u alıp hastaneye götürdü. Polisler de Jimin den ifade aldıktan sonra baş sağlığı dileyip gittiler. Doktorlar otopsi yaptıktan sonra Jungkook'un intahar ettiği ortaya çıktı.
Jimin cenaze gününde Jungkook'un telefonundan Taehyung'u aradı.
Taehyung
Alo
Jimin
Merhaba Taehyung. Ben Jimin.
Taehyung
Seni tanıyorum. Sen Jungkook'un arkadaşısın.
Jimin
Evet. Düğüne birlikte gelmiştik.
Taehyung
Evet. Peki beni neden aramıştın?.
Jimin
Bugün Jungkook'un cenazesi kalkıyor. Belki gelmek ve son kez onu görmek istersin diye düşündüm.
Taehyung duyduğu haber ile dizlerinin bağı çözüldü ve olduğu yere yıkıldı. Ardından da ağlamaya başladı.
Jimin
Cenaze öğlene doğru kalkıcak. Haberin olsun. Görüşürüz.
Jimin bunları söyledikten sonra telefonu kapattı. Taehyung oturduğu yerden uzun bir süre kalkamadı ve ağlamaya devam etti. Kalbi çok kötü acıyordu. Kendine gelmesi ve hazırlanıp cenazeye gitmesi gerekiyordu. Ama ne zaman ayağa kalkmaya çalışsa başı dönüyor ve tekrar oturuyordu. En sonunda bütün gücü ile kalkıp bir bardak su içti. Böylelikle biraz güç kazandı ve hemen hazırlandı.
Sonunda cenaze kalktı ve Jungkook gömüldü. Siyahlar içinde bir çok arkadaşı yağmurun altında son kez Jungkook'a veda ederek yavaş yavaş dönüyorlardı. En sonunda Jimin de Jungkook'a veda etti ve yavaşça ilerlemeye başladı. Mezarın başında hala ağlayan Taehyung elindeki şemsiyeyi Jungkook'un üstünü örtermiş gibi yere koydu ve mezarın başına oturdu.
Taehyung
Özür dilerim... Gerçekten çok özür dilerim. Böyle olacağını bilseydim yanında daha uzun kalırdım. Hatta seni affederdim...
Jimin geri döndü ve Taehyung'un yanına çömeldi. Eliyle Taehyung'un omzunu tuttu. Taehyung dönüp Jimin'e baktı. Jimin hafif bir şekilde gülümsedi ve Taehyung'a sarıldı. Kısa bir süre birbirlerine sarıldılar.
Jimin
Artık yaşamımıza o olmadan devam etmek zorundayız. Sen alışmış olabilirsin belki ama benim için acı yeni başlıyor.
Taehyung
Yoksa sen...
Jimin
Evet. Bunca zamandır ona söylemek istedim ama o her zaman sana aşıktı. Bende seninle mutlu olucağını düşündüm ve bunu içimde sakladım.
Taehyung
Ben senden de özür dilerim. Benim yüzümden asla birlikte olamadınız.
Jimin
En azından arkadaştık. Benim için bu bile yeterli.
Jimin elinde tuttu kalın kapaklı kitabı Taehyung'a uzattı.
Jimin
Sanırım bu sana ait.
Taehyung
Bu ne?
Jimin
Kendin baksan iyi olur. Ben gidiyorum. Kendine iyi bak Kim Taehyung.
Taehyung
Sende öyle Jimin.
Taehyung Jimin giderken bir süre ona baktı. Daha sonra kafasını kitaba çevirdi. Son kez Jungkook'un mezarını sevdikten sonra şemsiyeyi de alarak evine doğru gitti.
Taehyung eve geldi ve eşine ufak bir işi olduğunu söyledikten sonra odasına gitti. Arkasından da kapıyı kilitledikten sonra yatağa oturdu ve kitabı açtı. Kitabın ilk sayfasında Jungkook ve Taehyung'un öpüştükleri bir resim vardı. Arka sayfayı çevirdiğinde de Taehyung'un düğün tarihi yazılıydı. Altında da "Öldüğüm gün... " yazıyordu. Taehyung'un gözleri doldu ve yavaş yavaş sayfaları çevirmeye başladı. Her sayfada küçük küçük resimleri vardı ve her resmin altına o gün yaşananları yazmıştı. Her yazının sonuna da "onu çok özledim. Oda beni özlemiş midir? " yazıyordu. Taehyung hem yazıları okuyor hemde ağlıyordu. Son sayfaya geldiğinde hiç resim yoktu. Sadece uzunca bir yazı vardı.
"Merhaba meleğim. Eğer bunu okuyorsan muhtemelen artık hayatta değilimdir. Eğer hayatta olsaydım bunu okuyor olmazdın zaten. Biliyorum evlendin. Artık kendi hayatını kurdun ve bir gün dünyada en çok istediğin şeylerden biri olarak baba olucaksın. Keşke oğlunu yada kızını görebilseydim. Belki bu acımı daha da arttırırdı ama ucunda sen olunca her şey güzel geliyor. Her neyse... Her sabah kalktığımda belki içimdeki bu acı geçer diye bekledim ama her gün daha da arttı. Çünkü gün geçtikçe sana olan özlemim daha çok artıyordu ve artık buna dayanamayacağımı anladım. Belki bana kızıcaksın. Ama hiç kızma olur mu? Çünkü ben yürüyen bir cesettim. Senin evlendiğin o gün ben zaten ölmüştüm. Ve ikimiz için asla iyi bir gelecek hayal edemedim. Çok üşüyordum Kim Taehyung ama sen gelip beni ısıtmadın. Yada gelip içimdeki bu özlemi, bu acıyı almadın. Bende kendim yapmak zorunda kaldım. Seni ömrüm boyunca çok sevdim ve halada sevmeye devam edeceğim.
Hoşça kal Kim Taehyung...
Hoşça kal meleğim...
Seni çok seven şeytanın...
Ölü şeytanın... "
Taehyung yazıyı okuduktan sonra ağlaması daha çok şiddetlendi. Eşi geldi ve kapıyı açmaya çalıştı ama kapı kilitli olduğu için açamadı. Taehyung içerden iyi olduğunu söylese de asla iyi değildi.
Bir kaç saat sonra kendini toparladı ve sonunda odadan çıktı. Eşi telaşla Taehyung'un yanına geldi ve ona sarıldı. Taehyung hala iyi olduğunu söylüyordu. Eşi de ona bir bardak su verdi. Taehyung banyoya girmek istediğini söyledi ve banyoya girdi. Suyu açtığı gibi tekrar ağlamaya başladı. Jungkook gibi onunda göğsünde büyük bir acı oluştu ve acıyla dolu yaşantısı böylelikle başlamış oldu...
