Mert, AVM’nin boş bir köşesindeki oturma alanına Derin’i çekti. Masanın üzerinde önceden hazırladıkları meyveler vardı.
Mert: “Bunu dene… çilekler taze, şekerli.”
Derin, çileği alıp ağzına götürdü, Mert ise hafifçe yana eğilerek: “Beni düşünerek mi yedin?” dedi alaycı bir tonda.
Derin: “Sana bakınca… istemsizce oluyor.”
Mert, dudaklarının kenarından hafifçe gülümseyerek: “Bak, bunu hep görmek istiyorum.”
Mert’in bu minik jestleri, hem utandırıyor hem de Derin’i kendine daha çok bağlıyordu.