İstanbul’un o karanlık sabahlarından biriydi. Sis, boğazın üzerine örtülen bir örtü gibi şehri sarhoş etmişti. Beni de sarhoş etmişti, diyebilirim. İçimdeki belirsizlik ve huzursuzluk, her geçen gün biraz daha büyüyordu. Eski konakta bir şeyler vardı, onu biliyordum. Havanın boğucu karanlığında bile, bir şeyleri düzeltebileceğimi hissediyordum. Ama neyi? Ne yapmalıydım?Burası dedemden kalma, yıllara meydan okuyan bir yerdi. Adeta bir zaman kapsülü gibi. Konak, uzun yıllar önce inşa edilmiş, hiç kimse tam olarak ne zaman yapıldığını hatırlamıyordu. Her köşe, her oda, her halı, her eski mobilya bana geçmişi fısıldar gibiydi. Bu evin içine adım attığımda, tavan arasından gelen eski koku, eski zamanların karanlık, tozlu havası beni sarar, geçmişle bir bağ kurmak isterdim. Ama bu evin hiçbir zaman huzur vermediğini biliyordum. Ne zaman içeri girsem, bir şeyler eksikti. Huzur, sevgi, aile… Burası yalnızca duvarlardan ve boşluklardan ibaretti.Bugün, her zamanki gibi, sabahın köründe uyanmıştım. Saat henüz sekiz bile olmamıştı, ama sabahın o ağır sessizliği, bana her zaman öğleden sonrasının getirisi gibi gelirdi. Uyandığımda, pencereyi açıp dışarıya baktım. Gözlerim İstanbul’u, Boğaz’ın ucunu, kısıtlı ama bir o kadar etkileyici manzarayı yavaşça tararken, aklımda yine o eski ev vardı. Bugün, bu evin içinde bir şeylerin değişeceğini hissediyordum.O eski evin her karışında bir iz vardı. Tavan arası, bana hep garip gelmişti. Hiç dokunmamıştım. Dedem hep "Oraya girme," derdi, "Tavan arası geçmişin hatalarıyla doludur." O hatalar, bana nedense hep merak uyandırmıştı. Her defasında oraya gitmek istedim, ama bir türlü cesaret edemedim.Bazen, sabahları hiçbir şey yapmadığımda, sadece eve bakarak, kendimi bir zaman kaybı gibi hissediyordum. Ama bir şey vardı, bir his. Bugün, o tavan arasına gitme günüydü. İçimde bir dürtü vardı, belki de uzun süredir sırtımda ağır bir yük taşıyor gibiydim. Tavan arasında bir şey vardı. Bunu biliyordum.Saat sabahın dokuzuna yaklaşırken, adımlarım kendiliğinden beni tavan arasına yönlendirdi. Sanki yer çekimi, o yaşlı merdivenleri çıkarken bana direnmeye çalışıyordu, ama bu, sadece içimdeki korkunun bir yansımasıydı. Adımlarımı hızlandırdım.Tavan arasına ulaşmak, konakta bir sonu görmek gibiydi. Eski ahşap merdivenleri çıkarak, küçük, dar kapıyı araladım. O eski, koyu kahverengi kapı açılırken, arkasındaki sıcak hava beni karşıladı. İçi kararmış, tozla kaplanmıştı. Her şey beklediğim gibiydi: sessiz, terkedilmiş ve soğuk. Ama burada, bu tozlu, kararmış alanda bir şey vardı.Hemen sol tarafa baktım. O eski sandığı fark ettim. Sandığın üstü, yılların tozu ve kararmış halıyla kaplıydı. Ama sandık, bir şekilde bana göz kırpar gibiydi. Sanki yıllardır bekliyordu, beni.Yavaşça yaklaşırken, ellerim titremeye başladı. Sandığı açtım ve içindeki eski kağıtları gördüm. Bunlar mektuplardı. Hızla birkaçını elime aldım, ama bir şey vardı: Mektuplar yıllar önce yazılmıştı. Belki 1940’ların başlarına ait… Fakat hepsi, bir şekilde gönderilmemişti. Kağıtlar sararmış, mürekkepler silinmiş, ama bir şekilde halen okunabilirlerdi.Birinci mektubu açtım, el yazısını dikkatle okudum. Kısa ama etkileyici bir mesaj vardı:"Elif,Beni bırakma. Burada seni bekleyeceğim.Beni bekle."Bu cümle, bir şeyleri tetiklemişti içimde. İsim… Elif. Kimdi bu Elif? Kim bu adama? Ne olmuştu da bu mektuplar gönderilmeden kalmıştı? Ardından diğer mektupları da hızla karıştırmaya başladım. Her biri, bir yazarın kaleminden çıkmış gibi kusursuzdu. Ama bir eksiklik vardı. Bir şey eksikti. Bir şeyin eksik olması, bir şeyin kaybolmuş olması, o mektupları bulmamın bana ait olmadığını hissettiriyordu.Ve o an, tavan arasında bir adım daha attım. Derin bir nefes aldım. Korkuyu ve merakı iç içe hissettim. Mektupların karanlık gölgesinde bir başka sır vardı, ve ben bu sırrı çözmek için her şeyimi ortaya koymaya kararlıydım.Bir ses duydum. Yavaşça kafamı çevirdim. Kapı aralıktı ve bu, bana doğru ilerleyen adımların bir işareti gibiydi. Birisi beni izliyordu. Tavan arasındaki gizemli ortamda, bir yabancı gibi gelmişti, ama kimdi o? Beni izleyen bu adama bakmam gerektiğini biliyordum…
Bölüm 1
Tavan arasında
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.