İçeriğe geç

Saklı Geçmiş

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Saklı Geçmiş

Bölüm 3

Beyaz Kuğu

Sahne karanlık,ani bir sessizlik olmuştu...

Hareketli danslardan sonra bu ani karanlık ve sessizlik koltuklarda oturan insanları germiş ve meraklandırmıştı...

En önde ortadaki sıralardan birinde,gölgede oturan adam nadiren gösterdiği bir sabırsızlık belirtisi ile işaret parmağını sabır bir ritimle kol dayanağına vuruyordu...

Gözleri karanlıkta kömür gibi parlıyordu...

Birden sahnenin ortasında beyaz bir ışık belirdi...

Yavaşça,sanki süzülüyormuş gibi bir kadın o beyaz ışığın ortasına doğru yürüdü ve durup seyirciye baktı...

Bir masalın içinden kopup gelmiş gibiydi sanki. Üzerinde, ince beyaz tüllerden dokunmuş, kimi yerlerinde kuş tüyleriyle süslenmiş bir elbise vardı. Kumaşın her kıpırtısı, sahnenin ışığını yakalayıp titrek parıltılarla geri yansıtıyor, onu adeta canlı bir aynaya dönüştürüyordu.

Saçları kar gibi beyazdı; dalgalı tutamları yüzünün iki yanına düşüyor, perçemleri zarifçe yüzünü çerçeveliyordu. Bu beyazlığın ortasında, yüzünü gizemli bir zarafetle örten beyaz maskesi vardı. Burnuna kadar inen, kusursuz biçimde işlenmiş beyaz maskenin ardında yalnızca gözleri görünüyordu. O mavi gözler ki, derin bir gölün üstüne çöken akşam sessizliğini andırıyor, seyirciyi içine çekiyordu.

Adamın ilgisini çekmiş olacak ki biraz öne eğilip bu sefer daha dikkatli izlemeye başladı...

Sabırsız parmakları yavaşlayıp durmuştu...

Balerin başını hafifçe yana eğdiğinde, uzun boynu maske ve saçla birleşip kusursuz bir çizgi oluşturdu. Parmak uçlarında yükselerek adımlarını attığında, tüylerle süslenmiş eteği suya düşen ay ışığı gibi dalgalandı. Kolları açıldığında, sanki maskenin ardındaki gizemle birlikte bütün sahneye büyü yayılıyordu.

Yavaş yavaş etrafta nazik,yumuşak bir su sesi yükselmeye başladı,bazen bir şeyin düşüşünü andıran damlalar,bazen sadece narin uysal dalgalar...

Kolları, sanki görünmez bir rüzgârın peşinden gidiyormuşçasına titrek ve yumuşak kıvrımlarla açıldı. Ellerinden omuzlarına kadar yayılan o zarif dalgalanma, bir kuğunun kanat çırpışını seyirciye hatırlattı. Başını yana eğdiğinde, uzun boynu suya eğilmiş bir kuşun ince çizgisini taşıyordu.

Bir anda gövdesini hafif öne eğdi, kollarını suyun üzerine eğilmiş bir kuğu gibi yuvarlaklaştırır. Başını yana doğru eğip boynunu uzun ve narin bir çizgiyle uzatır.

Bu hüzünlü ve büyüleyici dans devam ederken su sesine Keman'ın nazik ezgisi de katılır ve kusursuz bir senfoni ortaya çıkar...

Ardından bedeni ekseni etrafında kusursuzca dönerken kolları önce göğsünün önünde toplanır, sonra tekrar geniş açılır. Her dönüşte eteği halka gibi açılır, ışıkla birlikte kuşun beyaz tüylerini çağrıştırır.

Hareketleri hem akıcı hem de kederliydi; bazen kollarını ağır ağır aşağı indirip sanki suya dokunuyormuş gibi yapar, bazen de yükselerek özgürlük arayan bir kuğunun kanat çırpışını hatırlatır.

Adamın tam önünde dans ediyordu...

Balerinin elinde beyaz bir gül belirdi,seyirciye doğru dansını devam ettirdi...

YAvaş yavaş tıpkı bir müzik kutusundaki kız gibi dönmeye başladı,vücudu kendince bir illüzyon yaratıyormuş gibiydi...

Kendini küçülüyor elleri etrafında nazik bukleler şeklinde kıvrılıyordu,etrafında dönerken bir ayağı çok yavaş havaya doğru hareket etti,vücudu öne doğru ilerlerken gülü tutan sağ kolu ileri uzandı ve gülü seyirciye tuttu...

Adam tam önünde gerçekleşen sahneye odaklanmıştı,gözleri kadının gözlerinde ona uzatılan dibindeki gülün kokusunu alabildiğini hissetti...

Aniden kadın geldiği yavaşlığın tam tersi bir hızla geri çekilip dik durdu...

Omuzları geride,başı dik seyirciye bakarken gülü göğsüne tuttu,başı ürkek bir ceylan gibi güle eğildi,sağ kolunu yana uzatıp hızla o tarafa döndü,daha sonra sırtını seyirciye çevirdi...

Sağ bileğini alnına koyup sol kolumu eğik düz bir doğru şeklinde aşağı uzattı...

Sahnenin arkasındaki beyaz duvarda siyah bir gölge oluştu,kuğu gölgesi...

Tekrar hızlı bir şekilde seyirciye döndü...

Arkasındaki kuğu ile senkronize şekilde dansına devam etti...

Bu sefer yukarıdan olduğu yere kırmızı gül yaprakları dökülüyordu...

Dansın sonlarına doğru keman ve su sesi yavaşlayıp soldu...

Balerinin hareketleri yavaşladı ve bir mum gibi nazikçe söndü...

Durup seyirciye baktı...

Kısa bir sessizlik,ve hemen ardından gürültülü bir alkış korosu yükseldi seyirciden,herkes o ana kadar tuttukları nefesi unutmuş gibiydi...

Alkışlamayan tek kişi önde oturan o adamdı...

Dik durmuş gözlerini kadına dikmişti...

Yavaşça ayağa kalktı,başını eğerek sanki kadını selamladı ve arkasını dönerek ağır adımlarla salondan çıktı...

Kadın bunu fark etmişti ama çok önemsemedi...

Belki de önemsemeli ve ona göre önlemlerini almalıydı ama kaderin oyununu nerden bilebilirdi?

Aniden salonda çığlıklar yükseldi...

Ve başladığı hızla soldu...

Balerin neye uğradığını şaşırmıştı...

Sahnenin ortasında oturuyordu dizlerinin üstünde,saf beyaz elbisesine kan bulaşmıştı...

Koltuklarda bedenleri parçalanmış cesetler ona bakıyordu.

Ama o sanki günlük bir rutinin alışılmışlığı gibi kafasını kaldırıp etrafına baktı,bir kıkırtı dudaklarından şiir gibi döküldü...

Arkasından kuru bir ses yükseldi.

"Hala aynı psikopat"

Kadın daha yüksek sesle güldü.

"Bunu diyen sen olunca pek ciddi olmuyor"

Bir iç çekiş.

"Ya kendi isteğiyle gelirsin ya da"

Devamını getirmedi,kadın anlamıştı zaten,yavaşça ayağa kalkıp son kez salona baktı ve adamın peşinden sahneden ayrıldı...

Ve o gece Beyaz Kuğu'nun bu ortadan kayboluşu bütün krallıkta kaosun patlamasına neden olacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.