AİLE
Saijun gece uyurken aniden salonda bir bağırtı kopar. Ailesi sıradan günlerdeki gibi kavga etmektedir. Saijun bunu her ne kadar takmasa da bu önceki kavgalardan daha da şiddetliydi. Kavga şiddetlendikçe Saijun merakına yenik düşüyor ve gidip bakmak istiyordu. Yarısı gitmek istese de diğer yarısı bu olayın bir parçası olmaktan korkuyordu. Saijun kapı aralığından bakarken babasının annesine şunları dediğini duydu
Babası: Her gece bu geç saatte gelmelerinden bıktım!
Saijun bir yandan olayı kavramaya çalışırken bir yandan da etraftaki cam kırıklarını inceliyordu.
Annesi babasına cevap olarak: Bıktıysan neden gitmiyorsun? Belki de daha iyi bir hayat yaşayabilirim! Dedi.
Saijun annesinin bu yanını ilk defa görüyordu, içine bir korku yayılmıştı. Saijun’un babası masaya elini vurdu ve elinin cam kırıkları nedeniyle kanadığını hissetti. Saijun babasını koruma içgüdüsü ile odasından çıkarak babasına doğru koştu.
Saijun: Baba! İyi misin? diye sordu içindeki korkuyla.
Babası: Evet iyiyim, odana git saat çok geç. Odana gidip dinlenmelisin.
Saijun: Elin fazla kanamış, gerçekten iyi misin?
Babası: İyiyim oğlum, sadece git ve dinlen.
Saijun’un annesi aralarındaki konuşmaya atılarak birden şöyle dedi: Hem bu çocuğun ne işi var ki burada?! Onun kazara olduğunu kasabadaki herkes biliyor! Biliyor musun, bu çocuğunu da alıp gitmeye ne dersin?
Saijun: A-anne ne diyorsun? G-g-gerçekten ciddi misin?
Annesi: Evet, çok doğru duydun. Seni de babanı da artık istemiyorum. Sadece hayatımı karartan iki insansınız.
Saijun duydukları karşısında ani bir duygu patlaması yaşayarak gözlerinden yaşlar akmaya başlar. Ağlayarak odasına gittikten sonra anne ve babasının biraz daha tartıştığını duyar. Sessizlik oluştuğunda kapı arasından bakar ve annesinin evi terk ettiğini görür.
Ardından odasından çıkarak babasının yanına gider.
Saijun: Baba, ne oldu? Annem neden evi terk etti? diye sorar.
Babası ise: Bunların hiç birisinin anlamı yok. Bir süre senle tek yaşamamız gerekiyor. Hepsi bu kadar. der.

