Ne yapacağımı bilemeden öylece durdum. Aras gelip abimi tuttu "Lan hani vurmayacaktın?" Dedi, Tolga ise bizi hiç umursamadan kızla konuşurdu. Şuan senin kadar rahat olmak için neler verirdim, neler. Ersin'e bir daha vurmamak için kendini zor tuttu. Ersin tepki vermeden öylece baktı. "Anlat." Dedi abim sinirle, Tolga yanımıza gelip omuzuma elini koydu. "Anlat dedim!" Diye bağırdı abim, bu neden ve kime bağırıyor? Tolga bana sessizce "Dalin anlatmazsa kavga olur." Deyince bu durumdan nasıl kurtulacağımı düşündüm.
"Biz sevgiliyiz işte kardeşim, seni ne alakadar ediyor?" Dedi Ersin, Ersin galiba karşımdaki kişinin abim olduğunun farkında dahi değildi. Tolga gülerek "Oğlum sen yürek mi yedin? Dalinin abisi Sinan işte, hani senin Dalinin telefonunu açıp ben sevgiliyim dediğin o abisi." Diye açıklama yaptı. Ersin’de az ciddiyet bekledim ama aksine kahkaha attı. "Pardon, kendimi tutamadım." Dedi kahkahalar eşliğinde. Abim kaşlarını çatıp sinirle "Gülme lan!" Diye bağırdı. Tamam abimsin sana saygım sonsuz ama bu kadarı da fazla.
Ersin gülmesini tutarken Aras abime bakıp "Lan senin o zamanlarda ne kadar sevgilin vardı Sinan hatırlatmayalım, boş ver Dalin de kendi hayatını yaşasın. Hem sen şu an Gece ile sevgilisin bunu Dalin biliyor mu?" Dediğinde tek kaşımı kaldırıp abime baktım. Dinime küfreden müslüman olsa. "Bu nedenle bana kızma gibi bir şansın olamaz." Kurduğum cümlenin ardından daha olayların ciddiyetini anlamayan Tolga gülmeye başladı. "Sikan aşkım ağlama, başka zaman kızarsın." Dedi, Tolga Sinan yerine abime Sikan diyordu. Böyle böyle herkese lakap takıyordu, neymiş normal isimlerimiz çok sıkıcıymış.
Abim eliyle çenesini kaşırken Ersin’e göz ucu ile baktım. Anlık göz göze gelince önüme döndüm. "Pekâlâ, bir şey daha duyarsam seni okuldan alıp benim üniversitemin yanındaki okula alırım. Hem de gözümün önünde durursun. Ya da annem onların yanına yollarım.” Dedi abim, başladı yine tehdit etmeye. Elimle öpücük atıp "Ben de seni seviyorum abizim." Dedim, şirin şirin gülümsemeye çalışırken. "Komik olma karanlıkta saçını yine kesmeyeyim." Dedi abim, bu dediği benim için çok ağır bir tramvaydı. Küçükken daha karanlık korkumu bile bilmezken abim şakasına karanlıkta saçlarımı kesmişti. Daha çocuktuk, yaptığı şeyin farkında bile değildi ama o korkudan uyuyamamıştım. Günlerce.
"Kız, Dalin benim yeni sevgilim var." Dedi Tolga, konuyu değiştirmeye çalıştığını anlamıyormuş gibi yaparak güldüm. "Yine hangi kız?" Diye sordum merakla. Tolga her zamanki gibi başka kızlara bakarak benimle konuşuyordu. "Selin diye bi kız ama vallahi çok mükemmel kız, kim onu görürse aşık olur diye kızı eve kitledim öyle geldim." Dedi Tolga, yaptığı şakaya karşılık ben kahkaha attığımda Tolga bana baktıç "Ciddiyim." Cebinden anahtarı çıkartıp gösterdi. Ciddi ciddi kızı kitlemiş miydi? Boşuna ben buna manyak demiyorum. "Abicim sen onu takma, bunların hepsi mal bir ben akıllı. Benim Bahar ile iki yıldır ilişkim var. Öyle de hayırlı biriyim." Dedi Aras, gülerek aklıma Bahar’ı getirdim. Bunların hepsi manyak hayırlı falan değil. Biri kızı eve kitler, biri iki senedir sevgilsi var ama her ay ayrılıp barışırlar, biri kız değiştirir ama haberim olmaz…
"Neyse Dalin biz okula gidiyoruz, bi ara hepinizi biz bekliyorum." Dedi Aras yüzündeki samimi tebessümüyle. "Lan mal bizim eve gelse sunum yapacak neyimiz var? Hem hepsi bir saatlik yol mu çeksin Araşk'ım?" Dedi Tolga, abime nasıl Sikan diyorsa Aras abiye de Araşk diyor. Dedim ya herkese lakap takmayı çok sever. "Bize gelirsiniz." Dedim, abim umursamadan arabaya binerken Tolga bir kızın numarasını alıp arabaya bindi, "Tabi geliriz Dalin." Dedi Aras sonra da gülümseyerek arabaya bindi.
Bizimkiler -Arya, Eslem, Emir, Çınar ve Ersin- bana bakıyorlardı. "Yahu kızım bir ağız tadı ile kavga ettirmedin." Dedi Çınar. Çınar’ın bunu demesi üzerine Arya Çınar'a tokat attı. "Al sana kavga, hayvan!" Deyip sinirle gitti Arya. Tam peşinden gidecekken Çınar kolumu tuttu. "Biz yalnız konuşalım." Arya'nın peşinden gitti.
Ersin'e bakıp "Sen iyi misin?" Diye sordum, Ersin bana alayla bakıyordu. Ne söyledim ben şimdi? "Nasıl aklına geldim? Sizinkiler ile baya iyi konuşuyordun." Dedi, Ersin’İn böyle can sıkıcı konuşmasının üzerine ciddi bir hal almaya çalışarak Ersin’e tekrardan baktım. "Ama söyle düşün, abimin yanında sana soru sorsaydım bu sefer olay uzardı." Deyip Ersin’e şirin şirin bakmaya çalıştım ama Ersin bir şey demek yerine bana boş boş baktı. "Kusura bakma hayatım." Boynuna sarılarak fakat Ersin bana sarılmak yerine beni hafif bir şekilde iterek "Sahte olmamıza rağmen baya güzel rol yapıyorsun." Dedi, Ersin’e bakıp gülümsemeye çalıştım. Zaten amaç rol yapmam değil miydi? Neden gerçek sevgililer gibi bana atar yapıyor? "Ne yapmamı isterdin?" Ersin tamamen benle göz teması kurunca kaşındaki çiziği fark ettim. Bu çizik daha demin mi oldu? "Ben senin için kafa yerken sen de az cesaretini toplayıp ‘Nasılsın?’ diye sorabilirdin ama her neyse sonuçta sahte." Deyip bana son kez baktıktan sonra okulun içerisine girdi. Ben ise arkasından baktım.
Hiç bir şey sahte değildir.
---
Son dersteydik, artık kafam bu kadar bilgiyi kaldırmadığı için uyumaktan başka bir şey istemiyordum. Gözlerim Ersin’e kaydı. Hiçbir şekilde bana bakmamıştı. İnsanın gözü falan kayıp bakar ama bu çocuktaki inat ben bi bitirdi.
Zilin çalması ile Eslem’in yanına geçtim. Hep beraber eve geçeriz diye düşündüm. Zaten beraber kalıyoruz, her neyse. Moralim bozuk bir şekilde kızlarla beraber eve doğru giderken telefonum çaldı. Abim mi ajrıyordu? Bana Gece olan o kızı anlatmak için falan? Telefonu kim olduğuna bakmadan açtım. "Efendim?" Dedim bıkkın bir ses tonuyla. "Senin moralin mi bozuk Dalin?" Ersin miydi? Hayır, Tolga’nın sesine benziyordu. Telefonda kimin aradığına bakıp yanıt verdim. Tam da tahmin ettiğim gibi, Tolga aramıştı.
"Yok Tolga, ne moralim bozuk olacak? Senin yine ne işin düştü?" Dedim alaylı bir tavırla, Tolga kahkaha sesi gelince gerçekten gülümsedim. İşi düşmese aramayacak. "Nasıl da anladı." Deyip konuşmasına devam etti. "Selin diye bahsettim ya sana ben bununla sevgiliyken başka biri ile daha sevgili olsam ne olur?" Yine aldatmak için kendince bahane arıyor. Neden bir kız ile yetinemiyor ki? "Tolga bu biraz aldatmak oluyor sanki?" Derin bir nefes alıp verdikten sonra "Dalin öyle deme, sadece şey işte. Dııt sesin dııt gelmiyor dııt." Deyip suratıma kapattı.
Eve gelip içeri girmem ile Arya ve Eslem yanıma uçuştu. Beraber yürümüyor muyduk ne ara öne geçip eve geldiler bunlar? "Neredesin sen? Bara gidecektik." Dedi Eslem, üstündeki kırmızı mini dar elbiseye baktım. Cidden ne ara eve gelip hazırlandı ki bu? "Gitmiş de gelmiş gibisin." Dedim, ayakkabımı açardım. Kapının yanında duran ev terliğini giyip onlara baktım. "Hayatım, sana çok güzel kıyafet seçtim." Eslem’in dediğini duymazlıktan gelip içeriye geçtim.
Salona geçince koltuğun üstünde duran kıyafetlere baktım. Göbeği açık bluz ile kot şort gördüm. "Götüm donmasın diye üstüme iki kat giyinen insanım bunu matematikten yüz alacağımı bilsem bile giymem." Dedim, Arya yanıma gelince kıyafetine baktım. Çiçekli bir etek siyah yarım tişört. Bunlar bu havada nasıl bu kadar rahat giyinebiliyor? "Lan istemeyen sen değil miydin?" Diye söylendim. Arya saçını arkaya savurup "Çınar Bey beni sinir etti." Dedi, gülerek koltuğa oturdum. İkisine de baktım, ikisi de birbirinden hevesliydi.
Gözlerim televizyona kaydı. "Siz gidin ben Aşkı Memnu izleyeceğim." Dediğimde Eslem bana sinirle baktığını fark ettim. Ne kadar da aşık bana, hep bana bakıyor. "Sus ve sana verdiklerimi giyin." Tüm ciddiyetini kullanırken üstüme birer kıyafet attı. Ben gelmesem Emir’i kıskandıramayacak mıydı? Benim oraya gitmemdeki zorum neydi?
Üstüme atılan kıyafeti elime alıp kıyafete baktım. Bunun yarısı yoktu. Normalde böyle giyinmek hoşuma gider ama kışa yaklaşırken böyle şeyleri giyip kendimi hasta etmeye hiç niyetim yok. "Ben bunu giymem başka bir şey getirin." Dememle bu sefer Arya üstüme kıyafet attı, hazırda mı beklettiler kıyafetleri? Bol bir sweat ve kısa şort. "Bak bu olur sadece altımdan üşürüm çocuğum olmaz." Diye söylendim. İkisi de bana ters bir şekilde bakmaya başladıklarında gülümseyerek “Giyerim ya.” Diye söylendim. Oturduğum yerden kalkıp odama geçip bana verdiği, attığı kıyafetleri giydim. Bacaklarıma baktığımda sarı olan tüyleri gördüm, sarışın olmanın faydaları. Boydan aynada kendime baktım: Öyle bol sweattı ki şort gözükmüyor. Hasta olacağımı bile bile aşağıya indim. Daha evde üşüyorum, nasıl dışarı çıkacağım Allah bilir. Eslem salonda saçını düzleştirirken Arya saçını topuz yapıyordu. Saçımı toplayıp onları izledim.
Bir süre sonra ikisi de makyaj yapıyorken ben telefona bakıyordum. Şu yavru kedi videoları çok tatlı değil mi? Arya işini bitirince elimden telefonu aldı. “Hadi sana da ben yapayım.” Deyince itiraz etmeden kabul ettim. Bana makyaj yapmaya başlayınca ben de Arya’yı izledim. Sanki karşımda Arya değil de kuaför varmış gibi. Hepimizin işi bitince spor ayakkabımı giydim. Kızlar topuklu giyerken bana boş bir ifade ile baktılar, yine ne yaptım? Eslem bana topluklu ayakkabı uzatınca derin bir nefes alıp verdikten sonra zorla ayakkabıyı giydim. Üstüm spor altım kırmızı halı. Cidden harika bir kombin. Dışarıya çıkarken düşecek gibi oldum. Uçurum kenarında yürümeye çalışan acemi dağcı gibiyim. Birkaç dakika bekledikten sonra taksi geldi. Taksiye binip cam kenarına geçtim. Camdan etrafı izlemeye başladım. Herkes bir yere koşturuyordu. Esmer bir kızı gördüm yolda, acaba onun şuan ne derdi vardır? Her araba yolculuğunda gördüğüm insanların hayatını merak ederek geçiririm.
Yaklaşık yarım saat sonra taksiden inip bara doğru girdik. Eslem direkt fotoğraf çekinip hikayesine attı. Bismillahirahmanirrahim. Allah bizi affetsin. Etrafa baktım boş bir yere oturdum. Boş yere oturmamız ile yanımıza birileri geldi. "Selam yavrum." Dedi yanıma oturan erkek. Öncelikle birkaç dakika falan geçseydi? Ne bu hemen bok götmüş sinek gibi? "Pardon, yavrum derken? Yanıma gelebilecek ve böyle konuşabilecek kadar sana samimiyet verdiğimi hatırlamıyorum." Dedim tüm ciddiyetimle ama o beni umursamadan bana yaklaşıp “Çok güzelsin.” Deyince cesaretine karşı gülümsedim. Ben de ona yaklaşıp “Abim bunu her gün bana hatırlatıyor.” Adam geri çekilince diğer tarafa döndüm. O da çok geçmeden masamızdan kalktı. Eslem yanındaki erkek ile fotoğraf çekinirken Arya erkek kesiyordu. Ben de içki söyleyip içmeye başladım.
Çok geçmeden Eslem demin yanında oturan erkek ile dans etmeye başlamıştı. Arya kestiği erkeklerden birinin yanına gitmiş konuşurken ben ikinci içkimi içiyordum. Neden her zaman ben yıkık olarak kalıyorum?
Eslem ve dans ettiği erkeği izlerken birden erkeğe yumruk geldi. Yumruk atan kişiye doğru baktım, Emir. Ersin geldi mi diye baktım ama sadece Çınar'ı gördüm. Çınar da Arya'nın yanına gidip Arya'nın kolundan sürüklüyordu. Ersin geldi mi diye tekrar kapıya baktım ama nafile. Ne bekliyordum ki Ersin'in gelmesini falan mı? Bardağımdaki içkiyi kafama dikleyip Emir ve Eslem'e baktım. Emir çocuğu ölünceye kadar döverken birden Emir'i çift görmeye başladım. Emir'in ikizi mi var? Bardağımdaki içkinin son yudumunu da içerken gözlerimi sıkıca kapatıp açtım. Biri kolumdan tutunca kolumu çektim "Siktir peri!" Diye söylendim sinirle. "Sen bir de sarhoş mu oldun Dalina? İki dakika geç geldim kıyamet kopmuş." Dediğinde yüzüne baktım, iki tane Ersin. Bana bir Ersin fazlası ile yeter. Hem zaten dünyaya bir yakışıklı yetiyor, bir tane daha ne gerek var? "Hadi çıkıyoruz." Kolumdan tutunca kahkaha atarken ona baktım. "Zaten sevgili değil miyiz yakışıklı?" Dediğimde güldü, gülüşünü ölü çiçek görse tekrardan yaşar.
Kolumdan daha sıkıca tutup beni dışarı çıkarttı. Yolda çapraz şekilde gezerken benim dizime kendi ceketini bağlayıp kucağına aldı. "Kızım araba çarpacak, tamam sarhoşsun ama mal değilsin." Dedi, gülerek kafamı geriye yasladım. Hani aptaldık? Ne kadar yalancı bu erkekler. "Ben bir aptalım." Ersin gülünce etrafa bakındım.
"Sanma ki sarhoşum. Ne var ne yoksa yıkıldı içimde, bomboşum." Diye mırıldanırken Ersin’e baktım. Elimi onun boğazına koyup dokunmaya başladım. Huylanmış olacak ki kafasını yana doğru eğdi. “Bul beni, kaybolmuşum” Diye şarkı söylenmeye devam ederken Ersin birden çoğalmaya devam etti. Aha, artık çift değil çünkü üçüz. "Ersin daha demin iki kişiydin ne ara üç kişi oldun?" Dediğimde Ersin kahkaha attı "Şurada doğurup hemen büyütüyorum güzelim." Dedi, ah bir de zeki. O kadar zeki ki altı ay bekletmiyor karnında. Yoksa dokuz ay mıydı? Biliyor musunuz ben sekizinci ayda doğumuşum.
Beni kucağından indirince dönmeye başladım "Kızım rahat dur." Deyip kapıyı açtı, kolumdan tutup evin içerisine soktu. "Resmen eve atıldım." Dediğimde güldü. Neden her dediğime gülüyor? "Evet az sonra seni yatağa atacağım." Çok açık sözlü değil mi bu çocuk? Elimden tutup ilerleyince ben de onun arkasından ilerledim. Salona geldiğimizi görünce koltuğa oturup bağdaş kurdum. Ersin elinde ıslak mendil ile gelip bana yaklaştı.
"Bu ne hal? Sen zaten güzelsin. Bir daha yüzüne resim yapma."
Ben onu izlerken o benim yüzümdeki makyajı siliyordu. Önüme gelen saçımı arkama götürüp "Arya yaptı." Dedim, uykum gelince gözlerimi kapatıp zorla geri açtım. Ersin yüzümdeki makyajı silince esnemeye başladım. "Uykun mu var?" Elindeki ıslak mendili masaya bırakıp bana baktı. "Az var." Dedim, elimle gözümü ovalayıp aklıma gelen ilk soruyu sordum. "Neden ben uçamıyorum?" Dedim ciddi ciddi ama o gülmeye başladı. Bu çocuk neden beni ciddiye almıyor? "Uçmak ister misin?" Dedi, kafamı olumlu anlamda sallarken gözümü tekrar kapatıp açtım. Beni omuzuna alınca kollarımı açtım. "Uçur beni bez bebeğe bebeğe bebeğe." Dediğimde evin içinde koşmaya başladı, gözümü tekrar kapanıp açılınca düşecekmiş gibi oldum. Ersin beni omuzundan indirip koltuğa yatırdı.
"Bana güzel şeyler der misin?" Dediğimde gözlerim kapanınca zorla açtım. "Seninle sahte sevgili olmak istememin nedeni eğlenmek değil aslında se-" Derken dayanamadım ve gözlerimi kapattım.

