Merak etme duygusunu pek sevmezdim çünkü ne zaman merak etme duygum ortaya çıksa kafamdan senaryolar kurup onlara inanırdım. Aklıma gelen kötü şeylerden uzak durmaya çalıştım. Şu an deli gibi merak ediyorum en yaptıklarını. Aras eve gelmişti ama Tolga ve abimden haber yoktu. Derin bir nefes alıp verirken evdeki çikolatalı sütümü içtim. "Dalin bi sakin ol." Dedi Aras, senin için demesi çok kolay öyle değil mi? "Nasıl sakin olayım? Biri Ersin biri abim. Kavga ederlerse?" Dediğimde elimdeki çikolatalı sütten bir yudum daha alacaktım ama çikolatalı sütün bittiğini anlatıp yere attım. Diğer çikolatalı sütümü içerken "Dalin, Sinan kavga etmez." Dedi Aras, ne kadar emin olabiliyorsun acaba? Ortaokuldayken biri çıkma teklifi etti diye çocuğun kolunu kıran insandan bahsediyoruz. "Bu kadar emin olman güzel ama bir işe yaramaz." Dedim, alt dudağımı yalayıp içimden sabır çektim. "Az sonra gelir." Sinir ve merakla birleşen saçma duygumla çikolatalı sütümden bir yudum daha aldım.
Kapının çalmasıyla koşarak kapıya gittim. Kapıyı abimin gelmedi umudu ile açtım ama Tolga gelmişti. Tolga'nın dudağı mı kızarmıştı? Kesin kavga ettiler. Tolga içeri geçerken "Kapıyı kapatma az sonra Sinan gelir." Dedi, Tolga'nın yanına gidip "Kavga mı ettiniz?" Dedim dudağını işaret ederken. Tolga eline ıslak mendil alıp "Yok lan." Dedi dudağını silerek, ruj mu sürdü o? Anlamsızca ıslak mendile bakarken aklıma dank etti. Bu durumda kim flört yapar ki? Hadi onu geç ne ara öpüştü bu?
Gözlerimi Tolga'dan çektim. Kapıya doğru ilerledim. İki üç dakika sonra abim gelip eve girdi, arkasından salona kadar gittim. Koltuğa oturunca anlamsızca baktım. "Anlat." Diye emir verdim, emir vermek biraz fazla mı oldu? Sonuçta söylemeyebilir. "Neyi?" Dedi abim, sesi sinirli çıkıyordu. Ne olduğunu anlatmak bu kadar zor olmamalı. "Kavga mı ettiniz?" Dediğimde abim güldü. "Hayır." Deyip ciddileşti, bu çocuğun ani ruh değişimi beni bitiriyor. "Sadece konuştuk ama ayrıldığınız an itibari ile Ersin'i hamile bırakmak gibi bir planım var." Acaba burada biz onunla gerçek sevgili bile değiliz desem ne olur? "Sadece konuştunuz, öyle mi?" Diye sordum, abim onaylarcasına kafasını sallamasıyla "Yedi." Dedi Tolga, hepimiz Tolga'ya baktık. "Boş olan çikolatalı yedi tane." Ardından bana bakıp devam etti. "Hepsini sen mi içtin?" Kafamı onaylarcasına salladım. "Bu ne derttir be. Ben günde bu kadar sigara kullanmıyorum." Dedi, hafif tebessüm edip abime baktım. Abim kendi telefonuna bakıyordu. Göz devirip odama çıktım ama zeki, mükemmel, harika ablanız telefonunu salonda unutup geri salona gitti.
Salona giderken konuştuklarını duyup kapının arkasından dinlemeye başladım. Birilerini gizlice dinlemek, bu bir yılan olma kitabının ilk kuralıdır.
"Söylesene lan." Diye uyardı Aras, neyi uyardı? Kimi uyardı? Niye uyardı? Aklımda fazla soru var. "Bir şey yok sadece Ersin ile konuşup geldim." Dedi abim, sadece konuştu mu? Ne tarafımla inansam bilemedim. "Konuştunuz öyle mi?" Dedi Aras kuşkucu birer ses tonuyla, Tolga'nın kahkaha sesi gelirken abim iki defa öksürdü ama başkası da olabilir tam anlamadım sesi. "Ne gülüyorsun lan eşek?" Diye uyardı abim, bu dediğinden anladım ki demin öksüren abimmiş. "Hiç." Dedi Tolga kahkahalarla, sanırım konuşmaları bitti. Bittiğine pek emin olamadım ama içeri girip telefonumu aldım. Hepsi birden dönüp bana bakınca "Telefonunu unutmuşum." Deyip salondan çıkarak odama gittim.
Telefonumu açıp önce telefonuma şifre koydum. Hem de kimsenin bilemeyeceğini bir şifre; Ersin. Evet, yeni şifrem Ersin. Telefonuma şifre koyduğum için pijamamı giyip rahatça yatağıma yatıp gözlerimi kapattım. Keşke gözlerimi kapatınca mal mal şeyler düşünmek yerine direkt uyusam.
Cuma
Tolga'nın sesi ile uyanmak mı? Hem de okul var diyor. Okul kar nedeni ile tatil ama bu salak anlamıyor. "Dalin kalk okul zamanın geldi, geçiyor." Diye Tolga’nın bağırmasıyla sinirlenip Tolga'ya yastık attım. "Tolga defol!" Artık uyarılarımdan anlamıyordu. Ben artık 8. uyarmamdan sonrasını saymadım. "Dalin kalk." Dedi Tolga ısrarla, yataktan kalkıp odamın kapısına yaslanmış olan Tolga'ya baktım. Yanından omuzuna vurarak geçtim. "Yavaş be güzelim." Umursamadan lavaboya girip yüzümü falan yıkadıktan sonra çıkıp lavabonun kapısında beni bekleyen Tolga'ya baktım. "Okul tatil, biliyorsun öyle değil mi?" Dediğimde gülümsedi, az önce bana piç gülüşü mü attı? "Biliyorum ama ben açım." Dediğinde göz devirip mutfağa indim.
Krep yapmaya başlarken Tolga yanıma geldi "Ne yapıyorsun?" Diye sordu, "Krep." Diye yanıtlamamla Tolga kahkaha attı. "Sabah yaptım krep, krep. Ne güzel oldu breh, breh." Diye mırıldanmaya başlayınca güldüm.
Krep yapma işim bitince masaya koymamla abim ve Aras da aramıza katıldı. Hepimiz masaya oturunca kahvaltı yapıp hızla kalktım "Son kalkan temizler." Deyip buzdolabından çikolatalı süt alıp içerek odama çıktım.
Dün acaba abimle Ersin cidden sadece konuştu mu? Ersin sahte olduğumuzu dedi mi? Hem Ersin demişken Ersin'i arayayım. Ne çok Ersin diye söylendim.
İçimdeki Ersin'i karalayıp telefonumda sevgilim♡ diye kayıtlı olan kişiyi aradım. Çalıyor, çalıyor.. Açtı. "Ersin." Diye ses vermekle ses gelmeyince ana ekrana baktım, telefonu açmıştı ama neden cevap vermiyor ki? Telefonu kulağıma yaklaştırmamla "Efendim?" Demesi bir oldu, ne güzel sesin var. "Öylesine aradım." Dediğimde güldü, benim dediğime mi güldü? Yoksa yanında başka biri mi var? Git gide şizofren oluyorum…
"Öylesine mi aradın? Yoksa abinin dün buraya geldiğini duyup mu aradın?" Dedi alaylı bir şekilde. Sen kimle alay ediyorsun lan? "Abimin yanına geleceğini biliyordum sadece öylesine aradım." Dediğimde cevap vermedi, ne oldu tirrek? Kaldın mı öyle? "Yani meraktan değil, öyle mi?" Merak edip dinledim ben onları sen merak etme. "Merak etmiyorum. Ersin, öylesine aradım diyorum işte." Dediğimde gülmesi kesildi. Bu bi nevi ciddileşti demek. "İyi bakalım, kızlar sana yazdı mı?" Dediğinde düşünmeye başladım, telefonu kulağımdan uzaklaştırıp mesajlara baktım.
Eşlem: Dalin! Acil toplantı var. Hemen kızlarla buluşup sonra erkekleri çağıracağız, olay var olayyyy.
Mesajı heyecanla okuyup telefonu kulağıma geri götürdüm. "Evet, yazdılar. Ben şimdi hazırlanıyorum, hadi öptüm görüşürüz." Deyip Ersin'in cevap vermesini beklemeden telefonu kapattım.
Eşlem yazan kişiyi arayıp hoparlöre aldım. Eslem'in telefonu açmasını beklerken kıyafet seçmeye başladım. "Mesajımı yeni mi gördün?" Dedi Eslem, ne zaman attı ki mesajı? Zaten ben yeni uyandım. Yani uyandırıldım. "Evet, neredesiniz?" Deyince birden bağırmaya başladı. "O mesaj kaç saat önce biliyor musun!?" Elime telefonu alıp baktım. Göz devirdim. "Matematiğinin kötü olduğunu biliyorum ama bu kadar da kötü olduğunu bilmiyordum, mesajı atmanın üzerine on dakika bile geçmemiş." Deyip kıyafetlere geri baktım.
"Neyse neyse, bu seferlik affettim. Seni bizim okulun önündeki kafede bekliyoruz hayatım." Demesiyle telefonu kapattı. Hızla üstüme siyah boğazlı badi geçirip siyah pantolonumu giydim. Saçımı hızla tarayıp bel çantamı alıp evden çıkmak için önce abimin yanına yani salona gittim. "Ben gidiyorum." Diye haber verdim, abim bana ters ters bakıp "Nereye?" Dedi, ben anneme de ‘çıkıyorum’ deyince hiç sormazdı. Abimin sorması beni bi ürpertti. "Kafeye." Diye söyledim, abim tek kaşını kaldırıp "Kiminle?" Deyince bıkkın bir halde ona karşı gülümsedim. "Eslem ve Arya'yla buluşacağım." Arya derken Tolga'ya bakmadım da değil. Tolga sırıtınca abime geri baktım. "Üstüne mont giy." Dediğinde kapıya doğru ilerleyip montumu ve bel çantamı taktım. "Ben bırakıyorum seni." Dedi abim, hiç ısrar etmeden ayakkabımı giydim. Neden ısrar etmedim biliyor musunuz? Hem kızlara buluşmaya geç kaldım hem de abim kimlerle buluşacağını görüp beni meşgul etmez. Arabaya binmeme abimle konuşmadım. Zaten Ersin meselesinden dolayı sinirliyim sadece kafenin yolunu tarif ettim.
Kafeye gelince abim arabayı durdurdu. Abime bir şey demeden arabadan indim. Abime sinirim hala geçmedi, salak çocuk ama yine de beni kafeye bıkma jestini unutmam. Kafeye girip en köşede oturan iki salağın yanına gittim. İkisine de sarılıp montumu açıp sandalyeye yerleştim. Masaya bakıp üzerinde bir şey göremeyince "Sipariş vermediniz mi?" Dedim. Arya göz devirdi. "Normal biri dedikoduyu sorar bu kız yemeği soruyor." Dedi Eslem gülerek, Eslem gülüp Arya göz deviriyorsa konu Arya hakkındadır. "Hepimize sıcak çikolata söyledik ama inşallah yarına kadar gelir." Dedi Eslem, gülümseyerek Arya'ya baktım. Arkama yaslanıp "Anlat." Dediğimde kollarını birbirine bağladı. "Bu Çınar beni çıldırtıyor." Kaşlarımı çattım, en fazla ne yapmış olabilir? "Çınar'a vazo fırlattı." Dedi Eslem, kahkaha atmamak için ağzımı elimle kapattım. "Neden vazo fırlattın?" Dediğimde Arya reis sinirle masaya vurdu. Of be kral neler neler yapıyor. "Beni deli ediyor." Arya sinir olunca fazlası ile tatlı oluyordu.
Garson gelip sıcak çikolataları getirince teşekkür ettim. Sıcak çikolatayı içerken zevkle Arya'yı dinledim. "Kız kankası bunun yanağından öperken ki fotoyu bana attı. Ben de bunu aradım ama tahmin et telefonu kim açtı? Dur sen yanıt verme ben derim. O kız açtı telefonu bir de benimle gülüp alay etmesin mi?" Öyle anlatıyor ki sanki olayı o değil ben yaşadım. Heyecanla sıcak çikolatayı masaya koydum. "Sonra Çınar Bey eve geliyor biz kavga ediyoruz falan derken ayrıldık." Dediğinde mal gibi baktım. Eve geliyor derken sanırsın aynı evde yaşıyorlar. "Ara mı verdiniz? Ayrıldınız mı?" Diye sorduğumda Arya bana tip tip baktı. "Ayrıldık." Keskin ses tonuyla konuştu. Eslem'e bakıp gülecekken kendimi dudaklarıma bastırarak tuttum. Arya omuzuma vurunca daha fazla gülmemi tutamayarak gülmeye başladım.
"Sana sinir oluyorum Dalin." Dedi Arya, Arya’ya gülerken telefonum çalınca telefonu açıp kulağıma götürdüm. "He?" Dediğimde kimin aradığına bakmadığımı fark ettim. "Danla dışarı gelsene." Dedi, telefonu kulağımdan uzaklaştırıp arayan kişiye baktım. Ersin aramış, he diye telefon mu açılır? Çocuğa rezil oldum. "Geliyorum." Deyip telefonu kapattım. Sıcak çikolatamdan bir yudum daha alıp ayağa kalktım "Ersin gelmiş, geliyorum." Hızlı adımlarla kafeden çıktım.
Kafeden çıkınca gözlerimle Ersin'i aradım. Görünce aramayı sonlandırıp yanına gittim. "Sonunda." Derken Ersin'e sarıldım. "Bu kadar özlediğini bilseydim daha erken buluşurduk.” Sarılmayı kesip Ersin’e bakarken Ersin konuşmaya devam etti. “Oysaki en son dün görüşmüştük." Ersin’e boş bir ifade ile baktım. Şaka gibi bir çocuk. "Şımarma, kızlar bakıyor diye sarıldım." Dedim, aslında canım istedi diye sarılmıştım ama bu çocuğun şımarık hali yeni oyuncak alınmış çocuk gibi.
Ersin'in gülümsemesi hafif solunca kendimi suçlu hissettim. "Ama bu seni özlemediğim anlamına gelmiyor." Dediğimde Ersin tekrardan gülümsedi. Ne kadar tatlı gülüyorsun sen öyle. "İtiraf etmeye başlamışsın.” Şimdi burada ben herkesi özlerim demek vardı ama bu yine gülen yüzünü bozmak istemiyorum.
Yanımıza gelen çocuk yüzünden Ersin yerine çocuğa baktım. Çocuk siyah saçlarını savurunca baktım, bu ne havalar? "Selam." Dedim çocuğa doğru bakarak, etrafa bakıp sonra bana baktı "Annem tanımadığın insanlarla konuşma dedi." Deyince güldüm, bu çocuğun annesi çocuğu iyi eğitmiş. "Tanışalım o zaman." Elimi uzattım. "Ben Danla." Deyince kız elime baktı. "Ben tanışmak istediğimi söylemedim ki." En fazla altı yaşındasındır, ne egosu kasıyorsun? "Sadece annemi bulamıyorum." Dedi çocuk, alt dudağımı ısırarak gülümsedim. "Annen nasıl biri?" Dediğimde çocuk kaşlarını çatarak baktı. "Annemi neden sana anlatayım?" Sakin ol Danla… "Anneni bulmaya yardım etmek için."
"Annemi bulmak için senden yardım istemedim." Dediğinde sinirlenmemle Ersin'in gülmesi bir oldu. "Küçük hanım, ben Ersin." Dedi Ersin, ne kibar konuşuyorsun sen öyle. "Ben de Derya." Sinirle Ersin'e bakarken Ersin yanağımı sıktı. Benimle tanışmak istemeyip Ersin ile mi tanıştı? "Siz evli misiniz?" Dedi Derya adında ki çocuk, Ersin gülerek "Hayır değiliz." Derya gülümseyerek Ersin'in elini tuttu, çocuk o Danla sakin kal. "Bi an seni Damla ile evli olduğunu zannettim, ne kadar üzüldüm bilemezsin." Dedi Derya çocuksun mocuksun ama iyi yavşıyorsun. Sen ileride iyi can yakarsın. "Damla değil Danla." Diye uyardım kızı, kız omuzlarını yukarı kaldırıp aşağıya indirdi. "Pek umurumda değil. Ersin senin umurunda mı?"
"Danla benim umurumda." Dedi Ersin, şuan nasıl ego tatmini yaptım anlatamam. "Ama siz evli değilsiniz." Dedi Derya, Ersin gülüp hafifçe eğildi. "Evli olmayacağımız onu sevmeyeceğim anlamına gelmiyor." Derya sinirle ayağını yere vurup ağlamaya başladı. Ersin'e bakıp "Ne yapacağız?" Dediğimde Ersin Derya'nın yanağından öptü. Olanlara boş boş baktım.
Derya ağlamayı kesince annesi geldi -ki bizim derse girmeyen müzik öğretmeni annesiymiş- Derya el sallayarak gidince Ersin'e ters ters baktım. "Ne oldu?" Dediğinde göz devirdim. "Derya'yı mı kıskandın?" Dediğinde cevap vermedim. Ersin belimden tuttu. "Kıskanma." Umursamadan başka bir tarafa bakarken Ersin yanağımdan öptü, gülümsememle yanağımı ısırması bir oldu. "Acıdı." Dediğimde Ersin gülümsedi. "Bak bu sefer acımayacak." Ben Ersin’e bakarken Ersin dudağımdan öptü.


