Annemin söylediklerinden sonra odama gidip hızlıca hazırlanıp anneme yardım etmeye başladım.
“Anne birden bire bu arkadaş nereden çıktı? Babam normalde sana önceden haber verirdi. Şimdi son anda haber verdi.”
“Bende anlamadım eve geldi ve sürpriz yaptı. Sanırım şu konuklar canını sıkıyor.”
“Canını sıkıyor? Canını sıkacak ne olabilir ki?”
“Emin ol bilmiyorum. Sadece kazasız belasız şu günü atlatmak istiyorum bu günü.”
Kafa salladım ve salatayı yapmaya devam ettim ama babam mutfağa sıkın bir şekilde girmişti.
“Babacım iyi misin?”
“Hıhım.” Diye geçiştirdi. Kaşlarımı havaya kaldırıp anneme baktım. Annem ‘Sakin konuşmayalım.’ Bakışı attı. Babamın canı sıkkınken onunla konuşmamak en iyisiydi. Babam bu konuda katıydı. Sinirliyken veya canı sıkkınken onunla konuşmamak gerekiyordu. Bu yüzden onunla göz göze gelmemek için işime geri dönmüştüm. Sinirini bozmak istemezdim.
Babam derin nefes alıp; “Akşam gelecek kişinin bir oğlu var ve biraz farklı bir çocuk.”
Annemle babama dönmüştük. Annem;
“Nasıl farklı? Anlatırsan davranışlarımızı ayarlayabiliriz.” Dedi. Haklıydı.
“O bir erkek ve ikiz kız kardeşi varmış zamanında ama maalesef ki zamanında araba kazasında vefat etmiş. Ve tam bir aile değiller.”
Dayanamayıp; “Tam bir aile değil derken?” Anlamamıştım.
“Şöyle ki bu çocuk arkadaşımın 2. Veya 3. Evliliğinden çocuğu.”
Annem de bende anlamamıştık. Annem; “2. Veya 3. Evliliğinden çocuğu? O nasıl oluyor?”
“Şöyle yani; Arkadaşım çocuğun annesi ile yıllar önce evliydi ama boşandılar ve gidip başka birisi ile evlendi tabii ondan da boşandı. Daha sonra ilk evlendiği kişi ile tekrar evlendi.”
“Yaniii bir kişiyle 2 kere evlendi?” Diye sordum onaylaması için
“Aynen. Ve şuan 3 tane çocuğu var. Tabii vefat eden kızını da sayarsak 4 çocuğu var.” Dedi.
“Pekii arkadaşının ad ve oğlunun adı nedir?” Annem merak etmişti. İyi ki sormuştu çünkü bunu soracak cesaretim yoktu.
“Arkadaşımın adı Faruk oğlunun adı Aslan. Ayla seninle aynı okula gidiyor. Ama hangi bölüm bilmiyorum. Ve kızı da gelecek az önce haber verdiler.”
“Peki kızı nasıl biri?” Annem evine gelecek kişileri yakından tanımak ister ve her şeyi sorar. Cevaplamak zorunludur.
“Aşırı sessiz ve buraya gelecek olmasına şaşırdım çünkü evden çıkmayan birisiymiş. Arkadaşım dedi. 26 Yaşında. Normal de İnşaat mühendisi ama işini yapmıyor. Adı Fulya. Bende bu kadarını biliyorum. Başka bir şey öğrenmek için gelmelerini bekleyeceğiz.” Dedi. Rahatlamışa benziyordu. Ona yaklaştım ve koluna girerek;
“Şimdi iyisin değil mi babacım?”
Rahat nefes vererek; “Evet şimdi çok daha iyiyim.” Demişti. Gülümsedim ve koluna daha çok sarılmıştım.
“Baba rahat ol sonuçta sen kötü bir şey yaptığın yok hem kötü bir şey yapsan dahi biz senin her zaman arkandayız. Bunu bilmen gerekiyor.” Dedim gülümseyerek. Annemin de bize sarılması ile tam bir aile kucaklaşması olmuştu. Böyle anlarımızı seviyordum.
Ama annem ayrıldı ve ;
“Bu kadar yeter hadii daha yapacaklarımız var.” Göz devirerek salata yapmaya devam ettim. Babam ise kahkaha atarak salona gitmişti.
“Babbaaaa saat kaç gibi gelirler?” Yanındayken sormamış peşinden bağırmıştım.
“1 Saate gelirler.”
“Tamam.”
1 Saat içerisinde yemekleri yapıp masayı hazırlamıştık annem hazırlanmaya gitmişti. Babam televizyonu açmıştı. Haberler de dolandırıcılardan bahsediyordu. Telefon dolandırıcılarından bahsediyorlardı. Doğru dürüst hakkınla çalışabilmek varken böyle dolandırıcılık yapmak kolayına geliyordu karaktersizliklerin. İçimden karaktersizliklere saydırırken misafirler gelmişti. Aslanı daha önceden de aynı ortamlarda bulunmuştum ama hiç konuşmamıştık. Ablası ile babası ile ilk defa aynı ortamda bulunacaktım ve hiçbiri ile ne konuşacağımı bile bilmiyordum. Çok fena gerildim. Sakin olmam gerekiyordu. Acilen sakin olmam gerekiyordu. Bir çuval inciri berbat edemezdim. Hiç değilse bugün yapamazdım. Ne diyorum ben yahu. Bu ben değildim hiçbir zaman bir işi berbat etmemiştim. Şimdi hiç etmezdim. Sadece sakın olmam gerekiyordu. Tabii halıya takılıp Aslan’ın babasının üzerine uçana kadar. Adam elinde ki iki tane çiçekle beni zar zor tutmuştu. Tamda böyle bir şeyi hayal etmiştim. Eve gelen misafirin üstüne uçmak. Her insanın hayalidir. Kendimi toparlayamadığımdan babam yardımcı olmuştu. Zar zor ayaklarımın üstünde durmuştum. Annem sayesinde herkes gülmeye başladı. Kendimi tutamayıp bende gülmeye başlamıştım. Birde kendimi o kadar motive etmiştim. Hepsi tek nefeste gitmişti. Rezil olmam da çabasıydı.
Babam sayesinde ayakta dururken annem misafirleri içeriye almıştı. Yüzüm kıpkırmızı kesildiği için yüzlerine bakamıyordum. Annem kulağıma yaklaşarak; ‘Başını kaldır bir şey olmaz insanlık hali.’ Demişti ama insan takılınca takılıyor.
Aklımda kapı girişince ola varken babam ve misafirler derin bir konu konuşuyorlardı. Babam konuşmaya başlamaya başladığında çoğu konuyu anlamıyordum. Hele ki arkadaşları ile konuşmalarını hiç anlamıyordum. Şimdi dinlesem de anlamayacaktım o yüzden dinleme gibi bir çabaya girmedim. Annem ise Aslan’ın ablası ile konuşuyordu. Klasik adın ne kaç yaşındasın muhabbetini yapıyordu. Onu da dinlememiştim. Kız hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve tam öğreneceğim vakit de dinlememiştim.
Kendimi toparlayıp kıza baktım. Gülümsedim ve annemle ne konuştuklarını dinlemeye başladım. Kızın okuduğu okul ile annemin okul aynıydı. İkisi de Hacettepe Üniversitesinden mezunuydular. Babamla annemle lise de farklı sınıftaymışlar ama babamın arkadaşı Okan amca ve annemin arkadaşı Leyla teyze tanıştırmış onları ve sonuç olarak evlilerdi. Tabii şimdi onlar da evli 2 kızı vardı. Onlarla iyi anlaşıyordum. Tabii her zaman yan yana gelemiyorduk. Onlardan bazı konular da yardım alabildim ama şimdi değil zamanı vardı.
Annem; “Ayla Fulya senin gibi psikoloji ile ilgileniyormuş. İstersen odana git kitaplarını ve okuduğun makaleleri filan göster. Ne dersin?” Demişti. İçten bir şekilde konuşuyordu ama arkasında olan konuları bilmiyordu kadıncağız. Fulya’ya bakıp;
“Gelip bakmak ister misin? Bazı seminerlere da katılmıştım onları da anlatabilirim sana da.” Dedim gülümseyerek.
“Tabii olur.” Cana yakın birisine benziyor. Odama gidip yaklaşık 2 saat kitaplarım, makalelerim ve seminerler hakkında konuştuk. Çok iyi anlaşabileceğim birisiydi. Annem odama gelip;
“Hadi yemeğe geçiyoruz sizde gelin. Kaç defa çağırdım sizi.” Gülerek söylemişti.
Fulya; “Ortak konu bulunca konuşacak çok şey oluyor.” Dedi
“Evet birbirimize anlatacak daha bir sürü şey var.” Demiştim
“İyi anlaşmanıza sevindim. Ama önce gelin bir şeyler yiyin sonra devam edersiniz.”
“Tamam tamam.” Deyip salona gitmiştim. Babam Aslan ile konuşuyordu. Dikkatle onlara bakıyordum. Babam Aslan ile konuşuyordu. Benim babam Aslan ile hem de. Aslan ile Süleyman’ın yaptığı saçmalıkları öğrense böyle devam eder miydi? Zaten Süleyman’a karşı eskisi gibi iyi düşünceleri yoktu eğer Aslan ile geçmişi, yaptıkları ve yapacakları hiçbirini bilmiyordu ve öğrendiği an bu şekilde eminim olmayacaktı ama bana olan tavrı nasıl olacak onu merak ediyorum. Tek isteğim Süleyman döneminde ki verdiği tepki ile aynı veya o düzeylerde olmaz. Bunu bir kere kaldırmıştım ama bir daha kaldıramazdım. Bu konu beni günden güne bitiyordu. Tek isteğim yara almadan çıkmaktı.