İçeriğe geç

Sahte Romeo

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Sahte Romeo

Bölüm 2

Kapalı Kutu

Aslında garip olan yaşadığım şeylerdi. Yaşadıklarım düşüncelerimi ve duygularımı birbirine geçmiş bir şekilde aynada kendime bakıyordum. Ne yapacağım konusunda en ufak bir fikrim yoktu. Yeni bir yıl bilmem ne filan. 21 yaş. Güzel bir yaştı kimisine göre. Ama bana göre ise hiçte öyle değildi. Benim 21 yaşım karışık bir durumda. Duygularımın alt üst olduğu. Düşüncelerimin birbirine karıştığı bir yaştı. Nedeni çok basıttı ama bir o kadar karışıktı. Ben bile çözemezken çevremde ki insanlar bana 'Seni anlıyoruz' diyorlardı. Kim beni anlıyordu? Ne yaşadığımı kim anlayabilirdi? Kim görebilirdi? Kim benim hislerimi hissedebilirdi?

Yaşadığım onca şeyi unutmuş gibi davranamıyordum. Bu olmuyordu. Yapamıyordum. Yaptığım an göklere çıkıp kendimi onlarca yükseklikten yere çakılıyor gibi hissediyordum. Ve bu sadece bir kaç saniyemi alıyordu. Çakıldığım yerde beni kaldıracak tek kişi bile olmaması bildiğim halde birilerini orada bekliyordum. Her defasında birilerini bekliyordum. Ne kardeşim dediğim arkadaşlarım ne annem ne babam ne de herhangi birisi beni oradan kaldıramıyordu.

Geceleri gördüğüm kabuslarım, onların yanında odamın dışına taşan çığlıklarım, durduramadığım gözyaşlarım. Her şey tek bir sonuca çıkıyordu. Bu sonuçtan kaçınmak benim için çok zordu. Bedenimden alınmayan ruhum gibiydi. Kaçtığımı sandığım an ona daha çok bağlanıyordum. Kalbim ise sessizdi kime olduğunu biliyordu. Saf dışıydı o. Kimseye zararı yokmuş gibiydi. Ama en çok onun zararı vardı. Duymuyordu beni. Kendi bildiğini okumuyordu. Hastalıklıydı kalbim. Her şeyin ters gittiği yerde o en ters gideniydi. Belki de benim bu halde olmamın sebebiydi. Beynime nüfus eden tüm esaretin tek gerçek sebebiydi o.

Değişmeyeceğini bildiğimin kaderi ve onun geleceğe yansıttıkları. Bu iki gerçeklik beni yerden yere vuran düğer bir etkendi. Umursamadım bu iki gerçekliği. Çünkü bu ikisini ilk kez fark etmiştim. Fark ettiğim de ise çok geçti. Bu yüzden geri planda kalan hayat seçimiydi o. Onu umursamamaya başladığım an kendimi yere ilk çakışım olmuştu. Bu yere çakışımın fark ettiğim de daha derine boylamıştım.

Şuan ne hissettiğimi ben bile bilmiyordum. Hiçbir şey hissetmemekle birlikte bir çok şey hissediyordum. Bu aşırı garip bir durumdu. Başımı kaldırıp çevreme baktığımda ise herkesin hayatı normal gibiydi. Bu dışarıdan bakıldığı için böyleydi. Ama hiç böyle değildi.

Etrafı boş boş bakınırken tekrar onu gördüm. Kalbim de koca bir boşluk açılmasına sebep olan, kabuslarımın, ağlamalarımın, geceleri attığım çığlıkların sebebini görmüştüm. O iyiydi. O çok ama çok iyiydi. Benim aksime. Benim aksime o normal bir şekilde yaşayabiliyordu. O bana baktığında sadece beş saniye bakmıştım ona daha sonra gözlerimi çekmiştim ondan gözlerimi ayırmıştım. Farklı yerlere baktığımda herkes kendi işiyle ilgileniyordu. Kimisi arkadaşlarıyla konuşuyor, kimisi dersleriyle ilgileniyor, kimisi ise telefonuyla ilgileniyordu. Ben ise boş boş oturuyordum.

Kafamda ki düşüncelere bir son vermek için başımı iki yana salladım ve yerimden kalkıp kantinden çıktım. Onu görmek bana iyi gelmiyordu. Onu düşünmek bana iyi gelmiyordu. Onunla alakalı olan her şey bana iyi gelmiyordu. Amfi'ye giderken onu düşünüyordum her zaman ki gibi. Neden bu haldeydik? Neden üzülen bendim? Hangi ara bu kadar bağlanmıştım ben ona? Bu düşünceler içinde boğuluyordum. Cevaplarını bulamamak ise beni rahatlatıyordu. Bu olağanüstü bir durumdu ama bu şekilde rahatlıyordum. Sebebini bilmiyordum. Yoktu sebebi. Bomboştu bu soruların cevapları.

Amfiye geldiğimde ise direk içeri girdim ve en ön sıraya oturup çantamdan defterimi çıkardım. Boş boş defteri karalamaya başladım. Çevremde ki sesleri duymak istemiyordum. Duymuyordum da zaten. Uzun bir süre böyle olması gayet iyiydi. Ama pek işe yaramadı çünkü Sevgi ve Nisan tepemde dıkılıyorlardı. Yüzümü buruşturup onlara bakmaya başladım. İkisi de kendilerini programlamış gibi oflayıp yanıma oturdular. Nisan;

"Bir şey mi oldu?" Diye sordu büyük bir sakınlıkle. Olumsuzca iki yana salladım kafamı. Nisan aramızda en depresif olandı. Bize bir şey oldu mu karşıda ki kim olursa olsun ne susmak bilirdi ne de başka bir şey.

Sevgi ise onun tam tersiydi. Sanki insanı deli etmek için yaratılmıştı. İkisi sürekli kavga etseler de birine bir şey oldu mu diğeri ondan önce giderdi. Sanırım bu durum gözümüzü ilk açtığımızdan andan beri yan yana olduğumuzdan kaynaklanıyordu. Dışarıdan baktığında zaman umursamaz biri (Ki bu ben oluyorum son zamanlarda), acayip sinirle biri (Ki bu Nisan oluyor) ve aşırı neşeli biri (Ki bu da Sevgi) yan yana oturduğunda bizim arkadaş olma ihtimalının yüzden sıfır bile olamazdı. Ama arkadaştık ve bu arkadaşlık biz yaşadığımız süre boyunca devam edecekti.

Nisan başka bir soruya geçmeden;

"Ders başlamasına kaç dakika var?" Diye sordum. Nisanın üsteleyeceğine emindim ama dersle kurtulabilirdim belki. Oda telefonuna bakıp;

"10 Dakika var." demişti. Kafa sallayıp deftere geri dondum. Konuşmak istemediğim çok açık belliydi. Sadece onlardan üstelememesini istiyordum. Bu çok açıktı. Onlar anlıyordu. Bu her iki taraf içinde iyi bir durumdu. En azından ben böyle düşünüyordum.

İkisininde ofladığını duydum ama umursamamıştım. Tabii tepemde birisi dikilene kadar. Kafamı kaldırdığımda sınıfın çapkını olan Cem vardı. Neredeyse bütün okulu elden geçirmiş olan bu şahsiyet şuan karşımda duruyordu.

"Ne var?" dedim suratsızlıkla. Salak salak güldü ve;

"Naber?" Diye sordu

"Sanane?" Dedim rahatlıkla. Sadece gitmesini istiyordum. Beni rahat bırakmasını istiyordum.

Yüzüne baktığımda ise ciddi bir şekilde bana bakıyordu. Bir süre öylece baktı ve sonra;

"Hafta sonu bir şeyler yapalım mı?" diye sordu.

"Hayır yapmayalım." Dedim. Oda anında gitmişti. Kurtulmuştum bu iyi bir durumdu. Deftere geri döndüm ve ders başlayana kadar defterimle ilgilendim. Ders başladığında ise odaklanmak için elimden geleni yapsam da olmadı ben de son 20 dakikası boş vermiştim. Hoca ise bizi bıraktığın da ise direk çantamı alıp dışarı çıkmıştım. Kızlar peşimden geliyordu. Okuldan çıkıp eve gidecektim tek amacım buydu. Yorulmuştum. Düşünmek beni yoruyordu.

Evim okuldan 25 dakikalık uzaktıktaydı. Bu beni rahatlatıyordu. Hızla eve gitmiş kimseye bakmadan odama gitmiştim. Yatağıma girdiğimde kendimi azda olsa güvende hissetmiştim. Bu nadir anlardandı. Yatağımda o kadar uzun kalmıştım ki kaç dakika orada kalmıştım, kızlar ne yaptı hiç bir fikrim yoktu. Tek yapmak istediğim uyumaktı. Üzerimi değiştirmek için kalktığımda ise telefona baktım kızlar eve gittiklerine dair mesaj atmışlardı. Derin bir nefes alıp verdim üzerimi değiştirip hemen yatağıma girip uyumaya çalıştım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.