İçeriğe geç

Sahte Romeo

Bölüm 12 · 6 dk okuma

Sahte Romeo

Bölüm 12

KEŞKE HATIRLASAYDIM…

Sevgili Milena, Sana bu mektubu ruhlar aleminden yazıyorum. Ya da kulağına hatta yüreğine fısıldıyorum diyelim.

Franz Kafka’nın Milena'ya Mektuplar kitabında okumuştum bu cümleyi. Okuduğum zaman lise 3’e gidiyordum. Okuduğun zaman uzu süre etkisinden çıkmadığın kitaplardan bir tanesidir. Benim de öyle olmuştu. Özellikle edebiyatı seviyorsanız. Benin edebiyata ilgim küçükken babamın sırtına çıkıp;

“Sen kitap okuyorsun ama ben okumayı bilmiyorum bana sen okusan ne olacak bir şey kaybetmezsin.” Diyerek rahatsız etmem ile başlamıştı. Tabii babam onu rahat bırakmayacağımı bildiğinden her gün bir kitap okurdu bana. Daha sonraları buna annem de katılmış ben tamamı ile kitap kurdu olmuştum. Sayısız kitap okumuştum ve bunların birçoğu hayatımda önemli bir yer edinmişti. Stefan Zweig, Anton Çehov bu yazarlara bayılıyordum ama aralarında en çok Franz Kafka’yı seviyordum. Babaya Mektup, Milena'ya Mektuplar, Dönüşüm hepsinin yeri bende ayrıdır. Kalemini çoğu kişi anlamakta zorlanırlar. Ya da beğenmezler. Ben ise defalarca okumak istediğim ve bazı kitaplarını okuduğum bir yazardır. Özellikle Milena’ya Mektuplar kitabını. İlk elime aldığım günden beri hep başköşemdedir. Diğer zamanlarda olduğu gibi şimdide elimdeydi Milena. Annem buna belki buna ‘Yine mi Milena? Sanki başka kitap kalmadı.’ Dese de asla vazgeçmeyeceğimi bildiğinde uzatmaz ben elimden geldiğince çabuk bitirir ve ben bitirene kadar annem tek kelime etmezdi. Bittiğin de laf etmeye başlardı çünkü ‘Yine aynı kitabı okudun. Milena ve Franz senden bıktılar sen ondan bıkmadın. Franz bile şu kitabı yazdığına pişman olmuştur senin yüzünden.’ Derdi. Annemin sinirlendiğini gören babam; ‘Annenle anlaşamadığımız nadir konulardan bir tanesi de senin okuyacağın kitaplar. Asla orta bir yol bulamıyoruz.’ Dediği doğru idi konu ben iken annemle babam asla orta yol bulamazlardı. Her zaman düşünceleri farklıydı.

Okulda hocam ‘Evli çiftlerin fikirleri ne kadar zıt ise o kadar iyi anlaşırlar çünkü konuşacak konuları hiçbir zaman bitmez buda çiftlerin arasında ki bağları güçlendirir.’ Demişti. Mimarlık fakültesinde psikolojiden bahseden bir hocanın bulunması garip gelebilirdi ama bu hocanın eşi psikolog ise normaldir. Hocanın eşi psikologdu ve odan öğrendiği her şeyi gelip bize anlatırdı. Bu çok saçma gelse dahi hoca asla değişmiyor her gün ne yapıp edip konuyu eşi ve mesleğine getirmesini çok iyi biliyordu. Babam bunu ‘Kendini beğenmişlik.’ Diyordu ki haklıydı. Bölümümüz hakkında bir ilgisi yoktu çünkü. Ve yine o günlerden biriydik. Yanımda Nisa vardı. Ağzı açık hocayı dinliyordu. Anlamsız ona bakıyordum. Çünkü hoca mantıklı konuşmuyordu. Hem de hiç mantıklı konuşmuyordu.

Canım sıkıldığından etrafa bakıyordum. Cem ile göz göze geldim. Hiç sevmezdim onu. Kendini yükseklerde sanan saçma sapan birisiydi. Aklı çalıştığından (Ki bundan bile şüpheliyim) aynı bölümde okuyorduk. Hocalar verdikleri ödevleri en iyi o yapar ve sınav sonuçlarında en iyi sonucu o alırdı. Bunu nasıl yaptığını çok merak ediyordum. Bir yolu olmalıydı. Çünkü grup halinde bile olunsa Cem hep tek kalmış biriydi. Tek başına koca sınıftan daha iyiydi. Hoca ödev vereceği sıra Cem’i yine tek bırakmıştı ve anı bir şekilde elimi kaldırıp;

“Ben Cem ile ödev arkadaşı olmak istiyorum hocam.” Dedim. Neden yaptığımı emin olun bende bilmiyorum. Sadece yaptım işte. Hoca şaşkınca;

“Cemde istiyorsa neden olmasın?” Demişti.

“Olur, bir sıkıntı yok.” Dediği ile daha çok şaşırmıştım. Hadi ben teklif etmiştim geri zekalı gibi teklif etmiştim ama bu geri zekalı neden kabul etmişti? Hoca neden bu geri zekalıya bırakmıştı ki? Ağzımdan çıkar çıkmaz pişman olmuştum. Geri dönüş yoktu ve ben bununla daha çok pişman olmuştum. Cem bu. Ne yapacağımı şaşırdım resmen. Nisa bana salak mısın bakışı atıyordu haklıydı. Ama geri dönüşü yoktu söylemiştim bir kere geri dönemezdim. Şimdi geriye kalan Cem ile bir şekilde ödevi yapmaktı. Cem kolay ikna olabilen birisi gibi dursa da tam tersi idi. Yani şimdi bana ‘Sen benimle ödev yapmak istedin ben seninle değil.’ Derse hiç şaşırmam. Yapacağı bir hareket. Hoca dersi bitirdiğinde sınıftakilerin çıkmasını bekledim. Erken çıkarsam sadece arkamdan değil yüzüme karşı da gülerler bu vasıfsızlar. Geç çıkarsam kendimi sorgularım ama bunların ikisini de yapmadım daha doğrusu yapamadım çünkü cem kolumdan tutup çekiştirmeye başlamıştı hoca ve ben dahil bu tepkiyi beklemediğimiz için şaşırmıştık. Ne yapıyordu bu salak? Ama yinede ağzımı açıp tek kelime etmedim. Okulun yangın merdivenine gelmiştik. Konuşsun diye bekledim ama boş boş bekledi.

“Ne oldu? Ödevi tek başıma yaparım sıkıntı yok. Bunu söylemek için geldiysek hiç gelmeye gerek yoktu.” Konuşmasına izin vermeden söyledim çünkü bunları söyleyeceğini biliyordum. Bunlar haricinde bir şey söylesin.

“Biliyor musun saf değilsin sen. Hiçbir zaman saf olmadın ama sadece duyguları çok önemseyen birisisin. Bu da seni kör ediyor. Süleyman’la başlamadı bu. Ondan önce de vardı sende. Hep duygularının esiri oldun. Anaokulunda da böyleydin. Çok iyi hatırlıyorum. O zamanlar bile senin nasıl birisi olacağını herkes anlamıştı. Ve herkesi haklı çıkardın. Keşke herkesi değil de beni haklı çıkarsaydın. Ben senin her zaman farklı birisi olacağını düşünmüştüm ama yanılmışım. Sen benim en büyük yanılgım oldun.”

Susmuştu. O kadar cümle kurduktan sonra susmuştu.

“Anaokulu?” Anaokuluna gitmiştim evet ama Cem’i hiç hatırlamıyordum.

“Evet anaokulu. Beni hatırlamadın değil mi? Ama ben sana hatırlatayım.” Diyerek fotoğraf göstermişti. Anaokulunda müsamere fotoğrafımdı bu. Mezun olduğumuz için yapmıştık. Neler yaptığımızı çok iyi hatırlıyordum. Hatta o güne ait elbisem bile duruyor annem atmaya kıyamamıştı.

“Bu fotoğrafın ne işi var sende?”

“Çaprazında ki çocuk benim. O zamanlarda da çok sevilirdin. Sevildiğin için herkes tanıyordu seni. Annem bile evde seni sorup dururdu o zamanlarda. Çünkü biricik oğlunu koruyordun sürekli. Dalga geçenlerle kavga etmişliğin var benim yüzümden sonra ne oldu biliyor musun? O sürekli seni soran annem öldü. Annen ve baban sen kötü etkilenme diye benden uzaklaştırdı seni. Başka okula gittin ama peşinden geldim başka sınıfta seni takıp ettim hep ama senin gözün her zaman Süleyman’ı gördü neden biliyor musun? Senin ilgini çekmişti bir kere. Söylediği yalanlar, yaptığı sahte davranışlar ile senin ilgini çekmişti. Sonra ayrıldı senden. Neden biliyor musun? Çünkü ben gerçekleri öğrendim ve sen acı çeksen dâhil seni yalanlarla mutlu etmesine izin vermedim. Yine olsa yine yaparım ama sen yine duygularının esiri olacaksın.” Demişti. Ben Cem’i hiç hatırlamıyorum ki. Benden uzaklaşıp;

“Hocaya gidip seninle yapmayacağımı söyleyeceğim ve senin de Nisa ile yapmanı sağlarım.” Demişti ve konuşmama fırsat vermeden gitmişti. Gerçi beklese de ne diyecektim ki. Söylenecek hiçbir şey kalmamıştı. Sarsılmış bir şekilde yangın merdiveninden çıkıp Nisa’yı aradım ve nerede olduğumu söyledim. Yanıma Sevgi ile gelmişti. Ve Önder’in bizi eve bırakacağını söylemişti. Doğru dürüst dinlememiştim söylediklerini. Sadece anneme gidip Cem ile olan gerçekleri öğrenmek istiyordum.

Okuldan çıkarken sarsılmış bir şekilde yürüdüğümden beni tanıyanlar hemen yanıma gelip nasıl olduğumu sormuştu. Ben konuşmuyordum ama Nisa benim yerime cevap veriyordu. Arabaya bindiğimiz de annemi aradım;

“Anne neredesin?”

“Evdeyim kızım nerede olacağım bu saatte. Ne oldu ki?”

“Eve geldiğim de konuşalım lütfen.” Demiştim ve bir şey söylemesine fırsat vermeden yüzüne kapatmıştım telefonu. Evde konuşsak daha iyi olurdu. Çünkü tam olarak nereden başlayacağımı bilmiyordum. Nisa;

“Ayla benim ve Sevgi’nin annesi sizdeymiş.”

“Sıkıntı yok ikinizin de ailesi neler olup bittiğini biliyordur zaten.”

Nisa asla rahat durmaz hem kendi hem de Sevgi’nin annesine her şeyi anlatıyordur. Bu konuda asla şaşmazdı. Bu durum Sevgi’nin işine geliyordu çünkü hem konuşmayı sevmez hem de dedikodu dan nefret ederdi. Bunu bildiğimizden onun yanında kimseden bahsetmezdik.

Eve varana kadar kimse konuşmamıştı. Nisa bile sus pus olmuştu. Eve gelince ilk başta eli yüzümü yıkayıp kendime gelmeye çalışmıştım ama olmuyordu. Hemen Cem ile ilgili ne var ne yoksa öğrenmem gerekiyordu. Akşam da babama soracaktım bir de onun ağzından dinlemem gerekiyordu.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

13. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.