O yemekten beri hayatımdan her şey aynıydı. Tabii kızlarla hiç görüşmüyorum. Okula da gitmiyordum son günlerdir. Yemek dışında odamdan dışarı çıkmıyordum. Annem ve babam o gün çok büyük bir kavga etmişti. Ama daha öncesinde babam Aslan’ın babasını büyük bir gürültü ile evden dışarı çıkarmıştı. Kız kardeşi ise benden olanlar yüzünden özür dilemiş ve babasının peşinden gitmişti. Babam ise bu ayrılma konusunun altından böyle bir şey çıkacağını ve olan kendi kızlarına yani bana olmuştu. Üzüldüğüm ile kalmıştım. Ki haklı idi bir şey diyemiyordum. Sonuç olarak annem ve babamla günlerdir konuşmuyordum. Çünkü ne diyecektim. Onlar bana ne söyleyecekti. Ev hayalet sessizliğine dönmüştü. Annem buna dayanamamış olacak ki Nisa, Sevgi ve Ayla’yı çağırmıştı. Odama daldıklarında öğrenmiştim kızları çağırdığını. Ama onlarla konuşacak en ufak bir gücüm yoktu. Bunu fark etmişlerdi. Ayla da okul notlarını vermişti.
“Ders notları birikti hocalar gelmeyen kişilere söyleyin ne olursa derslere gelsinler bunun geri dönüşü yok deyip duruyorlar. Yani anlayacağın gelmen gerekiyor.”
Kafa sallayıp; “Geleceğim merak etme.” Bundan iki tarafta şüpheliydi. Çünkü okula hiç gitmek istemiyordum. Gidersem Süleyman’ı görecektim ve bunu istemiyordum. Onu gördüğüm yerde hesap soracaktım ama bunu bile yapmak istemiyordum.
Nisa; “Gelmeyeceğini biliyoruz ama lütfen bu bölümü her şeyden çok istiyordun ve bu kadar yaklaşmışken bırakma. Bunu kendine yapmak istemezsin.”
“İyi ikna edici konuşuyorsun ama şuan bunu kabul edecek değilim. Aklım zaten karma karışıkken bunu kabul edecek değilim.”
“Yeter. Yeter anladın mı? Ya sen bu değilsin. Ya ben Önderden önce Ahmet ile yaşadıklarım hakkında neler söylemiştin; ‘Yaşadığın her şey gerçek ise boş ver yalan olsun yaşadıkların ile mutlu olman gerekiyor. Üzülmeye değmez. Mutlu ol.’ Dememişiydin. Şimdi ne değişti? Sen ile benim aramda ne fark var o tek başınaydı onlar kardeş oldu evet ikisi de yanlış evet ben ondan sonra Önder ile birliktelik yaşadım sana kimse hayatına yeni birisini al diyen yok sadece yavaşta olsa kendini toparla lütfen. Bu böyle gitmez.” Nisa’dan bu çıkışı beklemiyordum desem yalan olur ama bu sözleri beklemiyordum. Doğruları söylemişti. Doğruları ve yapılması gerekenleri söylemişti. Cevap verememiştim. Çünkü haklıydı. Yerimden kalktım;
“Evet bunların hepsini söyleyen bendim ama olmuyor yapamıyor insan bocalıyorsun en iyi sen biliyorsun yapamıyorsun başta. Zamanında sende yaşadın nasıl olduğunu sen nasıl yaptın lütfen yanımda olun.” Demiştim ağlayarak bunları yaşamak istememiştim kimse istemez. Gün içerisinde kızlara neler hissettiğimi anlatmış ve hep birlikte üzülmüş kendimizi toparlamaya çalışmıştık. Gün sonunda kızlardan ders notlarını alıp çalışmıştım tabii gece masanın başında uyuya kalmıştım en son masa başında uyuduğumda üniversite sınavına hazırlanıyordum. O zaman da zor bir dönemdi. O dönem sadece gelecek kaygım vardı. Düzenli bir ilişkim, iyi bir ailem ve ailem kadar yakın arkadaşlarımla düzenli bir hayatım vardı. Yanı şimdi ki ile alakası yoktu. Şimdi ki hayatımla uzaktan yakından alakam yoktu bende değişmiştim her insan gibi bende yerimde saymamış değişmiştim her insan gibi iyi yönlerim de vardı kötü yönlerim de vardı. Ama asla birisinin duyguları ile oynamamış, kimsenin üzerinden iddiaya girmemiştim. Evet duygularım yüzünden kandırılmıştım. Sanırım benim kötü yanımda buydu. Evet saftım belki de ama asla salak değildim. İkisi de farklı kelimelerdi her ne kadar aynı keseye konulsa dahi değildi. Sadece bunu cahillere anlatamıyorsun o kadar. Annem her zaman; ‘İnsanlarla asla tartışmaya girme bilseler de bilmeseler de konuşurlar. Yapman gereken bildiğin ile gerçekten bileyen insanlara öncelik yapman gerekiyor. Tabii bunu gerçekten yapmak istiyorsan. Yapmak istemez isen okumuşun cahillerinden daha beter bir hale gelirsin. Bunu ister misin?’ Derdi. Bunun cevabı her zaman bilgileri ilerletmek ile göstermiştim. Mesela geçen sene hiç gerek yokken yazılım öğrenmeye başlamıştım ama okul araya girmişti. Devam etmek istesem dahi babam okul bittikten sonra devam edebilirsin demiş ve son noktayı koymuştu. Başta istesem dahi şimdi iyi ki babamı dinlemişim diyorum.
Babam sabahın köründe yanıma gelip uyandırmış ve okula göndermişti. Saat kaçta dersim olduğunu bilmeden gitmiştim. Ama dersim saat 11’de başlıyordu. Saat daha 8’di ben 3 saat burada ne yapacaktım. Babama bunu söylediğim de ise ters ters bakarak; ‘Git kütüphane’ye ders çalış. Günlerdir doğru dürüst çalıştığın yok.’ Demişti. Hayır bir şey de diyemiyordum haklıydı. Dediğini yapıp kütüphaneye gitmiştim. Çalışabileceğim iyi bir yer bulmuştum. Derse iyi bir şekilde odaklanmıştım ama yanımda birisi belirmişti. Kim olduğunu umursamamaya çalıştım çünkü kimse ile konuşmak istemiyordum.
Belli bir süre geçtikten sonra yanımda duran kişi gitmemişti. Yahu yüzüne dahi bakmıyorum gitsene. İşin gücün yok mu senin. Sinirlerimi bozmaya devam edeceğe benziyordu. Daha fazla uzatmasını istemeden kafamı kaldırdım ve onunla karşılaştım. Süleyman ile karşılaştım. Şaşkınlıkla onunla baktım neden buradaydı. Soru sorar şeklinde ona baktım.
Boğazını temizleyerek; “Biraz konuşabilir miyiz? Emin olmak istediğim bir konu var.” Sesi çatlamıştı ve içki kokuyordu. İyi durmadığı çok beliydi. Kafa salladım. O önden ilerlerken peşinden gittim. Sağa sola sallanarak yürüyordu. İçkili bir şekilde okula geldiği çok belliydi. Bu onun için iyi bir durum değildi. Çünkü daha önce Aslan ile okul içinde en az dört beş kez kavga etmişlerdi. Aslan okuldan uzaklaştırma almıştı ama Süleyman sınırdaydı bir kere daha vukuata girerse okuldan atılırdı. Bu onun için iyi bir durum değildi çünkü okuldan atılmak istemiyordu. Bunun sebebini hiçbir zaman anlatmamıştı. Bende üstüne gitmek istemediğim için sormamıştım. Şimdi olsa öğrenmenin bir yolunu bulup öğrenirdim. Aklımda bir sürü düşünce vardı ama Süleyman gözden uzak bir yerde konuşmak istiyordu. Ve durduğumuz yerde kimse yoktu.
“Süleyman ne konuşmak istiyorsun artık söyle.”
Derin bir nefes alıp verdi; “Dün Aslan ile görüşmüşsün?” Hesap sorar şeklinde sormuştu. Kaşlarımı çatıp;
“Bu ne demek oluyor Süleyman? Sen bana hesap mı soruyorsun? Farkında mısın sen ben ayrıldık ve sende bende istediğimiz kişiler ile görüşürüz karışamazsın buna.”
“Ayla o herifle ne işin vardı?” Sinirlenmeye başlamıştı.
“Senene Süleyman senene neden karışıyorsun bana? Artık hayatımda yerin yokken neden karışıyorsun hayatıma? Bittiğin sen söylemiştin şimdi neyin hesabı bu? Sözlerinin bir hikmeti yok benim üzerimde. Git ne yapıyorsan yap ama benimle ilgilenme, konuşma, çevremde dolaşma istemiyorum seni. Uzak dur benden. Eskisi gibi değiliz biz o yüzden dikkatli davran.” Sözlerimi bitirdiğimde.
“Sana söylediğini biliyorum şu saçma sapan olayı ailenin yanında söyledi değil mi? İnandınız ona sadece onun tarafından söylenen sözlere inandınız. Sevdiğim kadın beni dinlemeden bir başkasına inandı. Bunun Aslan olup olmaması önemli değil. Sen bana inanmadın. Keşke ba…”
Lafını kesip; “İnanmam için hiçbir şey yapmıyorsun çünkü. Ben dâhil kimsenin sana inanmasına çalışmıyorsun. Birden bire bırakıp gittin beni. Hiçbir şey söylemedin. Beni sevdiğini söylüyorsun ama başka bir şey söylediğin veya yaptığın yok Süleyman. Aslan olup olmaması önemli değil diyorsun ama o söylemese yanıma gelip bir şey söylemeyecektin. Gerçekten gelmek isteseydin onu beklemezdin Süleyman.” Dediklerim konusunda haklıydım. Bunun farkına varması gerekiyordu. Aslan bize gelene kadar gelmedi yanımda. Bunu farkına varması gerekiyordu. Söylediklerimden sonra çok içindeydi. Haklıydım ve benden bunları birden bire söylememi beklemiyordu. Bir şey söylemeyeceği bildiğimden kütüphaneye gittim. Derse odaklanamadım çünkü çok sinirlenmiştim bana hesap soramazdı. Beni bırakıp gitmişti. Bir iddia uğruna benimle birlikte olmuştu ve şimdi hesap soruyordu. Bunların hiçbirini yapamazdı. Engel olacağımı bilmesi gerekiyordu.
Süleyman ve konuşmamıza o kadar dalmıştım ki saate hiç dikkat etmemiştim ve Nisa yanıma koşturarak gelmişti. Ben burada olduğumu söylememiştim ama babamdan öğrenmiş olması gerekiyordu. Nisa dersin başlamasına daha 1 saat olduğunu söyledi ve kantine gittik. Sevgi’yi sorduğumda Özgür’ün yanına gittiğini cafe’de vakit geçireceklerini söylemişti. Ayla’nın ne yaptığını bilmiyordum. Bende ona Süleyman ile konuşmamızı anlattım. Delirmişti. Zar zor tutmuştum onu yoksa Süleyman’ı öldüresiye dövebilirdi. Kendini zar zor tutmuştu. Beni sevdiğini ve birbirimiz için her şeyi yapacağımızı biliyordum ama şuan değil. Ayla ve Sevgi geldiğinde onlara da anlatmıştım. Onlar da çok sinirlenmişti. Ama benim için herhangi bir şey yapmamışlardı. Dersi hatırlattım onları. Gün içerisinde sadece dersler hakkında konuşup onları oyalamıştım. Bu iyi bir durumdu ve bütün gün Süleyman görmemiştim. Tabii Aslan’ı da görmemiştim. İkisi de bir şeylerin peşindeydi ama umarım benim açımdan kötü bir sorun olmazdı.