İçeriğe geç

Sahte hayat

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Sahte hayat

Bölüm 1

Yeni okul

Yeni bir okula başlamanın bu kadar korkutucu olabileceğini hiç düşünmemiştim.

Aslında korktuğum şey okul değildi.

İnsanlardı.

Yeni bir yere girdiğinizde herkes size bakıyormuş gibi hissedersiniz ya... İşte ben tam olarak öyle hissediyordum.

Okulun büyük demir kapısının önünde durup içerideki kalabalığa baktım. Öğrenciler gruplar halinde bahçede duruyor, bazıları birbirine sarılıyor, bazıları telefonlarıyla uğraşıyor, bazıları da son dakikada ödev yetiştirmeye çalışıyordu.

Ben ise elimde çantamla kapının önünde dikiliyordum.

Telefonumun ekranına baktım.

08.07

Derse başlamasına hâlâ birkaç dakika vardı.

"Tamam Lina," diye fısıldadım kendi kendime. "Sadece içeri gir."

Bir adım attım.

Sonra bir tane daha.

Ve sonunda okulun içine girdim.

Koridor beklediğimden daha kalabalıktı. Sağdan soldan konuşmalar geliyor, dolap kapakları açılıp kapanıyor, ayakkabı sesleri birbirine karışıyordu.

Elimdeki kâğıda baktım.

10-B — ikinci kat, 14 numaralı sınıf.

Merdivenleri çıkarken bir grup kız yanımdan geçti. İçlerinden biri bana bakıp diğerine bir şey söyledi. Ne dediğini duyamadım.

Ama umursamamaya çalıştım.

İkinci kata çıktığımda sınıfımı buldum.

Kapının önünde birkaç saniye bekledim.

Sonra kapıyı açtım.

Bir anda yaklaşık otuz çift göz bana döndü.

İşte o an gerçekten kaçmak istedim.

"Merhaba," dedim sessizce.

Sınıftan birkaç kişi karşılık verdi.

"Merhaba."

"Selam."

Arka taraftan bir kız bana el salladı.

"Buraya gelsene!"

Şaşkın bir şekilde ona baktım.

Kız gülümseyerek yanındaki boş sandalyeyi gösterdi.

"Yeni geldin, değil mi?"

"Evet."

"Ben Defne."

"Ben de Lina."

Çantamı sıranın yanına bırakıp oturdum.

Defne bana doğru eğildi.

"Heyecanlı mısın?"

"Biraz."

"Biraz mı?"

Güldü.

"Ben yeni biriyle tanışacağım zaman üç gün önceden heyecanlanıyorum."

Ben de istemeden güldüm.

"Ben de aslında sabah evden çıkarken okula gelmemeyi düşündüm."

"İyi ki gelmişsin."

Defne'nin bunu söylerken gerçekten samimi olduğunu hissettim.

Belki de düşündüğüm kadar kötü olmayacaktı.

Ders başlayana kadar bana okul hakkında bilgi verdi.

Hangi öğretmenin sinirli olduğunu, kantindeki en güzel tostun hangisi olduğunu, hangi sıraya oturmamam gerektiğini...

Son söylediği şey dikkatimi çekti.

"Bu arada şu çocuktan uzak dur."

Kaşlarımı kaldırdım.

"Hangisinden?"

Defne gözlerini sınıfın diğer tarafına çevirdi.

"Arda."

Ben de baktım.

Pencerenin yanında oturan bir çocuk vardı.

Koyu renk saçları alnına düşüyordu. Telefonuyla ilgileniyor, etrafındaki insanların konuşmalarına pek katılmıyordu.

"Ne olmuş Arda'ya?"

"Hiç."

"Hiçse neden uzak durayım?"

Defne birkaç saniye sustu.

"Çünkü garip."

"Nasıl garip?"

"Kimse hakkında hiçbir şey bilmiyor."

"Belki sadece sessiz biridir."

Defne bana baktı.

"Belki."

Ses tonundan bunun cevabını kabul etmediğini anlayabiliyordum.

Tam o sırada öğretmen içeri girdi ve herkes yerine oturdu.

Ben çantamdan defterimi çıkardım

Ders başladı.

İlk yirmi dakika boyunca her şey normaldi.

Ta ki telefonum titreyene kadar.

Telefonumu masanın altında kontrol ettim.

Ekranda bir bildirim vardı.

Yeni uygulama keşfedildi.

Altında da sadece tek bir harf yazıyordu.

Kaşlarımı çattım.

Ben böyle bir uygulama yüklediğimi hatırlamıyordum.

Bildirimi kapattım.

Derse dönmeye çalıştım.

Birkaç dakika sonra telefonum yeniden titredi.

Bu sefer başka bir bildirim geldi.

S — Yeni paylaşım

Merak edip uygulamayı açtım.

Ekran siyah renkteydi.

Ortada sadece birkaç paylaşım görünüyordu.

Kullanıcı adları yoktu.

Fotoğraflar yoktu.

Sadece yazılar vardı.

"Bugün 10-B'de biri ağladı."

Bir sonraki paylaşım:

"Öğretmenlerden biri öğrencilerden birini koruyor."

Bir diğeri:

"Okuldaki herkesin sandığından daha fazla sırrı var."

Bunları okuyunca hafifçe güldüm.

"Saçmalık," diye fısıldadım.

Tam uygulamayı kapatacaktım ki yeni bir paylaşım geldi.

Ekranın üstünde kırmızı bir bildirim belirdi.

YENİ PAYLAŞIM

Açtım.

Ve nefesim kesildi.

Fotoğrafta ben vardım

Okulun girişinde çekilmişti.

Üstelik fotoğraf yaklaşık on dakika önce çekilmişti.

Kalbim hızlandı.

Fotoğrafın altında şu yazıyordu:

"10-B'ye bugün yeni biri geldi."

Altındaki ikinci cümleyi görünce yüzümdeki bütün ifade kayboldu.

"Ama kimse onun neden burada olduğunu bilmiyor."

Parmağım ekranda donup kaldı.

"Ne?"

Fotoğrafı tekrar açtım.

Gerçekten bendim.

Aynı kıyafet.

Aynı çanta.

Aynı saç.

Fotoğrafın ne zaman çekildiğini düşünmeye çalıştım.

Okula girerken bahçede yalnızdım.

Beni kim çekmişti?

Telefonum yeniden titredi.

Yeni bir yorum gelmişti.

"O da diğerleri gibi."

Birkaç saniye sonra ikinci yorum geldi.

"Gerçeği öğrenmesi uzun sürmeyecek."

Boğazım düğümlendi.

Telefonu yavaşça masanın üzerine bıraktım.

Başımı kaldırıp sınıfa baktım.

Herkes normal görünüyordu

Önümdeki öğrenci defterine bir şeyler yazıyordu.

Yanımdaki Defne öğretmeni dinliyordu.

Arka sıradaki iki kişi sessizce konuşuyordu.

Kimse bana bakmıyordu.

En azından ben öyle sanıyordum.

Sonra gözlerim Arda'ya takıldı.

Bana bakıyordu.

Doğrudan.

Göz göze geldiğimiz anda bakışlarını kaçırmadı.

Sanki ne gördüğümü biliyormuş gibi.

Telefonuna baktı.

Sonra tekrar bana.

İçimde garip bir his oluştu.

Dersin bitmesini bekledim.

Zil çalar çalmaz Defne bana döndü.

"İyi misin?"

"Benimle ilgili bir şey biliyor musun?"

Defne'nin yüzündeki gülümseme kayboldu.

"Ne?"

Telefonumu ona uzattım.

Uygulamayı gösterdim.

Fotoğrafı gördüğü anda gözleri büyüdü.

"Lina..."

"Bu ne?"

"Sen bunu nereden buldun?"

"Telefonuma geldi."

Defne telefonu elimden aldı.

Bir süre ekrana baktı.

Sonra başını kaldırdı.

"Bu uygulamayı sil."

"Neden?"

"Çünkü bunu kullanmamalısın."

"Defne, ne olduğunu soruyorum."

Defne cevap vermedi.

"Defne."

"Ben bilmiyorum."

"Yalan söylüyorsun."

İlk kez yüzünde korkuya benzeyen bir ifade gördüm.

Telefonumu bana geri verdi.

"Gerçekten bilmiyorum. Ama sana bir tavsiye verebilirim."

"Ne?"

"Burada herkesin anlattığı kişi olduğuna inanma."

"Ne demek istiyorsun?"

Defne cevap vermeden sınıftan çıktı.

Arkasından bakakaldım.

Tam çantamı toplarken telefonum tekrar titredi.

Bu sefer uygulamadan bildirim gelmemişti.

Bilinmeyen bir numaradan mesaj gelmişti.

Mesajı açtım.

"İlk günün nasıl gidiyor, Lina?"

Kalbim bir anlığına duracak gibi oldu.

Numarayı tanımıyordum.

Hemen ikinci mesaj geldi.

"Endişelenme. Seni uzun zamandır tanıyorum."

Ekrana bakarken ellerim soğudu.

Sonra üçüncü mesaj geldi.

"Hatta senden bile önce buradaydım."

Telefonu kapattım.

Sınıftan çıkmak için ayağa kalktım.

Koridora çıktığımda herkes gitmişti.

Bir tek Arda kapının yanında duruyordu.

Bana baktı.

Sonra sakin bir sesle konuştu.

"Uygulamayı gördün."

Bu bir soru değildi.

Bir itiraftı.

"Sen nereden biliyorsun?"

Arda birkaç saniye sustu.

Sonra gözlerini telefonuma çevirdi.

"Çünkü..."

Cümlesini tamamlamadı.

Yanımdan geçip koridorda yürümeye başladı.

Arkasından seslendim.

"Çünkü ne?"

Durdu.

Başını çevirmeden konuştu.

"Çünkü o uygulama yeni öğrenciler için yapılmadı."

Sonra yürümeye devam etti.

Ben olduğum yerde kaldım.

Ve o an fark ettim.

Bu okulda bilmediğim bir şey vardı.

Belki de sandığımdan çok daha büyük bir şey.

Ve daha ilk günümde...

Ben zaten onun içine çekilmiştim.

Bölüm sonu

2 yorum