Güzelce yemekleri bitirdiğimizde saat akşam 7 gibiydi. İyice şişmiştim. Bir sürü atıştırmalık, onun ardından da bu yemek gelince göbeğim çıkmıştı sanki.
Uzun süredir böyle fazla fazla yemiyordum. Verdiğim kiloları alacağım bu gidişle.
Derin bir nefes verip arkama yaslandım. Gözlerimi kapatıp 5 dakika uyukladım. Sonrasında da kapı çaldı.
Bir tane hizmetli kapıyı açmaya gitmişti. Ben de arkasından merakla kimin geleceğine bakıyordum.
Çok geçmeden içeriye giren Asena'yı gördüm. Oflayarak içimden gözlerimi devirdim. Her yerden çıkmasa iyi olacaktı.
"Herkes toplanmış, bensiz olur mu hiç." diyerek boş koltuklardan birine ilerledi.
"Hoşgeldin Asena, az önce bir şeyler yedik, sen aç mısın?" diyerek Asena'ya bakıyordu Lina. Bu kız çok neşeli ve iyi niyetini herkese gösteren biriydi. Yani ne de olsa kuzen oluyorlardı.
"Yok canım, ben de yedim geldim." deyip bacak bacak üstüne attı.
Sonra gözleri Çağrı ile yan yana oturmuş bana döndü. Soğuk ve ters bir bakış atıp tekrar önüne döndü.
"Başka ne yaptınız ben yokken. İşlerim vardı kusura bakmayın."
"Ne yapalım film falan izledik öyle." diye cevapladı Mert.
"Ee şimdi plan ne?"
"DC mi oynasak?" diye bir öneri sundu Can.
"Bana farketmez."
"Ay eğleniriz, oynayalım bence." dedi Lina.
"İstemeyen var mı?" diyerek hiç konuşmayan bize baktılar.
Ben omuz silktim, Çağrı da "Mal mal şeyler yaptırırsanız oynamıyorum." dedi.
"Yok yaptırmayız gel." diyerek ayağa kalktı Lina.
"Ben o zaman şişe falan bulayım. Yukarıdaki odaya geçelim, minderlere otururuz."
Hepimiz onayladık ve merdivenlerden yukarı çıktık. İlk geldiğimde kızlarla oturduğumuz odaya geçtik.
"10 kişiyiz, çok saracak." diyerek armut koltukları dizmeye başladı Elis.
Herkes bir koltuğa kurulduğunda Lina'yı beklemeye başladık.
Kısa süre sonra o da geldiğinde elinde bir içki şişesi vardı.
"Buldum." diyerek şişeyi ortadaki küçük masaya koydu ve boş kalan armut koltuğa oturdu.
"Ben hiç oynamadım daha önce." diyerek masum masum baktı Cemre.
"Şişeyi çeviriyoruz, gelen kişiye doğruluk mu? cesaret mi? diye soruyorlar. Ona göre de birini seçip bir şeyler yaptırıyorlar." diyerek tane tane açıkladı Onur.
"Ne dense yapmak zorunlu mu yani?"
"Evet ama çok zor şeyler yaptırmazlar güzelim."
"Hmm."
"Ee, kim başlamak ister?" diyerek öne atıldı Lina.
"Sırayla herkes çevirir işte." dedi Can.
"Tamam ben başlıyorum o zaman." diyerek şişeye uzandı Lina.
Bir kez eliyle şişeyi döndürdü. 7 8 saniye sonra şişe tamamen durmuştu. Ucu ise Asena'yı gösteriyordu.
Lina gülümsedi ve "D mi C mi?" diye sordu.
Asena "Doğruluk." diye cevap verdi.
"Basit bir şey sorayım. En sevdiğin kuzenin kim?"
"En çok Çağrı'yla anlaşıyorum." diyerek yanımda oturan Çağrı'ya baktı Asena.
Bak cidden yolarım bu kızı. Gözlerimi kapatıp sinirle ufak bir nefes verdim.
Çağrı çok bir tepki vermemişti. Çok fazla üzerinde durmadan şişeyi çevirme sırası bir sonraki kişiye geçti.
Bu kez Elis çeviriyordu. Lina ve Elis'in abla kardeşlikleri çok güzeldi. Her an yan yanaydılar. Çok tatlı bir durum bu.
Elis şişeyi çevirdi. Şansına tekrar Elis'in önünde durmuştu şişenin ucu, bu yüzden tekrar çevirdi.
Bu kez Onur seçilmişti.
"Doğruluk." diyerek sormasına fırsat vermeden konuştu Onur.
Elis gülerek, "Artık Cemre ile nasıl tanıştığınızı anlat." diye sordu.
Onur kalakalmıştı. Bunu beklemiyor gibiydi.
"Ya kaç kere konuştuk söylemiyorum. Şimdi nerden aklınıza geldi." diye sinirle söylendi.
"O kadar merak ediyoruz ki, çok mu özel bir sebep ya??"
Elis'in bu sabırsız sorusuna karşı Cemre'ye baktı Onur.
"Tamam, ilk ve son kez anlatıyorum." diye konuşmasına başladı. Ben de merak etmiştim şimdi.
"Cemre 2 ay önce evlerine gittiğimiz Soysal'ların kızı biliyorsunuz. Orda tanıştık işte. Evde hizmetçi yoktu o an, kahve yapması için Cemre'yi göndermişti annesi. Hayatımda içtiğim en iyi Türk kahvesini içtim o gün. Sonra Cemre'ye baktım ilk kez, o kadar güzel görünüyordu ki ev haliyle, o an bu kız benim olmalı dedim. Öyle konuştuk tanıştık işte." diyerek hızlıca tanışma hikayelerini anlatmıştı Onur.
Yani çok da anlatılamayacak bir hikaye değildi. Neden bunca zaman bunu söylemedi anlayamamıştım.
"Bunu mu saklıyordunuz Onur'cuğum." diye tersledi Lina.
"Ben ne bileyim, neden merak ettiniz bu kadar."
"Neyse tamam, ben devam ediyorum." diyerek şişeyi çevirdi Mert.
Şişenin ucu bu kez de Çağrı'yı gösteriyordu.
Mert sırıttı.
"Tamam abi. D mi C mi?"
"Doğruluk."
"Hâlâ sahte evlilik yaptığınıza pişman mısın?"
Odadakiler aynı anda gülüştüler.
Çağrı birkaç saniye düşündü. Sonra omuz silkti.
"Hayır."
"Hiç mi?"
"Hayır."
"Kısa cevap veriyor ya sinir oluyorum." diye söylendi Mert.
"Bir soru hakkın vardı."
"Tamam sustum."
Ben de istemsizce ona baktım.
Yüzünde en ufak bir pişmanlık ifadesi yoktu.
Sanki bu sorunun cevabını çok önceden vermiş gibiydi.
Çağrı bu kez şişeyi çevirdi. Şişe birkaç tur döndükten sonra gelip tam önümde durdu.
"Gece!"
Not defterimi elime aldım.
"Doğruluk."
Çağrı düşünmeden sordu.
"Bu evlilikten önce benim hakkımda düşündüğünle şimdi düşündüğün arasında bir fark var mı?"
Kaşlarımı hafifçe çattım.
Not defterime yazdım.
"Var."
Kaşlarını kaldırıp yüzüme baktı. Başımı onaylar şekilde salladım.
"İlk düşündüğün neydi?" Bunu Can sormuştu.
Not defterime tekrar yazdım.
"Çok soğuk biri."
"Şimdi?"
Bu kez yazmadan sadece omuz silkip gülümsedim.
"Kaçamak cevap!" diye mırıldandı Mert. Sonra da "Abi biriniz de cesaret seçin ama." dedi.
Sıra bendeydi. Şişeyi alıp çevirdim. Birkaç tur dönüp Asena'nın önünde durdu.
Asena bana bakıp kaşlarını çattı. Sonra da "Cesaret." diyerek kollarını önünde birleştirdi.
Ne yaptırsam ki şimdi.
Bir süre düşünüp aklıma gelen fikirle not defterime bir şeyler yazdım. Ve ona gösterdim.
"10 dakikalığına profiline Çağrı ve benim düğün fotoğrafımızı koy." yazmıştım. Tamam, biraz abartmış olabilirim.
"Ne, bunu hayatta yapmam!?" diye sinirle bana çıkıştı Asena.
"Ne dedi ki?" diyerek yanında oturan Asena'dan not kağıdını aldı Lina.
"Oha Gece." diyerek bana baktı ve küçük bir kahkaha attı.
"Ya söylesenize merak ettim." diyerek öne atıldı Mert.
"Gece diyorki 10 dakikalığına Çağrı ile olan düğün fotoğraflarını profiline koysun."
Herkes ağzını açarak bana baktı. Utanmış olabilirim, ama o kadar fazla mı abarttım acaba?
Sonra beni şaşırtarak "Aşırı iyi.", "Ayy tam cesaret sorusu bu." gibi tepkiler verdiler.
Asena istemeye istemeye sosyal medya hesaplarındaki fotoğraflardan ekran görüntüsü alarak profiline koydu.
Bana ters ters bakarak "Çok abarttın Gece." dedi ve beklemeye başladı.
10 dakika geçmek bilmiyordu. Ara sıra "Of herkes bu profil ne falan yazıyor." diye söyleniyordu.
İyi oldu Asena, intikamımı aldım. Evli bir adamla nasıl olman gerektiğini bilmelisin.
10 dakika dolduğunda Asena aceleyle profilini değiştirdi. Sonra oflayarak bize baktı.
"Tamam söylenme bu kadar. Bana sıra bir gelsin neler yaptıracağım size." diye sırıttı Can.
Korkmadım değil...
Sıra Cemre'ye geçmişti. Şişeyi döndürdü. Soru soracağı kişi Lina'ydı.
"D mi C mi?"
Lina çekingen bir şekilde "D." cevabını verdi.
"Hoşlandığın biri var mı Lina." diyerek gülümsedi Cemre.
Lina bu ani soru karşısında afallar gibi oldu. Sonra gülümseyerek "Ne alaka şimdi?" dedi ve Elis'e kısa bir bakış attı.
Bu ikisi bir şey biliyor.
"Soru sordum ya var mı yok mu?" dedi Cemre.
Lina biraz çekindi sonra dudağını ısırarak başını olumlu anlamda salladı.
"Ama sadece minik bir hoşlantı yani. Ciddi değil." diyerek bize baktı.
"Kim?" diyerek sırıttı Mert.
"Tek soru yalnız, kapatın konuyu." dedi ve konunun kapatılmasını sağladı.
Sırada Onur vardı. Beklemeden şişeyi çevirdi, gelen kişi Elis'ti.
"Doğruluk, cesaret?"
"Cesaret."
"Rehberinden rastgele birini ara ve sarhoşmuşsun gibi konuş." dedi Onur.
"Ne! Yalnız ben rol yapmada berbat biriyim." diyerek umutsuzca baktı Elis.
"Cesaret demedin mi ulan, yap işte."
"Kimi arayayım?"
"Bakmadan kaydır bir yerde dur, kim gelirse."
Elis rehberi açıp bakmadan kaydırdı ve bir yerde durdu. Sonra gelen kişinin adını okudu.
"Liseden arkadaşım Meyra gelmiş." diyerek onu aradı.
Üstün rol yetenekleriyle (!) saçma sapan bir şeyler konuştu ve sonra da oyun oynadığımızı söyleyip telefonu kapattı.
"Çok utanıyorum." diyerek sızlandı.
"Dedin ya oyun diye."
"Olsun."
"Neyse sıra bende herhalde." diyerek şişeyi çevirdi Karan da.
Şişe Can'ın önünde durdu.
"D mi C mi?"
"Korkuyorum. Doğruluk diyeceğim."
"Senin var mı hoşlandığın biri?" dye sorarak sırıttı Karan.
"Ya, bilmiyorum, emin değilim."
"O nasıl cevap lan."
"Abi verdim işte cevap." diyerek şişeyi tuttu. "Sıra bende."
Can da şişeyi çevirdi. Şişe Çağrı'nın önünde durmuştu bu kez.
"D, C?"
"C." diye kısa bir cevap verdi.
Can sırıtarak "Eski sevgilini arayıp doğum gününü kutla." dedi.
Eski sevgilisi mi?
"Siktir git. Yapılır mı lan bu!" diyerek bir anda ayağa kalktı Çağrı.
"Abi otur, sonra söylersin zaten oyun oynuyorduk diye."
"Yok, hayatta yaptıramazsınız. Manyak mısınız oğlum siz?" diye çıkıştı Çağrı. Mert kolundan tutup aşağı çekti ve oturmasını sağladı.
"Cidden aralarını biliyorsunuz çok fazla olur bu." diyerek ortamı yatıştırmaya çalıştı Mert.
Eski sevgilisi olduğunu yeni öğreniyordum. Yani şaşırmam gereksiz olurdu. Böyle bir adamla sevgili olmak isterdi çoğu kişi. Yakışıklıydı. İyilik Meleği gibi adamdı.
Yine de bu düşünce tüm keyfimi kaçırmıştı, çok bozuntuya vermeden sessizce oturmaya devam ettim.
"Ben oynamıyorum siz devam edin." diyerek hafifçe geri çekildi Çağrı.
"Tamam kardeşim sakin. Sen çevir Asena." diyerek Çağrı'ya baktı Can.
Sıra Asena'daydı. Şişeyi çevirdi, birkaç tur döndükten sonra ucu Can'ın önünde durdu.
"Yine mi ben ya?" diye mırıldandı Can.
Asena gülerek "D mi C mi?" diye sordu.
"D."
Ortama piç gülüşü attıktan sonra sorusunu sordu. "Sence bu masadaki en güzel kadın kim?"
Cidden sormuştu, evet.
Can söyleyip söylememekte çok kararsız duruyordu. Sonra omuz silkti ve dudaklarından bir isim döküldü.
"Gece."
Şok içinde ona bakarken bunu söylemesini hiç beklemiyordum.
Arkasını yaslanmış oturan Çağrı keskin bir yavaşlıkla öne doğru eğildi ve "Ne?" diye mırıldandı.
"Çağrı sakin ol oyun sadece."
"Oyununuza sıçayım." diyerek tekrar ayağa kalktı. Ona alttan bir bakış attım.
Asena'nın sorduğu soru saçmalıktı, Can'ın cevap vermesi de saçmalıktı.
"Şu oyunu her oynadığımızda bir boklar oluyor ya." diyip Çağrı'nın ardından ayağa kalktı Mert de.
"Evet yeter bu kadarı." diye ona katıldı Lina.
Sonra ben de ayağa kalktım. İfadesizce Can'a bakan Çağrı'nın kolunu tuttum.
Gözleri bana döndüğünde bir şey söyleyecek gibi oldu. Onur'un seslenmesiyle bakışlarını ona çevirdi.
"Çağrı, gel kardeşim hava alalım biraz." diyerek Çağrı'yı kendine çekip elini sırtına koydu.
Çağrı da itiraz etmedi. Birlikte odadan çıktılar.
"Sıcak oldu burası aşağı inelim biz de." diyip hepimizi odadan çıkardı Elis.
Merdivenleri inerken aklım Çağrı'daydı. Düşünmeden duramıyordum nedense.
Saat de epey geç olmuştu, hepimiz yorulmuştuk.
"Bu gece burada kalıyor musunuz hepiniz?" diye bir soru yöneltti Lina.
"Benim eve geçmem lazım, Onur da beni bırakacak." diyerek çantasını koluna taktı Cemre.
"Ben gideyim yoksa Çağrı beni öldürecek." diyerek şaka yapmaya çalıştı Can.
"Siz 3'ünüz gidiyorsunuz yani bir tek." diye doğrular gibi konuştu Lina.
Diğerleri de onayladıktan sonra Lina hizmetlilerden biriyle bir şeyler konuştu bize döndü.
"Boş olan 3 oda var. Tek kişilik odada Asena kalır o zaman. Üst katta. Gece sen Çağrı ile kalırsın. Mert ve Karan da birlikte yatarlar."
Ne, Çağrı'yla mı kalacağım?
"Abi Karan'dan korkuyorum ben uykumda falan boğmasın beni." diyerek şakayla Karan'a takıldı Mert.
"Boğmayacaktım ama şuan boğacağım Mert." diye Mert'in kafasını tuttu Karan.
Onlar küçük bir kavga yaşarken merdivenlerden gelen ayak sesleriyle başımı oraya çevirdim.
Onur ve Çağrı geliyorlardı. Onur kolunu kardeşinin omzuna atmıştı. Çağrı çok düşünceli duruyordu.
"Biz Cemre'yle çıkıyoruz. Allah'a emanet." diyerek Çağrı'yı bıraktı ve Cemre'yi aldı Onur.
Vedalaştıktan sonra evden ayrıldılar. Onların peşinden Can da çıktı. Çağrı'dan tırsıyor gibiydi.
"Çok uykum var." diyerek esnedi Elis. "Odalara mı geçsek."
Herkes Elis'i onaylamıştı. Asena, Lina ve Elis yukarı kata çıkarken biz aşağıda kalmıştık.
Mert ve Karan itişerek odaya geçtiklerinde onların yanındaki odaya da biz geçtik.
İçerisi çok güzel duruyordu. Büyükçe bir pencere vardı. Bir de...
Odada iki kişilik tek bir yatak bulunuyordu.
⫘⫘⫘⫘⫘⫘⫘⫘⫘⫘⫘⫘⫘
Bölüm nasıldı?
Beğeni ve yorum yaparsanız sevinirim.

