Ertesi gün her şey daha hızlı yayılmıştı.
Video artık sadece küçük bir çevrede değildi. Farklı hesaplar, sayfalar ve yorum zincirleri arasında dolaşıyordu. Adı ilk kez tanımadığı insanlar tarafından konuşuluyordu.
Ama bu, hayal ettiği gibi bir “tanınma” değildi.
Okulda telefon ekranları ona döndükçe içi daralıyordu. Kimse direkt bir şey söylemiyordu ama bakışlar yetiyordu. O bakışların içinde hem merak hem de alay vardı.
Teneffüste bir video daha açıldı. Arkadaş gruplarından biri yüksek sesle gülüyordu. Ekranda kendi yüzünü gördü.
Hızlıca gözlerini kaçırdı.
Kalbi hızlandı.
“Bitti,” dedi içinden.
Ama gün bitmedi.
Eve döndüğünde bildirimler daha da artmıştı. Bu kez sadece yorumlar değil, paylaşımlar da vardı. Bazıları alay ederek paylaşmıştı, bazılarıysa “nasıl bu kadar kötü olabilir?” diye etiketlemişti.
Parmakları ekranın üzerinde dolaştı ama hiçbir şeye basmadı.
Tam o sırada farklı bir şey oldu.
Bir paylaşım daha gördü.
Bu kez alay yoktu.
Küçük bir sayfa, onun videosunu almış ve altına sadece şunu yazmıştı:
“Herkes bir yerden başlar.”
Kısa bir cümleydi.
Ama ilk kez nefes aldırmıştı.
Telefonu kapattı, yatağına oturdu. Gürültü hâlâ vardı ama artık içindeki ses tamamen kaybolmamıştı.
Sadece biraz geri çekilmişti.
Ve o an fark etti:
Bu yol sadece izlenmekten ibaret değildi… aynı zamanda dayanmakla ilgiliydi.
Gözlerini kapattı.
“Devam edebilir miyim?” diye düşündü.
Ama bu kez cevap biraz daha netti.
“Evet… belki.”