İçeriğe geç

SÂHİR (+18)

Bölüm 3 · 6 dk okuma

SÂHİR (+18)

Bölüm 3

Bir Sevdaya İki Kurban

Hayal kırıklığı...

Yeşim'in hayatının özetiydi bu kelimeler. Başta ailesi olmak üzere tüm ilişkilerinin sonu hayal kırıklığı ile bitiyordu. O kadar yara almıştı ki artık kimseden bir şey bekleyemez olmuştu.

Çünkü beklentisini ne kadar yüksek tutsa hayal kırıklığı o kadar can yakıcı oluyordu.

Bu duruma alıştığını düşünüyordu ya da öyle zannetmişti...

"Karar verildi Ağalar! Baran ve Helin'in hayatta kalmasına karşı kızım Yeşim'i Ferzan Ağa'ya verdim gitti!"

Şimdiye kadar duyduğu üzüntülerin hiçbiri bu cümle kadar canını yakmamıştı Yeşim'in. Gerçekliğini sorguluyordu duyduklarının.

"Gerçekten bunu söyledi mi? Zihnimin bir oyunu olsun lütfen ..."

Avludaki gürültüye tamamen sağır olmuştu. Böyle birşey olabilir miydi?

Neden? O hiçbir şey yapmamıştı, iki kişinin yaptığı hatada cezayı neden o çekiyordu ki?

"Anlamadım?" Dedi, yanlış duyduğunu düşünüyordu. Böyle birşey olamazdı. Bağırmak istese de sesi fısıltı gibi çıkmıştı dudaklarının arasından.

Malik Ağa kızına döndü. Yüzünde sert bir ifade vardı. "Ferzan Ağa ile evlenmene karar verildi." dedi itiraz kabul etmediğini bakışlarıyla gösteriyordu.

Yeşim bu gözlerden hep korkmuştu. Ancak şuan duyduklarından daha korkunç gelmiyordu babasının gözleri.

Gözlerini sımsıkı kapatıp gözlerini yumdu bir süre, içerisinde olduğu durumu kavramaya çalışıyordu.

Tüm bu olanların bir kabus olmasını diledi. Gözlerini açtı ve bakışlarını babasının aksine Ferzan Ağa'ya yöneltti.

Göz göze geldiler, Yeşim o an durumun ciddiyetini kavrayabildi. Vücudu soğuk bakışların altında titredi. "Olmaz!" Diyerek sesini yükseltti. Ondan bu çıkışı babası dahil kimse beklemiyordu. Yeşim her zaman sessiz, sakin ne denilse konu yapan bir kız olmuştu. Ne olursa olsun onca adamın arasında babasına sesini yükseltecek, lafını ikiletecek biri değildi.

"Ben evlenmek istemiyorum!" kimseyi umursamadan ilk defa sesini yükseltti. Ölecek gibi hissediyordu. Hayatı boyunca abisi Baran'ın gölgesinde yaşamıştı. Baran tüm aile tarafından el üstünde tutulurken Yeşim görmezden gelinen çocuk olmuştu.

Fikirleri, istekleri kimsenin umrunda olmamıştı, ciddiye alınmamıştı hiçbir zaman.

Ancak şimdi farklıydı, söz konusu kendi hayatıydı. Onu da abisinin keyfine kurban etmek istemiyordu.

"Karar verildi Yeşim! Detayları sonra konuşuruz, şimdi geç içeri benim asabımı da bozma!" Malik Ağa sakin kalmaya çalışarak konuştu, bastonunu birkaç kez yere vurdu.

"Baba istemediğimi söyledim!" Avludaki kalabalığa baktı, annesi ve halaları da sesten dolayı avluya çıkmıştı. Herkes kendi arasında fısıldaşıyordu.

Malik Ağa kızı tarafından küçük düşürüldüğünü hissetti. Onca adamın arasında sözü geçen büyüklerdendi ancak oğlundan sonra kızı ona karşı gelerek yerle bir etmişti itibarını.

Ferzan Ağa'da da durumlar çok farklı değildi. Saatler süren konuşmaların ardından zar zor sakinleşmişti. Her ne kadar Helin'i öldüreceğini söylese de o anın şoku ile ağzından çıkıvermişti.

Ölümüne dayanamazdı, babasının emanetiydi Helin.

Yeşim'in dağılmış haline baktı. Bir an için suçlu hissetse de Baran'ı getirdi aklına ve bir küfür fısıldadı sinirle.

Ciddi bir durumdu, ona ihanet eden kız kardeşinin hayatta kalması için kendini kurban etmişti.

Onu hiçbir zaman affetmeyeceğine yemin etti.

"Sen ne zamandan beri benim sözümden çıkmaya cesaret ediyorsun Yeşim?! Kes sesini elimden bir kaza çıkmadan!"

"Hayır bunu yapmayacağım! Bir kez olsun beni de düşünün, lütfen." sonlara doğru sesi kısıldı, boğazı düğümlenmişti.

"Sen istemiyorsun diye abin ölsün mü?!" Vetha hanım sinirini kızından çıkarmak istercesine sesini yükseltti. "O ölmesin diye beni mi ateşe atacaksınız?"

"Sana sus dedim!" Malik ağa sabrının son demlerindeydi. Öyle bir bağırmıştı ki tüm uğultular, fısıldaşmalar sona ermişti. "Alın şunu gözümün önünden!"

Yeşim gözyaşları içerisinde babasına bakarken kuzenleri kollarından tutup odasına götürdü onu.

Ne kadar bağırsa da bu kalabalık ona sağırdı.

İçeri girmeden önce son kez Ferzan Ağa ile göz göze geldi. Bundan sonra hayatını kendisi yönetemeyecekti...zaten hiçbir zaman hayatını yöneten kişi kendisi olmamıştı.

**

Misafirler konaktan ayrılmıştı. Malik Ağa ilaçlarını alıp dinlenmek için odasına çekilmişti. Bugün olanlar hem bedenini hem de ruhunu yormuştu. Çocuklarının ne ara bu hâle geldiğine anlam veremiyordu...

Vetha hanım ise oğlu Baran ile oturmuş dizlerine vuruyordu. "Ah oğlum, ah Baran'ım bu yaptığın iş mi?! Hem kendini hem kız kardeşini yaktın o kız için! Ah ah ben seni böyle mi yetiştirdim... Bana, ailene bunu mu reva gördün kurban olduğum?"

Baran başını ellerinin arasına almış durmadan sağ bacağını sallıyordu. O da işlerin böyle yürüyeceğini tahmin etmemişti. Helin hamile olduğu için apar topar bir düğün yaparlar diye düşünmüştü. Ancak karşı taraf buna yanaşmamış sonuna kadar ikisinin ölmesi gerektiğini öne sürmüştü. Amcası berdeli teklif edip diğer aileleri ikna etmese idi şuan çoktan ölmüş olurlardı.

Bu gerçek kanını donduruyordu. Yeşim olmasa doğmamış çocuğu ve sevdiği kadın ile mezara gideceklerdi.

Kendisini kötü hissetse de suçlu hissetmiyordu, aşkı için yapmıştı herşeyi!

Yeşim ise odasında anın şokunu üstünden atmakla meşguldü. Durumun ciddiyeti ile nefes almakta zorlanıyordu. Ağlamaktan gözleri kan çanağına dönmüştü. Derin nefesler aldı ve kendisini sakinleşmeye zorladı.

"Sakin ol Yeşim, bunu da anlatacaksın... Bu da son bulacak." diyerek fısıldadı aynadaki yansımasına. Ardından sakinleştiğini varsayarak anne ve babasıyla konuşmak için odasından çıktı.

Annesinin abisi ile birlikte avluda olduğunu görmüştü. Derin nefesler alarak merdivenleri indi mutfaktan geçeceği sırada gördüğü şey ile duraksadı.

Eli ayağı boşalmıştı adeta. Nasıl bu kadar rahat olabiliyordu bu kız?

Baran ve Helin'in keyfinin kurbanı olmuşken onlar hiçbir şey olmamış gibi devam edebiliyordu...

Yeşim'in bedeni baştan aşağı titremeye başladı. Kendisine hakim olamayarak Helin'e ilerledi. Helin elindeki tepsi ile arkasını döndüğünde göz göze geldiler.

"Ne bu şimdi? Bir de yemek mi yiyeceksiniz?" diye sordu sinirle. Helin yutkunarak başını eğdi. "Özür dilerim ama gitmem gerek, Baran beni bekliyo-" Yeşim cümlesini bitirmesine izin vermeden elindeki tepsiye vurarak yere düşmesine neden oldu.

Helin küçük bir çığlık atarak birkaç adım geriye gitti. Yeşim ise gözyaşları içerisinde eline geçen her şeyi yere fırlattı. Kendisini kaybetmişti. "Hayatımı mahvetmişken nasıl yemek yiyebiliyorsunuz siz?! Hiç mi vicdanınız yok sizin?!"

Vetha hanım ve Baran gürültüyü duydukları gibi ayağa fırladı, ses mutfaktan geliyordu. Helin'in çığlığından korkup koşarak mutfağa gittiler.

Karşılaştıkları manzara ile yutkundular. "Helin!" Baran sevdiği kadına koşup bedenini arkasına aldı. Bu sayede kardeşi Yeşim ile göz göze gelmişlerdi.

Kardeşinin dağılmış halini görünce yutkundu. Ne diyeceğini bilemiyordu, derin bir nefes aldı ve dudaklarını araladı. "O iki canlı, ne diyeceksin bana de Yeşim. Helin'den uzak dur."

Yeşim duyduklarını sindirmeye çalıştı bir süre ardından da gülmeye başladı. Vetha hanım sinirle müstakbel gelinine baktı. "Daha geleli bir gün olmadı olay mı çıkarıyorsun sen?!"

"Anne!" Baran derin nefesler aldı. "Muhattabınız benim, Helin değil. Ne diyeceksiniz bana deyin!"

"İkinizde aynı pisliksiniz!" Diye bağırdı Yeşim.

"Aylardır bizi keriz yerine koydunuz abi! Kapana kısıldığınızı anladığında bir ailen olduğu aklına geldi! Nasılsa babam bir yolunu bulur beni kurtarır diye düşündün!" annesi kolundan tutmaya çalışarak sakinleşmesi için uyardı onu.

"Sus Yeşim, baban uyanacak şimdi!"

"Uyansın! Benim canım bu kadar yanarken kimse yemek yiyip uyumasın zaten anne!" Koluyla gözyaşlarını silip annesine baktı, işaret parmağı ile abisini gösterdi. "Uğruna canını vereceğin oğlunun zevki uğruna, birkaç gün sonra beni o soysuz dediğiniz adama gelin edeceksiniz!" Yeşim avazı çıktığı kadar bağırıyordu.

"Yeşim sus." Baran'da giderek öfkeleniyordu, yumruğunu sıktı bu sırada Helin kolunu tuttu yanlış birşey yapmasın diye.

"Ne oluyor burada!" Malik Ağa sesleri duyduğu gibi uyanmıştı, kızının hâlâ bağırıyor olması sinirini bozuyordu. Mutfağın hali içler acısıydı. Sağlam tek birşey kalmamıştı. Malik Ağa önce oğluna sonra da deliye dönmüş kızına baktı.

"Malik bey gözünü seveyim sakin ol! Bizim kız oğlanın müstakbel eşini mutfakta gö-"

"Yeşim dışında herkes mutfaktan çıksın." Sesi sakin çıksa da bakışları kıyamet alametiydi Malik Ağa'nın. Vetha hanım yutkundu "Bey düğün arifesinde yap-"

"Evlenmeyeceğim..." diye fısıldadı Yeşim. "Gerekirse ölürüm yine de evlenmem."

"Öyle mi?" Yeşim dik bakışlarını babasına yöneltti. Malik Ağa bu hareketine daha da sinirlendi ve kızının kollarından tutarak merdivenlere ilerledi.

Yeşim o kadar yorulmuştu ki direnmedi babasına. Saniyeler içerisinde Yeşim'in odasına geldiler, Malik Ağa kızını bir eşya gibi odanın köşesine savurdu. Uyguladığı güç karşısında Yeşim'in çelimsiz bedeni yeri boylamıştı.

"Sana, bana karşı gelme demiştim Yeşim! Sabrımın da bir sonu var!" Malik Ağa odanın kapısını kilitledi ve o dakikadan sonra uzun süre bağırışlar, çığlıklar dinmedi.

Sesler mutfağa geldiğinde Vetha hanım yere oturup hüngür hüngür ağlamaya başladı. "Şu soysuz kız yüzünden başımıza neler getirdiğine bak Baran!" Oğlunun arkasındaki kıza baktı ve tükürdü. "Sil o timsah gözyaşlarını, evlatlarımın başını yaktın!"

**

Merhaba! Uzun bir bölümle geldim, umarım beğenirsiniz ♥️

Gidişat hakkında ne düşünüyorsunuz yorumlarda belirtin ve oy vermeyi unutmayıınnn, sizi seviyoree🤍

Bölüm sonu

4 yorum