İçeriğe geç

SaHHa

Bölüm 2 · 8 dk okuma

SaHHa

Bölüm 2

Başlangıç

Barış Üniversite son sınıftaydı. Tahir'in düşüncesi doğru çıktı. Artık ailesi ile arası çok iyiydi. Onların çok sevdiğini hissediyordu artık. Sık sık ziyaretlerine gidiyordu. Ayrıca çok fazla arkadaşı vardı. Okula aktif ve popüler birisi hakkında gelmişti. Rabia adında bir sevgilisi vardı ve beraber yaşıyorlardı. Kendisini birçok alanda geliştirdi. Gördüğü bütün bu olgu kendisine olan güvenini çok artırmıştı. Ama her şey bu kadar iyiyse her zaman bir problem var demektir. Bir sorun olacaktı tabii ki ama Barış sanki hayat sadece mutluluktan ibaretmiş gibi yaşıyordu. Eski halini tamamen unutmuştu. Ailesi onu seviyor, herkesten ilgi görüyor, bir sürü arkadaşı var, beraber yaşadığı bir sevgilisi var ama bir sorun çıkacaktı ve Barış buna hiç hazır değildi. Çok yakın bir arkadaşıyla ailelerinin desteği olmadan bir proje yapıp okulu bitirmeden kendi işlerini kurmayı planlıyorlardı. Bu proje için ciddi bir sponsor vardı ve ertesi gün görüşmeye gideceklerdi. Bu proje ile dünyadaki herkesin onu tanımasını sağlayacaktı. Çok zengin olacaktı. Bütün hedefi buydu. Büyük bir para ve şöhret sahibi olmak... Gece rüyasında bir bulut gördü, bulut bir kurta benziyordu. Sonra bir anda ormandaki olayı gördü ve sıçrayarak uyandı. Rabia'ya Kâbus gördüğünü söyleyerek tekrar uyumasını söyledi ve kendisi proje dosyalarını tekrar gözden geçirdi. Rabia'yı öperek şans dilemesini istedi ve toplantı için arkadaşı Tolga ile buluştu. Toplantıya gittiler. Şirketin ciosu Tamer, proje sunumu bittikten sonra "Bu proje gayet güzel. Biz sponsor olacağız. Fakat birkaç şartımız var tabii ki" dedi. Barış "Tabii ki dinliyoruz" dedi. Tamer "Bu proje sizin değil bizim bünyemiz altında olacak" dedi. Tolga "Benim için sorun değil, kabul ediyoruz" dedi. Barış "Sen ne diyorsun ya hayır tabii ki bu kabul edilemez bir durum" dedi. Tamer "Yani bunu ret mi ediyorsunuz? Kaç kişi bizim bünyemizde proje yapmak için uğraşıyor biliyor musun sen?" dedi. Barış "Evet biliyorum ama bizim amacımız projeyi zamanında bitirip satışa sunup bir gelir elde etmek değil. Projenin adı anıldığı zaman herkesin aklına bizim gelmemiz" dedi. Tolga "Bundan taviz verebiliriz bence" dedi. Barış "Böyle konuşmamıştık Tolga" dedi. Tolga "Senin baban zengin, proje olmazsa bir sürü alternatifin var ama benim yok. Başka kimse sponsor olmaya yanaşmadı. Bu şansı geri çeviremem" dergi. Barış "Saçmalama Tolga bu proje tutmayacak olsa kendi bünyesinde yaptırır mı sence? Neyden taviz verdiğini düşün tekrar. Bu saçmalık" dedi. Tamer "Bu nasıl bir üslup? Sunumda gördüm ki Tolga bu projeye senden daha hakim. Proje için yeterliliği var ama sen vizyonu dar gibi görünüyorsun" dedi. Barış "Tamer Bey, siz sponsor olmasanız bile babam destek olur ve biz bu projeyi bir şekilde yaparız ama siz bizden projenin tamamını istiyorsunuz? hadi diyelim ki kabul ettim birkaç dediniz. Diğer şartlarınız neler?" diye sordu. Tamer " Gelirin yüzde 20 si değil yüzde 50 ını istiyoruz" dedi. Tolga "Hesaplarımıza göre yüzde 40 ı bile çok para yapıyor. Kabul ediyoruz" dedi. Barış "Başka?" diye devam etmesini istedi. Tamer"Bizim çalışanımız olacaksınız. En yüksek maaşlı. Tabii benden sonra" dedi. Tolga "Sizin maaşınızı baz alırsak çok iyi rakam hem kardan pay hem maaş gayet iyi bence" dedi. Barış "Tolga, saçmalama. Biz bu projeyi geri çekiyoruz. Size köle bulmak da başarılar" dedi. Tolga "Barış yeter artık, her kararı sen veriyorsun. Arkanı zengin ailene dayıyorsun ama beni düşündüğün yok. Çok güzel jr teklif sunuyor bize daha ne istiyorsun işte, ailenden tamamen bağımsız bir gelirin olacak" dedi. Tolga milyonlar kazanmak varken bir maaş ve kardan bir paya razı mı oluyorsun? gerçekten mi? adam projemizi resmi yoldan çalmaya çalışıyor" dedi. Tolga "Ben de bu projede söz sahibiyim ve ben istiyorum ve imzalayacağım" dedi. Barış hayal kırıklığı içinde "Ben imzalamıyorum proje iptal" dedi. Tolga "Patentini almadık biliyorsun değil mi? Artık bu projede yerin yok. Ya gel imza at ya da gidebilirsin, senin kararın ama ben imza atıp Patentini Tamer Beye vereceğim" dedi. Barış, çok üzüldü ve gözleri doldu "Öyle olsun" diyerek kapıyı çarpıp çıktı. Rabia'yı aradı hemen. Rabia telefonu açmadı. Dirket babasını aradı. Tahir "Oğlum nasıl geçti sponsor görüşmen?" diye sordu. Barış her şeyi anlattı. Tahir "Çok üzüldüm, istersen o şirketle konuşup bir şeyler ayarlarım" dedi. Barış "Hayır baba gerek yok" dedi. Tahir "Güçlü kalmalısın" dedi. Barış "Evet, baba öyle olmalı ama çok üzdü. Tolga'nın böyle bir şey yapacağı hiç akımın ucundan geçmedi" dedi. Tahir "İnsanlar böyledir işte, her şeye hazırlıklı olmalısın" dedi. Biraz daha konuşup kapattılar telefonu. Rabia'ya mesaj ile yalnız kalmak istediğini ve ailesinin yanına gideceğini söyleyelerek bir mekana gitti ve birkaç saat bira içtikten sonra eve gidip eşyalarını alacaktı. Eve gidince Rabia ve Tolga'yı yatak odasında sex yaparken yakaladı. Rabia acele üstüne bir şeyler giyip Barış kapıdan çıkarken durdurdu "Sen mesaj atınca direkt gidersin diye düşünmüştüm" dedi. Barış o kadar üzgündü ki içinde büyük bir acı hissetti "Yani direkt gitsem bu normal mi olacaktı? Direkt gideceğim için mi yattın Tolga ile?" dedi. Rabia "Kazandık falan diyince bir anlık sevinçle oldu Barış, gerçekten bir şey yok aramızda" dedi. Barış "Gerçekten mi? kendini haklı mı çıkartmaya çalışacaksın? Yazık size ona diyecek bir şeyim yok zaten. Ben döndüğümde evimi de hayatımı da terkedip gitmiş ol" dedi. Rabia "Her şey seninle ilgili değil mi zaten? öyle olsun" dedi. Barış kapıyı çarpıp çıktı evden. Tekrar aramak yerine bu sefer direkt eve gitmeye karar verdi.

Barış arabasına binip evin yolunu tuttu. Ağlamak istiyordu ama asla ağlamayamadı. Eve varmak için aşırı hızlı gidiyordu. Bütün kuralları ihlal etti. Eve vardığında zile bastı ama kapıyı kimse açmadı. Tekrar tekrar bastı ama yine de kimse açmadı. Babasını aradı, telefonun sesi içeriden geliyordu ama açmıyordu. Annesi de aynı şekilde olunca arka bahçeye dolaşmak istedi. Bahçe kapısı açıktı. Içeriye baktığında her yer dağınktı. Tedirgin bir şekilde içeriye yavaşça girdi. Annesine, babasına seslendi. Ama kimseden ses yoktu. Yukarıya çıkarken merdivende kan gördü. Yutkunamadı, yukarıya çıkmak istemedi ama mecburen çıkmak zorundaydı. Yavaş yavaş korkuyla yukarıya çıktı. Kan odalarından sızmıştı. Korktuğu olmasın diye dua ederek içeriye girdi ama malesef ki korktuğu başına gelmişti. Annesi ve babası kanlar içerisinde yerde yatıyordu. Her taraflarında kesikler vardı. O anda bayıldı. gözlerini açtığında hastanedeydi. Uyandığını görünce hemşire doktoru çağırdı. Doktor geldi "Nasıl hissediyorsun?" diye sordu. Barış "Kötü, başım çok ağrıyor" dedi. Doktor "Büyük bir travma geçirmişsiniz, hemşire hanım bir ağrı kesici iğne yapalım" dedi. Barış yavaş yavaş hatırlamaya başladı ve hatırladıkça basının ağrısı daha çok arttı. Hemşire iğneyi yaptıktan kısa bir süre sonra ağrısı biraz hafifledi. Ama çok kötü hissediyordu. Annesini ve babasını o şekilde görmesi geçmiş travmalarını da tetikledi. Ne hissedeceğini bilemiyordu. Doktor polislere konuşabilecek durumda olduğunu ama fazla yorulmaması gerektiğini söyledi. Polis "Merhaba, çok geçmiş olsun" dedi. Barış sadece başını sallayabildi. Polis "Biliyorum şimdi çok sırası değil başınız sağolsun öncelikle" dedi. Barış "Evet hiç sırası değil şuan" dedi. Polis "Evet ama sormak zorundayım malesef, olay nasıl oldu?" diye sordu. Barış "Ben eve gittiğimde o haldeydiler sonra bayıldım" dedi. Polis "Yani bir şey görmediniz" dedi. Barış "Evet, orada olsaydım böyle bir şeyin olmasına izin vermedim zaten" dedi ağlamaklı bir sesle. Polis "Rapora göre bu bir hayvan saldırısı ama hangi hayvan yatak odalarına gider bilemedik" dedi. Barış "Nasıl hayvan saldırısı olabilir ya hangi hayvan sadece öldürüp bırakır? Neden kapı sağlam o zaman? Evde hiçbir hayvan belirtisi yoktu" dedi. Polis "O kadar detaylı inceleyecek kadar uzun kalmışsınız demek ki evde" dedi. Barış "Bu ne şimdi? beni mi suçlayacaksınız?" diye sordu. Polis "Hayır ama bu detaylara sahip olman için bir inceleme yapman gerekir. O anın adrenaliyle nasıl inceleme yapmak aklımıza geldi bilemedim" dedi. Barış "Incelediğimi hatırlamıyorum" dedi. Polis "Inceleme yapmadıysan nasıl detaylara takılıp da kendinden emin bir şekilde hayvan belirtisi göremedim diyebiliyorsun?" diye sorguladı. Barış"Bilmiyorum " dedi. Polis "Neyse çok yormayacağım sizi, ama biraz daha soru sormamız gerekecek. Sizi suçlamıyoruz ama şüphe bizim işimizin bir parçası. Başınız sağolsun tekrar" dedi ve çıktı. Doktor Barış'a detaylı bilgi verdi. Saldırı bir hayvan tarafından yapılmıştı ama gerçekten Barış'ın dediği gibi hayvana dair en ufak bir iz yoktu. Ama vücutlarında pençe izleri vardı. Barış "Kurt mu?" diye sordu. Doktor "Kesin bir şey söyleyemem ama kesiklerin boyutu kurt olduklarını gösteriyor ama bir kurt o kadar derin kesikler açacak kadar güçlü değildir. Kurt pençesi takmış ayı saldırmış desem saçma olur ama görünüş öyle" dedi. Barış çok üzgündü, artık tek kelime edecek takati kalmamıştı. O gün hastanede müşahede altında kaldı. Ertesi sabah ayrıldı. Eve gittiğinde bahçeye çıkıp en son maymun ve kurtu gördüğü son yere baktı. Telefonu aklına geldi baktığında bir sürü mesaj ve cevapsız çağrı vardı. İçlerinde Rabia'nın bile mesajı vardı. Bakmadı bile. Arayanlardan birisi avukattı, onu geri aradı. Avukat "Barış Bey, başınız sağolsun" dedi. Barış " Teşekkür ederim" dedi. Avukat "Sizi çok yormayacağım direkt konuya giriyorum Tahir Bey sizin adınıza bir kasa açmıştı. Şifresi bende size onu vereceğim. Şimdi sırası değil ama miras işlemlerini de halletmemiz gerekiyor" dedi. Barış "Evet şimdi hiç sırası değil, cenazeden sonra bakarız" dedi ve kapattı telefonu.

Cenazde tanımadığı yüzlerce kişi vardı. bütün işlemleri avukat halletmişti. Barış"Her şey için teşekkür ederim, sen olmasan her şey benim için çok daha zor bir hale gelebilirdi" dedi. Avukat "Rica ederim, ben babanız ile 15 yıldır çalışıyorum. Abim gibidir benim" dedi. Barış "Bahsederdi senden arada sırada" dedi. O sırada yanına bir kadın geldi. Barış tanımaya çalıştı ama asla gördüğünü hatırlamıyordu. Kadın "Barış başın sağolsun, beni tanımazsın ama ben senin halanım" dedi. Barış "Sağol şimdi tanıdım" dedi. Kadın "Senin durumuna hep üzülürdüm şimdi daha kötü oldu. Şimdi sırası değil ama istersen gel bizde kal bugün" dedi. Barış "Evet, şimdi hiç sırası değil " dedi. Kadın kartını uzatarak "Bu benim numaram istediğin zaman arayabilirsin" dedi. Barış teşekkür etti ve kadın gitti. Avukat "Seninle özel konuşmamız lazım, Akşama doğru ofisime gel" dedi. Barış "Şimdi gidelim" dedi. Avukat "Olmaz misafirlerin var, bu kadar insan cenazeye geldi" dedi. Barış "Ben hiçbirisini tanımıyorum sırf babamın cenazelerine geldiler diye ağırlayamam da benim acım var, boşver onları gidelim biz" dedi ve arabaya binip gittiler.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.