Masanın üzerindeki hava, kurşundan daha ağır bir hal almıştı. Araz’ın imalı sözleri salonun duvarlarında yankılanırken, ona kim olduğumu, neyi hatırladığımı göstermenin sırası gelmişti. Ama bunu onun beklediği gibi zayıflıkla değil, gücümle yapacaktım.Elimi yavaşça deri ceketimin cebine attım. Salondaki herkes, özellikle de tetikte bekleyen Sargan hareketimi izledi. Cebimden gümüş bir sigara tabakası ve çakmak çıkardım. Ağır meşe masanın üzerinde, tüm o mafya baronlarının şaşkın bakışları arasında dudaklarımın arasına bir sigara yerleştirdim.Çakmağı çaktım. Ateşin sarı ışığı gözlerimde parladı. Derin bir nefes çekip dumanı masanın ortasına, tam Araz’a doğru üfledim.Araz, sigarayı dudaklarıma götürdüğüm andan beri gözlerini benden ayırmamıştı. O kömür karası gözlerinde ilk kez hayranlığın yerini derin bir şaşkınlık ve acı aldı. Dudaklarındaki o ukala tebessüm silindi. Oturduğu sandalyede hafifçe öne doğru eğildi. Sesi o kadar kısık ve derinden çıktı ki, masadaki yaşlıların gürültüsünde sadece benim duyabileceğim bir fısıltıya dönüştü:"Eskiden içmezdin..." dedi Araz.Sesindeki o gizli sitem, beni yedi yaşındaki o Kuzguncuk sokaklarına, sigara dumanından bile öksüren o küçük kıza götürmek istedi. Ama izin vermedim. Sigarayı tutan parmaklarımı sabitledim, gözlerimi kırpmadan doğrudan onun gözlerinin içine diktim. Maskemi daha da kalınlaştırdım."Eskiden çocuktum," dedim, sesim buz gibi bir tınıyla salonu kesti. Dumanı bir kez daha onun yüzüne doğru savururken devam ettim: "Şu an o kadar da masum değilim."Araz bu sözümle adeta kalbinden vurulmuş gibi yutkundu. Gözleri belimdeki o gümüş silaha, sonra da sigaramı tutan ellere kaydı. Karşısında artık korunmaya muhtaç o küçük kız yoktu; onun mallarını çalacak kadar cüretkar bir mafya lideri duruyordu. Ama onun bu sertliği içindeki o yangını söndürmeye yetmedi, aksine tutkusunu daha da harladı."Görüyorum," dedi Araz, sesini toparlayarak ama gözlerindeki o sırılsıklam aşık bakışı gizleyemeden. "Büyümüşsün, dumanın bile İstanbul’u yakacak cinsten olmuş. Ama unutma Ezel Hanım... Fazla duman insanın gözünü yaşartır. O limandaki malların peşine düşerken yangının ortasında kalma.""Ben o yangının ta kendisiyim, Araz," dedim sigaramın külünü masadaki kristal tablığa silkeleyerek. "Dün gece benim malımı çalan hırsız kimse, asıl o yandığının farkında değil."Masanın altından Sargan’ın ayağımı hafifçe dürttüğünü hissettim. "Ezel, ne deysun yahu, ne malı, ne limanı?" diye fısıldadı şiveyle, durumu anlamaya çalışarak.Gözlerimi Araz’dan ayırmadan Sargan’ı susturdum. Barış masası bitmişti. Kartlar açılmış, savaş resmen ilan edilmişti. Ama bu sadece iki mafya ailesinin değil, geçmişi unutmayan iki yaralı aşığın savaşıydı
Bölüm 4
O kadar masum değilim
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.