İçeriğe geç

Şah ve Mat

Bölüm 17 · 2 dk okuma

Şah ve Mat

Bölüm 17

Tehlikeli Sularda Kıskançlık

Kampüsteki o ilk haftaların ardından, Doruk'la aramdaki o gerilimli sessizlik yerini bambaşka bir savaşa bırakmıştı. Üniversitenin ilk büyük partisi, şehrin en gözde ve loş ışıklı yeraltı kulüplerinden birinde veriliyordu. Gece ile birlikte içeri girdiğimizde ortamın tekinsizliği beni anında germişti. Ama asıl şoku, VIP locasında oturan adama baktığımda yaşadım.

Doruk oradaydı. Üzerinde siyah gömleği, elinde viskisiyle adeta bir kral gibi kurulmuştu. Ama yalnız değildi. Yanında, okulun popüler ve cüretkar kızlarından biri olan Asya vardı. Asya, Doruk’un omzuna elini koymuş, kulağına doğru fısıldayarak kahkaha atıyordu.

O an içimde, daha önce hiç hissetmediğim kadar vahşi ve ilkel bir kıskançlık dalgası patladı. O rezidans dairesinde bana "Sen sadece benimsin" diyen adam, şimdi gözlerimin önünde bir başkasıyla eğleniyordu. Alkolün de verdiği o deli cesaretiyle, locaya meydan okur gibi barda duran, okulun tanınan çocuklarından birinin yanına gittim. Çocuğun adı Cenk'ti. Amacım sadece Doruk’u delirtmekti.

Cenk’le yakınlaşmaya, onun şakalarına abartılı kahkahalar atmaya başladım. Gözümün ucuyla locaya baktığımda, Doruk’un kasıldığını gördüm. Elindeki viski bardağını öyle bir sıktı ki, camın neredeyse elinde patlayacağını sandım. O kapkara gözleri tamamen kararmış, doğrudan üzerime kilitlenmişti. Yanındaki Asya’yı tek bir hamlede kolundan iterek ayağa kalktı. Adımları öfkeli bir fırtına gibi bar tezgahına, yani tam üstüme doğru geliyordu.

Cenk tam elini belime koymuşken, Doruk saniyeler içinde araya girdi. Cenk’in bileğini öyle bir kavradı ve ters çevirdi ki, çocuk acıyla inledi.

"O elini bir daha ona uzatırsan, o elini koparırım senin," dedi Doruk. Sesi o kadar alçak, o kadar ölümcül çıkmıştı ki barda çalışan barmen bile geri çekildi. Cenk korkuyla arkasına bakmadan kalabalığın içinde kayboldu.

Doruk öfkeden soluyarak bana döndü. Kolumu sıkıca kavrayıp beni kulübün arka tarafındaki o karanlık, kimsenin olmadığı mal deposuna doğru sürükledi. Kapıyı arkasından sertçe kapatıp kilitlediğinde, sırtım yine onun o devasa gövdesiyle duvar arasında kaldı. Ama bu sefer gardıroptakinden çok daha tehlikeliydi.

"Sen ne yaptığını sanıyorsun Lara?!" diye kükredi resmen, gözlerinden alev fışkırıyordu. "O herifle ne işin vardı senin? Benim sabrımı mı sınıyorsun?!"

"Asıl sen ne yapıyorsun?!" diye bağırdım, gözlerim dolmuştu ama altta kalmaya niyetim yoktu. "Locada o kızla fingirdeşirken iyiydi ama! Beni benden başka kimse izleyemez demiştin, yalanmış! Defol git o Asya'nın yanına!"

Doruk duyduğu bu sözlerle birlikte kısa bir an duraksadı. Dudaklarında hırçın, karanlık bir tebessüm belirdi. "Demek kıskandın..." diye fısıldadı. Yüzü yüzüme o kadar yaklaştı ki öfkesinin sıcaklığı tenimi yaktı. "O kız benim yeraltı işlerim için sadece bir araç Lara. Ama sen... sen benim zaafımsın."

Ellerini hızla saçlarımın arasına doladı ve beni duvara sabitleyerek dudaklarıma kapandı. Bu öpücük saf bir öfke, yoğun bir kıskançlık ve önüne geçilemez bir arzu barındırıyordu. Elbisemin kumaşını yırtarcasına çekiştirirken, ikimiz de kulüpteki insanları, dış dünyayı tamamen unutmuştuk. Deponun o loş ışığında, o soğuk duvarların arasında kıskançlık krizi ateşli ve hırçın bir hesaplaşmaya dönüşüyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.