İçeriğe geç

Şah Mat

Bölüm 24 · 9 dk okuma

Şah Mat

Bölüm 24

Mat: 5

Yerdeki kan lekeleri, yaşadığım gerçeği yüzüme vuruyordu. Her nefeste içime dolan acı, karanlık bir kuyunun dibine çekiyordu beni.

"Siktir lan!" Derin bir nefes alıp verdim. Orospu çocuğu vur derken bundan mı bahsettik?

Gözümü sıkıca yumdum. "Dayan, dayan," diye mırıldandım, kendime teselli ararken. Sikeceğim seni Çetin! Seni inletmezsem bana da Doruk demesinler!

Sol tarafımdan sızan acı, bedenimi kasıp kavuruyordu. Her nefes alışım, zorlu bir mücadele haline gelmişti. Ölümün soğuk nefesini ensede hissediyordum.

Simge Palaz'ı çağırdığında Palaz hızla yanına gelip Simge'ye nasıl olduğunu sordu. Sence onun mu kolundan kanlar geliyor amip beyinli? Bu gün ölmezsem bu kuş beyinli insanların yüzünden ölümüm yakındır.

"Ben iyiyim, Pamir'i çıkarmamız lazım." Dedi Simge.

Palaz hızla pantolonunun yanındaki cebinden birer bandana çıkarıp koluma sardı. "Arka taraftan çıkaracağız." Dedi. Sizinle bir yere gelir miyim lan ben?

"Kaya'lara haber ver." Dedim kısık çıkan sesimle.

Simge Kaya'ya seslenirken bulanıklaşan bir görüntüyle karşılaştım. Rüzgar, yüzüme çarpan son nefesleri getirirken, içimdeki yangın biraz olsun hafifledi.

Yavaşça kapatıyordum gözlerimi. Hay sikeyim seni Çetin!

"Pamir kolundan vuruldu!" Diye bağırdı Simge. Nefes alışverişimi düzenlemeye çalışırken Yade ve Kaya yanıma geldi. Kaya bana kaşlarını çattığında kolumdaki kanın çokluğunu fark etti.

Evet, Çetin beni vuracaktı ama bu kadar yakından değildi. Yade kaşlarını hafifçe yukarıya kaldırdı. Şuan buradan gitmemiz gerektiğini söylemek istiyordu.

Birden sessizliği bozan bir ateş sesleri üzerine Kaya boşta olan koluma girdi. Vücudumun acı içinde kıvrandığını hissediyordum. Arka taraftan çıktığımızda Kaya'nın arabasına bindim.

Ön koltukta oturduğumda Kaya bana bakındı. "Bu siktiğimin çocuğu niye vurdu seni?" Sinirle nefes alıp verdi. Yade arka koltukta, gergin sessizlik içinde yerini almıştı.

"Vur dedim diye vurdu ama bu kadar derinden vuracağını düşünemedim." Dedim, sesimdeki sinirle birlikte. Kaya yüzündeki sert ifadeyle beni ciddiye almıyormuş gibi davrandı. Arabayı çalıştırıp sürmeye başladı.

Arabanın içindeki gerilim, havayı bıçak gibi kesiyordu. Kaya gergin bir yüz ifadesiyle "Niye vur diyorsun lan?" Diye sordu.

Arka koltuktaki Yade, gerilimi içselleştiriyor gibi görünüyordu. Yüzünde beliren endişe gözlerine yerleşmişti. "Yeter artık!" Diye bağırdı Yade, gerginliği kırma çabasıyla.

Kolumdaki acı canımı yakıyor olsa bile her şeye hazır olmam için yıllardır acı içinde büyüdüm. Acıyormuş gibi dram yapmama gerek yoktu şuan.

Sinirle omuz silktim. "Simge ile duygusal bir bağ kuracağım. Bu konuyu daha sonra konuşuruz, şimdi değil."

Kaya sabrını kaybetmiş bir şekilde cevap verdi. "Hiçbir zaman değil, değil mi? Her seferinde aynı hikaye. Bu böyle gitmez." Nefes alışım derinleşirken Kaya'ya bakındım. "Ne istiyorsun Kaya?"

"Kendine zarar vermemeni!"

Arkama yaslanıp gözümü kapattım. "Lütfen sakin olun. Çözüm bulmak için birbirinize bağırmak yerine konuşmalıyız." Dedi Yade.

Kaya sert bir şekilde direksiyonu kavradı. "Bana ne olduğunun bir önemi yok. Sadece yapmamız gereken işi yapmalıyız. Bu konuşmalar bize hiçbir şey getirmiyor." Kolumdaki kan hızla akmaya devam erken Kaya "Ama işte tam da sorun burada! Sadece işi düşünüyorsun, geri kalan her şey sana hiç mi hiç önemli değil." Dedi.

Bir şey demeden acıyla gözümü yumdum.

Kendime zarar verdirmek biraz fazla oldu ama Simge ile duygusal bir bağ kurmadan nasıl adım atacağım? Kız bana nefret ediyor gibi bakıyor.

Telefon arama sesi duyunca gözlerimi açtım. Yade birini arıyordu, ona baktığımda karşı taraf telefonu açtı. "Ben Yade, hastaneye gidemeyiz. Pamir ise Simge'nin evine götürün diye sayıklıyor fakat konumunu bilmiyoruz. Pamir tarif edebilecek bir halde değil."

"Yavaşlayın, sizin arabanızın önüne geçeceğiz. Bizi takip edersiniz." Dedi Simge ardından telefonu kapattı.

"Duygusal bir bağ istiyorsan onun evinde olmalısın." Dedi Yade. Yalandan gülümseyerek önüme döndüm.

Konuşmak için ağzımı açmamla "Seninle konuşmak bile istemiyorum." Dedi Kaya sert bir tonla. Arabanın içindeki gerginlik, bir an için donmuş gibiydi.

Bir şey demek yerine sessiz kalmayı tercih ettim. Simge'nin arabasını takip ediyordu. Simge'nin evine gelince Simge'nin bizi kapıda beklediğini gördüm. Arabadan inince Kaya yanıma gelip vurulan kolumu hafifçe sıktı. "Biraz acıyor rolü yap." Dedi iğneleyici bir ses tonuyla.

Yüzümü ekşiterek Simge'nin yanına geçtim. Simge bizi salona götürünce koltuğa geçip oturdum.

"Birer hemşire falan mı çağırsak ya?" Diye sordu Yade. "Güvenmiyorum kimseye." Dedim kolumdaki acıyı yüzüme yansıtarak.

Kaya'yla göz göz geldiğimizde 'Ne yaparsan yap.' diyordu gözleriyle.

Palaz yardım etmek istemeyen bir ses tonuyla "Bizim özel bir hemşiremiz var ama şuan şehir dışında en erken yarın gelebilir." Dedi.

Gözlerimdeki acıyı gizlemeye çalışarak geriye yaslandım. O an, kendi zayıflığımı kabul etmek zorundaydım, ama içimdeki gurur, bunu yapmayı zorlaştırıyordu.

Simge yanımızdan ayrıldığında Palaz tekli koltuğa oturdu. "İlk defa mı vuruldun? Ne bu sızlanma?" Diye sordu. Palaz'a bakıp bir şey demeden sesli nefes vererek kafamı çevirdim.

"İlk vurulması olsa şuan bu evde, bu salonda, bağırmadan oturabilir miydi Pataz?" Dedi Yade. Palaz net bir biçimde "Palaz." Diye düzeltti Yade'nin cümlesini. Yade Palaz gibi tüm ciddiyetle "Her neysen." Dedi.

Simge yanımıza geldiğinde elindeki ilk yardım çantasını fark ettim. Kaya'ya 'Ben bu işi biliyorum.' bakışı attığımda umursamadan kafasını çevirdi.

Simge yanıma oturduğunda kolumdaki bandanayı açıp yarama bakındı. İstemsizce gerildim. Acı hissettim, hem fiziksel hem de duygusal. Ancak Simge'nin gözlerindeki empati, bir nebze olsun bu acıyı hafifletti.

"Simge bu benim işim. Sana bu yükü getirmenin bir anlamı yok." Dedim.

"Pamir, şimdi sözlerinle değil, yardıma ihtiyacın var. Gururunu bir kenara bırak." Dedi. Bir şey demeden ona bakındım.

Gözlerimiz kısa bir an için kilitlendi, ve içsel bir bağlılık hissi belirdi. Belki de bu an, yaşanan acının ötesinde bir şeydi. Belki de hayat, birbirimize karşı olan bağlılığımızı keşfetmek için bize bu zorlu anı sunmuştu.

Simge çantadan pansuman malzemelerini çıkardı. Titreyen eliyle kanı temizlemeye başladı. Yüzünden belliydi duygusal bir bağ kurduğu. Dikkatlice iyileştirici merhem uygulamaya başladı. Dokunduğu her saniye acı veriyordu.

Alt dudağımı ısırdım sessizce. Yara sarıldıktan sonra, kolu korumaya yönelik bir bezle bandaj yaptı. Gözlerimi koluma çevirdiğimde "Yarın hemşire gelene kadar seni idare eder." Dedi.

"Sen pansuman yapmayı nereden biliyorsun ki?" Diye sordu Palaz. Simge bir şey demeden boşluğa bakınmaya başladı.

"Babasını ablasını öldürmüş." Dedi Karsu. Masaya elimi koyarak "Neden?" Diye sordum. "Bilmiyorum, o kadarını anlatmadı. Gözünün önünde bıçaklamış ablasını."

Yaren boynumu öperken gülümsemeden edemedim. "Vay be, bu yüzden mafya olmayı tercih etmiştir." Dedi Yade. "Büyük etken diyorsun yani?" Dedi Yaren boynumdan uzaklaşarak.

"Nasıl görmüş? Ne olmuş tam olarak?" Yaren'e baktığımda kucağımdan kalkması gerektiğini anlamış olacak ki kucağımdan kalktı. Ayağa kalkıp "Kanlar içinde görmüş olmalı, buradan duygusal bir bağ kurabiliriz." Dedim.

Cümlemin üzerine Yaren "Yani, kimi öldüreceksin?" Diye sordu. "Ne öldürmesi lan? Allah korusun. Yalandan tiyatro yaparız." Dedim.

Ortamda gülme sesi olunca planı düşünmeye başladım.

"Simge?" Palaz'ın sesi üzerine Simge "Efendim?" Dedi. "Sana seslendim ama duymadın."

"Dalmışım." Dedi, geçmişine indiğine yemin edebilirim ama kanıtlayamam.

Koluma dokundum. Ulan cidden iyi pansuman yapmış kerata. Kaya ayağa kalkınca ona bakındım. "Burada olduğuna göre benim çıkmam lazım, Tolga yerine toplantıya gireceğim." Kaya'nın sözlerinden sonra Yade de ayağa kalktı. "Ben de Kaya ile gideceğim, akşam gelirim." Dedi.

Çetin ile ilgilenmeye gidecekti. Hafifçe doğruldum. "Ben demeden hiç kimseye onay verme." Dedim. Kaya 'emin misin?' dercesine tek kaşını kaldırdı. "Hiç kimseye?" Kafamı onaylarcasına sallarken "Evet." Dedin net bir şekilde.

Kaya bir şey demezken Yade gülümseyerek "Tamam, bizzat ben yapmaması gerektiğini ona hatırlatacağım." Dedi. Gülümseyerek Yade'ye bakındım.

Kaya ve Yade evden çıktıklarında Palaz Simge'ye kaş göz yapmaya başladı. "Hemen geleceğim, sen dinlen." Dedi Simge, ardından Palaz'la beraber yanımdan ayrıldılar.

Onları dinlemek isterdim fakat Yaren ile konuşmam için bir fırsat geçti elime! Telefonumu elime alıp Yaren'e yazmaya başladım.

Doruk: Güzelim, yakışıklı sevgilin vuruldu!

Kimseye kendimi acındırmayı sevmiyorum fakat Yaren kimse değil, her şeyim.

Mesajı gördüğü an yazmaya başladı.

Yaren: Ne vurulması? Ne diyorsun?

Doruk: Yavrum mermi yerim koluma.

Yaren beni aradığı an telefonu meşgule attım.

Doruk: Simge'nin evindeyim, açamam şuan.

Yaren: Bu haldeyken onun evinde ne işin var Doruk ya?

Zaten tek elle yazıyorum, şimdi buradan kavga edecek değilim ya?

Doruk: Yade getirdi.

Yaren: Konum at.

Ayaklanma ses duyduğumda Yaren'e konum atıp mesajları sildim. Telefonumu masaya koyup kafamı geriye yasladım. Gözlerim kapalı bir biçimde durdum.

"İyi misin?" Diye sordu Simge, gözlerimi açıp ona bakındım.

"Evet, sadece acı var." Dedim. Kolumu serbest bırakıp Simge'ye bakınmaya devam ettim. Yanıma oturup "Yarın hemşire gelene kadar-" Derken sözünü kestim. "Neden yardım ettin?" Edeceksin tabi lan, duygusal bir bağ kurmuşum şurada.

"İstemeyerek evlendin ama buna ra-"

"Sen istiyor muydun?" Ona bakındığımda "Evet." Diye cevap verdim sert çıkan sesimle.

"İstemiyordun hiçbir şey şimdi neden ben acı çekerken beni bırakmadın? Neden yardım ettin?" Gözlerinin içine baktım. Ona muhtaçmışım gibi bakmaya çalışıyordum ama bu çok zor. Ben kimseye muhtaç olmam.

"Bakışlarını birine benzettim." Dedi, ablasına mı benzetti acaba? "Kime?"

"Yardım isteyen birisine."

Kaşlarımı yukarıya kaldırıp arkama yaslandım. Bu kızın ağzından laf almak bu kadar zor mu ya? Neden tek seferde anlatmıyor her şeyi? On saat sormam mı lazım?

"Annen mi?" Bana bakmaya başladığında cümleme devam ettim: "Normalde acı çeken kişi aileden biri olmadıkça kimse zorla evlendiği birine yardım etmez."

"Ablamdı." Dedi.

Bingo!

Duygusal bağ dediğin böyle kurulur işte.

Bu kızılın bana aşık olması çok yakın.

"Benim de kardeşime zarar gelseydi, onun bakışlarını sende görseydim yardım ederdim." Dedim. Kardeşim diye tanıtacağım kişinin aslında sevgilim olduğunu bilsen ne yapardın acaba Simge?

"Kardeşin hâlâ yaşıyor mu?" Kafamı onaylarcasına salladım. Bir insan anca bu kadar açık verebilirdi. Bunun Akif babadan ders alması lazım olmamış bu. "Bunu sorduğuna göre senin ablan ölmüş olmalı." Diye sordum. "Evet."

"Neden?"

Bir şey diyemedi, cevap verip benimle konuşmak istiyordu fakat yapamıyor. Yalandan sessizce inledim. Acı çektiğimi sanması onu boşluğa düşürecekti, benim savunmasız olduğumu sanacaktı. "Acıdı mı?" Diye sordu. "Önemli değil, sen anlatıyordun."

Masanın üzerinde duran bardağı elime alıp içindeki sudan bir yudum aldım.

"Öldürdüm." Dedi.

Yutmak üzere olan su boğazımda kalınca öksürmeye başladım. Ulan hani babası öldürmüştü? Bana mı yalan söyledi yoksa Karsu'ya mı?

Öksürmem kesilince karizmatik rolünü bir kenara bıraktım. "Ulan ben öldürüldü sandım, senin yaptığını düşünmedim." Dedim içtenlikle. Gerçek Doruk konuşmuş gibi hissediyorum.

"Kazaydı." Sesi kısılmıştı.

Yalan söylüyor olamaz.

Gerçekten o öldürmüş.

"Oyun oynarken yanlışlıkla bıçağı ona sapladım." Siz nasıl oyun oynuyorsunuz lan? Nereden bıçak buldun da yanlışlıkla sapladın?

Paşama bak bir de kazaydı diyor.

Hafifçe öne doğru geldim. "Bunun için üzüldüm. Küçükken olduğuna göre baban veya annen ne tepki verdiler?"

Tekrardan daldı. Bu kız hep böyle dalacak mı ya? Hep bunun zihninde olan anıların bitmesini mi bekleyeceğiz?

"Çok bir tepki vermedi." Dedi. "Yani, babam da mafyaydı. Kimseyi sevmezdi, onun için çocuğunun ölmesi çok da önemli değildi."

Ne olacak canım? Ben başka çocuk yaparım mı dedi bu adam? Ne sama bir hikaye bu.

"Peki ya annen?" Diye sordum.

Simge tam konuşacaktı ki kapı zili çalınca konuşmaktan vaz geçti. Simge yanımdan ayrılıp kapıya gitti.

Tam şuan kim gelmiş olabilir?

Kızla tekrar duygusal bir bağ nasıl kuracağım ya?

Hay böyle işin...

Simge ve Yaren yan yana gelince ikisine bakındım. Yaren hızla bana sarıldı. "Nasılsın? Kim yaptı bunu sana?" Onun sarılmasına tek kolumla karşılık verdim. Yaren yanıma oturunca bir Yaren'e bir Simge'ye bakındım.

"İyiyim Yaren." Dedim.

Simge tekli koltuğa oturunca Simge'yi gösterdim. "Esra bu arada, Yaren kız kardeşim." Dedim.

Yaren yalandan gülümseyerek elini uzattı. "Merhaba, Yaren ben."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.