4 Yıl Sonra
"Sevgilim."
Gülümseyerek ona doğru döndüm. "Efendim?" Soruma karşılık bana gülümsedi. "Bugün mü yapacaksınız?" Gülümsemem yavaşça soldu.
"Evet." Önüme döndüm.
Sonunda Simge ile tanışacağım gün.
Yaren yanağımı öptü. Arından yataktan kalkınca gözlerim onun çıplak vücuduna kaydı. Bana bakarak iç çamaşırını giyindi. "Sana güveniyorum." Dedi. Esneyerek yataktan kalktım. Çekmeceden boxer alıp giyindim.
Yatağa geri oturunca Yaren kucağıma geldi. Ellerini boynuma sardı. "Yanında olmamı ister misin?" Boyuna minik bir buse kondurup "Hayır, ben halledeceğim." Dedim.
Ellerimi Yaren'in beline götürecekken telefonun çalmasıyla telefona baktım. Akif babanın aradığını görünce tedirgince elimi telefona götürdüm. Yaren kucağımdan kalkınca ayağa kalktım. Telefonu açıp kulağıma götürdüm. "Efendim baba?" Yaren bana dikkatle bakarken telefondan "Yanlış bir şey yaparsan ölürsün." Diye bir ses geldi.
"Kaç yıldır bunun için çalışıyorum, yanlış bir şey olmayacak."
Akif baba kahkaha attı. "Yine arayacağım."
Telefonu kapatınca, telefonu yatağa attım.
"Benim çıkmam lazım güzelim." Dedim. Yaren bana yakınlaşıp dudağıma buse kondurdu. "En kısa zamanda yanında olacağım."
Yaren bana bakmaya devam ederken yerden kıyafetlerimi elime alıp giyinmeye başladım. "Bu akşam gelmeyeceksin yani." Yaren'e bakıp sırıttım. "Sen çağırdın da ne zaman gelmedim yavrum?"
Yaren bana bakıp sırıtırken dudağından öptüm. Karşılık vermesine izin vermeden geriye çekildim. Yataktan telefonumu aldım. Hızlı bir biçimde odadan çıktım.
Telefonumun şifresini yazıp ana ekrana geçtim. Kaya'yı arayıp telefonu kulağıma götürdüm. Ben otelden çıkınca Kaya telefonu açtı. "Karşıdayım." Dedi. Telefonu kapatıp karşıda duran siyah arabaya doğru ilerledim.
Arabaya geçince Kaya bana baktı. "Nereye gidiyoruz?"
"Simg- Pardon. Esra'nın yanına."
"Doğu Holding'e gidiyoruz yani." Kafamı onaylarcasına salladım.
Kaya arabayı çalıştırınca arkama yasalandım.
"Vay be, heyecanlı mısınız?" Göz devirdim. "Mısınız mı? Cidden eskiye mi döneceğiz?" Diye sordum bıkkın bir biçimde. "Hayır ya sadece Akif baba aradı, etkisinden çıkamadım." Ona baktım. Dikkatle yolu izliyordu. "Ne istedi senden?" Diye sordum. Kaya cevap vermeden yola devam etti.
"Kaya."
"Önemli bir şey değil. Tefecilerle uğraşıyorum." Yine mi ya? Neden sürekli bu işle Kaya uğraşıyor? "Tamam ben hallederim. Akif babaya da senin hallettiğini söyleriz." Dedim. Kaya hafifçe tebessüm etti. "Yok ya her seferinde bunu yapıyoruz. Artık işi harika yaptığımı düşündüğü için sürekli bana veriyor bu işi."
Bir şey demeden yola bakınmaya başladım. "Bu arada şuan röportaj veriyor, ne derse desin 'Sevgilim var.' dedi diye çevirecekler." Dedi Kaya.
Derin bir nefes alıp verdim. "Sakin ol, her şeyi halledersin." Dedi. "Umarım. Akif babayı mahcup etmek istemiyorum."
Doğu Holdingin önüne gelince Kaya arabayı park etti. Bana bakıp gülümsedi. "Gelmemi ister misin?" Kafamı olumsuz anlamda salladım. Arabadan çıkınca Kaya arabanın içinden "Gömleği düzelt." Dedi. Gömleğimi düzeltip holdinge doğru yürüdüm.
Kapıdan içeriye girince bir kadın yanıma geldi. "Buraya herkes giremiyor efendim." Dedi. Gülümseyerek cebimden üstünde ismim olan kartımı çıkarıp uzattım. "Tolga Barlas, Barlas Holdingi sahibiyim. Esra burada mı?" Kadının yutkunduğunu boğazından anladım.
"Evet, odasını göstermemi ister misiniz?" Kafamı onaylarcasına sallarken "Zahmet olmayacaksa." Dedim. Kadın avuç içi ile ön tarafı gösterdi ve yürümeye başladı. "Ne zahmeti efendim?"
Simge'nin odasının önüne geçince kadına baktım. "Devamını ben hallederim." Dedim.
Kadın yanımdan ayrılınca kapıya bakmaya devam ettim.
Yedi senenin emeklerini boşa çıkarmayacaksın Doruk.
Tolga, Pamir her ne derlerse desinler. Bu işi Doruk olarak halledeceğim.
Kapıya elimi götürüp iki kere yavaşça vurdum.
"Müsait değilim." Diye bir ses geldi içeriden.
Elimi kapının elçeğine götürüp kapıyı açtım. İçeriye girerken gülümsedim. "Öyle mi? Ben iki dakika konuşuruz sanmıştım."
Beni görünce kaşlarını çattı. "Pardon, siz kimdiniz?" Diye sordu.
Bana bakışlarındaki siniri iliklerime kadar hissettim. "Tolga Barlas." Yüzüne gelen şaşkınlıkla kahkaha atmamak için kendimi zor tuttum.
Telefonu kulağına götürüp "Ben seni sonra arayacağım." Dedi. Palaz ile konuşuyor kesin. Ah be Simge, bu kadar yapmacık davranmana gerek yok. Senin ne bok olduğunu, senden daha iyi biliyorum.
Eliyle koltuğu gösterip "Oturun, ayakta kaldınız." Dedi. Teşekkür ederek tekli koltuğa oturdum.
"Kahve içer misiniz?" Diye sordu. Çay yok mu ya? Bu zenginler neden çaya bu kadar düşman ki? Neyse havalı olmam lazım, hiçbir şeyi bozamam. "Sade kahve alırım." Dedim. Sade kahveyi de şimdi kim içecek ya?
İki sade kahveyi sipariş edince bana döndü. "Sizin buraya gelmenize çok şaşırdım, bir sorun mu var?" Şaşırdığın her halinden belli oluyor habeleş maymunu.
"Evet, direkt konuya gireceğim çünkü lafı dolandırmayı pek sevmem. Şirketleri birleştirmek istiyorum."
Dediğime hafifçe gülümsedi. "Bir birleşme yapacağımı sanmıyorum." Dedi. Sen neyi sanıyorsun ki zaten? "Biliyorum bu nedenle çaldığınız şirketin, çaldığına dair olan evraklarını mahkemeye vermek zorunda kalacağım."
"Anlamadım, neyin çalıntısından bahsediyorsunuz?" Nasıl korktu ya kıyamam. Ağlasaydın bir de?
Telefonumu elime alıp Kaya'ya evrakları Simge'ye ataması adına kısa bir mesaj yazdım.
Pamir: Yolla.
Telefonumu elimden bırakmamla Simge'nin telefonundan bildirim sesi geldi. "Baksana telefonuna." Dedim. Simge telefonuna bakarken "Şirketlerle beraber bizim de birlikte olmamız lazım. Evlilik benim aklıma yatan en mantıklı ilişki." Telefonu masaya koyup bana baktı.
Gülümseyerek ayağa kalktım. "Size özel numaramı atacağım. Beni akşama kadar haberdar ederseniz sevinirim." Dedim.
Kapının açılmasıyla kapıya baktım. Birer çalışan elinde iki kahveyle bana doğru geldi. "İnanın ki içmiş kadar oldum." Dedim çalışana bakarak.
Ardından Simge'ciğime bakarak gülümsedim. Şam şeytanı.
"Görüşmek üzere."
Odadan çıkınca arkamdan "Sen de çık odadan!" Diye bir bağırma sesi duydum.
Büyük ihtimalle benim dediklerime çok sevindi, anlamadık sanki.
Şirketten çıkınca arabanın yanına geçtim. Arabaya geçip Kaya'ya "Delirdi oğlum." Dedim. Kaya kahkaha atarak bana bakarken
Kaya gülmeye başladığında arkama yaslandım. "Karsu nerede?" Diye sordum. "Senin evde olması lazım da ne yapacaksın Karsu'yu?" Diye sordu.
"Planın B tarafında olacak."
"Ney?" Kaya'nın anlamamış hali bana nedensizce daha çok haz veriyordu. "Eve sür, göreceksin zaten."
Telefonumu elime alıp Simge'ye mesaj attım.
Pamir: Yarın sabaha kadar karar verirsen sevinirim.
---
Karsu bana bakarak kahkaha attı. "O geri zekalı zaten benim de yirmi bir yaşında olduğumu anlamıyor. Nasıl lise öğrencesine benziyorum ki?" Ona bakarak ben de gülmeye başladım.
"İnsan yanına alacağı kişiyi biraz araştırır ya." Dedim. Evin içine Yade ve Yaren girince onlara baktım. Yaren'i görmemle ayağa kalktım. "Hoş geldin." Yaren önüme geçip elini boynuma sardı. "Hoş buldum hayatım." Boynuna buse kondurup geriye çekildim.
Koltuklardan birine oturup Yaren'in yanıma oturması için gözlerimle işaret ettim. Yanım boşken Yaren dizime oturup bizimkilere bakmaya başladı.
"Çok bir şey kaçırmadık değil mi?" Diye sordu Yade.
"Hayır, zaten büyük olay akşam olacak." Diye konuştu Kaya. "Akşam kim kim olacağız?" Yade soru sorarken Yaren'in önüne gelen saçını kulağının arkasına yerleştirdim. Yaren'in gülümsemesini izlemeye başladım.
"Doruk, ben ve Yade."
Yaren dudak büzerek bana baktı. "Hani ben de gelecektim?" Elimi yanağına koyup okşadım. "Sen kendi işini hallet, söz ben dahil edeceğim seni." Yaren tekrardan gülümsemeye başladığında ben de gülümsedim.
"Karsu ile yapacağın plan neydi?" Kaya'nın sorusu üzerine Karsu'ya baktım. "Kardeşi gibi görüyordu seni değil mi?" Diye sordum. Karsı kafasını aşağıya yukarıya salladı. "Hatta arada ona 'Abla.' diyorum. Kendi ablası zehirlenerek öldüğünden her 'Abla.' dediğimde duygusallaşıyor."
Yade "Yani bunu yaparak aranızda duygusal bir bağ geliştirdin." Diye söze atladı. Karsu sırıtırken Yaren'e baktım. "Hayatım kalkar mısın?" Yaren dizimden kalktı.
Ayağa kalkıp arkamda olan silahı çıkardım. Karsu'nun yüzüne doğru tuttum. "Beni mi vuracaksın?" Yalandan dudak büzdüm.
"Bu anın fotoğrafını çekeceğiz, eğer kabul etmezse seni öldüreceğimi söyleyeceğim."
Karsu bana karşı sırıtarak ayağa kalktı. "Uyuyormuş gibi yapayım, sen de silahı tut kafama."
Karsu üst kata çıkıp yorgan ve yastık getirdi. Yere uzanıp başının altına yastığı koydu. Yorganı boynuna kadar çekti. Silahı Kaya'ya uzattım. "Sen halletsene." Dedim.
Kaya bana ters bir bakış atarak elimdeki silahı aldı. Karsu'nun karşısına geçince koltuğa geri oturdum. Yaren'e bakıp kucağımı gösterdim ama bana bakarak omuzlarını yukarıya kaldırıp aşağıya indirdi.
Kaya'ya bakındım. Silahı Karsu'nun kafasına doğru tuttu. "Ağzını aç, sen ağzı açık uyuyorsun." Dedi. Yade yalandan öksürüp "Sen nereden biliyorsun?" Diye sordu.
"Aşk üçgeninizi sonra konuşun. Doruk'um sizden bir şey istedi." Dedi Yaren. Gülümseyerek Yaren'e baktığımda bana bakıp gülümsedi.
Kaya boşta olan eliyle telefonu alıp fotoğrafını çekti. Karsu ayağa kalkıp Kaya'nın telefonuna bakındı. "Güzel çıkmışım." Dedi. Yade Kaya'ya bakarken Karsu geriye çekildi. "Her neyse, başka bir diyeceğiniz yoksa Simge'nin yanına geçiyorum ben."
"Simge'nin yanına mı?" Diye sordum. "Evet, bana evine geçmemi söylemişti. Akşam ses duydum diyerek dışarıya çıkacağım." Kafamı onaylarcasına salladım. "Haber et bizi yavrum." Dedi Yaren, eliyle Karsu'ya öpücük attı.
Karsu evden çıkınca Yaren'e baktım. Yaren gözlerini benden kaçırınca sırıtmaya başladım. Ayağa kalkıp mutfağa geçtim. Buzdolabından limonlu iki soda çıkarıp soda açacağıyla açtım. Sodaları elime alıp Yaren'in yanına geçtim. Birer sodayı ona uzattım. "Ya Doruk şu sodaları bardağa dök diyorum sana dimi?" İki sodayı da elimden alıp mutfağa geçti.
Aman ne büyük dert!
"Bi öğrenemedin şu kızın huyunu." Dedi Yade.
Yaren iki bardakla yanıma gelince elinden bir tanesini alıp içindeki sodayı içmeye başladım.
Kaya telefonundan kafasını kaldırıp bana bakınca sorgularcasına kaşlarımı çattım. "Olay ne?" Kaya'nın telefonunun çalmasıyla beraber telefonu bana uzattı. Akif baba arıyordu. Elimdeki bardağı masanın üstüne koyup telefonu aldım.
Telefonu açıp kulağıma götürdüm. "Efendim Akif baba?" Diye söyledim. "Neden birinci çalışta açılmadı bu telefon?" Yalandan öksürüp "Haklısın Akif baba, lavabodaydım. Kaya ismini söylediğinde hızla lavabodan çıktım." Diye yalan uydurdum.
Akif babanın kahkaha sesi üzerine "Sizi izlediğimi unuttun galiba." Dedi. Ben etrafa bakınırken duvarın köşesindeki küçük bir kamerayı gördüm. "Yaren'i öldürmemi istemiyorsan ona değil, bana odaklanacaksın." Kameraya bakarak kafamı onaylarcasına salladım.
"Aferin." Dedi ve devam etti: "Simge'nin mekanına şimdi gideceksin. Tam sinirlenmiştir, biraz daha sinirlenmesini istiyorum."
"Ama Akif bab-" Sözümü keserek "Bana karşı mı geliyorsun?" Diye sordu. "Hayır." Dedim.
Kameradan gözlerimi kaçırıp önüme döndüm. "Benle konuşurken bana bakacaksın." Dedi. Sanki karşımda kendisi var, kamera var işte.
Kameraya bakmamla "Bir daha Kaya'ya verdiğim görevi sen yaparsan Kaya'yı öldürürüm." Dedi. Derin bir nefes alıp verdim. "Tamam, şimdi kalkıyorum Simge'nin mekanına gideceğim." Yaren onların hepsi dönüp bana baktı. Akif baba ise bir şey demeden telefonu kapattı.
Ayağa kalkıp Kaya'ya telefonu verdim. "Karsu'ya haber ver korkmuş numarası yapsın Yade." Dedim. Yade telefonunu çıkarıp Karsu'yu ararken Kaya'ya baktım. "Şimdi başlıyoruz."
Kaya telefonundan bir şeyler yapıp "Tamam, herkes Esra ile iş yapmak istemediğini söyleyecek." Dedi. Kafamı aşağıya yukarıya salladım. Yade telefonu kapatıp "Şimdi yapacağını söyledi." Dedi.
"Geçelim biz arabaya, o mekana geri gelene kadar biz mekanında oluruz." Dedim.
Yaren ayağa kalkıp yanıma gelince yanağımı öpeceğini anladım. Kameraya bakıp geriye çekildim. "Sonra Yaren." Yaren kafasını olumlu anlamda sallarken "Pekala." Diye mırıldandı.
Evden çıkıp arabaya geçtik. "Niye plan zamanı değişti?" Diye sordu Kaya arabayı çalıştırırken. "Akif baba sinirlenmiş bizim boş oturmamıza." Dedim.
"Yine mi eve kamera koydurmuş?" Yade'nin sesi üzerine bıkkın bir biçimde nefes verdim.
Simge'nin mekanının önüne gelince "Hepimize kolay gelsin." Dedi Yade. Arabadan inip mekana doğru yürüdüm.
Mekanın önünde Palaz'ı görünce gülümseyerek onun yanına geçtim. "Simge nerede?" Diye sordun Palaz'a. Palaz bana ardından arkamda duran Yade ve Kaya'ya baktı. "Siz kimsiniz?"
"Es- Pardon Simge'ciğimin yakın arkadaşıyım." Dedi Yade. Palaz Yade'ye bakarak alayla gülmeye başladı. "Bence sen mekanın dış kapısını bize açarsın." Dedi Kaya ardından telefonundan Karsu'nun başına silah doğrulmuş olan fotoğrafı gösterdi.
Palaz fotoğrafa bakıp elini arka cebine attı ki "Bence silah çıkarmak ile uğraşma ne de olsa Karsu'ya ve Simge'nin özel bilgilerine ulaşmak oldukça kolay." Dedi Yade.
Palaz elini çekip bana kaşlarını çatarak bakarken "Simge içeride yok." Dedi. "İçeride beklemeyi yeylerim." Palaz mekanın kapısını açıp "Holdan düz ilerleyin, kırmızı odada bekleyin." Dedi.
Mekanın içerisinde girip karanlık olan holden geçtik. Holun sonunda bordo büyük bir kapı vardı. Kapıyı açıp içeriye geçtim.
Simge'nin kırmızı odası burası galiba? Kısmetse olur da daha az kırmızlık var.
İçeride kamera olabileceğinin hepimiz farkındaydık bu nedenle bozuntuya vermedik. İçeride minik bir kabin, toplantı masası ve baş koltuk vardı. Bir de saçma şişeler.
Baş koltuğa oturup beklemeye başladım.
Koltuğun döndüğünü fark ettiğimde kapıya sırtımı döndüm. Böyle daha havalı oluyordu izlediğim filmlerden yol çıkarsak.
Kapının açılma sesiyle sırıtmaya başladım. "Yalnız, benim koltuğuma sadece ben oturabilirim." Dedi Simge'ciğim. Koltukla beraber ona doğru döndüm.
Yüzündeki şaşkınlık bana her seferinde haz veriyordu. Koltuktan kalkıp sırıtan bir biçimde "Bu kural tam olarak nerede yazıyor?" Diye sordum.
Simge'ciğimin önüne geçip elimi uzattım. "Pamir Barlas, memnun oldum Simge."