Kalbim duracak gibiydi.
Anlık bir şekilde nefesim darlandı ve sağ elimi kalbimin üzerine doğru götürdüm.
Nasıl olabilirdi? Ne zaman? İçimde bir endişe ve panik başladı. "Nasıl olabilir?" Diye sordum, kelimeler dudaklarımdan hızla dökülüyordu.
Pamir derin bir nefes alarak devam etti: "Nasıl oldu bilmiyorum ama büyük ihtimalle Eray Çetin'in adamıydı ki her şeyi ifşa etmiş."
Bu sözlerle birlikte içimde bir karmaşa ve endişe daha da arttı. Eray'ın ihaneti, her şeyi alt üst etmişti.
Ne yapacağımı bilemiyordum, panik bütün bedenimi sarmıştı.
"Polisler her an kapıda olabilir." Dedi, Pamir'in sözleriyle birlikte, zihnimde karmaşa arttı. Ne yapacağımı bilemiyorum, çaresizlik içinde olmaktan nefret ediyorum.
Pamir'in yüzündeki endişeli ifadeyi fark ettim. Gözlerimizi birbirimize kilitleyerek "Ne yapacağız?" Diye sordum, içimdeki korkuyu gizleyemedim.
Pamir düşünceli bir şekilde başını salladı. "Öncelikle sakin olmalıyız. Polisin geleceğini biliyorsak bir plan yapmalıyız." Dedi, kararlı bir tonla.
Ne planı yapacaktık? Polislere mafya olduğumu mu açıklayacaktım? Ayrıca bu olay ne zaman oldu? Neden Palaz bana haber vermedi? "Sen üstünü değiş sonra arabaya geçelim. Ne planı yapacaksak burada yapmamamız lazım. Polisler her an buraya gelebilir." Dedi Pamir telaşlı ve hızlı bir biçimde.
Pamir'in telaşlı ve hızlı tavrı, beni daha da endişelendirdi. Ne yapacağımız konusunda bir plan yapmak zorundaydık, ancak şu an için acele etmemiz gerekiyordu.
"Arabayı çalıştır, hemen geliyorum." Dedim dolabıma yönelerek. Pamir başını sallayarak odadan çıktı. Dolaptan hızla elime gelen kıyafeti aldım ve üstümü değişmeye başladım. Telefonumdan gelen titreşim sesi üzerine telefonuma hızla bakındım. Bir sürü bilirim vardı ama dikkatimi çeken Palaz'ın aramasıydı.
Hızla telefonu açıp kulağıma yerleştirdim. "Simge evden çıkman lazım." Diye söyledi telaşlı bir biçimde. Derin bir nefes verdim. "Ama Pamir ile beraber gitme." Diye ekledi.
"Ne alaka?" Çantamın içinde birkaç tane kıyafet koymaya başladım, ne kadar süre uzaklaşacağımı bilmiyorum.
"Pamir'le sakın gitme, o bizden değil. Karşı tarafta." Elimdeki kıyafetleri bıraktım ve duyduğum karşısında şaşkına döndüm. "Pamir Akif diye hapiste olan birinin adamıymış."
Bu sözlerle birlikte düşüncelerim birbirine karıştı. Pamir'le olan ilişkimizin aslında ne olduğunu bilmeden, içimde bir boşluk hissettim.
"Akif bizim düşmanımız mı? Kim bu adam?" Diye sordum, kelimeler boğazımda düğümleniyordu. "Bize kumar borcu var, bizden kaçmak için hapise girdi." Palaz'ın dedikleri kulağa çok mantıksız geldi. Bu durumun gerçek olabileceğine inanmak istemiyorum.
"Palaz saçmalamayı bırak ve ne yapacağımı söyle. Sen neredesin?" Diye sordum içimdeki endişe giderek artıyordu. Cevabı beklerken kalbim hızla atmaya başladı.
"Eray'ın yanındayım, şuan yanına gelemem."
Palaz'ın yardımı olmadan bu karmaşayla nasıl başa çıkacaktım?
"Simge olaylar bildiğimizden de farklı Tek istediğim Pamir'le gitme ve güvenli bir yerde beni bekle." Dedi ve devam etti: "Yine de zora kalırsan diye mekana git ve kasanın içinden yedi numaralı evrakları Pamir'e belli etmeden al."
Odanın içine Pamir girince hızla ona döndüm. "Polisler geliyor." Dedi, gözleri telefonumdaydı. "Oyalanma." Diye ekledi.
Bu beklenmedik gelişme karşısında ne yapacağımı bilemedim. Palaz'ın verdiği talimatlar kafa karıştırıcı fakat yapmaktan başka çarem yok. Telefonu kapatıp çantamı aldım. "Arabayı çalıştırdım, seni bekliyorum." Dedi Pamir hızlı bir biçimde.
"Güvenli bir yere gitmeliyiz." Dedim.
Hızlı bir biçimde arabaya geçtik. "Arabayı çalıştırmamış mıydın?" Diye sordum arabaya binerken. Pamir bana bakarak "Evin kapısı mı açık?" Diye sordu. Evin kapısına baktığımda kilitli olduğunu gördüm.
Geri Pamir'e baktığımda "Ne demiştin?" Diye sordu. "Arabayı çalıştırdığını söylemiştin." Dedim. Palaz'ın beni uyarmasından sonra Pamir'in her hareketinden bir anlam çıkarmaya başladım.
Pamir önüne dönüp direksiyona bakındı. "Çalıştırdım sanıyordum." Dedi ve etrafa bakınarak devam etti: "Anahtar nerede ya!?" Sesi oldukça telaşlı çıkıyordu.
Anahtar yerine baktığımda "Anahtarı takmışsın." Dedim. Pamir hızlı bir biçimde anahtarı tuttu. "Arabayı çalıştırdım sanarken sadece anahtarı takmışım." Dedi.
Belki de Palaz'ın dediklerini fazla kafaya taktım ve Pamir'in de şu an stres altında olduğunu unuttum.
Polislerin gelmesi an meselesiydi ve benim tek yapabileceğim şey Palaz'ın dediğiydi. "Mekana gidelim." Dedim. Pamir arabayı çalıştırdı "Mekanında polisler olabilir." Dedi.
Arabada Pamir'e dönerek "Mekana sür, arka kapıdan girerim." Dedim, kararlı bir şekilde.
Araba sessizce ilerlerken, içimdeki endişe giderek artıyordu. Pamir'in arabayı hızlıca sürmesiyle, mekanın güvenliği konusunda da endişelenmeye başlamıştım.
Mekana geldiğimde arka kapıyı Pamir'e göstermek zorunda kaldım. Palaz bana 'Pamir'den habersiz al.' demişti. Bu nedenle evrakları aldığımı Pamir'in görmemesi lazımdı.
"Sen kapıda bekler misin? Hemen geleceğim." Dedim. Pamir bana bakarak "Dikkat et." Dedi endişeli bir ifadeyle.
Pamir'in gözlerindeki endişeyi fark ederek hafifçe gülümsedim. Ona güvenmek istiyorum ama Palaz'ın dedikleri kafamın içinden çıkmıyordu.
Mekana girdiğimde kimsenin olmadığını fark ettim. Hızla kasanın yanına geçip şifreyi girerek açtım. İçinde Palaz'ın bahsettiği evrakları elime alıp bakındım. Akif adındaki adamın kumar borcunu kanıtlayan birkaç belge olduğunu gördüm.
Kötü bir olaya karşı Pamir'e bu evrakları vermemi istemiş olabilir.
Evrakları çantama koyarken, kapının dışından gelen polis sesleriyle irkildim. "Eller yukarıya!" Diye bağıran polislerin sesiyle birlikte adrenalin yükselmeye başladı.
Hızla arka kapıdan çıktığımda Pamir elimden tutup arabaya doğru koşturdu. "Acele et, geldiler." Dedi telaşlı bir biçimde. Arabaya binmemle Pamir hızla kendi koltuğuna geçti.
Arabanın içinde otururken, kalbim hızla atıyordu. Gözlerimde bir kararlılıkla Pamir'e bakarak, "Nereye gideceğiz?" Diye sordum.
Pamir arabayı çalıştırıp etrafa bakındı. "Sen mekana girdiğinde Kaya ile konuştum. Hafta sonu tatile gideriz dediğim yeri bu güne aldırdım. Çevrede kimse yok. Oraya gidip düşünelim, olmadı Palaz'ı çağırırız." Dedi. Bu beklenmedik bir öneriydi. Palaz'ı mı çağırırız dedi? Palaz Pamir'e güvenmezken Pamir Palaz'ı mı çağırmak istedi?
Pamir'in önerisine gözlerimde hafif bir şaşkınlıkla bakarak "Tamam, o zaman Palaz'ı çağıralım." Dedim.
Telefonumu elime aldığımda Pamir göz ucu ile bana bakındı. "Konum atma, önce sapasağlam oraya gidelim. Sonrasında konumu başka telefondan attırırız." Dedi. "Konum atmayacağım, haber vermek için Palaz'ı arayacağım." Diye kararlı bir şekilde söyledim.
Pamir dikkatle yola bakarken "Pekala." Dedi.
Palaz'ı aramamla birlikte telefonunun açılması hemen gerçekleşti. "İyi misin?" Diye sordu Palaz, hızlıca ve endişeli bir ses tonuyla.
"Evet, dediğini yaptım ve Pamir'in yanındayım. Beni tatil yerine götürdükten sonra sana konum atacağız." Dedim. Palaz anlık bir şoka girmiş olacak ki cevap vermedi.
Pamir aracı dikkatle kullanırken hızını arttırdı. Anayola çıkmıştık ve yol serbest gözüküyordu. "Simge konumunu aç, ben o lavuğa güvenmiyoru-" Palaz konuşurken Pamir hızla telefonu elimden aldı.
Gözlerinde bir endişe ve kararlılık vardı. "Konumu sana atamayız, senin telefonu da bulabilirler başka bir telefondan bana mesaj at, tamam mı Simge'nin sağ kolu?" Diye sorduğunda, içimdeki endişe bir kat daha arttı. Ancak Pamir'in kararlılığına güvenmek zorundaydım.
Palaz'ın bağırma sesini duydum ama net değildi. Ne dediğini anlamadım. Zaten bağırma sesi hemen kesildi. "Evet, ben de böyle bir şey olmasını istemem." Dedi Pamir. Derin bir nefes alıp verdikten sonra arkama yaslandım.
Palaz bir şeyler söylüyordu ama duymadım. Pamir sakin bir biçimde telefonla konuşuyordu. Pamir hafifçe öksürdü. "Eray'ın kim olduğunu bilmiyorum ama bence düşündüğün olay doğru." Ne konuşuyor olabilirler?
Pamir hafifçe gülerken gözlerimi Pamir'e çevirdim. Neden gülüyor ki? "Bu durumda bile bunu diyebilmene şaşırdım. Simge için endişelenme, sana konum atacağım." Bu durumda bile mi kavga ediyorlar? Cidden tek derdimiz sizin kıskançlık krizleriniz mi ya?
Pamir bana bakındı, ardından önüne dönerek "Eray'ı buldunuz mu?" Diye sordu. Heyecanla bakınmaya devam ettim. Pamir bana bakıp kafasını onaylarcasına salladı. Eray'ı bulmuşlardı! İyi de Eray bunca yıl benimleydi, nasıl arama birini sokmuş olabilirler?
"Ben de aynısını senin için düşündüm ama benimki kırmızı olabilir."
Ne konuşuyor olabilirler? Bu saçma tartışmalarını daha fazla izlemek istemiyorum! Pamir'in elinden hızla telefonu aldım fakat Pamir telefonu tekrardan elimden aldı ve arabanın camından attı.
Şaşkınlıkla bakarken "Ne yaptın sen!?" Diye bağırdım. "Konumun izleniyormuş, kırmızı takipteyiz." Dedi, kırmızı takip ne be? Stresle arkama yaslandım.
Pamir hızla U dönüşü yaptığında arabanın içinde savruldum. "Ne oluyor!?" Diye sordum sinirle. Panik ve endişe içinde, ne olduğunu anlamaya çalışırken kalbim hızla çarpıyordu.
Pamir bir anlık sessizlikle birlikte gözlerini bana çevirdi. "İz sürülüyor, biz takip ediliyoruz." Dedi. Sesindeki endişe ve kararlılık beni daha da tedirgin etti. Durumun ciddiyetini anlamıştım ve bir an önce güvenli bir yere gitmemiz gerekiyordu.
Stresten ne yapacağımı bilemiyordum.
"Kırmızı takip ne?" Diye sordum. "Güçlü suçluları yakalamak için özel olarak kullanılan bir takip." Diyerek açıklama yaptı. Endişe dolu bir sessizlik aramızda dolanırken, bu bilgiyle durumun ciddiyeti daha da belirginleşti.
Arabanın sessizliğinde düşüncelere daldık. Kırmızı takiple ilgili bilgi almak, durumun ciddiyetini anlamamıza yardımcı olmuştu. Pamir'in ifadesindeki kararlılık, bana güç ve cesaret veriyordu. Bir an önce güvenli bir yer bulmalı ve daha fazla risk almamalıydık.
"Ne yapmalıyız?" Diye sordum, sesimdeki endişeyi gizlemeye çalışarak.
Pamir araç kullanırken etrafı gözlemlemeye devam etti. "Öncelikle takipten kurtulmalıyız. Sonrasında Palaz ile iletişime geçeriz." Dedi, yola dikkatle baktı. "Ama bunu yapmadan önce bizi gözden kaybetmeleri gerekiyor."
Sessizce onayladım. Pamir, aracı dikkatle kullanarak arka sokaklara doğru yöneldi. Trafikten uzaklaştıkça nefes almam daha da rahatladı, ancak içimde hâlâ bir tedirginlik vardı.
Yavaşça konuşarak devam ettim: "Palaz'a ulaşmadan önce bir süre saklanmamız gerekecek gibi görünüyor. Bu sırada takipten kurtulmalıyız ve planımızı belirlemeliyiz."
Pamir kafasını salladı. "Evet, tam olarak öyle. Bir süre sessiz kalmalı ve dikkatli olmalıyız. Sonrasında Palaz'a ulaşacağız ve bu durumu nasıl çözeceğimize beraber karar vereceğiz."
Pamir'e bakındım, o gerçekten birinin adamı olabilir mi? Belki de Akra'nın beni eğittiği gibi onu da biri eğitmiştir. Birinin adamı değil ama saygı duyduğu birer kişi vardır. Bu olamaz mı?
"Palaz'a ulaşmadan önce nerede saklanacağız?" Diye sordum, Pamir'e bakarak. Pamir, bir an düşündü ve sonra hızlıca cevap verdi: "Bahsettiğim yere gideceğiz."
Nefesim daralıyordu. "Eray'ı öldürmüşler mi?" Diye sordum. Pamir kafasını onaylarcasına sallarken "Hak ettiğini bulmuş şerefsiz." Dedi.
Pamir'in sözleriyle içimde bir karmaşa yaşanıyordu. Bir yandan Eray'ı benim öldürmemiş olmam acı verici bir olaydı, ancak diğer yandan onun bizi tehlikeye atması da kabul edilemezdi.
"Dürüst olmak gerekirse, bu durumun sonuçları üzerine düşünmek bile istemiyorum." Dedim, endişe dolu bir şekilde. "Ancak şu anda kendi güvenliğimizi sağlamak önemli."
Pamir sessizce başını salladı, anlayışla gözlerimin içine baktı. "Evet, haklısın. Şimdi kendimize bakmalıyız ve bu durumu en iyi şekilde çözmeliyiz."
Araba sessizce yol alırken Pamir tekrardan hızlı bir dönüş yaptı. "Geldik sayılır."
Çok bir dakika geçmeden arabayı durdurdu. Birer ormana gelmiştik. Etrafta kimse yoktu ve yeşilliğin içinde kocaman bir dağ evi vardı. Ortamın huzuru ve izole edilmişliği içimi biraz rahatlatmıştı.
"Pamir, burası neresi?" Diye sordum, merakla araca bakıp sonra tekrar ona dönerek. Beni getirdiği yer tatil yerine benzemiyordu.
Pamir arabadan inip etrafa göz gezdirdi. "Eski evim, tatil yerine gidemeyiz diye düşündüm." Dedi, sesinde hafif bir telaş vardı. "Tatil yerinde kimlik isteyecekler, ne kadar halletmiş olsalar da bizi görenler olabilir."
Dışarıdaki sessizliği ve doğanın içindeki huzuru hissederek, buna güvenli bir sığınak olabileceğini düşündüm. "Bu iyi bir fikir gibi gözüküyor." Dedim ve Pamir'in yanına doğru ilerledim. "İçeri girelim ve burayı daha yakından inceleyelim."
Pamir kapıyı açtı ve içeri girdik. Evin içi sessizlikle doluydu. Tozlu mobilyalar ve loş ışıklarla aydınlanan odalar, uzun bir süredir kullanılmamış gibi görünüyordu. Pamir sessizce etrafı gözden geçirirken, ben de dikkatle odaları inceledim.
"Burası bir süreliğine bize güvenli bir sığınak olabilir." Dedi Pamir, sesi içimdeki huzuru yansıtıyordu. "Burayı temizleyip düzene sokabiliriz, en azından bir süreliğine gizlenebiliriz."
Pamir'in fikri mantıklı görünüyordu. "Evet, iyi bir fikir gibi duruyor." Dedim onaylayarak.
Pamir kapıyı kapattığında yüksek bir ses geldi. "Hoş geldin." Dedi sırıtan bir yüz ifadesiyle.