Ertesi Gün
Gözlerimi açtığımda koca yatakta tek başıma olduğumu gördüm. Telefonumu elime alıp saate baktığımda öğleye geldiğimizi fark ettim. Palaz, Pamir ve Eray'dan birçok kez arama ve mesaj vardı.
Önce Pamir'in mesajına girip bakındım.
Pamir: Bizim için harika bir hafta sonu ayarlıyorum. Esra olarak işlerini bitirirsen sevinirim. Zaten bu gün karşılaşacağız ;)
Nerede karşılaşacağız ki? Yataktan kalktıktan sonra lavaboya geçtim. Tuvaletimi yaparken attığı diğer mesajı okudum.
Pamir: Dikkat et, Çetin gelebilir.
Elimi yüzümü yıkadıktan sonra lavabodan çıktım.
Uykulu gözlerimle ekrana baktığımda yatağımı fark ettim. Kendimi yatağa atıp tavanı izledim.
Mesajlara bakınmaya devam ederken Palaz'ın mesaj attığını ve defalarca aradığını gördüm. Normalde bu saatte Palaz'dan mesaj almak pek alışılmadık bir durumdu. Merakla mesajları açtım.
İlk mesaj sadece bir fotoğraftı. Palaz'ın ciddi ifadesi arka planda karanlık bir odada tek bir masa etrafında toplanmış bir grup adamla beraberdi. Hepsi tanıdık yüzlerdi. Mesajın altında sadece "Derhal mekana gel" yazıyordu.
Kalbim hızla atmaya başladı. Acaba ne oldu? Neden bu kadar aceleyle mekana çağrılmıştım?
Endişeli bir şekilde hızla hazırlanmaya başladım. Makyaj yapmaya bile vakit ayırmadan üzerime ne bulduysam giydim. Mutfağa geçip buzdolabının içine bakındım. Gerçekten bu eve bir aşçı lazım. Aç karnına mekana mı gidilir?
Evden çıktım ve arabamla mekana doğru yola çıktım. Yolda, kafamda sayısız senaryo dönüyordu. Bir hainlik mi olmuştu? Yoksa rakip bir çeteyle sorun mu yaşanmıştı?
Mekana vardığımda, her zamanki gibi sakin ve kontrollü duran Palaz'ın yüzünde endişe belirtileri vardı. Durum bu kadar ciddi mi ya? Ona baktığımda sessizce içeri girmemi işaret etti. İçeri adım attığımda, odanın diğer ucunda oturan birkaç adamı gördüm. Göz teması kurduklarında, ciddi bir ifadeyle bana bakıyorlardı.
Palaz sessizce konuşmaya başladı. "Simge, iyi ki geldin. Durum biraz hassas. Dün gece rakip bir çete bize saldırdı. Görünüşe göre bir ihbarcımız varmış. Bu gece gerçekleşen saldırıda kaybımız oldu, ancak aynı zamanda onlara ciddi bir darbe de indirdik. Ancak sorunlu olan başka bir şey var."
Bir an için nefesimi tuttum. "Ne oldu Palaz? İhbarcıyı mı buldunuz?"
Palaz cebinden çıkardığı telefonu gösterdi. Ekranında bana ait olan bir dizi özel görüşme ve toplantının kaydı vardı. Esra olarak yaptığım, bize 'Oranın tapusu sizde değil.' diyen adamla olan görüşmemdi. Kalbim sanki duracakmış gibi oldu. İhanetin bu denli yakın olduğunu hiç düşünmemiştim.
O adam bir şey yapamaz, arkasında biri olmalı.
Zaten kim gelir de, tapu sizde değil der ki?
Palaz devam etti: "Bunları aldığımızda seninle doğrudan konuşmak istedik. Ama sana güvenmek için bir sebebimiz yok. Bu yüzden seni dinlemek için buradayız. Ne diyorsun?"
Ne diyebilirdim ki? Adamları yanıma kadar sokmuşlar ve ben bunu göremeyecek kadar salak mıydım?
Hem öfke hem de ihanete uğramışlık hissi içimi kaplamıştı.
Kimden neyin ihanetine uğradım bilmiyorum ama burnuma hiç hoş kokular gelmedi. Ancak soğukkanlı olmalıyım. Sadece bir seçeneğim vardı. O da adamların yanında diğer yüzümü göstermemek.
Yüzümdeki ifadeyi sakinleştirerek, "Palaz inan bana. Bunun bir açıklaması olmalı. Kimse Esra'nın yanına adam yollayacak kadar cesaretli değil." Dedim.
Adamlara doğru döndüğümde sessiz kaldılar, sonra birbirlerine baktılar. Adamlardan biri: "Simge sana güveniyoruz ama bu kayıtların açıklanması gerekiyor. Bu ihbarcıya ulaşmamız ve bu sorunu kökünden çözmemiz gerekiyor. Yardımına ihtiyacımız var." Dedi.
Anlamayan yüz ifadesiyle Palaz'a döndüm. "Kimden şüpheleniyorsunuz?"
"Pamir Tolga Barlas."
Palaz'ın bu sözleriyle odanın atmosferi aniden değişti. Kalbim hızlıca atmaya başladı ve gözlerimde bir kararsızlık belirdi. Pamir'i düşünmek bile istemiyorum, ona güvenim sonsuz.
Tamam, onu kısa süredir tanıyorum ama bu ona güvenmeyeceğim anlamına gelmiyor.
"Sana neyin şüphesini verdi?" Diye sordum, sesimde endişe ve sinir bir aradaydı. "Pamir benim kocam, bunu farkında mısın Palaz?"
Palaz'ın yüzünde hala bir kararlılık vardı. "Sahte kocan olan, gerçek kocandan bahsediyoruz. Her neyse, kesin bir şey söyleyemem ama son zamanlarda garip davranışlar sergilediğini fark ettim. Gizemli görüşmeler, aceleyle gittiği yerler... Hepsi dikkatimi çekti ve beni şüpheye düşürdü." Pamir'i mi takip etmişti?
İçimde bir fırtına koptu. Pamir'e olan güvenim sarsılmıştı ve aynı zamanda Palaz'a karşı bir öfke hissetmeye başladım. Onun kocam hakkında böyle bir iddiada bulunması beni daha da sinirlendirmişti.
"Bu kadar emin misin?" Diye sordum, sesimde hâlâ bir umut belirtileri vardı. "Pamir'i suçlamadan önce daha fazla kanıt istiyorum."
Palaz "Anlıyorum Simge ama bu konuda dikkatli olmalıyız. Güvenlik önlemlerini artırmamız gerekebilir ve eğer haklıysam, onunla yüzleşmemiz gerekecek." Dedi, yüzünde hala bir endişe belirtisi vardı.
Sinirle dudağımı ısırdım. Bu durumun üstesinden gelmek için ne yapacağımı bilemiyorum. Pamir'i düşünmek bile istemiyorum ancak aynı zamanda Palaz'ın şüphelerini de ciddiye almalıyım.
Diğer adamların odadan çıkmasını istedim ve bir an için Palaz ile baş başa kaldık. Palaz'ın bana bakışları çok tuhaftı. Acıyor gibiydi ama daha çok üzülüyor gibiydi. Belki de sadece sinirlidir.
Palaz'ın şüpheleri gerçekten doğruysa bu durumla nasıl başa çıkacağımı bilemiyorum.
Gerçek olmasına imkan yok.
Olamaz.
Olmamalı.
Palaz karşılıklı oturduğumuz sandalyelere doğru eğilerek konuşmaya başladı. "Simge anlıyorum ki bu durum senin için zor olabilir. Ancak Pamir hakkında duyduğum şüpheleri ciddiye almalıyız. Bu çeteye zarar verebilir ve bizim için tehlike oluşturabilir."
İçimdeki öfke gitgide arttı ancak bir yandan da mantıklı olmayı sürdürmem gerektiğini biliyorum. "Tamam, Palaz. Ancak ben Pamir'e güveniyorum ve onun masum olduğuna inanıyorum. Eğer gerçekten bir şeyler varsa, bunu öğrenmek için daha fazla kanıta ihtiyacımız var." Dedim net bir biçimde.
Palaz'ın yüzünde hala endişe belirtileri vardı, ama aynı zamanda beni anlamaya çalıştığını da görebiliyordum. Telefonunu eline alıp bir şeylere tıkladı. Bana telefonundan birer video gösterdi.
Pamir sabaha karşı bir evin önündeydi. Kapıyı Yaren açtı ve açtığı gibi geri kapattı. Pamir sinirle kapıya vurdu. Yaren ise kapıyı açtı. Birbirlerine bağırdıktan sonra Yaren içeriye girmesine izin verdi.
Video bitti.
"Kim bu kız?" Palaz'a bakındım. "Yaren, kardeşi." Palaz kaşlarını yukarıya doğru kaldırdı. "Ne zamana ait bu video?"
"Bu sabah."
Önüme dönmemle Palaz konuşmaya devam etti: "Pamir'in masum olduğunu düşünüyorsan, onu korumak için de elimizden geleni yapmalıyız. Ancak, çetemizin güvenliği de bizim önceliğimiz olmalı."
Bu sözlerle Palaz'ın endişelerini ve düşüncelerini daha iyi anlamaya başladım. Evet, Pamir'e güveniyorum, ancak aynı zamanda çetemizin güvenliğini de düşünmek zorundayım.
Bu durumda doğruyu bulmak ve gereken adımları atmaktan başka çaremiz yok.
"Sorunu çözmek için birlikte çalışmalıyız Palaz." Dedim, yüzümde kararlı bir ifadeyle. "Pamir'e dair şüphelerin varsa, bu konuda birlikte hareket edelim ama lütfen dikkatli olalım, haksız yere suçlamalardan kaçınalım."
Palaz, benim kararlılığımı gördüğünde biraz rahatladı gibi görünüyordu. "Anlaşıldı, Simge. Birlikte çalışacağız ve Pamir'in durumunu çözeceğiz. Ama dikkatli olmalıyız çünkü bu konuda emin olmadığımız şeyleri hemen yargılamamalıyız." Dedi.
Palaz ayağa kalkıp "Yade ile buluşacağım." Dedi. Ayağa kalkıp ona bakındım. "Siz ne alaka?"
"Bilgi almak için yakın davranıyorum."
Bir şey demeden Palaz'a bakınmaya devam ettim. "Büyük ihtimale o da benden bilgi almaya çalışıyor."
Palaz'ın odadan ayrılmasının ardından kafamda hala Pamir'e dair duygusal karmaşa vardı ancak işlerin yoluna girmesi için yapmam gereken işlere odaklanmalıyım. Bu düşüncelerle arabama geçip şirkete doğru yol aldım.
Şirkete vardığımda Eray'ın beklediğini gördüm. Eray da beni aramıştı, değil mi?
Yüzünde ciddi bir ifade vardı ve beni görünce hemen yanıma geldi. "Esra Hanım, inşaatların kontrol edilmesi gerekiyor." Dedi. Sesindeki ciddiyet dikkatimi çekti.
"Ne olduğunu anlatır mısın Eray?" Diye sordum merakla.
Eray "Şantiyede bazı değişiklikler yapıldı ve inşaatın ilerlemesiyle ilgili bazı sorunlar var. Yeni ekipmanlar gelmiş ve monte edilmesi gerekiyor. Ayrıca, bazı malzemelerin teminiyle ilgili de sıkıntılar var. İnşaatın ilerlemesi için acil bir şekilde kontrol etmemiz gerekiyor." Diye açıkladı.
Şantiyede yaşanan sorunların inşaatın ilerleyişini olumsuz etkilemesi, işlerimiz üzerinde büyük bir baskı oluşturabilirdi. Bu haber beni istemsizce endişelendirdi.
Belki de endişe duyduğum konu başkadır...
"Sorunların neler olduğunu görmemiz gerekiyor Eray. Hemen şantiyeye gidelim ve durumu kontrol edelim." Dedim kararlı bir şekilde.
Eray onaylayıcı bir şekilde başını salladı ve hemen harekete geçtik.
Şantiyeye vardığımızda, sorunları detaylı bir şekilde incelemeye başladık. Ekipmanların montajı, malzemelerin temini ve işçilerin verimliliği gibi konuları tek tek kontrol ettik.
Sorunları belirledikten sonra hemen çözüm yolları üzerinde çalışmaya başladık. Ekipmanların montajını hızlandırmak için ek ekipler çağırdık, malzemelerin temini için acil bir plan oluşturduk ve işçilerle iletişime geçerek işlerin hızlanması için motivasyonlarını artırmaya çalıştık.
Şantiyede sorunları çözmek için yoğun bir şekilde çalışırken aniden Pamir'in aracı şantiye alanına girdi. Aracının durağına yaklaşırken, yüzünde kararlı bir ifade vardı. Bir an için şaşkınlıkla ona bakakaldım ama ardından hemen yanına yürüdüm.
Pamir arabadan indi ve bana doğru yöneldi. "Esra, durumun farkındayım ve yardım etmek istedim. Sonuçta şirketlerimiz ortak, değil mi? Hem karımı onca erkek arasında yalnız bırakmak istemedim." Dedi hafif alay eder imajıyla.
Gözlerim şaşkınlıkla genişledi ve kısa bir an şaşkınlık içinde kaldım. "Evet, bu işi ortak yürütüyoruz." Dedim şaşkınlıkla. Pamir yanağımı öpüp bana sarı bir kask verdi. "Can güvenliğin her şeyden önemli." Dedi.
"İnşaat şu anlık durdu, bir sorun yok ki." Dedim.
"Sen yine de kaskını tak. Sonuçta burayı birer inşaat."
Sarı kaskı elinden alıp taktım. Pamir arabasından iki tane daha kask çıkardı. Birer kaskı Eray'a uzatıp "Kasksız gezme." Dedi. Eray ise bana baktı, alması için kafamı onaylarcasına salladım. "Teşekkür ederim Tolga Bey." Dedi Eray.
Pamir elinde kalan son kaskı kendi kafasına taktı. Birlikte, sorunların üzerinde çalışmaya başladık. Pamir'in şantiyede olması, moralimi yükseltti. En azından şuan nerede olduğunu biliyorum.
Palaz o kadar beynimi yıkadı ki, şuan nasıl davranacağımı bilmiyorum.
Birlikte ekipmanların montajını hızlandırdık, malzemelerin teminini organize ettik ve işçilere yönlendirme yaptık.
Pamir'in liderlik yetenekleri ve pratik çözüm önerileri, işlerin daha düzenli ve verimli ilerlemesini sağladı. Birlikte şantiyedeki sorunların üstesinden gelmekte başarılı olduk ve inşaatın planlanan zamanda tamamlanması için gereken adımları attık.
Şantiyede işlerimizi başarıyla tamamladıktan sonra Pamir'le birlikte şirkete geri döndük. Yolda sessizce düşüncelere daldık.
Gerçekten yanımda olan düşmanım Pamir olabilir miydi?
Derin bir nefes alıp verdim.
Hayır.
Palaz sadece kıskanıyor ve gereğinden fazla Pamir'i kafasına taktı.
Şirkete vardığımızda Eray bizi hızlı bir biçimde toplantı salonuna doğru yönlendirdi.
Toplantı salonunda diğer yetki sahibi olan kişilerle bir araya geldik ve işlerin son durumu hakkında konuşmaya başladık. Herkesin dikkati dağılmış ve endişeli olduğu belliydi ancak biz Pamir'le birlikte sakin ve kararlıydık.
Toplantı sırasında, yaşanan sorunları ve alınan önlemleri detaylı bir şekilde tartıştık. Toplantı sonunda işlerin nasıl ilerleyeceği konusunda net bir plan oluşturduk ve herkesin üzerine düşen görevleri almasını sağladık. Toplantının ardından, Pamir'le birlikte odama doğru yöneldik. Yolda, gülümseyerek birbirimize baktık.
Odama vardığımızda, koltuğuma oturdum. "Bu akşam bir işin var mı? Sahile falan gideriz." İçimde hala Palaz'ın iddialarının yarattığı karmaşa vardı. Onu reddetmek istemem ama aynı zamanda da içimdeki şüpheleri bastıramıyorum.
"Özür dilerim Pamir. Bugün akşam için bir işim var." Dedim, sesimdeki tereddüttü gizlemeye çalışarak. Pamir'in yüzündeki hayal kırıklığını gördüğümde görmemeyi diledim ancak bu durumu açıklamak için doğru bir zaman değil.
Pamir "Anladım." Diyerek başını önüne eğdi ve sessizce odadan ayrıldı.
Kalbim ağırlaşmıştı ve içimdeki karışık duygularla baş başa kaldım.
Pamir'e karşı dürüst olmam gerektiğini biliyorum.
Aynı zamanda Palaz'ın iddialarının gerçek olup olmadığını da öğrenmek istiyorum.
Eray yanıma geldiğinde ona bakındım. "Tolga Bey çıktı, sizin de başka bir işiniz kalmadı." Dedi. Ayağa kalkıp "Tamam, sen de erkenden çıkabilirsin." Dedim.
Eray odamdan çıktığında Palaz'a mesaj attım.
Simge: Evime geç, konuşalım.
Şirketten çıktıktan sonra arabaya bindim. Evime doğru gitmek için arabayı çalıştırdım. Hızlı sürdüğüm arabanın içi beni boğmaya başladı.
Resmen duygularımın içinden çıkamayacağım bir hâl aldım.
Gaza bassam bile siktiğimin trafiği yüzünden yol uzuyordu. Hızla arabanın içinden çıkmak, evime gidip kendimi yatağa atmak istiyordum.
Evime vardığımda hızla kendimi arabadan zor attım.
Evin kapısının önüne geçmemle kapıyı Palaz açtı. "İyi misin?" Kafamı onaylarcasına salladıktan sonra evin içine girdim. Mutfağa doğru yol aldım. "Kahvaltı bile yapmadım, akşam oldu." Dedim.
Mutfağa girmemle masanın üzerine olan pizzaları gördüm. "Tahmin etmiştim." Dedi Palaz arkamdan.
Sandalyeye oturup bardağı elime aldım. Suyu yudumlarken Palaz karşıma oturdu. Bardağı masaya koyup pizzadan bir dilim aldım. "Ne konuşacaktın?" Diye sordu. Pizzadan bir ısırık aldım.
"Pamir hakkında bana söylediklerinle ilgili bir şeyler söylemek istiyorum,"
Ağzımdaki lokmayı yutkunmamla Palaz dikkatlice bana baktı ve "Tabii, Simge. Ne söylemek istiyorsun?" Diye sordu, sessizce bekleyerek.
"Pamir hakkındaki şüphelerin gerçekten doğru mu?" Diye sordum, gözlerimdeki kararsızlık belli belirsiz parlıyordu. Pizzadan bir ısırık daha aldım.
Palaz bir an duraksadı ve sonra "Evet Simge, emin olmak için daha fazla kanıta ihtiyacımız var ancak şüphelerim ciddi ve güçlü." Diye yanıtladı. Sesinde bir üzüntü vardı, ama aynı zamanda kararlılığı da hissediliyordu.
"Pizzayı yesene."
Palaz pizzadan bir dilim alırken ben çoktan elimdeki dilimi bitirmiştim. Kapı zilini duymamla Palaz'la beraber ayağa kalktık. "Sen otur, ben bakarım." Dedim.
Dış kapıya gidip kapıyı açmamla Yaren'i görmem bir oldu.
"Esra biraz konuşabilir miyiz?"