İçeriğe geç

SADECE KİTAP

Bölüm 2 · 8 dk okuma

SADECE KİTAP

Bölüm 2

1.BÖLÜM

UNUTMAYANLAR ‘’ Kendi başlangıcımız için diğerlerinin sonu gelmeli.’’ Gecenin bir yarısı hala yatakta dönüp duruyordum.Uyku annemin bana birkaç hafta önce anlattıklarından beri pek de dostum sayılmazdı artık.Bu yüzden yumuşacık yatağımdan kalkıp odamın merdivenlerinden çatı katındaki balkona çıktım.Gecenin bugün ayrı bir havası vardı.Saatten dolayı mı bilmem ama bana çok huzur veriyordu.Kafamı rüzgarın geldiği tarafa doğru çevirdim ve gecenin etkisiyle siyaha bürünen saçlarımı kendi ahenginde dans ettirmesini hissettim.Gözlerimi Matien ve Miralienlerin yaşadığı ihtişamlı ve bir o kadar parlak olan saraya diktim .Eskiden de bizi yönetmelerinin yanlış olduğunu ve sadece onların güçlerinin olmasının bana adaletsizce ve vahşice geldiğini biliyordum ama duyduklarımdan sonra düşüncelerimin ve hislerimin ne kadar da doğru olduğunu bir kez daha anladım.Aslında duyduklarıma onları her ne kadar sevmesemde başta inanmamıştım.Bu kadar şey beklemediğimi itiraf etmeliyim.Bu onları bile aşan bir şey gibi gelmişti bana.Fakat biraz düşündüğümde güçlerinin ne kadar sınırsız olabileceğini anladım.Yüzyıllar önce yöneticilere yani Matien ve Miralienlere karşı bir isyan çıkarmıştı benim gibi düşünen insanlar.Toplumun her yaşından insan varmış ve başta Matien ve Miralienlere karşı savaşmak için o zamanın ana merkezine doğru yol almışlar.Aslında hepsi bu insan fazlalığından dolayı yöneticilerin korkacağını varsaymışlar.Fakat büyük bir vahşetin ortaya çıkabileceği hiç kimsenin aklının ucundan bile geçmemiş.Ve maalesef Matien ve Miralienler güçlerinin sınırlarını zorlamak uğruna hepsini katletmiş.Çocukları bile…İnanmak ne kadar zor olsa da gerçekmiş.Onlardan sonra güçleri çocuklarına geçmiş ve bu böyle günümüze kadar devam etmiş.Tabi bunu herkese unutturma gücü olan Matien sihrini son zerresine kadar kullanarak unutturmuş ve bunu başardığını düşünmüş.Fakat benim büyük büyükannem ve bir kaç insan bu bilgiyi bizim nesillerimize aktarmak uğruna kaçmışlar ve bir kitap oluşturmuşlar.Daha sonra yöneticiler onları bulup katletmiş.Tabi kitap yazıp saklayacak vakitleri olacaklarını bilememişler.Bu olay bir efsaneymiş gibi gösteriyordu kitapta ama efsaneler elbet gerçek olabilirdi sonuçta.Artık can güvenliğimin bile doğru düzgün güvende olmadığını bilerek yaşamak bana çok zor geliyordu.Arkamdan bir ses işitince irkildim.Tam da can güvenliğimi düşünürken arkamdan bu sesin gelmesi korkmam için yetmişti.Ablamı görünce bir nebzede olsa rahatladım.Gözleri benim aksime bu karanlıkta masmavi şekilde parlıyordu.Benim ışığı yutan koyu kahverengi gözlerimle büyük bir tezat oluşturuyordu.‘’Yine uyuyamadın değil mi Efser?’’.Başımı olumsuz anlamda salladığımda anlayışlı bir şekilde yanıma geldi ve bana sarıldı.O bana sarıldığında sanki zaman duruyordu.Bu dünyada tek desteğim oymuş gibi hissederdim genelde.‘’O gün duyduklarımızdan sonra senin nasıl rahat uyuduğunu anlamıyorum hala. ‘’dedim kendimi tutamayarak.Bir ben mi düşünüyordum hep tehlikede olduğumuzu.’’Bunu nerden çıkardın?’’diye sordu.Sesinde biraz olsun alınmışlık yoktu.’’Bilmiyorum ben sadece…‘’Korkuyorsun’’diye sözümü kesti.Ona hayret ederek baktım ama buna gerekte yoktu gerçi.Beni benden bile iyi tanıyor olabilirdi çünkü.Tatlı bir tebessüm ettim.O da sırtımı sıvazlayarak kapıyı gösterdi ve içeriye geçip yeniden yattık.Uyumadan önce son duyduğum şey ablamın‘’Sen rahat uyu diye nöbet dahi tutuyordum başlarda fakat sonra uyuyabildiğini düşündüm..’’demesi oldu.Daha sonra bir şey dediyse bile duymadım çünkü uyku haftalardır bana düşmanken şimdi bana bir dost gibi kucaklarını açmıştı. … Sabah telefonumun çalmasıyla affallayarak uyandım.Bir süre öylece durup bekledim.Hala uyuyabildiğime inanamıyordum.Kendimi gerçekten çok güçlü ve mükemmel hissediyordum.Uyku gerçekten insana şifa veriyordu.Telefonun hala çaldığını duyduğumda aceleyle düşüncelerimden sıyrılıp yataktan kalktım.Alarmımı açık unuttuğum için haftalardır hasretini çektiğim uykumdan bu şekilde uyanmak beni çok sinir etti.Fakat gözlerim saati bulduğunda hemen geçti çünkü saat öğlen üçü geçmişti.Üstüme günlük kıyafetlerimden birini giyip odamdan çıktım.Mutfağa girdiğimde annem bana sevinç dolu gözlerle bakıyordu.Ben daha nedenini anlayamadan ablam arkadan seslendi.’’Uzun zamandır uyuyamadığın için bugün senin adına resmen sevinç dansı yaptık, Efser’’dedi.Kıkırdayarak.‘’Evet senin sayende melekler gibi uyudum ‘’ dedim.Annem hala bizi izliyordu.Onun bu hali kimi zaman bana tuhaf kimi zamansa gayet normal bir şey gibi geliyordu.Yani sonuçta hangi anne kendi evladına böyle bakmazdı ki ?Böyle zamanlarda keşke babamda bizim yanımızda olsa diyordum.Annemle ayrıldıklarından beri yılda sadece bir kaç kez görüyordum onu.Aslında sırf bu şehirden ayrılmak için onunla gitmek isterdim ama annem ve ablam burada kalmak istediği için bunu yapamamıştım.Babamla o gün nasıl vedalaştığımızı her hatırladığımda gözlerim dolar.Ayağına sarılıp gitme diye ağladığımı hatırlıyorum.Ama o bana sadece bakıp ‘’Her son yeni bir başlangıç getirir’’diye klişe bir cevap vermişti.O zamanlar sadece sekiz yaşındaydım .Aradan koskoca on iki sene geçmişti ama hala unutmamıştım.Annem ‘’Saat kaç oldu boş bir mideyle gezmene izin vermeyeceğime göre gel de biraz yemek ye ‘’ dedi.Başımı tamam anlamında salladım ve onun muhteşem ellerinden oluşan leziz bir yemek yedim.Bir süre sonra ablamla dışarıya çıkıp çarşıda dolaşmaya başladık.Aslında amacımız annemizin bize anlattığı gibi yöneticilere baş kaldırmak adına en azından bir grup insan bulmaktı.Gerçi son aylarda isyanlar artmıştı.Tabi bunlar unutulduğu için pek de kalıcı olmamıştı.’’Efser’’.Ablama döndüğümde çok önemli bir şey söyleyecek olmalı ki dudaklarını kulağıma yaklaştırdı.’’Biliyorsun yaklaşık bir ay sonrası için bir isyan planlıyoruz fakat başarısız olma durumumuz da ki bunun ihtimali daha yüksek bize geçmişte yapılanları hatırlatmanı istiyorum.Ne de olsa sen bu olanların hepsini hatırlayacaksın ‘’ dedi.Ben de ‘’tamam ‘’ dedikten sonra yolumuza devam ettik.Haklıydı.Unutma sihri bana karşı şimdiye kadar hiç işe yaramamıştı.Bunu babamın bizi bıraktığı zamanlarda annem farketmişti.O zaman Miralien yani kadın yöneticilerden biri gelip isteyen herkesin kötü anılarını unutturuyordu.Annem de geçmişte yaptıklarından habersiz olarak yönetime bunun hakkında başvurmuştu ablam ve benim için.Kendisi tabiki de yıllardır yanında olan eşiyle veda anını unutmak istemezdi.Sihrin sonrasında ablam babam hakkında tek kelime etmemiş ama ben neredeyse her gün anneme babamı sorup durmuştum.Sihrin işe yaramadığını anladığında başta yöneticilere haber vermeyi düşünmüş ama sonra ucunda beni kaybetmek olabileceğinden vazgeçmiş ve bu şimdilerde benim işime çok yaramaya başlamıştı.Ablamı babamla görüştürmüştüm bile.O gün sanki hiç babamızın olmamış gibi ona sarılmıştı ve onu unuttuğu için çok ağlamıştı.Tahmin bile edemezdim bunu.Annemin iyilik yapmak istediğini biliyorduk fakat bunun için onunla bir süre hiç konuşmamıştı ablam.Ama annem o zaman aralığında bir kaza geçirip yaklaşık iki hafta yataktan çıkamamıştı.Ablamda annesine kıyamadığı için onu affetmişti. On dakikanın sonunda toplanacağımız yere varmıştık.Lidya beni o güzelim aydınlık yüzüyle karşılarken her seferinde ona tebessüm etmemi sağlıyordu.Çocukluğumdan beri en yakın arkadaşım ,sırdaşım ve annemle ablamdan sonra her şeyim olmuştu. Beni kocaman ve soluk mor gözleriyle şöyle bir süzdü ve her zaman olduğu gibi neşeyle’’Uzun zamandır görüşmüyoruz seni ne kadar özlediğimi tahmin bile edemezsin’’dedi ve bana sarıldı.Ben de onu çok özlemiştim.Gerçekleri öğrendiğimizden beri görüşmemiştik.Annem olanları bize anlatırken Lidya da yanımızdaydı.Benden sonra ablama sarıldı ve bizi içerideki bir masaya davet etti.Uzun zamandır bu toplantıyı bekliyorduk.Yeniden bir isyan planı yapılacaktı ve bizde buna dahil olacaktık.Evet bundan öncekiler pek iyi sonuç vermemişti ama o zamanın Matien ve Miralienleri farklıydı.Bizce şimdikiler çok daha farklıydı,zarar veremezlerdi.Gerçi onları hiç görmemiştim çünkü yaklaşık üç yıl önce değişmişlerdi.Simsiyah giyinmiş bir adam kürsüye benzeyen yere çıkınca dikkatimizi ona verdik.‘’Merhaba,sanırım buraya geldiğinize göre tam olarak ne konuşacağımızı biliyorsunuz demektir .Ve hepimizin ortak bir amacı vardır.Bundan önce bir çok insan isyan girişimlerine kalkıştı fakat hiç biri başarılı olamadı çünkü onlar tamamen plansızdı.Biz onlar gibi olmayacağız.Planlayacağız ve ona göre savaşacağız.Bu yolda ne feda etmemiz gerekirse gereksin.Aslında sihri olanlara karşı biz ne yapabiliriz ki diye düşünen bir çok kimse mevcut.Size ‘’çalışarak olur’’ demeyeceğim çünkü bu sadece boş bir motivasyon olur.Biz sadece bizden sonrakilere örnek olsun ve başarılı olsakta olmasakta onlara başka yollar olduğunuda gösterelim diye bunu planlıyoruz.’’dedi. Bu konuşmadan sonra adam çok kısa olacak şekilde her masaya gitti ve kendini tanıttı.Onun ailesinde de unutamayanlar varmış.Bu yüzden o da bir isyan planlamak istemiş.Onların çabaları boşa gitmesin diye.Kısa bir sohbetten sonra yanımızdan ayrıldı ve bizde ondan sonra kalktık.Lidyayla vedalaştıktan sonra ablamla çarşıda yürümeye başladık. Bir süre sonra etraf olması gerektiğinden daha fazla kalabalıklaşmaya başladı ve rengarenk havai fişekler patlayarak zaten aydınlık olan havayı daha da aydınlıklaştırdı.Ablamla birbirimize baktık ve bize tek bir bakış bile yetti.Buradan gitmemiz gerek,hemen. Bu havai fişekler sadece yöneticilerin geleceği zaman patlardı ve her geldiklerinde orada muhakkak bir çatışma olurdu ama insanlar inatla onları görmeye gelirdi.Onlardan nefret eden birçok insan olduğu için böyle zamanlarda eline silah alan gelir ve ateş açardı.Onlarda sihirle savuşturduğunda silahın kurşunları masumları bulurdu.Kaç yıl olmuştu ama şunlar bir türlü vazgeçmemişlerdi.Bence o masumların ölmesinden zevk alıyorlardı ve bu çok tarif edemeyeceğim bir şeydi.Ablamla ara sokaklara girip eve dönmeyi planlıyorduk fakat çok kalabalıktı.Resmen açık hedef gibiydi herkes .Bende kurşun bize denk gelir mi diye hesaplamaya çalışıyordum ancak olacağı varsa zaten olurdu.Yine de ben canımı sokakta bulmadım o yüzden hemen bir çıkış yolu bulmalıydık. Ne kadar zaman oldu bilmiyorum ama Matien ve Miralienler gelmişlerdi.Bize uzaklardı ama onları görebiliyordum.Miralienler o kadar güzellerdi ki.Sanki bu dünyaya ait olamazlarmış gibi gelmişti.Birinin saçları rüzgarda tıpkı deniz gibi dalgalanıyordu ve buna uyumlu şekilde resmen gökyüzü mavisiydi.Gözleri burdan anladığım kadarıyla maviydi.Deniz bir insan olsa kesinlikle o olurdu.Diğerinin saçları sarıya çalıyordu.Ateşle güneş birleşmiş ve güneş baskın gelmiş gibiydi. Belinin hemen altında bitiyordu. Gözleriyse ela rengindeydi.Matienler sanırım daha arkadaydı çünkü onları pek göremiyordum.Fakat biri kısa süre sonra görüş alanıma girdi.Bunu her ne kadar itiraf etmek istemesemde oldukça yakışıklıydı.Saçları diğerlerinin aksine çok daha normal ve kumraldı.Fakat gözleri şimdiye dek gördüğüm gözlere hiç benzemiyordu ya da bana öyle geliyordu.Tıpkı bir ormana girmişim gibi koyu yeşildi… Bir süre gelen yöneticileri seyrettik çünkü kaçabileceğimiz en ufak bir yer bile yoktu.İğne atsan yere düşmezdi.Çaresizce kalabalığın ortasında kalakaldık. Hiç beklemediğim bir anda silah sesi duyduğumuz gibi yere yattık .Ablam bana endişe dolu gözlerle bakıyordu ve evet beklediğimiz olmuştu .Bir çatışmanın tam ortasındaydık,öylece duruyorduk.Silah ilk kez ateş aldığında kurşun miralienlere doğru geldi fakat onu savuşturmadılar ve mavi saçlı miralien kurşunu eliyle tuttuğu gibi toprağa gömdü.Buna ne kadar şaşırdığımı anlatamam ve sanırım benim sandığımdan çok daha güçlüler .Silah bir kez daha ateş aldığında ablam tam ayağa kalkmaya yelteniyordu.Onu durduracak zamanım olmamıştı ve az ileriye baktığımda kahverengi saçlı Matienin ona doğru gelen kurşunu savuşturduğunu gördüm.Kurşun havayı yararak bize gelirken ablam ayağa kalktığı gibi önüme geçti.Hayır, kurşun ona gelmiş olamazdı değil mi?Tam kalbine.Yok hayır bu doğru olamazdı.Cansız ve irice açılmış gözleriyle önüme yığıldı.Ben şok olmuş bir vaziyette öylece kaldım.Tam o sırada Matienle göz göze geldik.Gözlerinde gram pişmanlık yok gibiydi.Şu an onu düşünemezdim.Ablamın önünde diz çöktüm ve ona sarıldım.Her yerinin kana bulanmış olması umrumda değildi.Gidemezdi,gitmemeliydi.Şimdi olamazdı.Gözyaşlarım gözümden süzülürken tek yapabildiğim ‘’Abla! Gözlerini aç nolur!’’Diye bağırmak olmuştu…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.