Bade Yaldız
Ailecek arabadaydık. Sakin bir gece yolculuğuydu. Bu gün çok yorulmuştuk. Babam tam dikkat arabayı sürerken arkadaki abim ve annem çoktan sayısız rüya görmüşlerdi. Ben ise kulaklığım takılı bir şekilde boş gözlerle dışarıya bakıyordum. Uzun yolculukları seviyordum. Aslında çokta uzun bir yolculukta değildik ama ben yine de bundan fazlasıyla hoşnut olmuştum. Gece yolculuklarını kesinlikle çok seviyordum.
Bu gün pazartesiydi. Aslında pazardı ama resmi olarak saat gece yarısını geçmişti ve takvimler pazartesiyi gösteriyordu. Pazartesi günlerini hiç sevmem. Okul başlangıcının işaretiydi zaten çevremdekiler de pazartesiyi pek sevmiyordu.
Hangi öğrenci sever ki?
Babam sağa dönmek için sinyal vermişti ön koltukta olduğum için sinyalin ışığı gözümü acıtmıştı. Gece gece bu yorgun gözlerim için pek iyi değildi. Dönüşün hızlı bitmesini içimden diledim. Neyseki gerçekten kısa bir dönüştü. Sinyal dönüşten sonra kapandı. Ben ise tekrar saçma düşüncelerime daldım.
Arabada uyuyanları rahatsız etmeyen,babamı uyutmayan,kulaklıkla duyulmayan bir tonda müzik vardı arabanın radyosunda. Babam tekrar sinyal vererek dönmeye başladı. Sinyalin ışığı yeniden gözümü acıtmıştı. Yorgun gözlerim dalmış durumdaydı ve kapanmak istemiyordu. Resmen kurumalarına rağmen açık kalmak istiyorlardı. Beni şaşırtmayan müzik listem ise hareketli şarkıları sıraya diziyordu.
Derken birden beklenmedik bir sarsıntı yaşadım. Endişe ile önce arabanın içine hızlı bir bakış atmıştım. Ahmet abicim etrafa endişeli şekilde bakıyordu. Annem o kısa saliselik sürede dua bile edecek vakit bulmuştu. Babam direksiyonu hiç kibar denemeyecek hareketler ile çeviriyordu. Bu kısa bakışım bittikten sonra camdan dışarı baktım. Bir araba bize çarpmışt-
~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~
Ne kadar vakit geçtiğini bile bilmiyordum. Zorlanan gözlerimi yavaşça açtım. İşte şimdi gerçekten canım acıyordu. Baş aşağı denilebilecek bir pozisyonda duruyordum. Az önce sönsün de artık gözlerim acımasın diye söylendigim sinyal lambası bana inat gibi son kez,
Yandı, söndü, yandı, söndü, yandı,söndü ve bu sefer bir daha açılmayacak şekilde sönmüştü. Kulaklığım tuhaf bir pozisyonda olsa da şarkı listem çalıyordu. Sakin bir şarkı başladı ve ben karşıdaki arabaya ve arabanın içindekilere baktım.
Sadece baba-oğul duruyordu arabanın içinde. İnsanlardan tanımadan nefret etmenin saçma bir şey olduğunu düşünürdüm hep,ama karşımdaki şahıslara bakıyordum da ilk defa herhangi bir insanı tanımadan nefret etmiştim. İçinde kanlar içinde duran baba-oğul bizim gibi hareketsizdi.
Bu pazartesiyi unutmayacaktım. Karşımda duran kişiler şuan ailemin ölümüne bile sebep olabilirdi. Onlarla eğer hayatta kalabilirsek tanışmayı ve bu günün suçluları olarak onları mahvetmek istiyordum.
Gözlerim kapanmadan önce ağızımdan çıktığına dair bile şüphem olduğu şu sözleri mırıldanmaya çalıştım.
"Ailemden kimsenin ışığının yanmamak üzere sönmesini istemiyorum"
Yazar'dan:
Slm. İlk kitap denemem ile benimlesiniz (3 kişi falan oluruz herhalde ama olsun) Kenarde kalan olmasına ihtimal vermediğim bir hayalimi burada hafif hafif canlandırmak istiyorum. Hala kenardaki bir hayal ama. Neyse
Bu ilk bölüm daha çok giriş şeklindeydi. Bir sonrakinde Bade tanıyacağız. İyi okumalar