İLAHİ BAKIŞ AÇISI
(Bir Gün Önce)
Kerem'in bu iğrenç yerdeki ilk gecesi bitmişti. Her yeri ağrıyordu. Bir an önce buradan kurtulmak istiyordu fakat Kerem buradan tek başına çıkamayacağını biliyordu. Arkadaşlarının onu aradığını, bulacaklarını biliyordu. Arkadaşlarının onu kurtarmasını hem istiyor, hem de istemiyordu. Çünkü buraya geldiklerinde zarar görmelerinden korkuyordu. Gece gördüğü rüyadan hatırladığı tek şey Kardelen idi. Küçüklük anılarından birini görmüştü muhtemelen çünkü Kardelen'in küçük olduğunu hatırlıyordu. Fakat daha fazlasını hatırlamıyordu. Kerem rüyasını hatırlamaya çalışırken iki tane maskeli adam geldi. Kapıyı açıp içeri girdiler. Kerem'i oturduğu yerden kaldırıp başka bir yere götürmeye başladılar. Dün gittikleri odaya gidiyorlardı. Fakat bu sefer odanın ortasında su ile dolu bir varil vardı.
Kerem'i içeri sokup arkasından kapıyı kilitleyip çıktılar. Kerem etrafı incelemeye başladı. Fakat hemen sonra odaya amcası olduğunu düşündüğü yaşlı adam girdi. "Umarım bugün bize gerçekleri söylersin." dedi imalı bir şekilde. Kerem ise "Neyden bahsettiğiniz hakkında hiçbir fikrim yok." dedi. Yaşlı adam dişlerini sıkarak "Sen beni delirteceksin gerçekten." dedi. Kerem sessiz kaldı. Daha sonra odaya iki adam girdi. Bunlar Kerem'i odadan çıkaran adamlardı. Yaşlı adama baktılar. Yaşlı adam "Başlayın." dedi. Adamlar başlarını aşağı yukarı sallayıp Kerem'i su dolu varilin önüne getirdiler. Sağ tarafındaki adam "Paralar nerede?" diye sordu. Kerem "Bilmiyorum çünkü ben almadım." diye yanıtladı. Sol tarafındaki adam Kerem'in kafasını suya soktu. Yaklaşık otuz saniye suyun içinde durdu Kerem'in kafası. Çıkardıklarında sağ taraftaki adam "O zaman soruyu şöyle değiştireyim: Baban nerede?" dedi. Kerem "Mezarda." dedi büyük bir soğukkanlılıkla. Bir daha kafasını suya soktular. Birkaç kez bunu tekrarladılar. Yaşlı adam "Bu böyle olmayacak. Siz en iyisi şunu bir güzel dövün. Eğer yine konuşmazsa size dediğim şeyi yapın. Bu arada Kerem bizi kandırmaya çalışman boş işten başka bir şey değil. Çünkü senin baban ölmedi. Ayrıca senin Nil adında bir kız kardeşin var. Bunları biz bile biliyorken sen nasıl bilemezsin ki. O yüzden bizi kandırmaya çalışma ve babanın yerini söyle. Yoksa daha çok acı çekeceksin. Sende ve seni ormanın her yerinde arayan arkadaşlarında çok acı çekeceksiniz. Ya bize babanın yerini bir an önce söylersin ya da arkadaşların için hiç iyi şeyler olmaz." dedi ve odadan çıktı. Kerem duyduklarının şokunu atlatmaya çalışırken karnına yediği tekme yüzünden yere düştü. Adamlardan biri yere eğilip Kerem'in suratına yumruk attı. Kerem elleri bağlı olduğu için karşılık veremiyordu. Karnına yaklaşık 6 tekme daha yedi. En son adamlardan biri yumruk atınca bilincini kaybetti.
(Birkaç Saat Sonra)
Kerem gene hücre de uyandı. Her yerinin ağrıdığını hissediyordu. Yattığı yerden kalkmaya çalıştı ama karnına kocaman bir ağrının girmesiyle tekrar yattı. Ağrısı hafifleyince yaşlı adamın söylediği şeyler geldi aklına. Bu arada Kerem bizi kandırmaya çalışman boş işten başka bir şey değil. Çünkü senin baban ölmedi. Ayrıca senin Nil adında bir kız kardeşin var. Bunları biz bile biliyorken sen nasıl bilemezsin ki. O yüzden bizi kandırmaya çalışma ve babanın yerini söyle. Yoksa daha çok acı çekeceksin. Sende ve seni ormanın her yerinde arayan arkadaşlarında çok acı çekeceksiniz. Ya bize babanın yerini bir an önce söylersin ya da arkadaşların için hiç iyi şeyler olmaz. Kerem'in bir kardeşi mi vardı? Babası ölmemiş miydi? Arkadaşlarının onu aradığını biliyorlar mıydı? Onlara zarar mı vereceklerdi? Kerem artık emin oldu. Arkadaşlarının onu bulmasını istemiyordu. Onlara - özellikle de Kardelen'e - bir şey olacağı düşüncesi bile onu mahvediyordu. Fakat onların Kerem'i aramayı kesmeyeceğini biliyordu. Buradan tek başına çıkabilir miydi bilmiyordu. Kerem düşünceler içinde derin bir uykuya daldı.
***
Kardelen koşmaya devam ederken arkasına dönüp bakacak cesareti bulamadı kendinde. Arkasından bir hayvan da geliyor olabilirdi, bir insan da. Vahşi olmayan bir hayvan olmasını umdu Kardelen ama bir el elini tutup ağzını kapatınca arkasındakinin bir insan olduğunu anladı. Arkasındaki kişi "Nereye gidiyorsun böyle. Bizde seni arıyorduk ama sen bize geldin. Bizi uğraştırmadığın için teşekkür ederiz." dedi. Arkadan bir adam daha geldi ve Kardelen'in diğer kolundan tuttu. Kardelen çırpınmaya başladı ama bir faydası olmadı. Kardelen çırpındıkça onu tutan eller daha çok sıkıyordu. Adamlar Kardelen'i bir arabaya doğru sürüklemeye başladılar. Kardelen bağırmaya çalışıyordu ama adamın eli hala ağzının üstündeydi ve çok fazla bastırıyordu. Dolayısıyla Kardelen çok az ses çıkarabiliyordu ve bu sesi kimsenin duymayacağı kesindi. Kardelen'i arabaya zorla bindirdiler. Daha sonra ellerini, ayaklarını, ağzını ve gözlerini kısaca her yerini sıkıca bağladılar. Araba hareket etmeye başladı. Kardelen arkasında bağlı olan ellerini çekiştirip duruyordu. Sürekli hareket edip kurtulmaya çalışıyordu. Yanındaki adamlardan biri "Boşuna çırpınma kurtulamazsın, kurtulsan bile arabanın içinde nereye kaçabilirsin ki?" dedi gülerek. Kardelen'in kalbi çok hızlı atmaya başladı. Bu adamlar kimdi? Beni nereye götürüyorlardı? Beni neden arıyorlardı? Kerem'i de mi onlar kaçırmıştı? Beni Kerem'e mi götürüyorlardı? diye düşünüyordu Kardelen. Araba sağa doğru dönünce Kardelen yanındaki adamın üstüne düştü. Öbür taraftaki adam gülmeye başladı ve "Allah'tan patron burada değil bu halini görse seni kesin kovardı." dedi. Kardelen hemen kalkmaya çalıştı ama elleri ve ayakları bağlı olduğu için kalkamadı yıkıldığı yerden. Üstüne düştüğü adam öbür adama vurarak "Kes sesini be!" diye bağırdı. Kardelen'i tekrar oturur pozisyona getirdi.
Bu olaydan yaklaşık 2 dakika sonra araba durdu. Adamlardan biri kapıyı açıp aşağı indi daha sonra Kardelen'in ayaklarını çözdü ve onu da indirdi. Diğer adamda inince kapıyı kapadı ve araba tekrar hareket edip uzaklaştı. Adamlar Kardelen'i sürüklemeye başladılar. Kardelen gitmemek için çırpınıyordu ama yine işe yaramıyordu. Adamlar bir kapıdan içeriye soktu Kardelen'i ve gözlerini açtılar. Kardelen'in gözleri kamaştı, birkaç saniye gözlerini kırpıştırmak zorunda kaldı. Kardelen etrafına bakarken bir yandan çırpınmaya devam ediyordu çünkü adamlar Kardelen'i başka bir yere götürmeye çalışıyordu. Kardelen adamların sadece gözlerini görebiliyordu çünkü yüzlerinde maske vardı. Maskenin üstünde ise kanlı bir bıçak resmi vardı. Kardelen'i hücrelerin olduğu bir bölgeye getirdiler ve bir hücreye zorla soktular. Kardelen'in ağzındaki kumaşı çözdü biri ve "Arkadaşınla hasret gider. Bu belki birbirinizi son görüşünüz olabilir." dedi ve hücrenin kapısını kilitleyip oradan uzaklaştı. Kardelen ne dediğini anlamaya çalışırken karşısındaki hücrede yatan kişiyi gördü. Konuşmak, seslenmek istedi ama karşısındaki kişinin geldiği hal yüzünden kelimeler boğazına dizildi. Karşısında kanlar içinde yatan kişi Kerem'den başkası değildi.