İçeriğe geç

Sabah Yıldızı

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Sabah Yıldızı

Bölüm 6

Sabah Yıldızı - 6: Geçmişin bedeli

Gece…
Şehir sessizdi.

Ama bazı geceler vardır…

Sessizlik sadece fırtına öncesidir.

Ezel uyuyamıyordu.

Gözlerini her kapattığında…

Aynı görüntü.

Aynı ses.

Aynı an.

Farların aydınlattığı dar bir yol…

Sis…

Ve direksiyon başındaki kahkaha.

“Biraz yavaşlasana!” demişti Kaan.

Ama kimse onu dinlememişti.

Araba hızlanmıştı.

Yol karanlıktı.

Viraj keskin.

Ve sonra…

Bir siluet.

ÇARPMA.

Ezel aniden yataktan fırladı.

Nefesi kesilmişti.

“Hayır…”

Ellerine baktı.

Sanki hâlâ titriyordu.

Hatırlıyordu artık.

Hepsini.

Arabadan inmişlerdi.

Korkarak yaklaşmışlardı.

Yerde yatan adam…

Yaşıyordu.

Nefes alıyordu.

“Ambulans gelir…” demişti biri.

“Biz gidelim…”

Ve gitmişlerdi.

Ezel gözlerini kapattı.

Ama bu sefer başka bir şey daha geldi.

Adamın yüzü.

Ve o an…

Her şey yerine oturdu.

“Bu… mümkün değil…”

Fısıldadı:

“Aslı’nın… babası.”

Dakikalar sonra…

Ezel sokaktaydı.

Üzerinde sadece bir ceket.

Gözlerinde tek bir şey:

Gerçek.

Aslı’nın evinin önüne geldi.

Kapıyı çalmadı.

Sadece mesaj attı:

“Çık. Konuşmamız lazım.”

Kapı açıldı.

Aslı çıktı.

Sakin.

Sanki onu bekliyormuş gibi.

“Gece gece ne oldu Ezel?”

Ezel gözlerini ondan ayırmadı.

“Yürü.”

İtiraz etmedi.

Birlikte yürüdüler.

Sessizce.

Tenha bir yere geldiler.

Ama uzaktan arabaların geçtiği bir yoldu.

Far ışıkları arada bir yüzlerini aydınlatıyordu.

Ezel durdu.

Artık saklayamazdı.

“Uygulama…” dedi.
“Onu yapan sensin.”

Aslı sustu.

“Biliyorum,” dedi Ezel.
“Her şeyi biliyorum.”

Aslı başını hafifçe eğdi.

“Ne biliyorsun?”

Ezel’in sesi sertti:

“O geceyi.”

Sessizlik.

Rüzgar hafifçe esti.

“Senin babanı,” dedi Ezel.
“Biz… biz çarptık.”

Aslı gözlerini kaldırdı.

Ve ilk kez…

Gerçek yüzü ortaya çıktı.

Gülümseme yoktu.

Masumiyet yoktu.

Sadece…

Nefret.

“Geç oldu,” dedi.

Ezel bir adım attı.

“Biz çocuktuk… korktuk—”

“Asla,” diye kesti Aslı.
“Çocuk değildiniz.”

Bir adım daha yaklaştı.

“Siz,” dedi yavaşça,
“benim babamı… ölüme bıraktınız.”

Ezel’in sesi titredi:

“Yaşıyordu… biz—”

“EVET!” diye bağırdı Aslı.
“YAŞIYORDU!”

Yolun ışıkları bir an yüzünü aydınlattı.

Gözleri doluydu.

Ama ağlamıyordu.

“Ve siz gittiniz.”

Sessizlik çöktü.

Ezel başını eğdi.

“Ben… bunu düzeltmek istiyorum.”

Aslı hafifçe güldü.

Bu sefer…

Soğuk bir gülüştü.

“Düzeltemezsin.”

Ezel bir şey söyleyecekti ki—

Aslı aniden yaklaştı.

“Bu bir oyun değil Ezel,” dedi.
“Bu… hesaplaşma.”

Ve o anda—

Bir far ışığı hızla yaklaştı.

Ezel fark ettiğinde çok geçti.

Aslı onu itti.

Yola.

FREN SESİ.

ÇARPMA.

Her şey bir anda sessizleşti.

Aslı olduğu yerde kaldı.

Nefes alıyordu.

Ama yüzü ifadesizdi.

Yola baktı.

Sonra telefonunu çıkardı.

Ekranda uygulama açıktı.

Yeni bir bildirim geldi:

“Bir oyuncu elendi.”

Aslı’nın parmağı ekranda gezindi.

Ve fısıldadı:

“Daha yeni başlıyoruz…”

Bölüm sonu

1 yorum