Gece, şehrin üstüne ağır bir örtü gibi çökmüştü.
Ama bu sefer sessizlik yoktu.
Sanki her şey…
Nefes alıyordu.
Asya, Aslı’nın karşısında duruyordu.
İkisi de konuşmuyordu.
Sadece birbirlerini ölçüyorlardı.
Sonra Asya hafifçe gülümsedi.
“Beni bulduğuna hâlâ inanmıyorsun, değil mi?”
Aslı gözlerini kısmadı bile.
“İnanmakla ilgilenmiyorum.”
“Gerçeği istiyorum.”
Asya başını yana eğdi.
“Gerçek… genelde can yakar.”
Aslı bir adım yaklaştı.
“Ben zaten yanmış bir şeyin içindeyim.”
Sessizlik.
Asya ilk kez ciddi oldu.
“Öznur seni düşündüğünden daha fazla sıkıştıracak.”
Aslı’nın bakışları sertleşti.
“Bunu biliyorum.”
Asya cebinden küçük bir şey çıkardı.
Bir veri çipi.
“Bunun içinde…” dedi,
“uygulamanın ilk versiyonuna ait parçalar var.”
Aslı’nın gözleri ilk kez parladı.
“Bunu nereden aldın?”
Asya kısa bir gülümseme verdi.
“Yanlış yerde bulunan doğru şeylerden.”
Aynı saatlerde…
Öznur Hanım okulda tek başına kalmıştı.
Bilgisayar ekranında kırmızı bir uyarı yanıp sönüyordu:
“DIŞ ERİŞİM TESPİT EDİLDİ”
Öznur yumruğunu sıktı.
“Demek başladı…”
Kapı açıldı.
Derin içeri girdi.
“Kontrol altında değil,” dedi.
Öznur başını kaldırdı.
“Biliyorum.”
Derin bir an durdu.
“Kim?”
Öznur ekrana baktı.
“Biri oyunu değiştirdi.”
O sırada Kaan ve Mert sahildeydiler.
Deniz karanlıktı.
Ama dalgalar sakindi.
Kaan ceketini Mert’e verdi.
“Üşüme.”
Mert gülümsedi.
“Sen hep böyle misin?”
“Nasıl?”
“Koruyan.”
Kaan cevap vermedi.
Çünkü bu soru… fazla gerçekti.
Mert başını Kaan’ın omzuna yasladı.
“Benimle kalır mısın?”
Kaan hafifçe nefes aldı.
“Zaten buradayım.”
Ama ikisi de biliyordu.
Bu cevap yeterli değildi.
Çünkü onların dünyası artık “kalmak” ile ilgili değildi.
Aynı anda…
Ezel eski evinde oturuyordu.
Duvarlara bakıyordu.
Sanki bir şey hatırlamaya çalışıyordu.
Birden irkildi.
“Ben gördüm…”
Nefesi hızlandı.
“Onu gördüm…”
Telefonu titredi.
Bilinmeyen bir mesaj:
“Hatırlamaya başlıyorsun.”
Ezel telefonu yere düşürdü.
Ve ilk kez…
Gerçekten korktu.
Aslı gece yarısı Asya ile birlikte boş bir binaya girdi.
Asya fısıldadı:
“Burada kimse bizi görmez.”
Aslı etrafa baktı.
“Beni buraya neden getirdin?”
Asya durdu.
“Çünkü artık sadece izleyen değiliz.”
“Artık hedefiz.”
Aslı’nın gözleri daraldı.
“Kimden?”
Asya tek bir kelime söyledi:
“Öznur.”
Aynı anda…
Öznur ekranı kapattı.
Yüzü ifadesizdi.
Ama sesi çok netti:
“Artık gizlenmeyi bırak.”
Derin başını salladı.
“Ne yapıyoruz?”
Öznur ayağa kalktı.
“Onları bölüyoruz.”
Ve o gece…
Şehirde ilk kez herkes aynı şeyi hissetti:
Bir şey değişmişti.
Aslı artık sadece oyunun içinde değildi.
Oyunun kendisi oluyordu.