İçeriğe geç

Saat başı

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Saat başı

Bölüm 1

21:00 ve ilk kırılma

1. Bölüm: 21:00 ve İlk Kırılma

— Ela —

Hayatımı planlarım.

Bunu söylediğimde insanlar güler, "Ne kadar disiplinlisin Ela!" derler. Ama bilmezler ki ben plansızlıktan korkarım. Çünkü plansızlık, kontrol kaybıdır. Kontrol kaybıysa... Zeynep'in ölümüdür.

Evet, Zeynep. En iyi arkadaşım. Bir yıl önce bir kafede, kalp krizi geçirip hayatını kaybetti. O gün onunla buluşacaktım ama iş çıkışı trafiğe takıldım. On dakika geç kaldım. On dakika. Ve onu son kez canlı göremedim.

O günden beri her şeyi planlarım. Trafikte geç kalmamak için erken çıkarım. İşlerimi saatine göre bitiririm. Randevularımı asla aksatmam. Çünkü artık biliyorum ki zaman affetmez. Zaman, acımasızdır.

Ama zamanın en acımasız yanı, seni geçmişe mahkûm etmesidir.

Saat 20:55.

Son Vuruş'tayım. Cam kenarındaki masamda oturuyorum. Önümdeki americano çoktan soğudu ama umrumda değil. Telefonumda Zeynep'in son mesajına bakıyorum. Hâlâ silmeye kıyamadım.

"Ela'cığım, 21:00'da Son Vuruş'ta ol. Çok önemli bir şey söyleyeceğim. Sakın geç kalma! ❤️"

Bir yıl oldu. Bir yıldır her akşam 20:55'te bu kafeye geliyorum. Aynı masaya oturuyorum. Aynı kahveyi söylüyorum. Ve tam 21:00'da, Zeynep'in öldüğü saati, sessizce anıyorum.

Ama üç hafta önce... Bir şey değişti.

Saat 20:59.

Kapının zili çaldı. İçeri siyah montlu, omuzları çökük bir adam girdi. Gözleri yerdeydi. Doğrudan arka köşedeki masasına yürüdü. Hiçbir şey söylemedi. Kahve bile söylemedi. Sadece oturdu ve duvardaki saate baktı.

İlk gün umursamadım. İkinci gün tuhaf buldum. Üçüncü gün merak ettim. Ve bugün... üç haftanın son günü.

Gözlerimi telefondan kaldırdım ve doğrudan ona baktım. O da tam o sırada başını kaldırdı. Göz göze geldik.

Dünya durdu.

O an, nefes almayı unuttum. Adamın gözleri öyle derindi ki... Sanki içinde bir okyanus saklıydı. Ve o okyanusta boğuluyordum. İlk kez bir yabancının gözlerinde kendimi kaybediyordum.

Adamın dudakları kıpırdadı. Sessizce bir şey sayıyordu. Anlamadım. Ama sonra fark ettim. Duvardaki saat 21:00'a geliyordu.

57... 58... 59...

BONG!

Eski duvar saati, derin ve tok bir sesle 21:00'ı vurdu.

Adam ayağa kalktı. Montunu topladı. Bozuk paraları masaya bıraktı. Ve kapıya yöneldi. Zil bir kez daha çaldı. Adam kayboldu.

Ama ben hâlâ camdan dışarı bakıyordum. Sokak lambasının altında yürüyüp gözden kaybolana kadar gözlerimi ondan ayıramadım.

Garson Süleyman geldi. Boş fincanımı aldı. Yüzüme garip bir ifadeyle baktı.

"Hanımefendi, bir şey daha ister misiniz?"

"Hayır," dedim ve sonra dayanamadım. "O adam... Her akşam bu saate gelen. Kim o?"

Süleyman'ın yüzü karardı. Sanki acı bir hatırayı canlandırmıştım.

"Onun adı Aras Usta," dedi sesini alçaltarak. "Şehrin en iyi saat tamircisiydi. Ama artık... sadece saatleri değil, kendi zamanını da tamir etmeye çalışıyor."

"Ne demek bu?"

Süleyman derin bir nefes aldı. "Bir yıl önce nişanlısı Zeynep, bu kafede tam bu saatte onu beklerken kalp krizi geçirip öldü. Aras Usta o gün iş yüzünden yarım saat geç kalmış. O akşamdan beri her gece gelir, tam 21:00'da oturur, onun ruhuna dua eder ve gider. Zamanı durduramadığı için kendini affedemiyor."

Zeynep.

Adını duyduğumda dünya başıma yıkıldı. Zeynep... Benim en iyi arkadaşım Zeynep. Ve o adam... Onun nişanlısı mıydı? Zeynep hiç bahsetmemişti. Hep "Bekarlığa veda partisi hazırlığı" falan demişti. Ama bir nişanlısı vardı. Ve ben... Ben Zeynep'in ölümüne sebep olan o on dakikanın hesabını verirken, bir başkası da aynı acıyı yaşıyordu. Hem de her gece.

Gözlerim doldu. Boğazım düğümlendi. Süleyman arkasını döndü gitti, ama ben hâlâ camdan dışarı bakıyordum. Sokak lambasının altı artık boştu.

Ama orada bir isim vardı:

Aras.

O gece eve döndüğümde, Zeynep'in son mesajını tekrar okudum. Ve ilk kez, o mesajın kime yazıldığını sandığımı sorguladım.

"Ela'cığım, 21:00'da Son Vuruş'ta ol. Çok önemli bir şey söyleyeceğim. Sakın geç kalma!"

Ne söyleyecekti Zeynep? Nişanlandığını mı? Aras'la evleneceğini mi? Yoksa... bana bir şey mi itiraf edecekti?

Artık asla öğrenemeyecektim.

Ama o gece, hayatımdaki en büyük kuralı bozdum. Ertesi gün saat tam 20:30'da Son Vuruş'a gittim. Adamı bekledim. Onu görmek için değil, Zeynep'in son anlarına tanıklık eden o adamla konuşmak için. Belki de onun gözünde Zeynep'i yeniden canlandırabilirdim.

Ama içten içe yalan söylediğimi biliyordum.

Onu görmek için gelmiştim.

Çünkü o gece, Aras'ın gözlerinde sadece acı değil, beni tanıyan bir şey görmüştüm. Sanki Zeynep'in ruhu, onun gözlerinden bana bakıyordu.

Ve belki de aşk, zamanla değil, zamanı durduran anlarla başlıyordu.

Benim saatim, tam o akşam 21:00'da işlemeye başlamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.