İçeriğe geç

S.O.N

Bölüm 13 · 10 dk okuma

S.O.N

Bölüm 13

13.BÖLÜM

Biz geldikk

Kitabın şu anki en uzun bölümü, emeğim için oy verip yorum yapar mısınız?

Keyifli okumalar❤️

13.BÖLÜM

Hüsrana uğramış arzular.

Onun tarafından ikinci kez hüsrana uğradım.

"Eve geçmeyecek miyiz?"

Yanımıza ulaşmış olan beden yanımda dikilmiş ve onunla göz göze gelen adama yönelttiği sorunun cevabından oldukça emindi. Kadın benden uzundu, herkes benden uzundu. Gözlerim kadından ayrıldı ve sorunun muhatabına döndüğünde Bera renkli gözlerini bana indirdi.

Gözleri birkaç saniye benim hüsrana uğramış gözlerimle buluştuğunda ondan önce ben konuştum. Kadın gelmeden önce bana sorduğu soruya yanıt vermek amacıyla sesimi düzgün tutmaya çalışarak dudaklarımı ayırdım.

"Hayır." diye yanıtladım onu. Kısa yanıtımla omuzlarının görünmez bir şekilde çöktüğünü hissettim, gözlerinde sönmeye yüz tutan umudu gördüm. Kadına göz ucuyla baktım, o da bana bakıyordu. Tekrar beni pürdikkat izleyen adama döndüm ve, "İyi akşamlar." diyerek dakikalar önce yapacağım şeyi yaparak binanın çıkış kapısına yürüdüm.

Bir saat içerisinde gördüğüm iki adamın, önünde durduğu kapıdan geçerek binadan çıktığımda çantamda olan telefonumun melodisini işittim ama açmaya yeltenmeden merdivenlerinde olduğum binanın kapısı açıldı ve adımı işittim. "Evsa." peşimden gelen yüksek sesine eş zamanlı olarak merdivenlerden inmiştim.

Merdivenlerin başında durup omzumun üzerinden ona döndüm, "Efendim?" derken onun gözlerine bakmadan arkasından merdivenlerden inen kadına baktım. Sanki onun gözleri ruhumu deşiyordu.

"Eve geçiyoruz sen de bizimle gel." Merdivenleri bitirip karşıma dikildi, kadın da hemen arkasında ama beni görebilecek bir yere geçip bana duygusunu anlayamadığım farklı gözlerle bakmaya başladı.

"Taksiyle gidiyorum." dedim az önceki konuşmamızı hatırlamasını isteyerek.

"Ben de gitmeyeceğini söylemiştim."

"Seni dinlemem mi gerekiyor?" Gözlerimi kadından ayırıp hiddetle tek kaşımı kaldırıp onu yanıtlarken, sesim sert ve mesafeliydi. Çünkü bana emir veriyormuşçasına konuşuyor ve yapmam için başka bir yol sunmuyormuş gibi hissettiriyordu. Ben onun emrinde değildim.

Başta, "Evet." dedi hemen sonra onun da aklına az önce konuştuklarımız geldi. "Hayır ama aynı yere gidiyoruz bizimle gelebilirsin." diye homurdandı ağzının içinde.

Sözleri biter bitmez telefonumun melodisi duyuldu tekrardan. Gözleri çantama kaydı ve yine gözlerimi buldu. Onu yanıtlamadan telefonumu çantamdan çıkartmak için gözlerimi gözlerinden ayırdım. Telefonu çantamdan çıkardığımda ekranda evde bıraktığım arkadaşımın adını gördüm. Muhtemelen şu an salonda dört dönüyordu ve daha fazla dayanamamış beni aramaya başlamıştı.

"Eve gitmeyeceğim, uğrayacağım başka bir yer var." konuyu kapatmak istercesine geçiştirdim onu.

"Tamam." dedi beni sessizce dinledikten hemen sonra. Pes etmiş gibi. "Dikkat et." Sonra benimle göz temasını kesti ve arabaların park edildiği yöne dönerek bana sırtını döndü. Hemen ardından, sessizce bekleyen kadın da sert adımlarla yürüyerek onu takip etti.

Onların arabaya yürüdükleri mesafe boyunca sıkışan kalbimle onları izledim. Bu akşam, onu saatlerce beklediğim akşamla savaşta gibiydi, kim kalbimi daha fazla kırar diye yarışıyorlardı. Ben ise hemen şu zaman diliminde oturup ağlamak istedim. Araba hareketlenip park yerinden geri geri çıktı ve yön değiştirerek yanıma yanaştı.

Yolcu kapısının camı indi ağırca, önce görüş açıma giren kadını gördüm sonra camın tamamen inmesiyle Bera'yı gördüm, beni görebilmek için başını yanındaki kadına doğru eğmişti. Gözlerini yukarıya kaldırmış bana bakarken kaşları da havaya kalkmıştı. "Kararında emin misin?" diye sordu yine, beni burada bırakmak içine sinmiyormuş gibi rollenmeye başlamıştı.

"Evet." Emin olduğumu belirtmek istercesine sesimi güçlü çıkartmaya çalıştım.

"İyi." Gözlerini gözlerimden ayırdı hırsla ve açtığı camı kapatırken önümden gaza basarak çekip gitti.

Yanında evine gireceği bir kadın olmasına rağmen ısrar edişine anlam veremiyordum. Ona yazarken defalarca kendimden ödün verip gurursuz ve benden beklenmeyen şeyler yazmıştım ama yanında evine aldığı bir kadın varken onun arabasına binmem için ısrar etmesini anlamıyordum. Hatta bu akşam olanların hiçbirini anlamıyordum.

Telefonum yeniden çaldığında gülmek istedim. O kadar meraklıydı ki eğer cevap vermezsem şu an yola çıkabilirdi. Aramayı yanıtlayıp kulağıma götürdüm. "Efendim?" dedim durduğum bu yerden hemen uzaklaşmak için yürümeye başlarken konuşmaya devam ettim. "Eve geliyorum, her şeyi anlatacağım. Önemli bir şey yok."

"Bunun için mutlu oldum ama daha önemli bir şey var." dedi Aydan arkadan gelen konuşmalarla kaşlarımı çattım.

"Ne?" diye sorarken meraklanmış ve telaşlanmıştım. Adımlarım hızlandı caddeye geldiğimde gördüğüm ilk taksiye elimi kaldırdım.

"Annenler geldi." Mutsuz çıkan sesini duydum ve şu an yüzünde olan o ifadeyi tahmin ederken direkt onu yanıtladım.

"Ne, neden?" önümde duran taksiye bindim. "Akşam akşam haber vermeden neden gelmişler?"

"Bilmiyorum ama onlara nereye gittiğini söylemedim, hemen gelsen iyi olacak." aceleyle söylediği şeylerden sonra arkadan ona seslenen abimin sesiyle gözlerimi devirdim.

"On dakikaya oradayım."

Dakikalar sonra taksi evin önünde durdu ücreti ödeyip indiğimde bu telaşlı halimde bile başımı kaldırıp onun evine, penceresine baktım. Ve bu akşam hatta günlerdir kırgın olan kalbim eskisi gibi heyecanla atmaya başladı. Gözlerimin gördüğü şey pencerede beni bekleyen bir adet Bera'ydı. Üzerindekileri değiştirmemişti sanki eve gelir gelmez pencereye varmış perdeyi aralayıp sokağa bakmıştı.

Bana ifadesizce baktı yalan söylediğimi bildiği için beni beklemiş olmalıydı. Ondan gözlerimi ayırıp önümdeki iki merdiveni çıkarak evin ziline bastım. Sırtımda onun gözlerini hissediyordum hâlâ da beni izliyordu ama ona dönmeyecektim.

Kapı açıldığında beni karşılayan Aydan'dı, görür görmez omuzlarını indirip içinde tuttuğu nefesi dışarı üfledi. Sağ koluma yapışarak eşikten beni hızla içeri çekti ve kapıyı kapattı. "Sana kolay gelsin çünkü abinin aklımı delirtmesine daha fazla dayanamam gidiyorum."

Abimden kurtulması şikayet edilmem konusu hakkında konuşmaktan daha önemli olduğu için çantasını aldı ve yanağımı öperek saniyeler önce kapattığı kapıyı açarak dışarı çıkıp kapıyı kapatmama izin vermeden hızla kendisi kapattı ve gitti.

"Aydan?" içeriden bu tarafa seslenen abimin sesiyle çantamı astım. "Evsa, geldin mi?" Ben henüz ona cevap vermezken o beni görmüştü. Akşam gözlerimiz buluştuğunda beni gördüğü için mutlu oldu. "Gel sıpa." dedi ama ona yürümemi beklemeden o bana yürüdü ve uzun güvenilir kolları sardı bedenime. Ona karşılık verdiğimde altı aydır onları görmemiş olmanın özlemi sindi ruhuma.

Saçlarımı karıştırdığında, "Kreş akşamları da mı açık?" diye sordu direkt değil de dolaylı yolla nereden geldiğimi soruyordu.

"Hayır." dedim gevşettiği kolları arasından ayrılırken. Göz göze geldiğimizde yakın olan yüzüme dikkatlice baktı. "Yarın için halletmem gereken birkaç işim vardı." Gözlerimi ondan ayırıp arkasında olan annemlerden bahsederek, "Neden habersiz geldiniz?" düşüncelerimi kurcalayan soruyu sordum.

Kolunu boynuma atıp içeri yürütürken, "Anneme sor o cevap vermeye can atıyor." dedi.

Yüzümü önüme döndüğümde annemin ve babamın salondaki orta sehpanın önüne oturup bizim yarım bıraktığımız etkinlikleri yaptıklarını gördüm. İçeri girdiğimizi ilk fark eden babamdı gözlüklerinin ardından beni gördüğünde kocaman gülümsedi.

"Evsa, benim güzel kızım." babam zorlukla yerinden kalktığında abimin kolunun altından çıkarak ona yürüdüm. En sevdiğim kollara huzurla kendimi bıraktığımda annem de kalkıp bana baktı, ıslanmış gözleriyle. Annem oldukça duygusaldı altı ay boyunca sürekli beni arayıp soruyordu, bugün aramamasından bir şeyler dönüyor olmasını anlamalıydım.

"Bey, zaten artık buradayız ben de sarılayım bir." dedi annem burnunu çekerken.

Babam sıkı sıkı sardığı beni serbest bıraktığında annemin ıslak gözlerine baktım. "Nasıl yani?"

Sorumla birlikte önce kokumu içine çeke çeke bana sarıldı ardından yüz yüze gelmemizi sağlayarak çok istediğimiz o şeyi söyledi. "Abinin tayin işi oldu, artık buradayız."

Dudaklarım kıvrıldığında bu sefer ben mutlulukla sarıldım anneme. Dört yıldır annem ve babam iki çocuğu arasında mekik dokuyordu. Ben, uzun yolları gidip gelmemeleri için onları sert bir dille uyarmıştım yine de sadece altı ay buraya gelmeden durmuşlardı. Abim paramedik okuyup mezun olduktan hemen sonra atanmış ve dört yıllık bir süre boyunca Erzurum'da görev yapmıştı annemler ise onunla birlikte orada kalıyorlardı çünkü ben onun gibi dengesiz değildim. Kendi başımın çaresine bakıyordum.

"Bunu bana neden daha önce söylemediniz?" dediğimde mutlulukla dolup taşıyordum.

"Sürpriz olsun dedik." Babam omzunu kaldırıp indirdi.

"Hazırlık yapardım baba." annemden uzaklaşıp, "Aç mısınız? Bir şeyler hazırlayayım size." dediğimde hepsinin yüzüne baktım teker teker.

"Ben aç değilim, dışarı çıkacağım arkadaşlar geldiğimi öğrenince buluşmak istedi." abim yanıma gelip yanağımı öptü. "Kardeşim eve geç gelince onu beklemek zorunda kaldım." benden uzaklaştı salondan çıkmadan önce son kez konuştu. "Anahtarını aldım, gece geç gelirim."

Abimin dış kapıyı kapatmasıyla annem ve babama baktım. Babam, "Ben aç değilim kızım uyumaya gideceğim." derken üst kattaki odalarına çıkmak için hareketlendi. "İyi geceler size."

Ardından yürüyüp, "Çarşafları yenileyeyim," diye sessizce mırıldandığımda annem hareketlerimi dirseğimi kavrayarak durdurdu. "Ben hallettim hepsini." Minnetle anneme baktım. "Gel, etkinliklerini tamamlayalım." Az önce kalktığı yere oturdu ve etkinliklerimi yapmaya devam etti.

"Bitiririm ben anne, yorgunsan sen de dinlen." Ayakta dikildim, onu seyrederken telefonumun kısık zil sesini duydum ama bakmadan annemden gelecek cevabı bekledim.

"Geç oldu kızım sen tek başına bitiremezsin." Başını kaldırıp benim için üzüldüğünü ifade etti yüzüne yerleştirdiği hüzünle.

"Bitiririm anne." Yanına yürüyüp eğildim ve elinden etkinliği aldım. "Sen uyu, yarın senin hazırladığın kahvaltıyı yemeden hiçbir yere gitmem."

Annemi yerinden kaldırırken telefonumun zil sesini tekrardan işitirken annem, "Bak sen telefonuna ben uyurum, kolay gelsin." Babam gibi yukarı çıktığında adımlarımı telefonumun olduğu dış kapı tarafına yönelttim ama daha ulaşamadan arama sonlandı. Sanırım Aydan eve ulaşmış ve neden ailemin aniden geldiğini soracaktı.

Çantamı açıp telefonu elime aldığımda telefonumun ekranı bir mesajla yanıp söndü. Telefonunun kilidini açıp arayana ve bildirimlere bakmaya çalıştığımda aslında arayanın Aydan olmadığını gördüm. Bildirimde gördüğüm şeyle dudaklarım aralandı. Nasıl olabilirdi? Bildirim ondandı, aramalar ve mesajlar vardı.

Bera Ufuk: Kim o? (21.05)

Bera Ufuk: Aç. (21.18)

Bera Ufuk: Yalanlar söylemeye doyamıyorsun değil mi? (21.22)

Bera Ufuk: Bende kendimi suçlayıp duruyorum uzun zamandır. (21.22)

Bera Ufuk: Seni kırdığım için pişmandım. (21.23)

Bera Ufuk: Aramalarıma cevap ver. (21.28)

Son mesajı birkaç saniye önce atılmıştı. Ben onu engellemiştim nasıl olabilir de beni arayıp mesaj atabiliyordu. Ve söylediği o şeyler de neydi? Derin bir nefes alarak sakin olmaya ve durumu anlamaya çalıştım ama anlayabileceğim hiçbir şey yoktu. Onun neyden bahsettiğini bir türlü bulamıyordum. Mesaj kutucuğuna tıklayıp mesajına yanıt yazdım.

Evsa: Ne dediğini anlamıyorum.

Bera Ufuk: Kapının önündeyim gel.

Kaşlarımı çattım.

Evsa: Bana emir verme.

Bera Ufuk: Kapındayım seninle konuşmak istiyorum gelir misin?

Bera Ufuk: Oldu mu?

Bera Ufuk: Gel artık kafayı oynatmak üzereyim.

Bir cevap vermeden telefonumu dar pantolonumun arka cebine koyarak sessizce kapıyı açtım, anahtarım olmadığı için kapıyı kapatmadan dışarı çıktığımda başımı kaldırıp sağıma baktığımda onun cüsseli bedenini gördüm. Eve girmeden önce pencerede gördüğüm halinden farklı olarak sadece alnına düşmüş olan dağınık saçlarıydı.

Duvarın dibinde durmuştu parmaklarının arasında olan sigarayı son kez bir nefes alıp ayağının dibine atarak ayakkabısıyla ezip söndürdü. Yerde ayağının altında olan bitmiş sigara izmariti dışında beş tane daha sönmüş sigara izmariti vardı. Yerde olan bakışları beni bulduğunda dudaklarından sızan dumandan sakınırcasına sağ gözünü kıstı ve yaslandığı duvardan ayrılıp yanına varmamı bekledi.

Aramızda bir adım mesafe kaldığında onun uzun boyuna bakmak için yüzümü kaldırıp ona baktım. "Efendim?" dedim onun renkli gözlerine, karanlık havanın beraberinde getirdiği sokak lambasının ışığının altında bakarken.

"Kimdi o?" diye sorduğunda kaşları çatılmış yeni şahit olduğum duygusuyla karşı karşıya kalmıştım. Öfkelenmişti.

"Kim?" diye sordum bende.

"Senin evinden çıkan." dedi sonra aklına bir şeyler gelmiş gibi yüzünü soluna çevirip gözlerini kapatarak çenesini öne kütletti. Derin bir nefes alıp gözlerini araladığında benim sakin gözlerime baktı. "Benimle oyun oynamaktan zevk mi alıyorsun Evsa?"

Onu sessizce dinledikten sonra, "Oyun mu?" dedim direkt. Yüzümü buruşturmuş, yine ilk konuşmalarımıza döndüğümüz için öfkelenmiştim.

"Bana sürekli yazdın sonra yüz alamayınca başka birine mi yazdın?" diye sorduğunda beni hiçe sayıyor kendi konuşmasını sürdürüyordu. "Yeni adamın da asker mi?" Yüzünü benim yüzüme eğmiş gözlerinde harlanan yoğun öfkeyle bana küçümseyici bakışlar atıyordu.

"Ne saçmalıyorsun?" Kısa saçlarımı öfkeyle kulaklarımın arkasına sıkıştırdım ve burnumu kaldırarak onu yanıtlamıştım.

"Bugün benimle yemek yememenin nedeni bu adam mıydı? Yeni birini buldun..." sözünü kestim yüksek bir sesle.

"Yeni biri falan yok. Hayatımda kimse de yok." Dedim yanlış anlama olduğunu bilerek sakin olmayı planladım. Sözlerini önemsemeyecektim.

"Evinden çıkan o adam kimdi?" dediğinde sesi kısık çıkmıştı.

"Abim." omuz silktim, rahat bir tavır almak istercesine sonra onun yanlış anlamasından dolayı sözlerini önemsemediğimi göstermek amacıyla sağ gözümü kısarak kollarımı göğsümde birleştirdim ve, "Sen nasıl bana ulaştın?" diye sordum ona.

"Askerim," dedi her zamanki gibi mesleğini öne sürdü. "Öyle altı ay asker olanlardan değil." Omuzları genişledi üzerime eğdiği bedenini dikleştirdi. "Telefonuna sızmayı başarabilenlerdenim."

Göz devirdim sözlerine ve ciddileşerek konuştum. "Mesleğini kötüye kullanıyorsun, şikayet edeceğim seni."

Omuz silkti umursamayarak. "Şikayet et, yaptığıma değdi."

"Yapabiliyorsan neden önceden yapmadın?" diye sorarken buldum kendimi.

"Yapmadım çünkü hiç bu kadar..." sustu ve gözlerime daldı. "Neyse," dedi konuyu kapatarak. "Abin olduğunu bilmiyordum."

"Benim hakkımda bilmediğin çok şey var." dedim onun benim gözlerime daldığı gibi ben de onun gözlerine dalmıştım. Ne dediğimi bilmeden konuşmuştum.

"Öğrenmek isterim." Kısık utangaç bir sesle konuşmuştu.

"İstemedin." dedim kırgınca gülümsemeye çalışarak gözlerimi gözlerinden kaçırdım.

"Şimdi istiyorum."

Sessiz kaldım. Kaçırdığım gözlerimi ezdiği izmaritlere indirmiştim. Onun bana baktığını biliyordum ama onu yanıtlamak istemiyordum çünkü bir daha hüsrana uğramak istemiyordum. Kalbim bu son günlerde oldukça zor durumdaydı, geride durmam ve onu normalleştirmem gerekiyordu. Ama başarısız olacaktım çünkü şu an onun yanındayken bile kalbim normal değildi.

"Evsa." dedi benim sessizliğim ve kaçışımdan birkaç dakika sonra.

Başımı kaldırıp ona baktım. "Efendim?" Göz göze geldiğimizde hoş bir tınıyla konuştu.

"İsteklerin benim için artık boş değil."

💌

Bölüm sonu.

Bölüm nasıldı?

Yeni bölüm eskiye göre erken geldi çünkü okunup, yeni bölüm isteniyor bu gerçekten beni mutlu edip motive ediyor ve yazıyorum. Okunup, oy verilir ve yorum yapılırsa bölüm erken gelir.

Bu arada bana birileri edit yapmayı öğretsin ya, reklam yapılmadan asla kitaplar büyümez🤧 Eğer editten anlayan birileri varsa buradan veya Instagram hesabımdan bana ulaşabilir mi?

Sizi seviyorum❤️

Bölüm sonu

4 yorum