İçeriğe geç

S.O.N

Bölüm 12 · 7 dk okuma

S.O.N

Bölüm 12

12.BÖLÜM

Aylar sonra gelebildikkk🥳💅

Keyifli okumalar, lütfen oy verip yorum yapmayı unutmayın 🥲

12.BÖLÜM

Tanrının benim için çizdiği o eksende yalnız başıma, çaresizce döndüğüm o evrenin tam ortasında, şu an garip bir şaşkınlık içerisindeydim. Dakikalar süren o telaşlı yolun son durağında beklediğim en son şey bile bu değildi. Dudaklarım aralık onu izliyordum.

"Bera?"

Adını seslenişimle daha bugün evden çıkarken bana bakmayan gözleri gözlerimle buluştu. Yeşil gözleri gözlerimi bulduğunda gülümsedi. Üzerine rahat, gündelik şeyler giyinmişti, saçları sabah olduğu gibi taranmıştı. Bir adım atıp elini ensesine yerleştirerek kaşıdı ve boğazını temizledi.

"Benimle bir akşam yemeğine ne dersin?"

Şaşkın bedenimin bir parçası olan gözlerimi üst üste kırpıp kendimi, gerçek olup olmadığına inandırmaya çalıştım. Hayır, gerçekti. Karşımda benden kırk santim uzun olan ve aylardır deli divane aşık olduğum adam reddettiği yemeği şimdi bana teklif ediyordu.

"Efendim?" dedim yanlış anlaşılmaya karşın temkinli davranarak.

"Telafi yemeği?" derken omzunun üzerinden arkasında kalan hazır masayı gösterdi ve hemen ardından yeşil gözlerini benim şaşkın gözlerime çevirdi.

"Dalga mı geçiyorsun?" dedim sesim sabit çıkarken güler gibi oldum. "Tiyatro falan mı bu?"

"Hayır." dedi kaşlarını çatarak. Normalmiş gibi davranıyordu.

"Yok bayağı bayağı tiyatro sahnesindeyim." dedim elimi açıp olduğumuz küçük alanı göstererek. "Beni buraya bir yalanla getirdiniz. Nerede," Sağa sola dönüp hızlı bir şekilde etrafıma bakıp, "Nerede kameralar?" diye sesimi yükselttim.

"Kamera, tiyatro falan yok." dedi beni sessizce dinledikten hemen sonra.

"Tiyatro yoksa neden buraya şikayet gerekçesiyle geldim?"

Bana bir adım attığında küçük alanda aramızda sadece üç adım kalmıştı. "Buraya gelmen içindi her şey." derken gözlerinde yaramazlık yapan çocuk bakışı vardı.

"Öğrencilerimi niye olaya kattın?" Sorun buraya korku içinde gelmem değildi. Sorun onun çocuklarıma bunu kondurmuş olmasıydı.

"Başka türlü ulaşamazdım." omuz silkti. "Mahallede beni görmezden geliyorsun." derken sesi hayal kırıklığına karışmış öfkeli geliyordu.

"Bunu sen istedin." dedim gayet sakin bir sesle. Açık saçlarımı geriye atıp onun karşımdaki bedenine baktım.

"Bu raddede bunu istemedim." sesi kısıldı ve sessizleşti.

"Hangi raddede?" derken merakla doldum.

"Neyse ne," dedi konuyu kapatmak istercesine. "Yemek?"

Günler öncesi aklımın bir köşesinden sıyrıldı gözlerime aktı. "Teşekkür ederim davetin için ama benim yarına yetiştirmem gereken etkinliklerim var." diyerek göz ucuyla arkasındaki masaya baktım.

Yüzü asıldı saniyeler içinde. "Etkinlik?" dedi umutsuzca.

"Mesleğimin bir parçası." ona onun bana yaklaştığı gibi yaklaşıyordum. Mesleğimi öne sürerek.

Güldü, keyiften uzak bir şekilde. Kısılan yeşil gözleri benim gözlerimdeyken boğazını temizleyip, "Anlıyorum." diyerek sesli bir şekilde yutkundu.

"İyi." dedim soğuk bir sesle. "Umarım bir daha mesleğimi bu işlerine karıştırmazsın. İyi akşamlar."

Sırtımı ona dönüp kapı kulunu tuttuğumda onun sesi yükseldi. "Evsa?"

Omzumun üzerinden ona döndüm. Kafamı geriye atıp onun uzun bedenine baktığımda, "Efendim?" dedim aynı soğuk ses tonumla. Böyle olmak zorundaydım. O akşam kapının dibinde saatlerce ağlayışımı sadece ben biliyordum. O arkadaşlarıyla eğlenirken ben saatlerce o kapının dibinde kendi salaklığıma ağlıyordum.

"Engeli kaldırsan olur mu?" cüsseli bedeninin aksine gayet sakin ve istediği şey büyük bir şeymiş gibi konuşuyor oluşu beni şaşırttı. Zihnimin içinde dönüp dolaşan o kırgınlığım onun bu sesiyle durdu.

"Neden?" dedim ona dönmüş yüzümle. "Yine gurursuz gibi yazayım sende benimle oyna diye mi?" Tebessüm ettim donmuş bedenine. "Kalsın, gerek yok."

Kapı kolunu indirip kapıyı açtığımda tekrar konuştu. "Özür dilerim, kalbine karşılık vermedigim her an için."

Aramızdaki adımları büyük adımlarıyla yok etti ve büyük elleri benim küçük elimin üstüne kondu. Kapı kulpunu tutan elimden başlayan bir titreme kalbime yol aldığında onun arkamdaki uzun bedeni cesaretimi sıfıra indirdi, nefesim tıkandı. Elimi çekmek istediğimde parmaklarını sıktı ve buna izin vermedi.

"Engeli kaldırmak ya da yemek yemek." uzun bedenini eğip benim boyuma gelmiş kulağıma fısıldamıştı.

Araladığım kapının önünden bir asker geçtiğinde gözleri o kısa sürede direkt ikimize döndü. "Hiçbiri." dedim adam gözden kaybolurken.

"Kabul edilmedi bu seçenek." dediğinde açık saçlarımın arasından sızan nefesiyle tenim ürperdi.

"Edeceksin." diyerek elimi çektim. Bu sefer izin vermişti.

Yüzümü ona döndüğümde, "Nasıl?" diye sordu yüzüme dikkatle baktı sonra, ters bir tavırla konuşmaya devam etti. "Sana bu iki seçenek dışında bir seçenek daha sunuyorum."

Hiddetle gözlerimi açıp, "Ne?" dedim yüksek sesle. Bu arada yine aynı adam geçti kapının önünden, tekrar bize bakmıştı. Ona döndüm göz göze geldiğimizde önüne dönerek yürüdü.

Bu halim onu daha çok eğlendirmişe benziyordu, tekrar konuşurken yüzü keyif doluydu. "Seni eve ben bırakacağım."

"Hayır." Dedim yüzümü ekşiterek. Bakışları yüzümün her bir noktasını seyretti. "Seninle hiçbir eylemde bulunmayacağım. Ve şu an eve gideceğim."

Aralık kapıdan geçmek için hareketlendiğimde sağ kolumun dirseğinden kavradı. Büyük avucuna aldığı dirseğimi acıtmadan tutuyor hareketimi kısıtlıyordu. Kolumu ondan kurtarmaya çalıştım, fakat başarısız oldum. "Taksiyle gelme diye sana polis yolladım, arattırabilirdim seni. Şimdi ben varken taksiyle gideceğini düşünme. Hatta bu akşam yemek yemeden buradan ayrılmayı da düşünme."

"Yemek yemeyeceğimi söylemiştim." diye soluduğumda yüzümün dönük olduğu yüzü, kapı tarafına döndü.

"Bir daha buradan geçersen, yürümek için bana yalvarırsın." Kaba, sert sesiyle sarfettiği sözlerle bende yüzümü kapıya çevirdim. Kapının önünden geçip bize bakan asker öylece dönmüş ona bağıran adama bakıyordu.

Dirseklerimi tutan adamdan bir miktar kısaydı, geniş omuzlara sahip olan heybetli bir adamdı. Kumral saçları özenle yukarıya taranmış, her askerde olduğu gibi yüzü tıraşlıydı. Kahverengi gözleri tedirginlikle ona sözler söyleyen adamdayken sol elini kalçasına denk gelecek şekilde uzattı, sağ elini de parmakları düz olacak şekilde şakaklarına denk getirirken, "Emredersiniz komutanım." diye bağırdı. Bir daha bana bakmadan gözden kaybolduğunda sakin bir hareketle hâlâ da dirseğimi kavrayan adama döndüm.

"Kolumu bırakır mısın?" Az önce şahit olduklarım karşısında sessizce mırıldanmıştım.

Sakin bir tavırla önce kolumu kavradığı eline ardından bana döndürdü yeşil gözlerini. "Tamam yemek yeme." Kolumu bıraktı ve arkadaki masaya döndü büyük adımlarla. Masadaki telefonunu ve birkaç eşyasını hızlı hareketlerle ceplerine attığında onu seyreden bana döndü. "Seni eve bırakayım, eve geçeceğim."

Onun bedenine ve hareketlerine odaklanmışken onun bana günler önce yaptığı şeyleri unutmak uzereydim. "Ne münasebet, kendim giderim." diye karşılık verdim ona. Ardından aralık kapıdan geçerek odadan çıktım.

Peşimden geldiğini bilmeme rağmen rahat adımlarla geldiğim yoldan geri yürümeye başladım. "Komşuyuz aynı yere gidiyoruz, taksi parası ödettirmem sana beraber gideriz." Peşimden gelirken sanki dediği olacakmış gibi emindi.

"Seninle gelmiyorum." diyerek durdum ve hemen peşimde olan adama döndüm. Büyük bedeniyle karşı karşıya kaldığımda yüzümü ona kaldırdım. Sert soluklarımla onu yanıtlarken aslında halimden gayet memnun olduğunu söyleyen çırpınmış kalbime inat öfkeli gözlerle ona bakıyordum.

"Neden? Komşuyuz ve seni evine bırakacağımı söylüyorum, kaba olmayı bir kenara bırak."

"Kaba mı?" diye sordum güler gibi. "Kaba falan değilim, sana olan bu tavrım oldukça yerinde. Sende hiçbir şey olmamış gibi karşıma geçip komşuyuz arabamla gel, yemek yiyelim diyemezsin." O akşam onu saatlerce beklerken kaba olan o'ydu.

"Tavırların yanlış." dedi, sonra onun da aklına aynı anlar gelmiş olmalı ki, "Yemeğe gelmedim ama benden bu kadar fazla uzaklaşman gerekmiyordu." diye homurdandı.

"Yüzsüz, gurursuz gibi yazmam gerekiyordu." Göz devirip önüme döndüm daha fazla konuşmamak için.

"Hayır." dedi peşimden yürümeye devam ederken.

Tekrar durup fevri bir hareketle ona döndüm, refleksleri hızlı olduğundan bana çarpmadan durdu. Yüzümü ona kaldırıp öfke dolu bir halde ona bakarken, "O zaman benden uzak dur!" diye soludum.

Koridorda öylece karşı karşıya kalmış ona kalbimin atışlarının aksine öfke dolu bakarken o benim bu tavrıma şaşkın bir halde baktı. "Durdum." dedi. "Bu kadar oluyor."

"Seni saatlerce bekledim." dedim artık dayanamayarak. "Bir mesajı bile bana hor gördün." Kaşlarımı cattım, yüzüne bakarken. "Ama haklısın, kendim gibi davranmadan sana defalarca kez bir sapık gibi yazdım. Özür dilerim, seni rahatsız ettiğim için." Yüreğim hopladı duygularımla onun karşısında kaldığım için.

"Hiçbir zaman rahatsız olmadım." dediğinde gözleri donuk bakıyordu. "O gün, gün içinde telefonuma bakamadım çünkü..." dedi susarak. Etrafına baktı, "Baştan demiştim sana işimle arama bir şey giremez diye, bak olmadı. Gelmek istedim, sana dediğin gibi bir mesaj atmaya çalıştım olmadı." diye söylediğinde sesinde sahicilik vardı.

"Eve geldiğimde evdeydin." dedim acı içinde, o anları tekrar hissediyor gibiydim.

"Yeni dönmüştüm, telefonum bende değildi senin evde olduğunu düşünüp pencereden baktım."

"Buna inanacağımı bekleme." dedim gözlerimi ondan ayırıp, birkaç dakikadır koridorun sonundaki kapıdan bizi izleyen kadına baktım. Kadın benimle göz göze geldiğinde durduğu kapıdan içeri girdi.

"O akşamı yok sayamaz mıyız?" diye sordu umutlu bir sesle.

Göğsünün içi titreyerek gözlerimi kapıdan ayırıp onu yanıtladım. "Hayır."

"Kendimi sana affettiremez miyim?" diye sorarken, o kadın tekar görüş açıma girdi. Bize doğru yürürken gözleri sadece beni hedef almıştı.

Ben onun bana sorduğu soruyu cevaplamadan öylece kadını izlerken o benim bakışlarımın uzun süre bir yere takılı kaldığını fark etmiş gibi omzunun üzerinden dönüp bize doğru gelen kadını gördü. Kadını tanıyordum, o evine girip çıkanlardandı. Hatta en sık o girip çıkardı. Yanımıza vardığında gözlerini benden ayırıp, karşımda yanıtsız kalan adama baktı ve titreyen göğsümde zelzele yaratacak o sözleri söyledi

"Eve

geçmeyecek miyiz?"

💌

Bölüm sonu.

Bölüm nasıldı?

Bu arada yeni bölüm için bu kadar uzun zaman beklediğiniz için özür dilerim🤧

Bölüm sonu

13 yorum