İçeriğe geç

ᴜɴᴜᴛᴜʟᴍᴜş ᴍüʜüʀ.

Bölüm 6 · 4 dk okuma

ᴜɴᴜᴛᴜʟᴍᴜş ᴍüʜüʀ.

Bölüm 6

Bölüm 6

Zaman ilerliyordu.

Ama o artık yalnızca takvim yapraklarından ibaret değildi.

Birlikte geçirilen dakikalar,

paylaşılan suskunluklar,

birlikte yürünülen o kısa yollar…

Hepsi içimde bir yere dokunuyordu.

Bildiğim bir yerdi belki,

ama uzun zaman önce kapılarını kilitlemiştim.

Şimdi...

o kapılar aralanıyor gibiydi.

Sessizce,

usulca,

Reha’nın gözlerinin içinden geçerek.

Onunla konuştuğum cümleler, hâlâ kısa.

Ama anlamı büyüktü.

Bazı kelimeler sadece bir kelime değildi artık.

“Günaydın” mesela.

Daha önce yüzlerce kez duymuştum,

ama ilk defa içimde bir yankı bırakıyordu.

Reha bazen kitaplardan söz ederdi.

Bazen çocukken kaçtığı ağaçlardan.

Bazen hiç konuşmazdı.

Sadece bana bakardı.

Ve o bakış…

beni bir aynaya çevirirdi.

Kendimi ondan öğreniyordum sanki.

Merla fark etmişti değişimi.

Zaten onu kandırmak mümkün değildi.

İlk günlerden beri göz ucuyla beni izliyor,

ama dokunmuyordu.

Sabırla bekliyordu.

Sonunda bir sabah,

ben söyledim.

Kırtasiyeye ondan önce geldim.

Rafları düzeltirken içimde bir şey kıpırdayıp duruyordu.

Nefesim daralıyordu sanki.

Ve Merla içeri girdiğinde...

gözlerine baktım.

O an,

ilk defa susmak istemedim.

“Merla…” dedim.

Sadece adını.

Ama o an bile,

sanki içimde bir baraj yıkılmış gibiydi.

O şaşkınlıkla durdu.

Sonra yavaşça bana yaklaştı.

“Evet?” dedi,

sesi beklediğimden daha yumuşaktı.

“Ben… bazen gülümsüyorum.”

Sesim kırıktı.

Ama dürüsttü.

Gözleri parladı.

Ama beni korkutmamak için coşmadı.

Sadece ellerini tezgahtaki deftere koydu,

ve orada sabit durdu.

“Ne güzel,” dedi.

“Bana anlatmak ister misin, neden?”

Yutkundum.

Cevap hemen gelmedi.

Ama kafamı eğerek usulca fısıldadım:

“Reha…”

İlk defa adını söylemiştim birine.

Ve bu ad,

dudaklarımda garip bir güvenle duruyordu artık.

Saklamıyordum.

Korkmuyordum.

Merla hafifçe başını salladı.

Yüzünde anlamlı,

yorgun ama sevinçli bir gülümseme vardı.

Sonra bana sarılmak istedi.

Ama yarıda kaldı.

Ben hâlâ temastan çekiniyordum.

O da anladı.

“Ne kadar sürerse sürsün,

senin yanında olacağım,” dedi.

“Yavaş yürüyorsan bile, yolda olduğunu biliyorum.”

O gün...

bütün gün boyunca içimde bir sıcaklık vardı.

Bir yerim iyileşiyor gibiydi.

Fark etmeden.

Yavaşça.

Ve Reha geldiğinde…

gülümsedim.

Çok değil.

Ama hissedilir bir gülümseme.

O fark etti.

Ama üstüne konuşmadı.

Sadece kitaplara göz gezdirdi.

Bir şiir kitabı aldı.

Sayfalarını karıştırdı.

Sonra durdu.

Ve önüme geldiğinde o sayfayı işaret etti.

“Bu dize seni anlatıyor gibi,” dedi.

Ve okudu:

“Konuşmazdım, ama gözlerimde bir şey vardı;

Bir dalganın kıyıya vurmak istemesi gibi...”

Bir şey diyemedim.

Ama elimi uzatıp kitabı aldım.

O sayfayı kapatmadım.

Açık kaldı.

Reha gittiğinde bile...

kitap önümdeydi.

Ve içimde bir şey büyüyordu.

Sessizce.

Ama kararlı.

Sanki yıllardır bekleyen bir tohum,

ilk defa güneşi görüyordu.

Ben Larya.

Ve artık sadece susmuyorum.

Gülümsüyorum da.

Bazen içten, bazen belli belirsiz.

Ama her biri bir adım.

Ve Reha...

her adımda biraz daha yaklaşıyor.

Ben izin veriyorum.

İlk defa.Reha o gün yine geldi.

Sessizce.

Kapının çanı çaldı, ama ben artık refleksle irkilmiyorum.

Çünkü o sesi ezberledim.

Onun gelişinin sesi,

sanki içimdeki başka bir saatin tıkırtısına denk düşüyor artık.

Kitap rafına yöneldi.

Şiirler.

Her zamanki gibi.

Ama bu sefer ilk o konuşmadı.

İlk defa… ben söyledim:

“O dizeyi unutmadım.”

Bir anda döndü bana.

Kaşları hafif yukarı kalktı, ama şaşkın değildi.

Sanki bekliyordu bunu.

Sanki uzun zamandır… sadece bunun için oradaydı.

“Ben de,” dedi.

“Unutmanı istemedim.”

Kırtasiye sessizdi o an.

Ama içimde garip bir uğultu vardı.

Bir düşün,

rüzgârla titreyen perde gibi…

İçten içe sarsılıyordum.

Ama korkmuyordum.

Reha, elindeki kitabı yerine koydu.

Tezgâha yanaştı.

Ama hiçbir şeyi zorlamadan.

Yalnızca yanımda durdu.

“Bugün çıkınca bir yere gitmek ister misin?” diye sordu.

“Sessiz bir yere. Kalabalık değil.”

Cevabım kısa oldu.

Her zamanki gibi:

“Olur.”

İkindi saatine yakın kırtasiyeden çıktık.

Kasabanın dışına doğru yürüdük.

Tozlu yollar, eski taş evlerin gölgeleri…

Sessizliği sevenlerin seçtiği yerlerdi buralar.

Reha bir ağacın altına oturdu, ben yanına.

Çok yakın değil.

Ama uzak da değil.

Aramızda bir rüzgâr geçiyordu sanki.

Usulca,

karşındakiyle konuşmadan konuşan bir esinti gibi.

Sonra ben…

ilk defa, hiçbir soru gelmeden konuştum.

“Babam konuşmazdı.

Ama ben her şeyini bilirdim.

Yüzündeki çizgiler anlatırdı çoğu şeyi.

Annem ise çok severdi konuşmayı…

Ama ben onun hiçbir cümlesine inanmamayı öğrendim zamanla.Hayallerime giren cümlelerine.Asla gerçekten işitmediğim cümlelerine.”

Reha bana bakmadı.

Ama gözlerini gökyüzünden çekmediği hâlde,

sanki her kelimemi içine alıyordu.

Onun susması,

beni susturmuyordu artık.

Aksine…

beni konuşturuyordu.

“İnsanlarla konuşmayı yıllar önce bıraktım.

Çünkü bir şey anlatmaya kalktığımda…

hep yarım kalıyordum.

Kimse sonunu duymak istemiyordu.

Belki korkuyorlardı.

Belki de umursamıyorlardı.”

Bir sessizlik oldu.

Ama bu kez korkutucu değildi.

Reha, gözlerini yere indirdi.

Sonra yavaşça konuştu:

“Ben de konuşmayı bıraktım bir zamanlar.

Ama fark ettim ki…

bazı sessizlikler,

sadece birini bekliyormuş.

Sadece birini.”

O an…

göğsümde ince bir titreme oldu.

Sanki bütün kelimeler içime düşüyordu.

Yavaşça,

kırmadan.

Acıtmadan.

Kafamı ona çevirdim.

Ve gülümsedim.

İlk defa içimde bir şey kırılmadan…

gülümsedim.

O da fark etti.

Ama fazla bir şey demedi.

Sadece elini hafifçe dizine koydu.

Ve orada öylece durdu.

Dokunmadı.

Yaklaşmadı.

Ama oradaydı.

Ve ben,

ilk defa birinin "orada olmasının" ne kadar kıymetli olduğunu fark ettim.

Adım Larya.

Ben hâlâ sessizim.

Ama artık içimde yankılanan bir ses var.

Reha’nın sesi değil yalnızca.

Kendi sesim bu.

Uzun zamandır duymadığım…

ama hiç susmamış olan.

''Sessizliğime yıllarca sığındım, ama meğer bir sesin içimde yankılanması için sadece birinin kalbime dokunması yetiyor..''

Bölüm sonu

1 yorum

  • Larya'nın psikolojisini arkadan arkadan o kadar iyi betimlemişsin ki Larya'nın ruh hali bize bulaşıyor🤍

    1Yanıt