Abim olmasa çok zorlanırdım. Aileme söylemiyorum, çünkü annemi üzmek istemiyorum. Babama gelince…tam bir şerefsiz olduğu için boşandılar annemle 4 yıl önce… Travmam…anladınız değil mi? Neyse. Bu konuyu konuşmak istemiyorum. Çünkü ne kadar kötü olduğunu bir tek ben ve abim bilir. Bu yüzden abim benim gözümde herşeyim. Annem’i de çok seviyorum. Babam denen herifi asla sevmiyorum. Hayatımızın içine sıçan bir adamın neresini seveyim lan ben? Şimdi çok güzel söverdim de bana saygısız demeyin diye susuyorum. Neyse. Konumuza dönelim.. Abim sonrasında beni yatağa yatırdı. Üzerime battaniye örttü. Klasik abi ruhu işte! “Teşekkür ederim abi, sen olmasan yapamazdım.” Gülümsedi. Abimin gülüşüne hayran olduğumu söylemiş miydim? Abime en çok yakışan şey; gülmek… Yatağın ucuna oturdu ve saçlarımı okşadı. Gözlerim kapandı istemsizce, uyuyakalmışım meğer… Tam uyuyacaktım ki bir portal açılma sesi geldi. Abim ile göz göze geldik. Kısa bir anlaşma yaptık. “Aynı şeyi düşünüyoruz.” Başımı salladım. Hızla ayağa kalktı ve beni arkasına aldı. “Seni koruyacağım.” dedi kararlı sesle. Ben ise abimin arkasında hazırda bekliyordum. “5…4…3…2.. ve 1!” içimden sayarak tam da geldikleri zamanı hesapladım. Ve evet, gelmişlerdi. Çünkü o portal iyice büyümüştü. “Hazır ol abi.” “Merak etme.” Portaldan tam tamına 5 adam çıktı. 2’si maskeli, 3’ü de kılıçlı. Ben hızla maskeli olanlara gittim. Abim ne kadar izin vermesede ona göz kırptım. Bu bizim dilimizde “halledeceğim” demekti. Maskeli olan adamlar bana profesyonel dövüş teknikleri ile saldırıyordu. Eh, bizde eşek başı değiliz. Sağ ayağımı kaldırıp maskeli adama uzattım. Tam da istediğim gibi karnına isabet etti. Ve maskelilerden sadece 1 kişi kalmıştı. Abime göz ucuyla “ne yapıyor acaba?” düşüncesiyle baktım. Kılıçlı adamlarla savaşıyordu. Karşımdaki adamı da etkisiz hale getirmek için ona ters yumruk attım Abimin kardeşiyim demiş miydim? Neyse. “Siz burada uslu uslu durun tamam mı?” dedim alaycı sesimle. Abimin yanına gidince durum hem iyi hem kötüydü. Çünkü abimin ayağı incindi, iyi tarafıysa adamları etkisiz hale getirmiş. Hızlıca abimin yanına eğilip ayağını inceledim. “Abi nasıl incindi?” “Dur! Dokunma oraya acıyor.” Kastettiği yere bakınca gözlerim fal taşı gibi büyüdü. Bu cidden olamaz! “Abi yuh! Ne yaptılar lan sana?” diye sert sesimle bağırdım. Ama aslında abimin ayağı şiştiği işin endişeleniyordum. “Biraz belki kılıç darbesi..” dedi yaramazlık yapan çocuk annesine korka korka açıklama yapar gibi. “Abi hani sen boks alanında ustaydın?” Sinirlenmişti sanırım bu soruma. “Lan ustayız dedik diye canımız yanamaz mı?” diye söyledi sert sesiyle. Hafifçe güldüm. Ters ters bakıyordu bana. “Ne var lan?” “Ne gülüyorsun gerizekalı!” dedi sert sesiyle. “Gülerim, sana ne?” dedim alaycı sesimle. “Çakarım bir tane görürsün.” dedi sinir bozucu sesiyle ama tabii ki şakaydı. Tam ben abime side eye atıyordum ki kapı çaldı. Tahmin edeyim…ya benim erkek kankam Jaeon! Ya da Mary! Ben ayağa kalktım ki odanın önünde Jaeon’u görünce sıçradım. “Lan manyak ne sessiz sessiz geliyorsun!” diye bağırdım. Güldü. Ulan en azından ses çıkarsaydın! “Tamam, tamam! Kızma.” Abim oturmuş Jaeon’a sanki salağın tekiymiş gibi tip tip bakıyordu. Gülme gelmesin mi bana da? Jaeon anlamamış olmalıydı ki bana bakıyordu çaresizce. Ben ise gülüyordum. Abim ise yumruklarını sıkıyordu. Klasik o refleks! “Niye geldin?” dedi buz gibi soğuk sesiyle. Jaeon ise normal görünmeye çalışarak “Laire’yi özlediğimden-“ diyecekti ki abim ona gözlerini devirdi. Yani bu abimin dilinde “siktir git” demektir!
Bölüm 5
Bölüm 5: Sır.
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.