Çok çok uzun zaman önce, Japonya’nın kırsal bir kentinde bir yaşlı adam yaşarmış. Yaşlı adamın atalarından miras kalan bir tapınağı varmış. Adamın başka bir varisi yokmuş ve orayla ilgilenmek için artık çok yaşlıymış. Her gün tapınağı temizlemeyi geçin tütsüle- mek bile ona yorucu geliyormuş. Tapınağı satmaya da yanaşmıyormuş çünkü bunun atala- rına ihanet olduğunu düşünüyor, her bu satma fikrini düşündüğü zaman o gece kabus görü- yormuş. Bu yüzden ne birine satmış nede miras bırakabilmiş.
Bir gece yaşlı adam uyurken dışarıdan gelen gürültülü seslerden dolayı uyanmış. Tam dışarıda neler olduğuna bakmak için kalktığı sıra tapınağın içinden bir ses duymuş. Yaşlı adam odasından çıkıp koridoru incelemiş. Görünürde kimse yokmuş. Ancak yerde kaz tüyü ve küçük çamurlu ayak izleri varmış. Yaşlı adam izleri takip etmiş. Bir süre sonra izlerin tapınağın hemen yanındaki misafir hanına gittiğini fark etmiş. Yaşlı adam hanın kapısına varıp kapıyı yavaşça açmış. Bu izlerin sahibi küçük bir çocukmuş. Sanki hayatınca hiç yemek yememiş gibi çok sıskaymış. Üstünde yırtık pırtık eskiden beyaz olan bir kimono varmış. Yaşlı adam bu çocukta garip bir şeyler olduğunu düşünerek gaz lambasını çocuğa yaklaştırmış. Bembeyaz tüylü kuyruğu bir sağa bir sola hareket ederken kafasındaki küçük tilki kulakları korkuyla havaya dikilmişti. Bu efsanelerde geçen hatta tapınaklarının kurulmasına vesile olan Ayakashi varlığıymış. Bir Kitsune’ymiş. Yaşlı adam korkudan az kalsın gaz lambasını düşürüyormuş. Küçük Kitsune’nin ifadesiz bir yüzü olsa da oda onun kadar yaşlı adamdan korkuyormuş. Efsanelerde anlatılardan daha sıska ve küçükmüş. Dokuz kuyruğu olması gerekirken bir kuyruğu varmış. Yaşlı adam bu tilkinin gerçekten bir çocuk olabileceğini düşünmüş. Nede olsa bir yetişkin Kitsune bir insandan korkmazmış heleki yetmişine merdiven dayamış yaşlı bir insandan ise asla… Onu mavi alevleriyle kül edermiş.
Yaşlı adam onunla konuşmaya çalışsa da Kitsune hiç oralı olmamış. Dışarıdan gelen sesler artmış. Kitsune’yi arıyorlarmış. Tapınağa geldiğini bir şekilde anlamışlar. Kitsune’yi onlara vererek olayı hızlıca halletmek istemiş. Böylece odasına gidiprahat bir uyku çekebilirmiş. Ama yaşlı adam çocuğun seslerden korktuğunu görünce vicdan
azabı yaşamış. Tapınağın duvarlarından bir bağırış yankılanmış. Yaşlı adamı ismini haykırıyorlarmış. Kitsune yaşlı adama korkulu gözlerle bakınca yaşlı adam ona doğru eğilmiş. Onun duyabileceği şekilde alçak bir sesle konuşmuş.
“Demek dilimizi biliyorsun evlat, güzel. Şimdi beni dinlemelisin. Kulaklarını ve kuyruğunu hemen sakla. Gündüzken saklayamazsın bunları ama gecenin karanlığında dilediğin gibi saklayabilirsin.” Kitsune, yaşlı adamın dediklerini yapmaya çalışmış. İlk kulaklar yavaşça kaybolmuş. Bu başarılı olunca kuyruğu da kaybolmuş.
“Bak, gördün mü?”
Yaşlı adam geçen günlerde oyun oynayan çocukların unuttuğu kızıl panda kostümünü ona uzatmış.
“Bunu giy ve arkamdan gel.” Kitsune, kostümün kulak ve kuyruklarını takıp yaşlı adamın peşine takılmış. “Sakın yanımdan ayrılma, tamam mı? Orada ne söylersem doğru demek zorundasın.” Kitsune hafifçe başını sallayınca Yaşlı adam kapıyı açmış.
“Uyutmadınız bir! Nedir bu yaygara?”
Dışarıda bir düzine insan varmış. Hepsinin elinde meşaleleri varmış ve hepside öfkeliymiş. En öndeki konuşmuş.
“Amca, burada çocuk kılıklı bir beyaz tilki gördün mü?” sonra yaşlı adamın arkasındaki çocuğu görmüş. “Dur, bu kim?”demiş ve bir kaç adım atmış. Meşale çocuğun yüzünü aydınlatmış. “Bu, o şeytan! Amca, o küçük iblisi bize ver. O bir Kitsune.”
Yaşlı adam bunu duyunca kahkaha atmış. Öfkeli halk yaşlı adama tuhaf tuhaf bakmış.
Yaşlı adam “Kitsune mi? O benim yeğenim.” demiş.
“Niye kulakları ve kuyruğu var o zaman?”
Yaşlı adam çocuğu öne çıkartmış ve çocuğun kızıl panda kuyruğunu çıkartıp göstermiş. “Yeğenimin kızıl panda kostümünden bahsettiğini varsayıyorum. Haylaz yine kostümüyle uyumuş.”
Herkez bunu onaylayınca içlerinden birisi konuşmuş.
“Senin bir akraban yok ki!”
Bunun üzerine herkez yaşlı adama dönmüş yaşlı adam sakinliğini koruyarak cevap vermiş. “Uzak akrabam olur kendisi. Anlayacağınız kan bağı yok denecek kadar. Bunu demek çok üzücü. Yakın zamanda ailesini yangın sonucu kaybetti. Tek akrabası ben olduğumdan yanıma taşındı geçen hafta. Tabi bundan haberiniz yok çünkü geçtiğimiz haftalarda beni ziyaret etmeyi geçin yolda gördüğünüzde bile başınızı çevirdiniz.” Bunu deyince orada yaşlı adamı tanıyan herkesin utançtan
kıpkırmızı olmuş.
Adamlar hata yaptığını anlamışlar ve çocuğu daha fazla incelememişler. Adamlar Yaşlı adamdan ve çocuktan özür diledikten sonra tapınaktan sessizce ayrılmışlar.
Öfkeli adamlar gittikten sonra Kitsune yaşlı adama teşekkür etmiş. Yaşlı adam önemli olmadığını söyleyerek bundan böyle onun dahada dikkatli olmasını tembihlemiş. Ancak Kitsune itiraz etmiş.
“Hayır, size borçluyum. Benim için yalan söylemeyi ve yüzlerce insanı karşınıza almayı göze aldınız. Siz onlar gibi değilsiniz. Bırakın borcumu ödeyeyim.”
Yaşlı adam ne kadar hayır dese de Kitsune yaşlı adamı dinlememiş. Her gün tapınağı ziyaret etmiş ve yaşlı adamın tapınak işlerini yaparken gördüğünde ona yardım etmiş. Günler geçmiş.Yaşlı adam, Kitsune’ye alışmaya başlamış. Hatta onu diğer insanlara yeğeni olarak tanıtıyormuş.. Kitsune artık tapınaktan ayrılmıyor ve orada yaşıyormuş. Yaşlı adamda buna itiraz etmiyormuş. Yaşlı adamın aklına bri fikir gelmiş. O Kitsune’ye insanların içinde uyum sağlamasını öğretecekti. Böylece öldükten sonra gözü arkada kalmazmış. Yaşlı adam Kitsune’ye insanların nasıl davrandığını, nasıl giyindiğini, onların arasındayken nasıl davranması gerektiğini… Her şeyi ona öğretmiş.
Yıllar geçmiş yaşlı adamın zamanı daralmış. Son nefesinden önce Kitsune’den bir şey istemiş. O öldükten sonra tapınağın mirasçısı ve koruyucusu olmasını… Kitsune bu isteği sorgusuz ve sualsiz kabul etmiş. Yaşlı adamın bu dünyada vakti dolmuş. Zavallı Kitsune, bu ölümün bir gün geçeceğini ve babası yerine koyduğu yaşlı adamın bir gün geri geleceğine inanarak her gün tapınağı temizlemiş. Her gün yaşlı adamın sevdiği tütsüleri yakmış; en sevdiği yemekleri, tatlıları ve meşrubatları hazırlamış ama o hiç geri gelmemiş.
Yüz yıllar geçmiş tapınak unutulmuş sadece havada söylentiler kalmış. Çok yalnızmış ama en azından insanlara yakalanma derdi yokmuş. Tapınağı hiçbir zaman terk etmemiş ne de olsa kitsuneler kurnazlık ve vahşilikleriyle bilinse de birine güvendiklerinde en sadık varlıklarmış.
