Sabah olmuştu.
Ama Pamira için gece bitmemişti.
Gözlerini açtığında ilk hissettiği şey yorgunluk değil... ağırlıktı. Sanki göğsünün üstüne görünmeyen bir şey çökmüştü.
Yavaşça doğruldu.
Odasına baktı.
Her şey aynıydı.
Ama o... aynı değildi.
Gözleri kapıya kaydı.
Deniz hâlâ oradaydı.
Sandalyede oturmuş, başını duvara yaslamıştı. Uyumuyordu. Sadece gözlerini kapatmıştı.
Gitmemişti.
Pamira'nın içi hafifçe ısındı.
Ama hemen ardından bir boşluk geldi.
Çünkü aralarında hâlâ... konuşulmamış şeyler vardı.
"Deniz..."
Deniz gözlerini açtı.
Hemen.
Sanki zaten uyumuyordu.
"Buradayım."
Bu cümle... artık bir alışkanlık olmuştu.
Ama etkisi hâlâ aynıydı.
Pamira yatağın kenarına geldi.
"Dün..."
Söyleyemedi.
Deniz başını hafifçe eğdi. "Hatırlıyorum."
Pamira dudaklarını ısırdı.
"Ben... korktum."
Deniz yavaşça ayağa kalktı. "Ben de."
Bir an göz göze geldiler.
İkisi de yorgundu.
Ama asıl yorgunluk... içlerindeydi.
Kapı çaldı.
İkisi de aynı anda irkildi.
Pamira'nın kalbi hızlandı.
"Kim o...?"
Deniz hemen pencereye yöneldi.
Perdeyi araladı.
Ve dondu.
"Cenk."
Pamira'nın nefesi kesildi.
"Ne...?"
Pamira kapıyı açtığında Cenk oradaydı.
Normal görünüyordu.
Sakin.
Ama gözleri... fazla dikkatliydi.
"İyi misin?" dedi hemen.
Pamira kısa bir tereddüt yaşadı.
"İyiyim."
Cenk başını salladı.
Ama bakışları... onun yüzünden kaymadı.
"Seni dün sahilde gördüm... sonra bir anda kayboldun."
Pamira'nın kalbi sıkıştı.
"Bir şey oldu da..."
Cenk bir adım yaklaştı.
"Biliyorum."
Pamira dondu.
"Ne?"
Cenk'in sesi alçaldı.
"Seni izliyorlar."
O an...
arkadan bir ses geldi.
"Soğuk bir başlangıç için fazla hızlı konuşuyorsun."
Cenk başını kaldırdı.
Deniz.
Kapının arkasında duruyordu.
Gözleri direkt Cenk'teydi.
Ve bu sefer...
saklamıyordu.
Pamira araya girdi.
"Deniz-"
Ama Deniz durmadı.
"Kim olduğunu söyle."
Cenk hafifçe gülümsedi.
"Sen söyle önce."
İkisi arasında bir sessizlik oldu.
Ama bu sessizlik...
tehlikeliydi.
Pamira panikledi.
"Yeter!"
İkisi de ona baktı.
Pamira'nın gözleri dolmuştu.
"Ben artık... bunu kaldıramıyorum."
Sesi titriyordu.
"Biriniz geçmişim... biriniz şu anım..."
Deniz'in bakışları değişti.
Cenk ise ilk kez ciddileşti.
Pamira devam etti:
"Ben hangisinin gerçek olduğunu bilmiyorum."
Sessizlik.
Ağır.
Ezici.
Cenk yavaşça konuştu.
"Gerçek... her zaman hoşuna giden şey değildir."
Deniz hemen karşılık verdi.
"Ve her zaman görünen şey de değildir."
Pamira başını tuttu.
"Yeter..."
Tam o anda...
Pamira'nın başı dönmeye başladı.
Görüntü bulanıklaştı.
Sesler yankılandı.
"Pamira?"
"Pamira!"
İkisi de ona doğru koştu.
Ama Pamira artık onları net göremiyordu.
Sadece...
iki farklı dünya.
İki farklı his.
Ve ortasında kendisi.
Bir anda her şey karardı.
Pamira kendini sahilde buldu.
Ama burası... gerçek değildi.
Deniz vardı.
Ama daha solgundu.
Cenk vardı.
Ama daha uzak.
Ve arkada...
karanlık bir şey.
Loy.
Ses fısıldadı:
"Seçim yap."
Pamira başını salladı.
"Hayır..."
"İkisini de seçemezsin."
Kalbi sıkıştı.
"Ben seçmek istemiyorum..."
"Zorundasın."
Pamira çığlık atarak gözlerini açtı.
Nefes nefeseydi.
Odasındaydı.
Ama yalnız değildi.
Deniz bir yanında.
Cenk diğer yanında.
İkisi de ona bakıyordu.
Ve ilk kez...
Pamira şunu fark etti:
İkisi de gerçekti.
Ama aynı dünyaya ait değillerdi.
Deniz yavaşça geri çekildi.
Gözleri Pamira'dan ayrılmadı.
"Onu seçersen..."
Cümleyi tamamlamadı.
Ama gerek de yoktu.
Pamira'nın kalbi kırıldı.
Cenk sessizce konuştu.
"Ben senden bir şey istemiyorum."
Pamira ona baktı.
"Yalan."
Cenk hafifçe gülümsedi.
"Tamam... belki biraz."
Pamira gözlerini kapattı.
İçinde bir savaş vardı.
Ve bu savaş...
yeni başlıyordu.