İçeriğe geç

Rüya Hırsızı

Bölüm 6 · 5 dk okuma

Rüya Hırsızı

Bölüm 6

Bölüm 6

Aynanın yüzeyi, bir gölün durgun suları gibi değil, boğulmak üzere olan birinin son nefesi gibi titriyordu. İçerideki karanlık, Lara’nın parmak uçlarına kadar ulaşıyor, onu kendi yansımasının ötesine, ışığın ve zamanın bittiği o tekinsiz boşluğa çekiyordu. Lara’nın gözleri, kendi suretinin gözleriyle birleştiğinde, yansımasındaki kadının dudaklarında çarpık, zafer dolu bir gülümseme belirdi. Bu o değildi. Bu, hafızasının en derin dehlizlerinde saklanan o kanlı gecenin sahibiydi.

"Bırak onu, Lara."

Yaman’ın sesi, odanın havasını bir bıçak gibi kesti. Sesi soğuktu ama içinde, bir adamın uçurumun kenarında dengesini kaybederken duyduğu o çaresiz titreme vardı. Yaman, birkaç adımda aralarındaki mesafeyi kapattı. Elini Lara’nın omzuna attığında, cildinde yayılan ürperti sadece soğuktan değildi. Yaman’ın avucunun sıcaklığı, Lara’nın damarlarındaki buzla çarpışınca ortaya çıkan gerilim, odada bir statik elektrik gibi cızırdayarak havayı ağırlaştırdı.

Lara, başını çevirip Yaman’a baktı. Gözleri, içinde bulunduğu transın etkisiyle pusluydu. "Beni geri çekmeye mi çalışıyorsun, Yaman?" diye fısıldadı sesi titreyerek. "Yoksa ait olduğum yeri görmemden mi korkuyorsun?"

Yaman’ın parmakları Lara’nın omzunu daha sıkı kavradı, sanki onu fiziksel olarak bu dünyada tutmaya çalışıyordu. Adamın yüzündeki kaslar gerilmiş, çenesi belirginleşmişti. "Oraya girersen, geri çıkamazsın," dedi Yaman, sesi neredeyse bir hırıltı kadar derinden geliyordu. "Benim bile yolumu kaybettiğim bir labirent o. Zihninin derinliklerinde gömdüğün o anılar, senin sandığın gibi sadece hatıra değil. Onlar birer zincir."

Lara, aynadan gözlerini ayırmadan güldü. Acı, alaycı ve kırık bir gülüş. "Peki ya o zincirleri tutan eller? Onlar kimin elleri, Yaman? Benimkiler mi, yoksa senin mi?"

Yaman’ın göz bebekleri, odadaki düşük ışıkta siyah birer kuyuya dönüştü. Lara’nın yansıması, aynanın içinden elini uzatıp Lara’nın yanağına dokunmaya çalıştığında, Yaman aniden öne atıldı. Tek bir hamleyle aynanın üzerindeki o puslu, dalgalanan yüzeyi elinin tersiyle kapattı. Oda bir anda sessizliğe gömüldü. Aynanın yüzeyi artık sıradan, soğuk bir camdan ibaretti. Sadece ikisinin silüeti vardı artık orada.

Yaman, Lara’yı kendine doğru çevirdi. Aralarındaki mesafe o kadar azdı ki, Yaman’ın düzensiz nefes alışverişi Lara’nın dudaklarına çarpıyordu. Aralarındaki çekim, odadaki tüm oksijeni emiyor, gerilimi katlanılmaz kılıyordu. Yaman’ın gözleri Lara’nınkilerin üzerinde bir avcı gibi dolaştı. Bu, sadece bir koruma içgüdüsü değildi; bu, sahip olduğu bir şeyi kaybetme korkusuydu.

"Seni korumak için ne kadar ileri gidebileceğimi biliyorsun," dedi Yaman, sesi tehditkar olduğu kadar arzulu da tınlıyordu. "Ama o sınırları zorluyorsun, Lara. Hafızanın kilitlerini tek tek açmak, kendi infazını imzalamak demek."

"O zaman beni öldür," dedi Lara, bir meydan okuma gibi. "Hafızamı silmekle kalma, beni tamamen bitir. Eğer gerçek bu kadar korkunçsa, neden hala buradasın? Neden beni o aynadan çekip çıkardın? Neden yanımda kalıp bu oyunun bir parçası olmayı seçtin?"

Yaman, Lara’nın saçlarının bir tutamını parmaklarının arasına doladı. Dokunuşu sert ama tuhaf bir şekilde şefkatliydi. "Çünkü," diye fısıldadı Yaman, yüzünü Lara’nın kulağına iyice yaklaştırarak. "Senin acın, benim tek gerçekliğim oldu. Ben senin kabuslarının bekçisiyim. Sen o karanlığa düşersen, ben de seninle düşerim. Ve inan bana, Lara, cehennemde yalnız kalmak istemezsin."

Lara, Yaman’ın gözlerinin en derinlerine baktı. Orada gördüğü şey sadece karanlık değildi; orada büyük bir pişmanlık ve bastırılmış bir sadakat vardı. Yaman’ın gizlediği şey, sadece geçmişin ayrıntıları değil, kendisiyle olan bağlantısıydı. Lara, elini yavaşça Yaman’ın göğsüne koydu. Adamın kalp atışları düzensiz ve hızlıydı; tıpkı kendi kalbi gibi.

"O gece," dedi Lara, sesi bir fısıltıdan halliceydi. "O gece, sadece ben yoktum. Sen de oradaydın, değil mi?"

Yaman’ın duruşu bir anlığına sarsıldı. İfadesi donuklaştı. "Çok fazla soru soruyorsun."

"Cevapları biliyorsun," diye diretti Lara, parmaklarını Yaman’ın gömleğinin yakasına gömerek. "Sadece itiraf etmekten korkuyorsun. Benim rüyalarımın hırsızı sensin, Yaman. Sen benim parçalarımı çaldın, sonra da beni o parçalara hasret bıraktın."

Yaman, Lara’nın belinden tutarak onu kendine daha sıkı çekti. Şimdi bedenleri birbirine mühürlenmiş gibiydi. Yaman’ın dudakları Lara’nın dudaklarına santimler kala durdu. "Belki de," dedi Yaman, gözlerinde tehlikeli bir ışıltıyla. "Belki de onları geri almanın tek yolu, tekrar o anın içine girmektir. Ama bu sefer, seni kurtarmayacağım. Seni, kendimle birlikte o karanlığın dibine çekeceğim."

Lara, bu sözlerin ağırlığıyla sarsıldı ama geri çekilmedi. Aksine, Yaman’ın dudaklarına bir santim daha yaklaştı. Aralarındaki gerilim, patlamak üzere olan bir volkan gibiydi. Tam o sırada, odanın içindeki aynadan, bu kez ikisinin de duyabileceği kadar net, boğuk bir ses yükseldi. Sanki camın arkasında binlerce kişi aynı anda bir isim fısıldıyordu.

Yaman hızla arkasına döndü ama oda boştu. Sadece aynadaki görüntüleri değişmişti. Aynadaki Yaman’ın elleri, Lara’nın boğazındaydı.

Yaman, aynadaki yansımasına bakarken dehşetle donup kaldı. "Bu mümkün değil..." dedi şaşkınlıkla. "Kilit hâlâ aktif olmalıydı."

Lara, arkasındaki aynaya baktığında kendi yansımasının orada olmadığını, sadece Yaman’ın yansımasının boşlukta ellerini sıktığını gördü. Sonra, odanın kapısı, sanki dışarıdan biri tarafından zorlanıyormuş gibi gürültüyle sarsılmaya başladı. Kapının ardındaki gölgeler, içeriye sızmaya çalışıyordu.

Yaman, elini Lara’nın eline geçirdi. "Kapat gözlerini," diye bağırdı. "Ne görürsen gör, ne duyarsan duy, ellerimi bırakma! Eğer bırakırsan, gerçeklikten koparsın."

Ama Lara, Yaman’ı dinlemedi. Gözlerini kocaman açtı. Aynadaki o ellerin, aslında Yaman’ın gerçek elleri olduğunu fark ettiği an, her şey bir cam kırığı gibi dağılmaya başladı. Aynadan gelen ses, bir çığlığa dönüştü. Odanın kapısı patlayarak açıldı ve içeriye, ne insan ne de gölge olan, o kanlı gecenin hatıralarından sızan figürler doluştu.

Yaman, Lara’yı korumak için önüne siper oldu ama tam o sırada Lara, Yaman’ın cebinden düşen, o geceye ait olan metalik bir parçayı yerde gördü. Bu, bir anahtardı. Ama sıradan bir anahtar değildi; üzerinde kan lekesi kurumuş, eski bir ev anahtarıydı.

Lara eğilip anahtarı aldığı an, tüm oda bir anda sessizleşti. Gölgeler durdu. Yaman, donup kalmıştı.

Lara anahtarı tutarken, zihninde o kanlı gecenin ilk net görüntüsü bir şimşek gibi çaktı: Yaman, elinde aynı anahtarla, evin kapısını içeriden kilitliyordu.

"Sen," dedi Lara, sesi titreyerek. "Sen beni kurtarmadın. Sen beni içeride tuttun."

Yaman, anahtarı Lara’nın elinde görünce, tüm o koruyucu maskesi düştü. Yüzünde, daha önce hiç görmediği bir ifade vardı: Çaresiz bir itirafın soğukluğu.

"Senin için yaptım," diye fısıldadı Yaman, elleri havada asılı kalarak.

Tam o sırada, aynanın içinden, yansımasındaki o karanlık figür, Lara’nın elindeki anahtarı çekip aldı ve aynanın içine geri çekildi. Oda, gerçekliğin parçalandığı o korkunç sessizliğe geri döndü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.